Transcription
Selamünaleyküm. Evet, hayırlı günler diliyoruz. İnsanlık yararına işler yapanlara selam olsun. Bu akşamki programımızda infak, fakir, miskin, infak, zekat arasındaki farklar bir konu olacak. Kur'an'da geçtiği kadarıyla, anladığımız kadarıyla zina. Şimdi buyur Ali hocam.
Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Kur'an'da bulunan fakir ve miskin sistemi. Yani fakir hangi anlama geliyor, miskin hangi anlama geliyor? Kelimeler Kur'an'da nasıl kullanılmış? Bütün kavramlar gibi Kur'an'da bulunan fakir ve miskin kavramları da maalesef din adamları tarafından takrip edilmiştir. Kur'an'ın bağlam ve bütünlüğüne gittiğimizde fakir ve miskin kelimelerinin şu şekilde bir anlam kazandıklarını görüyoruz.
Sayın hocam, fakir Kur'an'da nasıl geçiyor? Fakir kelimesinin hangi anlama geldiğini en güzel gösteren ayet Kasas Suresi 24. ayettir. Kasas Suresi 24. ayet, Musa Aleyhisselam'ın durumunu haber veren ayetin metni şöyledir: "Rabbi inni enzel..." Musa Aleyhisselam Mısır'da gençlik yıllarında birisini öldürdükten sonra Mısır'dan ayrılmak zorunda kalıyor. Medyen'e gidiyor. Medyen'de bir yerde otururken zor durumda olan iki kız çocuğuna yardım ediyor, onlara su veriyor. Yardım ettikten sonra Yüce Allah buyurur ki: "Onlara su verdi. Sonra gölgeye çekildi, dedi ki: 'Ey Rabbim, senin bana indireceğin hayra fakirim' dedi." "Rabbi inni enzel..." "Ey Rabbim, senin bana indireceğin hayra fakirim" dedi. Ayetten anladığımız, fakir vatanından uzak düşmüş. Çünkü Musa Aleyhisselam Mısır'dan Medyen'e gelmiş. Vatanından uzak, garip, yabancı, tanınmayan, bilinmeyen, hiçbir şeyi olmayan kişi anlamına geldiğini görüyoruz. Musa Aleyhisselam Mısır'da birisini öldürüyor, geliyor kız çocuklara yardım ettikten sonra fakir olduğunu söyledi. Allah'ın kendisine indirmiş olacağı, indireceği her hayra fakir olduğunu söyledi. Demek ki fakir hangi anlama geliyor? Vatanından uzakta, garip, bilinmeyen, tanınmayan kişilere Kur'an fakir diyor. Tabii ileride hocam bunların detaylarını anlatacağız. Birçok ayette bunun sistemini göreceğiz.
Evet, zaten tabii hayvanların sulama yaptı. Tabii orayı kelime eksik kaldı. Orada hayvanları suladı. Yani kızlar, kızların hayvanlarını sulama, sulama yaptı. Yani diyelim. Evet. Fakir, fakir daha detaylı tersinden de şey edebiliriz. Yani bölgemize gelen, hakkında bilgimiz olmayan, ilk defa tanıştığımız veya karşılaştığımız kişi diyebiliriz. Yani geçmişinden haberimiz yok, hakkında da bilgimiz yok. Ona fakir diyebiliriz. Evet. Yani durumu olmayanlar için söylüyoruz tabii.
Evet, buyur hocam. İşte bu yüzden infak yapılacak kişiler arasında fakir yer almamıştır. Hocam, çok ilginç. Kur'an'da infakın kimlere yapılacağı, sadakaların kimlere olduğu ile alakalı Kur'an'da ayetler var. Mesela infak edilecek kişiler arasında fakir yer almıyor. Yüce Allah buyurur ki: "Neye, kime infak edeceklerini soruyorlar. İnfak edeceğiniz herhangi bir hayır, felil valideyn, felil valideyn, ana baba..." Çok ilginçtir. Burada bir şey söylemek istiyorum. Ehli sünnet mezhebinde çok ilginçtir. Ana baba... Ehli sünnet dininde desen daha doğruydu. Evet. Ehli sünnet dininde, mezhebinde her neyse, ana babaya, akrabalara zekat verilmez. Bak burada hocam, infak edilecek kişiler sayılırken bir madde, Yüce Allah bir maddeyi ana babaya ayırmış, akrabalara, yetimlere, miskinlere ve ibnil sebîl, yol çocuklarına. İnfak. Demek ki hocam, Kur'an'da infak edilecek kişiler beş tane maddedir. İnfak yapılacak kişiler: ana baba, akrabalar, yetimler, miskinler ve sokak çocuklarıdır. Yani halk dilinde zekat verilecek kişilerdir. Yani bunlar. Yani kelimeye iyi dikkat edin. Zekat verilecek ilk kişi ana babadır ve akrabalardır. Bugün şimdi hocam şöyle bir şey söyleyeyim. Yani zekat, zekat aslında verilen bir şey değildir. Yani zekat verilen bir şey değil. Halk dilindeki zekat, halk nazarında tabii. Halk nazarında. Evet. Halk nazarında zekat da açıklayacağız. Zekatın anlamı ne olduğunu açıklayacağız. Yani zekat dediğimiz şey infaktır. Kur'an'dan anlatılana göre infaktır. Yani ilk ana babaya verilecek. Ama bu milleti ana babasına iyilik yapmaktan alıkoydular. Evet. Yani şöyle bir şey söyleyeyim. Kur'an'da hayır olacak, verilecek olan şey infak ve sadakalar. Zekat esasında Kur'an'ın dininde, Kur'an'ın dilinde ve dininde zekat asla verilecek bir şey değildir. Tabii bunun detaylarını şimdi göreceğiz ayetlerde. Evet. Ayette bu... Bakara Suresi zannediyorum 215. ayet. Ayet numarasını yazmamışım. Bakara Suresi'nin bu 215. ayetinde.
O demin söylediğin ayet 215. Evet, evet. Fakirin yer almamasının sebebi neden bu ayette infak ediciler, edilecekler arasında fakir sayılmamış? Çok ilginç. İnfak edilecekler arasında fakir yok. Evet. Ya bunda çok ilginç, tuhaf bir şey değil mi? Çünkü sebebi var. Sebebi var. Çünkü, çünkü sebebi var. Kur'an hocam sistemli bir kitaptır. Kur'an'ın bir usulü var, bir sistemi var, bir hikmeti var. Bağlam ve bütünlüğü var. Yani yıldızların, gezegenlerin konumu gibi Kur'an'daki ayetlerin, kelimelerin belli bir düzeni, bir konumu, bir sistemi vardır. Ayette fakirin yer almamasının sebebi, infak yapacak kişiler tarafından bilinmemesi kaynaklı. Fakir ne demiştik hocam? Musa Aleyhisselam'ın kıssasında fakir, garip, tanınmayan, bilinmeyen, vatanından uzak kimseler. Kur'an fakir dediğinden dolayı, infak verilecek kişiler arasında Allah fakiri saymamış. Çünkü infak bireysel olarak yapılan bir şeydir, planlı, programlı, bireysel olarak yapılan bir şey olduğundan dolayı ve insanlar, insanlar fakiri de hakkıyla bilemeyeceklerinden dolayı Allah infak yapılacak kişiler arasında fakiri saymamış. Evet. Çünkü fakirin tam olarak kimliğini ortaya çıkaracak olan sivil insanlar değil, devlettir. İnsanlar kimin garip, yabancı ve fakir olduğunu hakkıyla bilemezler. İşte bundan dolayı bireysel olarak yapılan infakın içinde fakirler bulunmamaktadır. Fakat kurumsal olarak yapılan sadakaların... Hocam, çok ilginç. Kur'an'ın mükemmelliğine, Kur'an'ın muhteşemliğine, Kur'an'ın sistemine, yani Allah tarafından 1400 sene önce Mekke ve Medine coğrafyasında bu kitabın Allah tarafından indirildiğini gösteren en büyük delil, Kur'an'da kullanılan kavramlardır. Evet, muhteşem bir şey. Tabii kavramları yeri yerine oturtursak, tabii üzerinde düşünüyoruz, üzerinde emek sarf ediyoruz. Allah da bize Kur'an'ın anlaşılmasının kapılarını ve pencerelerini açıyor. Evet. Bugün yani bu manalara varmamızın sebebi gitmemiz, Allah'ın bunların manasını bize açmasının sebebi metne gitmemiz, metinden faydalanmamız, üzerinde düşünmemiz, tefekkür etmemiz, tezekkür etmemiz dolayı yüce Allah'a sonsuz hamd olsun. Evet. İşte bundan dolayı bireysel olarak yapılan infakın içinde fakirler bulunmamaktadır. Fakat kurumsal olarak yapılan sadakaların en başında fakirler yer almaktadır.
B Hocam, şimdi geldik. Ev, sadakalar. Çok şey söylemek istiyorum. Buyur. Tövbe Suresi 60. Evet, Tövbe Suresi, Tövbe Suresi 60. Ayet çok ilginç. Burada "innemas sadakatu..." Allah sadakalar dediği halde, parantez içinde sadakaların, infakın, sadakanın hangi anlama geldiğini bilmediklerinden dolayı parantez içinde zekat yazarlar. Yahu, siz Allah'a din mi öğretiyorsunuz? Siz Allah'a din öğretiyorsunuz kardeşim. Allah'tan korkun. Allah burada sadaka, sadakalar demiş. Siz parantez içinde Allah'a din öğretiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Ya Allah'ım, sen bilmedin, bu zekat olacak." Şimdi neden kaynaklanıyor? 26 tane ayette "ve ve zekatı", "zekatı verin" olarak çevirdikleri mec. Burada zekatı verilen bir şey yaptılar. Araştır, Kur'an-ı Kerim'de bakalım zekat verilen bir şey midir? Zekat malla ilgili yoksa arınma anlamına mı geliyor? Arınma anlamına mı geliyor? Göreceğiz. Ayetlerde. Şimdi göreceğiz. Göreceğiz. Evet, buyur hocam.
Şimdi hocam, Tevbe Suresi'nin 60. ayetini okuyorum. "Şüphesiz ki sadakalar..." Lil... Hocam, bir madde fakirler. Fakirler. Evet. Neden fakirler? Sadakalar kurumsal bir yapı olduğundan dolayı, devlet tarafından icra edildiğinden dolayı, bir havuz, sadaka havuzu oluşturulacağı dolayı, devlet kimin fakir olduğunu bilir, onun şeyleri vardı, gönderiyor. Hatta bugün bile Sosyal Yardımlaşma Kurumu'nda müfettişleri gönderiyor, aileyi inceliyor, araştırıyor, ondan sonra onlara yardım ediyor. Şimdi o, bu, bunları konuşurken o zaman... Şey geldi aklıma. Bakara Suresi 238, 29'da geldi aklıma. Salavatlar, orta salavata. Orayı bulmamız gerekiyor. Tabii, tabii. Şimdi evet, yaklaşıyoruz artık. Salavatlar, salavatlar yani tamam mı? Evet. Yani kalbi iman ve İslam'la kuvvetlendirmek istenen müellefe-i kulûb için, ve özgürlüğü için mücadele edenlerin, borçluların, ve ibnil sebîl, Allah yolunda olanlara, sokak çocuklarına. İnfak. Beş kişiye yapılması gereken bir hayır. En sadakalar kurumsal olarak yapılan hayır. Yani sadaka havuzu sekiz kişiye yapılacaktır, yapılmaktadır. Sadakanın kurumsal olduğunu ayetin içinde bulunan hocam, çok enteresan. Hiç kimse düşünmemiş. Burada Allah sadakalar diyor, sekiz tane madde var. Sekiz tane sınıf insan var. Üzerinde çalışanlar. Kimse kafa yormamış. Ya üzerinde çalışan nedir? Onları toplayan, işte paraları toplayanlar. Yani o personel. Yani onun personeli. Yani hayır. Bunun bir, bunun bir kurumsal yapı olduğunu, bir havuz olduğunu. Yani bu özel durumlar, özel durumlar için, yangın için, bir deprem için, ne bileyim bir sel afeti için. Aynı hocam. Yani sadakalar dediğimiz zaman, sadaka dediğimiz zaman, sadakalar aynen Kızılay, AFAD gibi kuruluşlardır, kurumlardır. Zaten şu anda uygulamada var. Zaten bunlar ama isimleriyle oraya gidemiyor insanlar. Yani isimlerini kaydırmış. Şu anda o tip kurumlar var. İster devlet tarafından, ister şahıslar, gruplar tarafından kurulmuş. Selavat kurumları dediğimiz kurumlar var zaten. Yani şu anda ortada. Bunu dediği gibi çalışan memurlar içinde olduğu anlaşılıyor. Onlara da verilmesi gerekiyor. Oradan. Yani bugün maaş alıyorlar. İçlerinden. Neticede geçimlerini de onlardan sağlamak gerekiyor. Mesela yol, sokak soluklarını, yolun solukları olarak tercüme ediyorlar. Mesela sokak çocukları onlar. Mesela oradaki. Evet, evet. Üzerinde çalışanlar ve fakirlerden dolayıdır. Fakirlerden dolayıdır. Çünkü sadaka acil durumlar için oluşturulacak havuz anlamına gelmektedir. İnşallah biraz sonra bu konuyu ele alacağız. Demek ki fakir yur... Çünkü sadaka acil durumlar için oluşturulacak havuz anlamına gelmektedir. İnşallah biraz sonra bu konuyu ele alacağız. Demek ki fakir, yurdundan uzak olan, tanınmayan ve bilinmeyen kişiler anlamına gelmektedir.
Miskin. Şimdi geldik. Miskin hangi anlama geliyor? Miskin, işi ve oturacak evi olmasına rağmen geliri giderini karşılamayan, eve bağlı, yatalak, kronik bir hastalığı olan kişilere denir. Miskinin kimliğini en güzel açıklayan ayet Kehf Suresi 79. ayetidir. Kehf Suresi 79. ayetidir. Yüce Allah bu ayette şöyle buyuruyor: "Emmes sefinet..." "Emmes sefinet gemiye gelince, ket mesine birkaç miskin indelfahri denizde çalışan birkaç miskin ind..." Demek ki miskinlerin gemileri var ama gelirleri giderlerini karşılamıyor. Miskin, hem geliri giderini karşılamayan hem de herkes tarafından tanınan ve bilinen kişiler anlamında kullanmıştır. Bunu onlarca ayetten anlamak mümkündür. Mesela hocam, çok ilginç. Kur'an'da yemek yedirme hakkını verme, fidyeler ve kefaretler miskinler bağlamında kullanmıştır. Kur'an'da yemek yedirme hakkını verme, fidyeler ve kefaretler hiçbir ayette fakir bağlamında geçmez. Burada birkaç tane örnek vermek istiyorum ama kısa cümleler okuyacağım. Dolayısıyla ayetlerin numaralarını vermeyeceğim. Kur'an'dan böyle bir 10 ayet. Yani çok ilginç. Tamamının da mün geçer. Evet. Tabii. Neden mesela hakkını verme, yemek yedirme, fidyeler, kefaretler fakir bağlamında değil de miskin bağlamında geçer? Mesela miskin... Hocam, dikkat edilirse hep miskin gelir. Evet. Çünkü fakir meyyal, miskin ise yeri yurdu belli olan birinin arkadaşı, komşusu, arkadaşı olan kişidir. Arkadaşı olan kişidir. Yani programlı verilen kefaretler ve bu... Daimi şeyler. Tanıdığı birine vermesi gerekiyor ve tanıdığı işin altından çıkamayan, yükü ağır olan, işte sanığı birine... E vermesi gerekiyor. Keffar. Hocam, şimdi şöyle söyleyeyim. Şimdi diyelim ki, neden hakkını verme, kefaretler, fidyeler, sadakalar miskin bağlamında geçer de fakir bağlamında geçmez? Fakir tanınmayan, bilinmeyen, garip, yurdundan uzakta, yabancı insanlar için Kur'an kullanıyor. Ama miskin, miskin birinin arkadaşıdır, ahbabıdır, komşusudur, dostudur. Dolayısıyla evi ve yurdu belli olan, mesela diyelim yemek yedirecek, içinden geçtiği bir, birisine yemek yedirecek. İşte Kur'an ona miskin diyor. Tanıyor, biliniyor. Hemen telefon ediyor, gel diyor, falan yere gidip bir yemek yiyeceğiz. Diyelim ki bir fidye olayı oldu. Bir fidye olayı oldu. Bir kefaret olayı oldu. Hemen miskin bulma, o fidyeyi ve kefareti verme imkanı var. Ama fakir için böyle bir şey yoktur. Fakir bir anda insanın karşısına çıkar. Ama miskin insanın zihninde, benliğinde... Olan kişidir. Miskin tanınıyor, biliniyor. Bu yüzden onlarca ayette, onlarca ayette hakkını verme, hakkını verme, yemek yedirme, kefaretler, fidyeler hep miskin, miskin, miskin, mesakin der. Yani arkadaşlar, Hasenat programında miskin kelimesini yazdıkları zaman veyahut da mesakin kelimesini yazdıkları zaman bu sistemi, bu hikmeti göreceklerdir. İlginç bir şey yani. Şimdi bunları Kur'an'da seviler de fakire de miskine de yoksul diye bak bulursunuz. Yani ikisine de yoksul diye çevirmişler. Ama bu kavramlar işte dejenere edilmiş oluyor. Ayrıntılar kaybolmuş oluyor. Yani ikisine de yokl dediği zaman uymuyor yani işler. Biz hepsine bakıyoruz tabii. Öyle... Çeviriler var ki, beş Arapçada ayrı kullanılan kelimeye tek anlam verilmiş Türkçede. Mesela bunlar doğru şeyler olmuyor hocam. Aslında, aslında tabii Arapça metne, yani Arapça kelimelere, yani bir zorunlu olarak, zorunlu olarak Türkçe meal verilmek zorundadır. Ama işte fakir ve miskin kavramları gibi kavramlara aynı dediğiniz gibi yoksul, muhtaç verildiği zaman Kur'an'da bulunan fakir ve miskin sistemi dejenere oluyor, bozuluyor. Bu sefer fakirin ve miskinin hangi anlama geldiğini bilemiyoruz. Daha ileride de bunun değişik kavramlarda da daha alasını göreceğiz. Evet. Yani evet.
Şimdi hocam şeye geldik. Zekat, sadaka ve infak ne demektir? Zekat, sadaka ve infak hangi anlama geliyor? Kur'an'ın bağlam ve bütünlüğüne baktığımızda infak ve sadakanın maldan verilen bir hayır, zekatın ise arınma anlamına geldiğini görüyoruz. Bu kesin. Kuran'ın kesin hükmü, kesin kararı, kesinlikle böyledir. Geleneksel anlamıyla, anlamıyla, yani ehli sünnette var olan zekat diye bir şey yoktur. Öyle zekat verilecek o kadar hayvandan olacak, işte sığırdan olacak, altından olacak, işte hububattan olacak, bilmem... Hepsi yalan, hepsi hepsi palavra. Bu Fatır Suresi'nde bir ayet vardı, 14'te mi, 15'te mi? Aldın mı yanına onu sen? Zekatın ne anlama? Hatırda mıydı? Zekatın anlamını veriyordu. Suresi 39. ayet. Onu kaydetmişim. O muydu? O ayet? Evet hocam, Rum Suresi 39. ayet. Tamam. Kur'an'ın hiçbir ayeti böyle bir zekatı onaylamaz. Kur'an'ın hiçbir ayeti böyle bir zekatı onaylamaz. Allah'ın izniyle ayetler ışığında bunu bütün açıklığıyla göreceğiz. Şimdi bir iki ayet vermek istiyorum, yani zekatın arınma anlamına geldiğine dair. Hı hı. Bu ayet, Tevbe Suresi 103. ayeti okuyorum. "Emvalihim sadaka..." Al. Sadaka al. Burada özel bir durum ortaya çıktı hocam. Sadakalar özel durumlar için olan bir şeydir. Özel durumlar. Sel olur, afet olur, deprem olur, yangın olur, muhtaç olur, sokak çocuğu olur. Ama yine kamuya alıyor. Yani... Tabii sadakayı kamuya alıyor. Kamuya. Hocam, burada, burada özel bir durum var hocam. Burada özel bir durum var. Bu tabii bu ayetin bağlam bütünlüğüne geleceğiz ileride. Bu ayetin hangi anlama geldiğini tam olarak göreceğiz. Tamam. Şimdi bu Tevbe Suresi 103. ayeti okuyorum. "Onların mallarından al sadaka al, onları temizlersin, temizlesin ve arındırın onunla onları arındırın. Ve Salli aleyhim..." Nebi Aleyhisselam diyor ki: "Onlar için salat et. Senin salatın onlar için bir huzurdur, bir sekine, bir ferahdır. Allah işitendir, bilendir." "Onların mallarından sadaka al. Bu sadakayla onları nifaktan temizlersin, onları arındırıp yücelsin ve onlara salat et. Çünkü senin salatın onlar için bir sükunet ve huzurdur." Konu ile ilgili diğer bir ayet hocam şöyledir. Yukarıdaki ayette ne vardı hocam? Burada da Yüce Allah der ki: "Nefsini arındıran kurtulmuştur." "Nefsini arındıran kurtulmuştur." Şems 9. ayet. Aşağıdaki ayetler vahyin arındırma özelliğine dikkat çekiyor. Yüce Allah der ki hocam: "Musa'nın haberi sana geldi mi? Mibi ona kutsal vadi, kutsal vadisinde seslenmişti. Fir, git. O azgını arınmayı, arınmayı, arınmayı ve seni Rabbinin yoluna iletmemi ister misin? Böylece Allah'a karşı saygılı olursun." Naziat 15, 16, 17, 18. Yani Musa Aleyhisselam'a Musa Aleyhisselam firavuna gittiğinde Allah ona diyor ki: "Git o firavuna söyle, arınmaya niyeti var mı?" Yani "tezekka" kelimesiyle geçiyor, arınma olarak. Biz bunları kendimiz uydurmuyoruz. Kur'an'da herkes incelesin. Tamamı incelenmiş ayetler. Ali Ozaman, bunların üzerine saatlerce, günlerde konuştuğumuz şeylerdir bunlar. Yani "tezekka" veya "zekat" kelimesinin tamamı arınmaktır. Siz de Kur'an'dan bunları karşılaştırabilirsiniz. Ama ne yazık ki bu salatla beraber gelen zekatlar, "zekatı verin" diye çevirmişler. Evet hocam, şöyle çevirmeler sebebi şu: "zekat verin" anlamına gelir ve "veek". Ama ben, ben kıraat üzerinde geniş araştırma yapmış birisi olarak diyorum ki, bir kıraat kazasına uğramış ve şimdi onunla alakalı bir ayeti hocam ortaya koyacağız. İnşallah. Kur'an-ı Kerim'i ev... Yani elifin, elifin üstü, üstündeki şey değiştiği zaman "ve zekate" olur, "ve arınmaya gelin" olur. Yani "zekatı verin" olmaz. Yani "arınmayı verin" olmaz. "Arınmaya gelin" olur. Yani neticede bir harf şeyi. Biz... Pastan getirdiğimiz Kur'an'da mı buluyorsun onu hocam? Tabii kıraat ilminde var hocam. Ben kıraat ilminde bunun olduğunu söylemiyorum. Yani kıraat ilminde ve "veek" ve "veyi" görmedim. Ama ben kıraat ilminde bir kazaya uğradığına ben inanıyorum. Çünkü şimdi şöyle hocam, şöyle söyleyeyim. Neden "ve zekate" olmaz? Neden zekat verilen bir şey değildir? "Ve zekir", "zekata gelin", "arınmaya gelin"ir. Çünkü, çünkü aslında hocam ileride bunu gelecek. İleride bunu açıklayacağım. Ben... Tamam. Bunu içeride ileride açıklayacağım. Bu kadar yetinelim. Yani bu konu üzerind çok saatlerce şey edilmiş, ayetler üzerinde çalışılmış. Y... Ama yok. Ama ama zekatı bu konuyu madem girdik, zekatın neden verilen bir şey olmadığını açıklamak zorundayız. Evet. Bunu infak ve sadakaya giderek e zekatın verilen bir şey olmadığını açıklamak zorundayız. İnfak ve sadaka maddi güç, akıl ve ilmi birikimi olanların bu maddi imkan ve ilimleriyle Kur'an'ın ortaya koyduğu ilkeler ve emirler doğrultusunda dinde sadakatlerini ve imanda samimiyetlerini gösterme açısından bir arınma bedeli ve kötülüklerden temizlenme karşılığı olarak yerine getirilmesi gereken önemli bir ibadettir. Demek ki infak ve sadaka budur ve arınmak için malını hayra veren takva ve bilinç sahibi ateşten uzak tutulur, yani kurtulur. Le 17, 18. Malını verir, arınır. Arınır. Hem kendisini hem yani imanını hem kendisini hem de in malını da arındırır. Malını da arındırmış olur. Evet.
Şimdi sadaka ve zekatın, sadaka ve zekatın Kur'an'da hangi açık olarak gösteren Tevbe Suresi 103. ayetin bağlam ve bütünlüğüne bir bakalım. Şimdi hocam, bu Tevbe Suresi 103. ayeti 101'den alacağım. Bağlam 101'den. [Müzik] "Çevrenizdeki bedeviler bir takım münafıklar vardır ve Medine ve Medine halkından da bir takım münafıklar vardır ki nifakta yani münafıklıkta uzman olmuşlardır. Sen onları bilmezsin, ey Nebi, sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba iletilecekler." Şimdi hocam, 1. ayette Medine'deki münafıklara anlatıyor. Şimdi gelen 12. ayette Yüce Allah der ki: "Diğer bir grup da günahlarını itiraf ettiler. Salih, güzel ameli ve kötü amele karıştırmışlardır. Umulur ki Allah onların tövbelerini kabul eder." Dedikten sonra Yüce Allah der ki: "Onların mallarından sadaka al." Şimdi bu onlarında mallarına sadaka aldığı zaman, burada hem özel bir durum ortaya çıkıyor hem de bu sadaka onlara ne yapıyormuş? Zekatın hangi anlama geldiğini şimdi göreceğiz. "Sadakaten onların mallarından sadaka al. Yani o nifakla iman arasında kalanların mallarından sadaka al. Onların nifaktan, küfürden, münafıklıktan temizlesin ve tamamen onları arındırın. O sadaka onları arındıracak ve Salli aleyhim, ey Nebi, onlara salat et. Onlara salat et." Burada salatın bu ayetteki salatın hangi anlama geldiğini şimdi söyleyeceğiz. "Ve aleyhim..." [Müzik] "İnneh senin salatın onlar için bir sekine'dir, bir huzurdur. Vallahu semi'un alim." Yani ey Nebi, nifak belasından tam olarak temizlemek için pişman olduktan sonra kalplerini rahat etmesi ve gönüllerinin huzur bulması açısından, yani imana gönüllü ve samimi olduklarını ortaya koymak adına onlardan sadaka alarak arındırırsın. Kur'an'da geçen bundan da hocam, yani Kur'an'da geçen bütün zekat kavramlarını inceleme altına aldık. Kur'an'da geçen bütün zekat kavramları anlamına gelmektedir. Bu kesin. Ama neden böyle olduğunu biraz sonra göreceğiz. Bu konuda yanlış meal verilen bir ayeti okumak istiyorum. Bu ayet Rum Suresi 39. ayettir. Evet, onu incelemiştik. Yanlış meal verilmiş, hala da öyledir zannedersem. Bakalım. Biz de ayet şöyledir: [Müzik] "İnsanların mallarında artış artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir riba Allah katında artmaz. Fakat Allah'ın rızasını elde etmek ve arınmak amacıyla verdiğiniz..." Burada zekat olarak verdiğiniz yapmışlar. Hayır, "arınmak", "Allah rızası ve arınmak amacıyla verdiğiniz" olacak. Yani malını verir ve arınır. Aynen, aynen. "Arınmak amacıyla verdiğiniz herhangi bir hayra gelince, işte o hayır yapan kimseler..." Evet, "onlar sevaplarını ve mallarını kat kat arttıranlardır." Rum Suresi 39. ayet. Ayet. Evet.
İnfak ile sadakanın arasındaki farklar. Yani ben biraz sonra inşallah neden hayır olarak sadece sadaka ve infakın olduğunu, zekatın verilen bir şey olmadığını ince teferruatıyla hocam ortaya koyacağız. Tamamı göreceğiz. Şimdi infak ile sadakanın arasındaki farklar. İnfak planlı, programlı ve bireysel olarak yapılan bir hayır iken, sadaka özel durumlarda yapılan bir hayırdır. Yani sadaka, yangın, deprem, sel ve savaş gibi durumlarda acilen müdahale imkanı elde edebilmek için kurumların ve devletin oluşturacağı bir havuzdur. Aynı zamanda fakirler, miskinler, dul kadınlar, sokak çocukları ve kimsesi olmayanlar da bu sadaka havuzundan yardım alacaklardır. Her ne kadar sadaka havuzunun oluşturulması devletle ilgili olsa da, şahıslar bireysel olarak katkı yapabilecektir. Afet ve kız alı gibi, afet ve kız alı gibi kuruluşlar birer sadaka havuzu sayılırlar. Evet. İnfak. Hocam, şimdi neden hayır olarak infak ve sadaka, yani hayır olarak verilenler arasında sadece infak ve sadaka var da neden zekat verilen bir şey değildir? Çünkü infak gece, gündüz, yani her zaman yapılan bir şey. Yüce Allah der ki: [Müzik] "Kii..." Yani infak ve sadakalar, sadakalar. Allah teferruata giriyor, detaylandırma yapıyor. Ama zekat kalıp bir cümle olarak geliyor. Her zaman aynı. "Veek veek zekata gelin, arının, arınmayı yapın" anlamındadır. Şimdi zaten çok önemli bir ayet açım ben. Ama infaka gelince, sadaka gelince Allah detaya iniyor. Neyden verileceği, ne zaman verileceği, nasıl verileceği, kime verileceği, kimlere verileceği hepsi var. Neden zekatla alakalı en ince, en ufak bir detay, bir teferruat yok kardeşim? Neden yok? Ama infakta ve sadaka bunları görüyoruz hocam. Gece, gündüz, her zaman. Başka büyük, küçük. Zaten ister açık, ister gizli, küçük, büyük her türlü hayrı kapsarken, sadaka ise özel durumlarda, tövbe 103, mücadele 12 verilmesi gereken bir bedel ve bir hayırdır. Dolayısıyla infak etmenin yeri ve zamanı yok iken, sadakaların yeri ve zamanı geldiğinde yapılan mali bir hayırdır. İnfak hem iman edenlerin Allah rızası için yaptıkları bir hayır, hem kafirlerin kendi din ve davaları için yaptıkları bir harcama iken, mesela hocam infakı kafirler de yapar. Ayette der ki Yüce Allah: "Enfal 36 ayette: 'İnnellezine keferu..." "O kafirler mallarını infak ederler, insanları Allah yolundan engellemek için mallarını infak ederler." Sadaka sadece müminlerin yaptığı bir hayırdır. Çok enteresan. Sadakaya gelince, "sadakalar" sadece müminler için. Müminler yaptığı bir hayır olarak Kur'an'da geçer. İnfak kavramı Yüce Allah bağlamında da kullanmıştır. Allah da infak ediyor. "Yükeffiru keyfe yeşa." Allah istediği gibi infak ediyor. Yani yüce Allah da infak eder. Maide 64. Zekat ise şirk, küfür, nifak, zulüm, cemaat ve tarikat gibi şirk kurumlarından arınmak anlamına gelmektedir. Geleneksel dinde iman edilen zekatın olmadığını en güzel gösteren ayet Fussilet 6 ve 7 ayetlerdir. Hocam, şimdi bu ayetlere hocam bakalım. Fussilet Suresi 6. ayeti okuyorum. Yüce Allah buyur ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim. Bana vahy ediliyor. Allah tarafından sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ona doğru istikamet üzerinde olun, ona doğru istikamet üzerinde olun, ona doğru yol tutun, ona istiğfar edin. Ve lil müşrikin..." "Ve lil müşrikin..." Müşriklere veyl olsun. Peki bu müşrikler kimlerdir hocam? Bak şimdi dikkat edelim. Onlar şimdi buraya "zekatı vermezler" diye çevirdi. Halbuki Türkiye'de müşrik sayısı çok, hayri fazladır. Zekat da verirler. Bunlar şimdi burada kalıp olarak "zekatı vermezler" diyor. Onlar zekatı vermez. Seviye böyle yapmışlar. Halbuki müşrik, müşrik Müslümanım diyenden müşrik çıkar. Kafirden müşrik, kafire müşrik denmez ki. Yani ateiste de müşrik denmez. Müşrik dediğimiz kişi imanına şirk katmış kişidir. Yani iman ettiği iddiasında bulunan kişidir. Zaten evet, evet. O ayrı bir konu. Şimdi bu ayeti, bu ayet Fussilet Suresi'nin Mekke'de indiğini biliyoruz. Fussilet Mekke'de inmiştir ve bu ayetler Mekke müşriklerine hitap ediyor. Mekke müşriklerini hedef alıyor. Onların şahsında kıyamet gününe kadar gelecek müşrikleri hedef alıyor. Ama burada, burada önemli olan nedir? "Ve veyl lil müşrikin..." "Müşriklere veyl olsun." Peki neden onlara veyl olsun? "Onlar eğer bizek zekat vermezler." Bundan dolayı onlara veyl olsun dersek, bu Kur'an'ın hikmetine, Kur'an'ın hikmetine, İslam'ın akıl ve mantığına aykırıdır. Müşrik, müşrik olan zekatı verse ne olacak, vermese ne olacak? Yazılmıyor ki. Yazılmayan bir şeyi verse ne olur, vermese ne olur? Talep almaz onu Allah. Müşriklerin zekat vermeleri bir mantığı, bir şeyi yok kardeşim. Allah'tan korkun. Sen bunu nasıl... O müşrikler, onlara veyl olsun, onlara yazıklar olsun. Çünkü onlar zekata, zekat vermezler. Hayır, "mine..." Onlar zekattan, arınmaya gelmezler. Şirkten arınmazlar. Vahiye gelmezler. Vahiye geldikleri zaman vahiy onlara arındıracak, temizleyecek. Çünkü, çünkü dinde en önemli, en önemli, en büyük arındırma aracı vahiydir. Kur'an'da Yüce Allah ne diyor? "Nitekim içinizden size bir resul gönderdik. Size ayetlerimizi tilavet ediyor, aktarıyor, sizi arındırıyor." Ve "Kur'an arındırma aracıdır." En büyük arındırma aracıdır. O müşrikler vahiye gelmeyerek arınma istemediklerinden dolayı onlara veyl olsun. [Müzik] Evet. Onlar, onlar ahirete de bir küfür içinde, bir nankörlük içindedirler. Evet. Yani ayetler açılıp yakından görülecek. Zekatın verilen bir şey olmadığını ortaya koyan en önemli şey, infak ve sadakalar hakkında ayrıntılar ve detaylı açıklamalar olduğu halde, zekat hakkında hiçbir açıklama ve detayın bulunmamasıdır. Mesela hocam, bir örnek vereceğim. Yüce Allah der ki: "Ey amen..." Yani "Beli veh infakla alakalı." "Beli veh küçük, büyük." Küçük, büyük. Mesela yani infakla alakalı bu kadar detay olmasına rağmen, kimlere vereceği, ne zaman vereceği, nasıl vereceği, ne kadar vereceği, ne kadar vereceği de var. Bak 29'da var. "Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar." Orada da var. Aynı hocam. Orada geçiyor. Bir de şöyle bir var hocam. "İnfak fazlasını infak edecekler." Yani öz sermaye işletmeleri haricindeki yatır, boşta yatır şeylerini. Ay evet. Buyur. "Ey iman edenler..." Bakara 267. ayet. "Edin kazandıklarınızın temiz olanlarından infak..." [Müzik] "...edin ve yerden sizin için çıkardıklarım da infak edin." Bak hocam, ne kadar infakla alakalı. Sadakayla alakalı. Kimlere verileceği, yani ün infak edileceğini, yerden çıkanlar, ürünleri kastediyor. Eee, yerden çıkanlardan da infak edileceğini söylüyor. Zaten ama temiz derken helal olanlardan bahsediyor. Evet. Helal olanlardan bahsediyor. Zekatın vermekle ilgili bir ayet kırıntısı dahi yoktur. Tamamı arınmaktır. Zaten kelime kullanılmıştır. Yani 26 ayette zekata gelin, eee, şey zekatı verin dedikleri kalıp olarak ve zekata gelir. Ama diğer ayetlerde zekat kelimesi, tezekka türev kelimelerinde tamamen arınma verdikleri ortadadır. Zaten daha çoğunluğuna arınma verdikleri ortadadır zaten. Biz ayetlerin tamamını saymadık zaten. Evet, evet. Yani benim dersim bu kadardır. Zekat tamamen arınma anlamına gelmektedir. Kur'an'da hayır olacak verecek olanlar infak ve sadaka olarak geçmektedir. Sayın.