📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

İCRA VE İFLAS HUKUKU - Ünite 1 - Konu Anlatımı 1

Açıköğretim Sistemi - Anadolu Üniversitesi8:16

Transcription

[Müzik] Merhaba. Bu programa İcra ve İflas hukuku ders kitabının 1. ünitesinde yer alan İcra ve İflas hukukuna ilişkin genel hükümler bölümüyle başlayacağız. Programda icra hukuku hakkında genel bilgiler, icra organları, icra takibinin tarafları, şikayet, icra harç ve giderleri, icra işlerinde tebligat ve takip hukukunda süreler, tatil ve talik halleri başlıklarını ele alacağız.

İcra hukuku iki ana bölümde ele alınmaktadır: ilamlı icra, ilamsız icra. Bu ayrım başvurulan takibin dayanağını oluşturan belgenin bir ilam olup olmamasına göre yapılan bir ayrımdır.

İlamlı icra, İcra ve İflas Kanunu'nda madde 24 ila 41 arasında düzenlenmiştir. İlamlı icrada alacaklının elinde bir mahkeme ilamı mevcuttur ve alacaklı takibini bu belgeye dayanarak yapmaktadır. Konusu para veya teminat verilmesinden başka bir edim olan bütün alacakların cebri icra yoluyla takip edilmesi ve yerine getirilmesi için mutlaka bir mahkeme ilamına dayanmak gerekmektedir.

İlamsız icra ise sadece bir paranın ödenmesi veya bir teminatın verilmesi için yapılabilir. Örneğin, bir taşınırın alacaklıya teslimi için ilamsız icra yapılması mümkün değildir. İlamsız icrada alacaklının icra takibini başlatabilmek için elinde bir ilam bulunmasına gerek yoktur. Ama bu imkanın alacaklının daha önce gidip mahkemede alacak davası açarak bir ilam almasına, sonra da ilamlı icra takibine başlamasına engel teşkil etmez.

Sadece icra işlerine bakmak için kurulmuş organlar, yani asıl organlar ile diğer görevlerinin yanında İcra ve İflas işlerine de bakan organlar şeklinde bir ayrım yapılmaktadır. Asıl organlar 5 tanedir: İcra ve İflas daireleri, İcra Daireleri Başkanlığı, icra mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemelerinin İcra ve İflas işleriyle ilgili daireleri, Yargıtay'ın İcra ve İflas işleriyle ilgilidir. Yardımcı organlar ise genel mahkemeler, Cumhuriyet savcıları, Adalet müfettişleri, zabıta memurları ve muhtarlardır.

İcra takiplerinde ve iflas takiplerinde, tıpkı davada olduğu gibi kural olarak iki taraf bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, icra takipleri ve iflas takipleri iki taraf esasına dayanmaktadır. Şu halde, tek taraflı bir icra ya da iflas takibi kural olarak olmaz.

İcra veya iflas takibinde bazen üçüncü kişilerin menfaatleri zarar görebilir. Kanun, bu üçüncü kişilere hak ve menfaatlerini korumak için bazı imkanlar vermiştir ve bu nedenle üçüncü kişiler de bazen icra takibinde aktif olabilirler. Ama takipin sonucuyla doğrudan doğruya ilgili olmadıkları için onları icra takibinin tarafı olarak kabul etmek hukuken mümkün değildir.

Bir icra veya iflas takibinin taraflarının taraf ehliyetine ve takip ehliyetine sahip olmaları ve ayrıca gerçekten alacaklı ve borçlu sıfatına haiz bulunmaları gerekir. Medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, icra takibinde ve iflas takibinde taraf olma ehliyetine de sahiptir. Takip ehliyeti, medeni hukuktaki fiil ehliyeti ve medeni usul hukukundaki dava ehliyetinin cebri icra hukukundaki yansımasıdır ve bir kimsenin alacaklı veya borçlu olarak icra takibini ve bu icra takibiyle ilgili işlemleri bizzat veya serbest iradesiyle seçtiği bir temsilci aracılığıyla yürütebilmesini ifade eder.

İcra ve İflas dairelerini yaptıkları işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanması için bu işlemlere karşı ilgililer tarafından İcra Mahkemesi nezdinde şikayet yoluna gidilmesi öngörülmüştür. Şikayet yoluna gidebilmesi için ortada İcra ve İflas dairesinin yapmış olduğu olumlu veya olumsuz bir işlemin bulunması gerekmektedir. Bu işlemin kural olarak bir icra takip işlemini niteliğini taşıması gerekli ise de, İcra ve İflas dairesinin örneğin bir hakkın yerine getirilmemesi veya bir hakkın sebepsiz yere sürüncemede bırakılması gibi olumsuz davranışlarına karşı da şikayet yoluna başvurulabilir.

Şikayet ilgililerce icra mahkemesine yapılır. Yetkili icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan İcra ve İflas dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir. Bu bir kesin yetki kuralıdır. Onun için icra mahkemesinin kurala aykırılığı resen dikkate alması ve yetkisizlik kararı vermesi lazımdır.

Takip iş ve işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması bazı harcamalar yapılmasını gerektirir. Kanun koyucu bu çerçevede yapılan harcamaların hiç olmazsa bir kısmının ilgililere yükletilmesini uygun görmüştür. Bu harcamalar ikiye ayrılır: icra harçları, icra masrafları.

İcra harçları, cebri icra organlarının yaptıkları işlere karşılık olarak devletin aldığı paraya denir. Bunun miktarı Harçlar Kanunu ile belirlenmiştir. Konusu para ile değerlendirilemeyen ilamlı icra takiplerinde ise icra takibinin sonunda ödenen harç, icranın yerine getirilmesi harcı olarak adlandırılır ve bu harç maktu'dur.

İcra giderleri, icra takibinin doğru yürütülebilmesi için takip organlarınca harçlar dışında harcanan paralardır. Bu paralar takibin gerektirdiği iş veya hizmeti yapan kimselere ödenir. Posta masrafları, 7 emin ücretleri, ilan ücretleri, bilirkişi ücretleri, haciz ve paylaştırma masrafları, takip organlarının yol giderleri ve tazminatları, takip avukat vasıtasıyla yapılıyorsa avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanacak vekalet ücreti örnek verilebilir.

İcra işlerinde tebligat büyük önemi haizdir. Nitekim birçok icra işleminin hüküm ifade etmesi için tebliğ edilmiş olması gerekir. Tebligat Kanunu'na göre tebligatın PTT veya memur aracılığıyla yapılması gerekir. Ancak Tebligat Kanunu'nun 7A maddesinde sayılan gerçek ve tüzel kişilere tebligatın 01.01.2019 tarihinden itibaren elektronik yolla yapılması zorunludur. Bu kişiler arasında örneğin avukatlar, sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler bulunmaktadır.

Tebligat PTT aracılığıyla veya memur eliyle ya da elektronik posta ile olmak üzere üç şekilde yapılabilir. Uygulamada ender olmakla birlikte bunlara bir de tebligatın ilgili İcra ve İflas dairesi tarafından makbuz mukabilinde doğrudan doğruya yapılmasını da ekleyebiliriz.

İcra ve İflas Kanunu her icra veya iflas işlemi için bir süre belirlemiş ve böylece takibin sürüncemede kalmasının önüne geçmek istemiştir. Bu sürelerden bazıları bizatihi kanun tarafından belirlenmiş, bazılarının belirlenmesi ise cebri icra organlarına bırakılmıştır. Takipte taraflara veya üçüncü kişilere ilgili süreler genellikle 7 gün olarak tespit edilmiştir ama yerine göre daha uzun veya daha kısa süreler de bulunmaktadır. Takip işlemlerinin bu süreler içinde yapılması gerekmektedir.

İcra ve İflas Kanunu'nun sürelerin başlaması ve hesaplanması konusunda hükümleri mevcuttur. Bu hükümler hem kanunun takibin tarafları ve üçüncü kişiler için tayin ettiği süreler ve hem de cebri icra organları için konulmuş süreler hakkında uygulanır. Buna göre gün olarak tayin olunan sürelerde ilk gün hesaba katılmaz. Örneğin, ödeme emri borçluya 4 Kasım 2019 Pazartesi günü tebliğ edilmişse, 7 günlük itiraz süresi 11 Kasım 2019 Pazartesi günü tatil saatinde sona erer.

Bu programda İcra ve İflas hukuku ders kitabının 1. ünitesinde yer alan İcra ve İflas hukukuna ilişkin genel hükümler bölümünü ele aldık. Bölümde yer alan icra hukuku hakkında genel bilgiler, icra organları, icra takibinin tarafları, şikayet, icra harç ve giderleri, icra işlerinde tebligat, takip hukukunda süreler, tatil ve tatil halleri başlıklarına değindik.

Bir başka programda tekrar görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.

[Müzik]