📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

İş’te Zirve - Leyla Alaton | 10 Mayıs 2025

BloombergHT51:14

Transcription

[Müzik] [Müzik] Blumber KYT ekranlarından merhaba. Gözlooyü ben Rahmi Koç Müzesinden İşte Zirve programıyla karşınızdayız ve çok kıymetli bir iş insanı bu hafta İşte Zirvede konuğum Alarko Holding yönetim kurulu üyesi, değerli iş insanı, iş kadını sayın Leyla Alaton bizlerle birlikte. Leyla Hanım hoş geldiniz. Sizi programdan önce de söyledim. Uzun zamandır ağırlamak istiyordum zaten. Şahsi olarak benim için çok keyifli bir program olacak. Ayağlarınıza sağlık öncelikle çok teşekkür ederim davetiniz için.

Şimdi e biz programa böyle hadi gelin en başa gidelim diyerek başlıyoruz hep konuklarımıza. Biraz çocukluğunuzdan bahsetmek istiyorum o noktada ama sizin çocukluğunuzu anlatırken elbette babanızı Sayın Isak Anaton'u anmamak olmaz. Çünkü eee ben varlıklı olduğumuzu, geniş imkanlara sahip olduğumu üniversiteye gelene kadar fark etmedim diyorsunuz siz açıklamalarınızda. Şimdi bir mütevazilik söz konusu. Hatta zaman zaman fazla mütevazi olduğunu, bulduğunuzu söylüyorsunuz babanızı. Bu anlamda bakacak olursak nasıl bir çocukluktu diye sormak isterim.

E iki savaş mağduru sıfırdan hayata başlamış anne babanın çocuğu olarak eee elbette gayet eee mütevazı, gayet eee normal, gayet sıhhatli bir çocukluğum olduğunu düşünüyorum. Eee zaten babamın daha şirketi yeni kurduğu, Alarcoon'un yeni yeni büyümeye başladığı, eee her kazanılan kuruşun şirkete geri konduğu gayet eee Türkiye'nin o günkü şartlarında yine çok iyi sayılabilecek bir hayatım oldu. Bebekte oturduk daha bebek köyken. Eee ne bileyim sonra Ortaköy'e taşındık. Hala Beşiktaş'a giden yolda insan yürümezdi. Hı hı. Eee, Türkiye de farklıydı. Eee, şartlar da farklıydı. Eee, ve gayet normal bir eee, düzendi bence.

Ama kültürel anlamda bir zenginlik eee, söz konusu sanırım, değil mi? Yani o ekonomik anlamda, maddi anlamda bir mütevazilikten bahsediyorsunuz ama iki tane fakirlikten gelmiş insan olduğunu siz de söylüyorsunuz. Kültürel anlamda bir, eee, doygunluk var mı orada? Çünkü sanata olan bugünkü düşkünlüğünüzü oraya bağlamak mümkün müdür diye merak ederim.

Kültürel anlamda son derece zengin diyebiliriz. Şöyle ki bir annem Avrupalı olduğu için ama eee iyi bir aileden yani eğitimli bir aileden geldiği için eee babam da kendine göre eğitimli bir aile. Eee zaten sen Mişeli'i bitirmiş. Eee, sonra askerde 28 günde İngilizceyi sökmüş. Daha sonra İsveç'e gitmeden evvel İsveç'yi linguafondan öğrenip gitmiş. Orada daha da mükemmelleştirip buraya dönmüş. Yani her zaman için eğitime, öğrenmeye, eee, çıtayı hep yükseltmeye odaklanmış bir eee veli profili. eee onun için de lisana önem veren, eee dünya vatandaşı standartlarında, eee, büyütmeye özen göstermiş iki insan. Onun için kültürel anlamda çok zengin diyebiliriz.

Sizin hayatınıza baktığımda farklı dönemler var. Aile işinden ayrıca başarılarınız da söz konusu. Ama henüz iş hayatınıza girmeden önce eee, üniversiteyi Amerika'da okuyorsunuz. Evet. O dönemde benim sizinle ilgili araştırma yaparken en ilgimi çeken, bana farklı gelen e-ticarete atılmanız oldu. Türkiye'den kemerler götürmüşsünüz çantalar içinde ve o kemerleri satarak ciddi de bir eee para kazanmışsınız.

Şöyle oldu. 80 yılları tabii çok sağ sol çatışmalarının olduğu bir dönem. Benim Damdasyondan mezun oluşum. Eee 80 yılında Amerika'ya gittim. Babamın bir tanıdığı var diye New Jersey'de bir okula, eee, bir üniversiteye, Ferley Dickenson'a, orada bilinen, eee, büyük bir üniversite, eee, oraya gittim. Tesadüfen New York'a çok yakındı. Dolayısıyla sosyal hayatım çok New York'ta geçti. Bu büyük bir avantajdı. Sonra okulu bitirir bitirmez 84 yılında hemen dönmek istemedim. Çünkü zaten bir daha gelemem diye masterı da yapayım bu arada dedim. Ama tam özel yılları işte müthiş bir ihracat patlaması var. Herkes tişörtler, çoraplar, onlar bunlar deli gibi satılıyor. Amerika'ya açılılıyor. Ama Amerika ölçeğini karşılamak çok zor tabii. Çünkü ona hazırlık değil. Amerika ölçeği çok büyük. Eee, rakamlar, siparişleri her konuda. Türkiye'nin buna cevap vermesi zor o yıllarda. Neyse ben de bir sürü şey götürmüştüm. Herkes bir şey satıyor. Ben de herhalde bir şey satarım diye. Çünkü dersler gece liyindi. Master yapıyordum New York'ta. Eee, böyle başladım. Tamamıyla sarı sayfalar vardı o günün interneti. Yani oradan adres bularak işte ithalatçı, kemer ithalatçısı kimse onu arıyorum. Randevu almaya çalışıyorum. Zar zor veriyorlar falan. Kısa kesiyorum. Meğer ben gönderinin kemerlerini gösterip onları satarak e küçük deri mamulleri ihracatını Amerika'ya açmışım. Haberim yok. Resmen haberim yok. Çünkü daha sonra bütün bu büyük markalar, desalar, matraşlar vesaireler satmaya başladı Amerika'ya diye hatırlıyorum. Yanlış bir şey de söylemek istemiyorum tabii ama hakikaten eee bir genç kız olarak, bir öğrenci olarak, bir amatör ruhla eee kendi paramı kazanmak istemek yanında Türkiye'den de bir işe yaramak yani Türkiye'den bir mal satabilme heyecanı da katlanınca tabii çok kendime güven duymam için yeterli bir neden oldu. Babam, annem tabii ki çok gurur duydular benimle ama nedense orada kal, bu işi büyüt, bilmem ne olağa hiç girmediler. Ben artık döneyim nasıl olsa masterım da bitti, misyonum bitti Amerika'da olmak için diye. Tıpış tıpış dönünce kimse eee orada kal bu işi büyüt demedi. Bence o hayatımın dönüm noktalarından biridir. Bence tabii bugünkü kafayla dönüp baksam kesin orada devam ettirmeliydim bunu diye düşünüyorum. Eee ama keşkemiz yok biliyorsunuz. Çok zarar.

Hayır hiçbir zaman yok. Gerçekten öyle mi? Hiçbir keşke yok. Hiçbir zaman yok. Olmamalı. Aşağı çeker seni keşkeler. Yanlış. O anda o anda verilen karar doğru karardı derdi babam hep. Yani o anda verdiğin karar o an için doğru karardı. Onun için eee keşkemiz yok. Hayat böyle götürdü. Buraya geldim. Üzeir Bey'in asistanı oldum. Ondan daha e aslında müthiş bir şey olamazdı. Çünkü çok şey öğrendim ve çıtamı hep o belirledi. Her şeyde üst bir çıtaydı o. Yani insan ilişkilerinde olsun, zaman yönetiminde olsun, hesap sormada olsun çok eee özel bir eğitimdi o. Ona yakın eee bir iki sene geçirmek çok değerliydi. Daha sonra işte Alkent, Alsit'in satışı, pazarlanması, daha sonra Alkent'in genel e halk ilişkileri, Alkentin mi dedim yanlış? Alarko'nun. Daha sonra da sıkıldım bu kurumsal yapıdan falan. Ben dedim kendi başıma gideyim. Herkes diyor müthiş bir arcısın. Betün Mardin'in gencisin falan. Peki tamam oldu. Havaya girdik. Ondan sonra kendi şirketimi kurdum. İsmi Megatrend. O zaman kitabı da vardı Megaend'in. Orada da hiçbir tanıdık bana iş falan vermedi. O da güzel bir ders oldu.

Burayı ne olur detaylandıralım biraz çünkü bir aile yapısı. Lütfen detaylandıralım ama ilham alacak eminim çok fazla insan olacaktır. Yani çok söylerim yani yakın bir aile yapısı var. Yani kolayı seçebilirdiniz. Yakınlara hayır ama yakınlara güvenip iş kurmamak lazım. Eee ama aile yapısı var nasıl olsa bir şirket var diye kendi hayallerinden de vazgeçmemek lazım. Nitekim ben çok zevk aldım tek başıma olarak. Çünkü ben hakikaten anarşist ruhlu bir tipim. Yani pek kolay eee emir alamıyorum ama eee bir gruba liderlik etmeyi seviyorum. Yani eee nasıl denir? Daha belki eee ekip ruhçuyum aslında. Fakat eee kararları alma yerinde olmayı seviyorum.

Ben sizinle ilgili beraber uzun yıllardır çalıştığınız insanlara yahut sizi iş dünyasından tanıyan insanlara nasıl biri, nasıl bir yönetici olduğunuzu onlara göre sordum. Bu soruyu elbette size de yönelteceğim ama istisnasız herkesten şu cevabı aldım. Leyla Hanım yönetici değil, liderdir kendisi. Liderdir, liderdir, liderdir. Ve orada bir tanım ayrımı var elbette ki. O yüzden size sormak isterim. Lider oldunuz aşikar ama nasıl bir lidersiniz? Yahut sizin için ne anlam ifade ediyor lider olmak?

Vallahi doğru söylemişler. Eee, çok doğru tespit etmişler. Ben de hiç yönetici olduğumu düşünmüyorum. Sevmiyorum da zaten. Eee, çok zor bir şey yöneticilik ama liderlik belki içine doğduğum için veya karakterim öyle olduğu için çok kolay geliyor bana. Zaten öyle birinin kızıyım yani. Oluş haliniz. Babam da lider ruhluydu. Yani vizyonerdi, örnekti. Eee, etikti, adildi. Doğru bir insandı. Hümanistti. Eee, yapıcıydı. İnsanları bir araya getirmeyi çok severdi. Onların yararına hiçbir çıkar düşünmeden istemeden eee ülkesi için çok vericiydi ve çok eee vatanseverdi. Aynıyım. Onun için yani bu özelliklere sahibim. Diyeceksiniz armut dibine mi düşüyor bilmiyorum. Yani DNA da önemli tabii ama bir onun yanında çok yakın çalıştım onunla. eee çok yani örnek olarak onu çok yakından gördüm. Eee keşke şimdi gelse de konuşsak diye düşünüyorum. Tabii yanımdayken çok değerini bilemedim ama eee bugün zaten anmadığımız gün yok. Eee kitapları da mevcut. Daha bugün imzalayıp bizim yeni tanıştığım Kars'taydım hafta sonu tanıştığım bir Ker bayine eee kitapları imzalayıp yolladım bugün. Ben de yanımda getirdim. Size imzalatacağım. Ay çok teşekkür ederim. Çok mersi, çok mersi. Durum bu yani. E işte böyle lidermişim. Öyle diyorlar. Öyle olsun. Ne yap şüphemiz yok. Yöneticilik yapmayayım da.

Aman ama siz aynı zamanda da eee düşmeye de çok anlam yüklüyorsunuz pozitif anlamda. Yani düşmeden kalkılmaz. Düşmeyi bilmeyen, yaşamayan kalkmayı öğrenemez. Ve siz de kendi hayatınızda aslında en büyük sıçrayışları, kükreme anlarını sizin tabirinizle düştükten sonra gerçekleştirdiğinizi söylüyorsunuz. Hatta iş hayatında da böyle stresten de biraz beslenir misiniz? Yani oradaki o negatif enerjiyi alıp siz dışarıya onu bir başarı olarak sanki itiyorsunuz gibi anlıyorum ben. Hep böyle midir? Her düştüğünüzde daha güçlenerek mi kalkarsınız?

Vallahi doktor gibi müthiş bir analiz yaptınız. gibi diyeyim veya müthiş bir analiz. Evet ya ben Acar Zuhal Baltaş hocaları çok seviyorum. Çok yakından takip ediyorum. O da bilimsel olarak onlar açıklıyor zaten. Eee, yani ne kadar çok düşer, ne kadar erken de düşmeye başlarsan o kadar derin kalınlaşır diye. Tabii benim kelimelerim bunlar ama çok doğru söylüyorlar. Yani bugün o, eee, koruyucu annelik babalık çok son derece zarar verici bir şey ve çok üzülüyorum bu kadar korunan yeni nesil için. Eee, bizi de kendilerine göre korudular bizim zamanın anneleri, babaları ama Hı hı. eee, daha az haber alabildikleri için zaten koruyamazlardı. Yani Amerika'da düşünün ki mektuplaşılan bir devrede gittim ben. Bırak bugün çocuklar yani derse girerken de analarını babalarını arıyorlar. Tuvalete girerken de arıyorlar. Arabaya bindik yani inanılmaz bir şey oluyor. Fark var. O zaman yalnız kalınca daha derin kalınlaşıyor. Çünkü öğrenmek zorunda kalıyorsun. Danışacağın kimse yok. On the job derler. Yani kendi yüzünde tıraş olmayı öğreniyorsun. Kendi tecrübelerinle her şeyi yaşıyorsun. Ve bu sana tabii erken yaşta çok daha eee sorumluluk yüklüyor ve de güven veriyor. Ben ilk 13 yaşında gittim bir eee yurt dışında bir eee eee yaz okuluna. Yani hatırlıyorum babam trende bırakmaya giderken İsviçre'deydi. Devamlı ortadan yok oluyordu. Meğer heyecandan gidip çıkarıyormuş zavallım. seneler bana söyledi. Bir çatı dairesindeydi kalacağım. O da birdenb yok oldu. Gitti bay bay bile demeden. Ben şaşırmıştım. son yıllar sonra söyledi. Yani ne kadar zor bunu yapabildiğini ama o yaştan başlayınca eee kendi başının çaresine bulmak yani bu yemekhaneye giderken sıraya girmek veyahut da bir uçakta yalnız gitmek ve bütün bunlar tecrübe ve bağımsız olmanın anne baba tarafından verilecek eee yolları. Ben çok değerli buluyorum kendi başına bir çocuğu bırakmayı ve koruyucu olmamayı. Nitekim eee aynı şekilde büyüttüğümü söyleyebilirim oğullarımı. Eee çok ayakları üstünde duran ve kendi sorumlulukları olan mesela işte biz a aldık işte bilmem nereyi kazandık. Allah'ım ya rabbim ben nasıl buna birlikte diyebilirsin. O bir varlık sen ayrı bir varlıksın. Ben hiç çalışmadım ki onların. Ben kendi derslerimi çalıştım. O da yetti bana. Yani kendi çocuklarımın dersini niye çalışayım ben? Yani deli miyim? Onların sorumluluğu, onların hayatı yani kendileri kendilerinden sorumlu olmaları lazım diye düşünüyorum. O zaman eee hayatta da başına gelenlerden kendin sorumlu oluyorsun. Kurban psikolojisine girmiyorsun. E başkalarını suçlamıyorsun. Önce kendini suçluyorsun. Bir şey olduysa sensin çünkü sorumlusu. Buna izin verdiğin için, bunu farkına varmadığın için veya ne olduysa. E bu da olgun, ergen olmak böyle bir şey zaten. Sorumluluğu üstlenmek. Çok uzattım galiba.

Yok harika inanın. Ben sanki programı izleyicisi gibi dinliyorum sizi. Aynı zamanda da bir aktivistsiniz. Tabii malumun ilanı ve malum meseleniz daha çok kadınlar kız çocuklarının eğitimi, kadınların meslek sahibi olması, ekonomik özgürlüğünü elde etmesi. Şimdi biraz önce kendi evlatlarınızdan bahsettiniz. Ona bağlamak istiyorum. Çünkü görece Türk toplumuna göre eee siz daha ileri bir yaşta dünya evine girdiniz ve anne olmayı seçtiniz. 38 ve 40 yaşında iki erkek evlat dünyaya getirdiniz. Allah uzun sağlıklı ömürler nasip etsin. Ama bu sanırım eee tüm genç kızlara da eee daha iş hayatının, yolculuğunun başındaki kadınlara da tavsiye ettiğiniz bir durum değil mi? Yani hayat çok uzun diyorsunuz ve çok da acele etmeyin evlilik ve çocuk kısmıyile ilgili çok fazla şey yapabilirsiniz bunun da dışında diye okuyorum.

Valla ben, eee, kenardan döndüm. Şöyle 26 yaşında zaten nişanlıydım ve düğünüme bir ay kala iptal ettim. Eee, çünkü hayat uzun. Ben bu işi çok erken mi yapıyorum şeyine girdim. Psikolojisine girdim. Eee ve eee eski nişanlım çok tatlı, çok iyi bir insan. Ben hala arkadaşım onunla. Eee o da tabii kendine çok güzel bir hayat kurdu vesaire. Fakat yani eee boşanmış bir kadın olmak istemedim. Bu kadar da erken, bu kadar ciddi bir kontrata izin imza atmak istemedim belki de. Bir de hiçbir zaman şey problemim olmadı. Yani yok efendim vücut saatim geldi. Yok bir an evvel çocuk yapayım. Yani ben hakikaten çocuğum olana kadar hiç böyle bir çocuğum olmalı şu yaşta bir şeyine, stresini hiç yaşamadım. Öyle bir şeye hiç öyle bir hissiyata girmedim. Onun için de hiçbir acelem olmadı. Dünya evine girmek için veya çocuk yapmak için. Hayat öyle gösterdi. Eski eşimi 37'de tanıdım. 38'de Efe Eros doğdu. 40'ımda Alp Atlas doğdu. İki tane harika oğlum var. Ve çok mutluyum ki kızım yok. Hep söylerim. Bence hala dünya kadınlar için zor bir yer. Onun için kız çocuğum olsun istemedim. Öyle düşünüyorum hala. Türkiye'de zor bir yer, dünyada zor bir yer. Ne yazık ki biz eee daha dezavantajlı konumdayız bugün e ki dünyada.

İnşallah daha iyi olacağına dair umutlu musunuz Leyla Hanım?

Her geçen yıl inşallah daha iyi olur. Yani ona aktivist olarak ona eee katkıda bulunmaya çalışan insanlardan biriyim. Yani en azından Türkiye'de daha sıhhatli, daha iyi, daha güzel aileler olsun diye çok inandım. İki maaşın girdiği, kadın erkeğin eşit pozisyonlarda eee olduğu, çocukları tarafından saygı gördüğü bir aile düzeninin hep yanında oldum. Yani bu sadece tabii ki e ev kadınlarına veya evde kalmayı seçmiş, çocuğunu özenle yetiştirmeyi seçmiş kadınlara saygım sonsuz. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Ama bu eğer parasalsa veya eee eğitim olarak eşitlik olarak bakılıyorsa yani kadın erkeğin ikisinin de eee sofraya getirecekleri farklı ama onu daha da zengin yapıyor sofrayı diye düşünüyorum. Onun için iyi bir şey ya bu kadının kendi parasını kazanması. Çünkü dünyanın 1000 hali var. E para da ne yazık ki gerekiyor. Özellikle son dönemlerde kadınlara dair çalışmalarınızla devam edeceğiz ama müsaadenizle kısacık bir ara veriyoruz. Aranın ardından Sayın Leyla Alat'la sohbetimiz devam edecek. [Müzik]

Sayın Leyla Alaton'la sohbetimiz devam ediyor. Leyla Hanım araya gitmeden önce kadınlardan ve ekonomik özgürlüklerini ellerinde bulundurmasının ne kadar önemli olduğundan bahsediyorduk. Siz kadınların eee iş hayatında da aslında daha başarılı olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Daha stratejik kararlar alabildiklerini, daha uzun vadeli daha sürdürülebilir planlar yapabildiklerini, eee ekonomiye katkıları anlamında bulunduğu yeri de biraz değerlendirmenizi rica edeceğim.

Daha başarılı bulmuyorum ama daha eee daha ne diyeyim? Daha farklı olduklarını düşünüyorum. Yani, eee, farklı bakış açıları olduğundan eee farklı şeylere dikkat ettiklerinden farklı yani çok güzel bir eee bütünlük, kadın ve erkeğin beraber karar vermesi eee aynı komitelerde yer alması. Çünkü bakış açıları farklı olduğu için daha 360 derece bakılıyor olaya. daha eee daha güzel, daha verimli sonuçlar çıkıyor diye düşünüyorum. Eee bakış açıları farklı olduğu için sofraya yani başka bir yemek getirmek gibi bu. Eee beraber çalışılması çok zevkli bir dünya oluyor o zaman.

Doğru. Çok doğru. Peki bir şey sormak istiyorum. Merak ettim sizi dinlerken çok. Siz hayal kurar mısınız? Hayalperest misinizdir? Ya da şöyle sorayım. Muhakkak herkes hayal kurar ama çok böyle büyük hayaller kurup o hedefe doğru giden biri misinizdir yoksa böyle daha ulaşılabilir, yakın vadeli planlar yapan bir lider misiniz?

Güzel soru. Ben eee toprak burcuyum. Yani ben çok boğayım. Çok şeyim. Sağlamım. Çok e yakınlardaydı doğum günün. Evet çok yakınım. Kraliçe Elizabeth'le aynı gün. Tabii aynı sene değil. 21 Nisan. Evet. O da az çekmedi ve hep düktürdü. unutmayalım. Eee, eee, çok Boğan'ın ilk günü çok e şeyim yani realistim. Eee, şeyim nasıl denir? Çok gerçekçiyim. E neyse o yani. E mesela birisi hakkında da bir bilgi verirken çok doğru bilgi verdiğim söylenir. Yani ne fazlası ne eksiği. Yani doğru bir gözlem, net bir gözlem. Yani abartı yok, az şeyi yok. Hı hı. Onun için eee hayallerim de yorganıma göre yani eee eee öyle hayalperest olduğum söylenemez. E ben daha çok eee daha gerçekçi ama hayatın da getirdikleri o kadar sürprizlerle dolu ki daha da az hayal kurar oldum veya çok kısa vadeli hayaller veya planlar diyeyim. Hayalden çok plan. Çünkü e biliyorsunuz biz plan hayal kuruyoruz. Tanrılar yukarıdan kahkahalarla gülüyorlar. Bunu da çok eee deneyimlemiş biri olarak eee yarını bile vallahi zor plan, zor hayal etmek istiyorum. Yine ne sürpriz çıkacak diye. Onun için birkaç saatlik planlar, programlarla gitmeye çalışıyorum. Aman yine kurduğum hayalin tam tersi bir şey olmasın diye.

Sadece bu hayal konusunda değil. Siz hayatın genelinde ve iş dünyasında da çok net biri olarak biliniyorsunuz. Çok direkt, çok aklındakini söyleyen. Bunun dezavantajlarını yaşadığınız oldu mu diye sorayım. Yahut zaman sert olarak algılandığınız oldu mu? Çünkü aslında onun altında daha hassas biri olduğunuzu da belirtiyorsunuz ama o netlik size paralelinde öyle bir önyargı getiriyor sanırım değil mi?

Ne yapayım? Yani insan karakterini çok da e törpüleyemiyorsun. Yani netim. Eee çünkü uzatmayı sevmiyorum ve de eee karşımdakinin benim iyi niyetimi çok rahat anlayabileceğini düşünüyorum. Yani ben benim hiçbir zaman ajandam yoktur. H hiçbir zaman manipülatif değilimdir. Hiçbir zaman şunu söyleyeyim ki şu olsunu hiç kafam oraya gitmez. Onun için manipülasyonu da anlamam yani uyanmam. Çünkü öyle diyelim. İnsan eee kendinde ne varsa karşısında onu görüyor diye düşünüyorum. Yani ben çok net, çok direkt ve çok şey olduğum için, gerçekçi olduğum için karşımdaki de bana herhalde doğruyu söylüyordur diye düşünüyorum. Yani ne yazık ki yanıldım bu konuda ama insan ayna gibi kendisi zannediyor karşısındakini. Eee, evet. Çok çektim bu netlikten. Çünkü eee, bazen babam hep derdi, "Rahmetli, "Her zaman doğruyu söyle ama bütün doğruları söyleme" derdi. Ben de ille bütün doğruları söyleyeceğim. Yani kötü bir huyörpülüyorum. Daha iyiyim. O kişiye yaramayacaksa söylemiyorum bütün doğruları. Yani her şeyi de söylemek zorunda değiliz. Yani bu bize bir puan kazandırmıyor. Hı hı. Ama çocuklarıma mesela doğruyu söylemek zorundayım. Yani onları niye eee hala yetiştiriyorum? Hala daha iyi olmalarını istiyorum. Hala ileri gitmelerini istiyorum. Yani, eee, taktığım, önemsediğim insanlara sevilmeme riskini alsam da veya sinirlendirme riskini alsam da doğruyu söylemenin daha yararlı, daha cesur bir şey olduğunu düşünüyorum.

Evlatlarınızla nasıldır ilişkiniz? Bunu şu yüzden soruyorum. Çünkü iyi ki bir kızım yok diyecek kadar eee, Türkiye'de ve aslında dünyada kadın olmanın ne kadar zor olduğunu düşündüğünüzü çok net bir şekilde ifade ettiniz. 7 yaşında bir kızım var. Benim de aynı endişeleri taşıyorum elbette ki. Ama erkek anneliği de bir o kadar önemli. Sizin yetiştireceğiniz evlatların o bakış açısını nasıl değiştireceği, bu dünyayı nereye doğru dönüştüreceği de çok kıymetli. O yüzden aslında sizin belki bir kız annesi değilseniz o endişeyi taşımıyorsunuz ama bu dünyayı değiştirebilecek erkeklere annelik yaparak farklı da bir misyonunuz oluyor. Nasıl bir iletişiminiz vardır? Merak ettim.

Çok doğru bir noktaya e parmak bastınız. Nitekim küçükoğlum Atlas bana, "Nedir bu ya? Niye bu kadar feministsin?" dedi. Eee, bir gün hiç unutmuyorum. Bir iki sene evvel dedim. Çünkü bu artık konu olmasın diye feministim dedim. Yani bu konu olmasın diye. Yani bu iş bitsin. Bu böyle bir eee eee farklılık yok olsun diye feministim. Eee, bilmiyorum. Anlatabiliyor muyum? Yani bu konu artık konuşulmayacak hale gelince zaten feminist olmaya gerek kalmayacak veya zaten bütün erkekler feminist olmuş olacak ki bence akıllı erkek feminist olur. 30 sene evvel bir gazetenin kapağına çıkmıştı bu laf. Bu lafım. Eee çünkü yani her şeyi paylaşmak isteyen eee bir insan olur bu. eşit hak ve özgürlüklere eee inanan bir insan olur. Cinsiyetimizin farklı olması bizi eee eşit değiliz anlamına gelmiyor. Tam aksine birbirimizi çok iyi tamamlayabiliriz anlamına geliyor. Bunun farkındalığının iyice yaygınlaşması beni mutlu eder. Çocuklarıma da elbette eee zaten armut dibine düşüyor. insanoğlu anne baba da ne söylediğine değil ne yaptığına bakarak gözlem yapıyor. Onların da böyle çalışan, eee, başkaları içinde didinen, hiç pes etmeyen, eee, nispeten yalnız bir kadın olarak eee yani bütün problemlerle başa çıkmaya çalışan bir kadın olarak eee, kadın milletine eee, büyük saygıları olacağını düşünüyorum.

Şimdi siz kendi hayatınızla ilgili bir yorum yapmışsınız. Benim çok dikkatimi çekti. Bir kere de sizden duymak isterim onu. Bir salataya benzetmişsiniz çünkü. Bilmiyorum bir şey çağrıştırdı mı sizde şu anda ama sadece bir anne olarak tanımlamıyorum kendimi. Sadece bir iş insanı olarak tanımlamıyorum. Birazdan mutlaka konuşuruz. Sanata çok ayrı bir düşkünlüğünüz var. O sizin biraz daha nefes alma alanınız diye yorumluyorum ben. Ama zaman zaman işte içindeki oranların değiştiği bir salata aslında. Denge sanırım burada en ön plana çıkan eee sizi anlatan kelime belki de değil mi? Yani hayatın içinde zaman oranlar değişse de hep o dengeyi koruyabilmek. Bu mu olur? Belki tavsiyeniz şimdi ekran başında sizi izleyen daha yolun başındaki ekran Göz Hanım o kadar güzel eee incelemişsiniz. Estağfurullah. Eee çok teşekkür ediyorum. Ben başlarken söyledim. Ben sizi konuk almayı çok istiyordum Leyla Hanım. Tamam çok yani beni benden iyi çalışmışsınız. Çünkü ben her seferinde yeni bir şey yumurtlarım tabii karşımdakinin bana verdiği ilhamdan dolayı. Eee, burada da öyle oluyor. Bana ilan veriyorsunuz. Eee, yani hayatsa evet tam bir salata. Dengeyi bulmaksa doğru hep denge arayışı. Eee, bir de öncelikler. Yani herkes zamansızlıktan hep şikayet eder. Ben de eee, bunun yanlış bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani siz benim için ne kadar önemlisiniz. Siz benim için önemliyseniz ben size zaman ayırırım. Bu bunun mesajı. Bir telefon bile edemiyorsan birine Hı hı. senin için o kadar önemli biri değil demek ki. Yani zamansızlıktan yakınan biri çok ayıp yani. Bu bu devirde böyle bir şey olmaz. Her şeye zaman bulunur. Yeter ki istensin. Yeter ki istensin. Onun için eee her zaman çocuklarım önceliğim ve eee baş önceliğim oldu. Eee dostlarım, arkadaşlarım çok vefalıyımdır. Çok 40-50 senelik arkadaşlarım vardır. Hiç eee onları hiç yani hep aynı kişilerdir. Eee zannediyorum bu bir özelliklerimden biri. Yani hiç koparmam ilişkileri karşı taraf istemediği sürece yanlış anlaşılmasın. Eee tabii ki insanlar hayatınıza gelip gidiyor ama eee çok eski dostlarım var sevdiğim. Eee işim tabii ki çok zamanımı alan zevkle yaptığım ama e yavaş yavaş sahneden de çıkmayı planladığım bir devredeyim. Yani ben gençlere babam da çok inanırdı ve çok gençler gençler derdi. Şimdi daha iyi anlıyorum kendisini. Gerçekten öyle. Gençliğin verdiği bir enerji, bir bir iyimserlik ve bir eee bir cesaret, bir durumu var. Yani onun için yerimizi onlara bırakmayı bilmemiz lazım. Eee benim çok hobim var. Çok da dünyayı gezmeyi seviyorum. Çok da öğreneceğim şey var. Eee mesela bir iki haftadır daha çok Türkiye'nin içinde bayağı bir gezdim. Göremeye gittim. Eee şeye gittim. Eee söyle adını. Nemrut'a ilk defa çıktım hayatımda. Utanıyorum bunu söylemeye. Ya utanıyorum resmen utanıyorum. Bir Nemrut'a bu yaşımda çıktığım için utanıyorum. Çok daha evvel yapmalıydım. Eee Göbeklitepe'yi görmüştüm. Karahan'ı yeni gördüm. Daha sonra Van'a gittim. Daha evvel gitmiştim. E bu hafta sonu Kars'taydım. E Ani harabelerini 40 yıl sonra tekrar gördüm. Utanıyorum 40 yıl ara verdiğim için. Eee yani memleketimiz hakikaten müthiş. Eee şimdi de çok güzel bir mevsim. Tabii Nisan Mayıs. Her yerin doğanın patladığı Evet. yani bambaşka bir şey ilkbahar.

Seyahat çok sizin nefes alınız değil mi?

Evet. Seyahat çok nefes alanım. Seyahat ve yeni insanlar tanımak. eee, yeni görüş bakış açıları, yeni yerler, eee, yani merak şeyimi çok besliyor damarımı.

Aslında o seyahatleri genelde sanatla da birleştiriyorsunuz. Sosyal medyayı da artık kullanıyorsunuz.

Mümkünse, mümkünse birleştiriyorum. Çünkü her yer sanat. Yani Ani harabeleri sanat, Göbeklitepe sanat, bir güzel bir yemek sanat bana sorarsan. Güzel bir otel, güzel bir dekorasyon, güzel bir eee heykel, ne bileyim bakış açısına bağlı her şey. Eee çok besliyor beni bilmediğim şeyleri görmek veya yeniden yeni şeyler görmek.

Bir de ama sanatta eee sizin aynı zamanda Türk sanatçılara katkınız da yatsınamaz. O biraz işte babanızdan eee miras kalan vatanseverlikle alakalı belki. Yani onların tanıtımı adına da çok çalışmalarınız mesele edin.

Onlar mesele ediniyorum. Çünkü ben damarlarımla halkla ilişkilerciyim. Benim en iyi yaptığımı düşündüğüm veya en sevdiğim iş bu tanıtım. Yok yani bilinmesi gereken bir şeyin bilinirliliğini eee eee eee gerçekleştirmek. Bu benim damarlarımda olan en sevdiğim ve en iyi yaptığımı düşündüğüm iş. Bu da onun bir parçası. Yani birçok sanatçıyı, birçok yabancı galeri veya dostlarıma sunuyorum. Tabii onların bakış açısı önemli. Çünkü satacak olan onlar, tanıtacak olan onlar. Ama mühim olan benim bu da var diyebilmem ki ben onu yapmayı seviyorum. Yani onun için özellikle eee kontemporanin işte ilk yıllarında eee yani Türkiye'yi daha böyle zorladığımız dönemlerde şimdi artık herkesin geldiği zaten içinde olduğu bir fuar ve bilinen o kadar büyük bir desteğe artık ihtiyacı kalmamış bir yerde ama Türk sanatçılar çok daha fazla bugün dünyada tanınıyor. çok daha fazla eee galeriler Türk sanatçılarıyla tanış satış eee eee çalışmaya başladılar. E buna katkım olabilirse niye olmasın? Yani bu manevi bir tatmin aslında.

Yatırım aracı olarak görmüyorsunuz sanatı hiçbir zaman.

Çok yanlış olduğunu düşün. Ben ben görmedim hiçbir zaman yani bir yatırım aracı olarak görmedim. Hiçbir zaman bir gün bunu aa 1e aldım 5'e satarım diye bakmadım. Sadece yaşamak istediğim, beraber olmak istediğim ve ekonomik olarak karşılayabileceğim şeyleri aldım. Nitekim evimde çok yumuşak, çok daha dinlendirici renkler, ofisimde çok daha coşkulu, çok daha rengarenk, çok daha farklı sanat eserleri vardır. Gelirsiniz inşallah bir gün. İnşallah. Eee, onun için yani sanat işte beraber yaşamayı seçtiğim, benim seçtiğim, eee, arkadaşlarım mı diyeyim, ne diyeyim artık?

Peki şunu merak ettim. Keyif anlamında neye para harcarsınız mesela? E, çok pahalı bir çanta alır mısınız? Çok pahalı.

Valla ben pahalı çantaları şeye benziyorum. Fiyat etiketiyle yürüyormuş gibi oluyorsun. Çok ayıplıyorum. Eee, onun için zamanında aldığım, e, o, tabii o fiyatlara değildi o zamanlar o çantalar. E, ayıp olmasın bende de bir tane olsun falan diye aldığım, eee, var Allah için. Eee, ama onlarla gezebiliyor muyum? Hayır diyeceğim. Yani utanç verici bir şey aslında bence. Çünkü her zaman eee, annemden mesela şu görgüyü aldım. Yani bir mücevver bile senden evvel gözüküyorsa yani bir insan ben sizin yüzünüzden evvel kolyenize bakıyorsam onu takmamanız lazım. Niye kendinizi rekabete sokuyorsunuz taktığınız veya kullandığınız bir şeyle? Ya ben öyle bir eee şeyle büyüdüm. Onun için hiçbir zaman kullandığım, giydiğim, taşıdığım şeye güç atfetmedim. Hı hı. Orada, orada, oradan, ondan dolayı görünür olmak istemedim. Hı hı. Tam aksine söylediğimle, arkasında durduğumla, fikirlerimle veya neyse artık Hı hı. Elle tutulmayan manevi şeylerle eee yer edinmek istedim. Çünkü öyle bir yerden geliyorum. Annem de babam da hiçbir zaman ne marka eee zaten yoktu o zamanlar ama en iyisi vardı veya yani onlara güç atfetmeyince ailedeki insanlar veya eee iyi olmasına ne bileyim Danimarka koltukları almıştı babam. Herhalde 40 sene üstünde oturduk. Hala da oğlumun bürosunda onlar var yani. Kalit Hı hı. kalite öyle kullan havayı at öyle bir kültürden gelmiyor.

Yakın zamanda babanız Sayın Isak Alato'nun business uçmamasına dair de bir hikaye dinlemiştim ama siz de bu eee öğretiyi devam ettiriyorsunuz değil mi?

Ülke içinde konu oldum yani onun eee tersi normalimiz bu ya o kadar normalimiz bu ki diğerini ayıplıyorum ya. Hakikaten ayıplıyorum. Çünkü uçağın biliyorsun önü de arkası da aynı yere iniyor. Yani işte bir perde kapanıyor ya. Eee, yani onun için bir bir büyük sabırganlık gibi sanki mecbur değilsem. Anlatabiliyor muyum? Şimdi mesela birkaç saat sonra eee bizim eee tarım için toplantımız var. Denizli'ye uçacağım. Tabii ki ekonomide uçacağım. Yani ne alakası var? Niye business'te oturayım? Anlamsız geliyor. Anlamsız. Gereksiz. manasız savurganlık ihtiyacım yok orada oturup ama belki de orada oturanlar daha belki iş yapabilecekleri insanlarla da tanışıyorlar. Onu da göz ardı etmemek lazım. Öyle hikayeler de var. Hatta business'te tanışan karı koca arkadaşım bile var. Tabii ki. Onun için herkes istediğini yapsın. Elbette herkes istediğini yapsın. Eee ama savurganlık karşı yani karşıyız buna. Öyle bir kültürden geliyoruz. Zaten sürdürülebilirliğin de bir parçası bu. Yani eee hakikaten savurmamak, gereksiz hiçbir şeyin eee kullanılmaması diye düşünüyorum.

Çok güzel bir mesaj. Şimdi eee en baştan beri hikayenizin içinde bir girişimcilik ateşi var. Siz belki adını üniversitedeyken, kemer satarken böyle koymuyordunuz ama bu sanırım çok sonradan gelen bir şey değil. İnsanın içine doğan bir şey yahut içinde büyüdüğünüz ailede gördüğünüz ve normaliz olan bir durum. Şimdi sizin gibi bir karakterle karşı karşıya kalınca biraz önce de şey dediniz. Böyle gençlere yeri bırakmak da önemli dediniz. Muhtemelen bir noktada hayatınızda yeni bir sayfada açacaksınız. Böyle sadece Leyla olarak yola devam edeceğiniz bir dönem. Eee ne zamandır? Tabii siz en iyi bilirsiniz ama başka hayalleriniz, başka planlarınız var mı? Ondan sonrası için yeni hevesleriniz, yeni yolculuklar yoksa daha böyle dingin mi hayal ediyorsunuz o dönemi?

Sadece daha bağımsız olmak istiyorum. Yani tamamıyla bağımsız. Yani eee sadece kredi kartlarımı yollamak istiyorum oğullarıma. Onlar da ödesinler. Ha o kadar. Her anlamda o kadar. O kadar. O kadar.

Seyahatle mi geçer o yıllar peki?

A tabii yani sağlam kalmakla fiziki olarak özellikle yani maddi manevi fiziki olarak eee kimseye bağımlı olmamak için bir kere gittikçe daha çok efor sarf etmek gerekiyor. Çünkü artık gençliğin verdiği avantajlardan yoksunsun. Hı hı. Onun için daha eee fiziksel olarak sağlam iyi olmak eee meraklarımı gidermek eee yurt dışındaki dostlarımla da görüşebilmek, buluşabilmek ve çocuklarımın, çevremin emek verdiğim insanların başarılarını görmek. Yani ben çok kişiye emek verdim. Onların başarılarından mutlu olacağım. Onlara zaman verdim. Cömertçe. Eee, onlara onların yanındaydım. Ama onların da bunlarla ne yaptığını görmek istiyorum artık. Onun için eee şirkette de eee her yerde ben gençliğin yanındayım. Gençliğin eee bir an evvel e daha önemli pozisyonlarda olmaları gerektiğini düşünüyorum. Zaten bugünkü dünyada eee bizim bildiklerimizle, bizim eee yaşadıklarımızla bir yere kadar artık eee lafımız geçiyor diye düşünüyorum. Dünya çok hızlı değişiyor. Tabii ki doğru soruları biz daha iyi soruyoruz. Çünkü biz daha çok görmüş bulunuyoruz. Yani soru sormayı da bilmek lazım. Soru sorabilmek için de birikim lazım. Hı hı. Eee, ya o datayı iyi analiz etmek için biraz bilgi lazım. Eee, böyle işte.

Ama siz umutlusunuz gençlerden. Öyle anlıyorum. Çünkü zaman zaman aksini söyleyen çok, eee, hem konuğumla hem sosyal hayatımda kişilerle karşılaşıyorum. Eee, yeni jenerasyona dair onların.

Valla gençlerde hiçbir sorun yok. Onları yetiştirenlerde sorun var. Vallahi onları yetiştirenlerde sorun var. Geçen gün hiç olmayacak bir yerde olmayacak birisi bana ne dedi? Dur bakayım. Arkadaşının oğlu babasının özel uçağı yok diye trip atıyormuş. Böyle bir abuk bir şey duydunuz mu siz? Cümleyi bence de cümleyi bence de idrak edilmesi zor bir şey. Hakikaten zor bir şey. Çok çocukluk travmam var o zaman benim de. Eee, yani bana biraz, eee, tabii sosyal medyanın şeyi eee o zaman aslında kolaya kaçmak oluyor gençleri suçlamak değil mi? Sorumluluk ebeveynlerde kaçmak, gençleri suçlamak. Lütfen önce anne babayı yetiştirenlere bakın. O sonradan görmelere bakın. Çünkü aniden paraya kavuşunca ben yapmadım çocuğum yapsın diye kendine göre bir yetiştirme tarzı var. En büyük kötülüğü yapıyorlar. en büyük kötülüğü yapıyorlar. Çünkü o çocuk o zaman bütün dünya ona hizmet etmek durumunda gibi hissediyor ve yani büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bir de yani dilimizde bile problem var bana sorarsanız. Yani bu dizileri ben çok seviyorum. Bravo. Çok iyi ihracatı ediliyorlar. Tabii ki ediyorum. Çok da seviyorum. Ve çok da geç başladığımı düşünüyorum. Yoksa insanların ne kadar iki yüzlü, ne kadar manipülatif, ne kadar dolandırıcı ve kötü olduklarını Türk dizilerini seyretseydim daha iyi, daha erken öğrenirdim. Geç kalmış olduğum şeylerden biridir. Eee ama arayı kapatıyorum. Ne diyordum? Heh. Orada mesela konuşma dili yani dün de işte Kars'tan geliyorum uçağa binerken. Gençcik bir anne 2 yaşında 3 yaşındaki çocuğa anneciğim anneciğim diyor. H kardeşim yani dayanamadım. Çok genç bir kadın çünkü dedim ki bak tatlım anneciğim dersen çocuğun kafası karışır. Çünkü o sana anneciğim diyecek. Sen ona oğlum ve en iyisi ismiyle hitap etmen. Çünkü dünyada istatistikler şunu gösteriyor. Bir insan en çok kendi ismini duymak istermiş. Kendi ismini. İsmini Leyla duymak istiyorum. Leyla Leyla canım aşkım. Saçma sapan kızlar da birbirine. Aşkım aşkım aşkım. Yani her kelimenin içi boşaldı yahu. Yani her şeyin bir garip oldu yani. Anneciğim, babacığım, halacığım diye sevilir mi bir çocuk? O çocuğun kafası daha dakika bir, gol bir karışıyor. Yazık değil mi? Biraz daha bilinçli olmamız lazım diye düşünüyorum. Bunu her programda dile getiriyorum. Özür diliyorum. Belki çok repetisyon tekrar oluyor ama ben gençlerde hiçbir problem yok. Ne güzel. Hiçbir hataları da yok. Yetiştirene bakacaksın.

Leyla Hanım, peki sizi dinlerken hep aklımdan şu soru geçiyor. Bunları okuyabilecek miyiz bir gün? Fikirlerinizi, düşüncelerinizi özellikle genç kızlara, kadınlara olan tavsiyelerinizi yazılı olarak da aktaracak mısınız nesilden nesile?

Eee, gözdeciğim zaten, eee, kitabın kapağının adını aldım. Patentini ve artık şeyini beğenmeyen bakmasın. Babaannenizin bir anneannemin anneannemin çok gençken işte herkes sana bakıyor zannedersin ya 10 12 yaşında böyle genç kızlığa geçişte eee böyle aa falan yani o neyi var o mu var bu mu var neyse beğenmeyen bakmasın demişti çok yıllar sonra o benim beynimin arka dosyalarından öne geçti ne kadar doğru bir laf diye yani. Eee, tabii arogan olsun istemiyorum. Beğenmeyen bakmasın o anlamda değil yani. Eee, senin problemin eğer bir şeyimle barışamıyorsan gibi. Neyse bu her röportajda değişik bir şey çıktığı için benden eee, ki bugün biliyorsunuz chat GPT'ye kitap yazdırabiliyorsun. Hiçbir sorun değil. Ama dönüp baktım Chart GPT benim 84'ten beri yumurtladıklarımı bilmiyor. Onlar yüklenmemiş değil belki ama yazacağım ya da yazmayacağım ya. Hazır olduğum zaman bir de kimse kitap okumuyor ya. Kim okuyacak yani diye düşünüyorum yani. Bilmiyorum. Belki YouTube'da rahat rahat dinlemek daha kolay. İnsanlar gittikçe daha az okur oldu. Hiçbir şeye sabrı yok. Eee ama hala bence okumanın zevki çok farklı. Eee, onun için olabilir de olmayabilir de. E, ama Char GPT ile herhalde olacaktır diye düşünüyorum. Çünkü eee, ama yine ona doğru komutu vermem lazım. Bir de dediğim gibi eee, 84'ten beri yumurtladıklarım yok orada. Eee, onların ya yüklenmesi lazım ya onların üzümlenmesi lazım. Neyse artık belki bir röportaj gibi olur. Zaten öyle olacak. Ben öyle olacaktır ama eee zamanında da söylediğim farklı şeyler var. Onların da olması gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü her evrede farklı düşündüm. Farklı şeylere parmak bastım. Normal bir insan gibi. Yani insanın her evresinde değişik şeyler önem kazanıyor.

Sonuna geldik. Müsaade ederseniz ben program sonrasında da sizinle birkaç saat daha sohbet etmek istiyorum ama yetişmeniz gereken bir uçak var biliyorum ama son olarak tüm konuklarıma aynı soruyu soruyorum. Aslında sizin zaten hep vermek istediğiniz mesaja çok uygun da bir soru olduğu için çok heyecanlıyım. Ben de merak ediyorum cevabınızı. Hani bu yaşta, bu kariyerde, e, bu donanımda elbette tüm bu yolculukta çok başarıya imza attığınız kadar zor zamanlardan da geçildi ve başarısız dönemler de oldu. Hayal ettiğiniz gibi işlerin gitmediği zamanlar da oldu. Eee, en unutamadığınız başarısızlık hikayesini soracağım size. Hani hala böyle şu an sorduğumda bile içinizi cüz ettiren bir hikaye var mıdır diye. Bu arada bu iş hayatıyla alakalı olmak zorunda değil. Elbette ki sosyal yaşamda yahut hayatın farklı bir alanından da bir hikaye olabilir ama ah be diye anlatabileceğiniz bir hikayeniz var mıdır Leyla Hanım?

Yani hikayenin detaylarına giremem. Özel çünkü. Fakat çok büyük hayal kırıklığı yaşadığım insanlar oldu. Hiç beklemediğim yerden gol yedim. E onlar eee büyük bir eee hayal kırıklığı eee ve çok üzücü ama yine çok ders dolu. Herkesi kendim gibi zannetmem gerektiği. Eee onun için daha temkinli olmak lazım. Bugünkü dünyada eee insanlar sizi çok aldatabilir, çok üzebilir. Onun için daha eee temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum. Yani sizin en büyük başarısızlık hikayesi olarak adlettiğiniz insan hikayeleri oluyor. Evet. Hayır. Güvenmemem. eee kendimi eee tamamıyla yani bu derece güvenmemem gereken insanlara gereğinden fazla hiçbir neden olmadan aslında neden vardı tabii de güvenmem. Gereksiz gereksiz yani. O da çok eğitici oldu çocuklarıma bu tecrübeyi aktarabilmek için. Eee ama hayat böyle bir şey. Sadece sadece pembe günler olmuyor. Herkes bir sürü bedel ödüyor. Ben niye ayrıcalıklı olayım diye düşünüyorum. Onun için hepimiz eee sınandığımız yerden ilerliyoruz. Ama keşkemiz yok. Hiçbir zaman keşkemiz yok.

Son mesajımız olsun mu?

Hiçbir zaman keşkemiz yok. Keşke aşağı çeker. Keşke çok sıhhate zararlı bir kelime. Onu hayat boyu aklımda tutacağım. Tam aksine iyi kiye dönüşüyor keşkeler. Tam aksine iyi ki olmuş diyorsun. Teşekkür edtiniz için deneyimleriniz için vakit ayırdığınız için çok çok teşekkür ederim. İyi ki geldiniz. Ayaklarınıza sağ teşekkür ederim. Sayın Leyla Alaton'la sohbetimizin sonuna geldik. noktalıyoruz bu haftalıkta işte zirveyi. Rahmi Koç Müzesinden gerçekleştirdiğimiz sohbetimizi önümüzdeki hafta cumartesi günü yeniden buluşmak dileğiyle. Hoşça kalın. [Müzik]