📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

#CANLI I İrem Aktaş'ın Sunduğu Op. Dr. Fatih Dağdelen ile Estetik | 21.12.2024 | #KRT

KRT TV45:30

Transcription

Müzik

KRT'den mutlu akşamlar sevgili izleyenler. Ben İrem Aktaş. Bugün de yine her cumartesi akşamı olduğu gibi Doktor Fatih Dağdelen ile birlikteyiz. Vücuda ve yüze konulan implantları konuşacağız. Bugün de hocamız da stüdyoda bizlerle birlikte. Hemen kendisine "Hoş geldiniz" demek istiyorum.

Hoş geldiniz. Nasılsınız hocam?

Hoş bulduk. Teşekkür ederim, sağ olun. Sizler nasılsınız?

Bizler de iyiyiz. Çok teşekkür ediyorum. Vakit ayırdığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum. Bugünkü konumuz da yine zevkli bir konu: Vücut ve yüze konulan implantları konuşacağız. O zaman hemen başlayalım. Neden tercih ediliyor vücuda ve yüze implant?

Şimdi estetik deyince tabii yüzü ayrı bir şekilde değerlendiriyoruz, vücudu ayrı bir şekilde değerlendiriyoruz. Yüz için kullanılan implantlar üzerinden gidecek olursak, özellikle çene ucu, evet, en sık yaptığımız bölge. Onun dışında çene köşesi, elmacık kemiği, burun ve yüzümüzde daha farklı bölgelere de implantlar tercih edebiliyoruz.

Evet, vücutla ilgili olarak ise göğüse yerleştirdiğimiz implantlar var; popoya, yani gluteal bölgeye koyduğumuz implantlar var; bir de bacağa koyduğumuz implantlar var. Bunlar, yani implantların neredeyse yüzde seksenini, doksanını oluşturuyor estetik amaçlı kullanılanlardan bahsedecek olursak.

Neden yapılır? Yüz için yapılmasının en önemli sebebi yüzdeki doğumsal anomaliler aslında. Yani bazı insanların çenesi küçük olabiliyor, geride oluyor, evet. Bazı insanların orta yüzü geride olabiliyor ya da çene köşeleri çok dar olabiliyor ya da burunla ilgili daha önce ameliyat olmuş olabiliyor ki burunda çok az kullanıyoruz ama yine de yeri var yani sonuçta pratikte.

Vücut için kullandıklarımız ise daha ziyade, özellikle göğüs için mesela tercih ettiğimizde daha iyi sonuç vermesi için implantları tercih ediyoruz. Yağ enjeksiyonunu burada çok fazla alternatif olarak, ikinci alternatif olarak düşünürüz ki birazdan detaylarına gireceğiz. Popoda mesela kilosu olmayan, zayıf olan bir kişi için mecburdur, yani başka bir şansı yok. Yani o kişiler için. Yine bacak için de mesela çarpık bacak dediğimiz o bacak deformitesi oluyor, evet. Bu tip hastalarda gerçek tedavi kemikle ilgilidir aslında, yani kemikteki o eğiklik/açık farklılıktan kaynaklanır. Fakat kemik ameliyatları tabii hem zor, hem zahmetli, hem komplikasyon riski yüksek olduğu için biz burada kamuflaj amaçlı olarak bu tip hastalara implant yerleştiririz. Stabil olduğu için, yağı olmayan hastalar için özellikle, ve çok da güzel sonuçlar elde ediyoruz. Süper.

Peki implant türleri nasıl sınıflandırılıyor?

Şimdi implantlar aslında biyouyumlu olması gerekiyor. Plastik cerrahinin aslında mucizeleri var. Bunlardan bir tanesi de implantlar elbette. Tabii en sık yapılan implant türü dediğimiz zaman göğüs implantlarından bahsedebiliriz ki burada biz silikon tercih ediyoruz. Bunun dışında mesela çene ucu için yine silikon implantlar ya da polietilen implantlar dediğimiz Metpor diye özel bir malzeme vardır. Bunlar poroz bir yapısı var. Bunları kullanırız. Bunun dışında titanyum implantlar kullanırız mesela doku kayıplarında, doku eksikliklerinde ki bazıları rekonstrüksiyon için, yani onarım cerrahisi için. Yani biz implantları sadece estetik amaçla da kullanmıyoruz, onu da söyleyebilirim. Bunun dışında yine biyouyumlu hidroksiapatit dediğimiz, vücutla çok uyumlu birtakım malzemeler de kullanılabiliyor. Yani en sık kullanılanları söylüyorum çünkü bunun dışında da en az bir 15-20 çeşit daha malzemeler var ama onlar sık kullanılan şeyler değil, değil mi?

Evet, siz sık sık olarak kullanılanları saydınız zaten.

Peki, mesela yağ transferi aslında yapılabiliyor hocam. Bu tür durumlarda da daha da güvenli olduğunu da söylemiştiniz. Neden hani tercih edilsin, ne durumlarda tercih ediliyor ya da yağ transferine göre implant? Evet.

Şimdi şöyle: Normalde biz yağ transferi otolog, yani kendi vücudunuzdan alıp koyabiliyorsak yerleştirebiliriz. Mesela birtakım dezavantajları var. Birazdan zaten o konuda çok detaylı gireceğim ama şöyle bir giriş yapayım: Yağ her şeyden önce öngörülebilir değildir. Yani yağ ne kadar kalacağı, ne kadarı gidecek? Bazı hastalar bize hep şunu soruyor: "Hocam" diyorlar, "yağ koyuyorsun, yağ gidiyor." Komple gitmiyor, hiçbir zaman da gitmez ama bazı hastalarda yüzde seksen gider, kimi hastada yüzde yirmi gider. Biz ortalama onu yüzde kırk-elli diyoruz. İşte bu stabilite durumu implantlar için geçerli değil.

İmplant ne kadar sürede kalıyor?

Peki implant kalıcı bir şey mi?

Kalıcıdır. Şöyle mesela meme implantları için dünya ortalaması 10 yıl diyebiliriz.

Hı, yani bunu bir değişiklik gerekmiyor mu? Hep derler ya belli bir süre sonra değiştirin. Aslında ondan bahsediyorum.

Yani meme implantları için dünya ortalaması 10 yıl. Yani 10 yılda bir değiştirmek gerekir. Ama eğer takip ederseniz, mesela ben kendi pratiğimde, mesela ben 20-25 yıldan beri meme protezi yapıyorum.

25 yıldır, evet.

Ki, eee, mesela 20 yıllık hastalarım da var. Meme implantını yapmışım ve ben 20 yıldır takip ediyorum. Gidebildiği yere kadar diyebiliriz ama günün birinde mutlaka meme implantı değişecek. Ama aynı şey mesela çene implantı için geçerli değil, mesela bacak implantı için geçerli değil, popo implantı için geçerli değil. Yani hepsi için de farklı. Sadece bu meme için geçerli olan bir şey. Mesela çene ucuna koyduğumuz polietilen, mesela Metpor implantlar, ben bunun için kalıcı diyebilirim. Çıkartmanız gerekmez, değiştirmeniz gerekmez, herhangi bir sorunla karşılaşmazsınız. Yani implanttan implanta, kullanılan bölgeye göre de değişkenlik arz eder.

Buradaki önemli olan şey şu aslında: Neden yağ transferi yerine implantı tercih ediyoruz ya da neden implant yerine yağı tercih ediyoruz? Buradaki aslında mevzu şu: Eğer bir kişinin vücudunda hiç yağı yoksa, evet, o zaman nasıl koyacağız? Yapabileceğimiz bir şey yok. Bu insanlara "Siz böyle yaşayacaksınız" mı diyeceğiz? Demek ki bir şeylerle büyütmek gerekiyor. Şimdi büyütmekten kastım şu: Bizim halkımız için de geçerli. Mesela Uzak Doğu'da örnek olarak, Uzak Doğuluların hepsinin göğüsleri küçüktür, evet hocam, çoğunluğunun. Yani çeneler küçüktür, burunlar basıktır, popolar küçüktür. Şimdi bu kişiler ister istemez bu bölgeler için bir augmentasyon, bir büyütme ihtiyacı hissettiklerinde, bunun için tek çözüm plastik cerrahinin işte bu mucizesi: İmplantlar.

Kesinlikle. Ve implant dediğimiz zaman aslında ilk meme implantı 1963 yılında yapıldı.

Oo, bayağı eski. Bir yıllık bir serüveni var.

Dünyada yani güvenilirliğiyle ilgili olarak dünyada bir tartışma da söz konusu değil, değil mi?

Evet, kesinlikle. Ve bunu yani üst düzey sağlık hizmeti veren Avrupa gibi, Amerika gibi, Japonya gibi ülkelerde en sık yapılan cerrahi müdahaleler. O yüzden implantlar konusunda artık bunların bir riski var mı, bir sorunu var mı gibi endişeye gerek yok. Sadece burada bilinmesi gereken şey şu: Eğer yağınız varsa ve sizin için yağ enjeksiyonu ile yapılabilecek işlemin avantajı sizin için daha fazlaysa ki bunu hekim karar veriyor. Mesela bana hasta geliyor diyor ki "Ben implant koydurmak istiyorum." Ben diyorum ki "Sizin yağınızı alıp yağ koyalım." diyorsunuz ama yağın da dezavantajlarını anlattığım zaman yerine göre hasta bundan vazgeçebiliyor, istemeye de biliyor. Sonuçta hastanın tercihi. Biz ne dersek diyelim, sonuçta hastanın istediklerini de yapmak zorundayız ama biz doğru bildiğimizi onlara aktarmak, onlara belirtmek zorundayız.

Mesela meme konusunda memeye hep hastalar yağ enjeksiyonunu tercih ederler ama memede yağ enjeksiyonu implanta göre ikinci seçenektir, yani implant birinci tercih.

Neden peki hocam? Daha mı az kalıcı?

Şöyle: Şimdi memede protez koyarız. Neden? Çünkü istediğiniz büyüklüğe protezle kavuşabilirsiniz. Daha hızlı bir iyileşme süreci gösterir, daha stabildir ve istediği forma hemen yaklaşır. Ama yağ enjeksiyonu koyacaksan memeyi, bunu bir seansta ancak yarım beden büyütebilirsiniz. Fazlasını veremezsiniz çünkü bu defa yağ kistleri oluşur, bir sürü problemler, komplikasyonlar açık bir duruma gelir. Bizim amacımız o kişi için en sağlıklı, en doğru ve en bilimsel yöntemi tercih etmemiz gerekiyor. Yani hekimler de bu konuda zaten sürekli okuyan, sürekli kongrelere giden, sürekli dünyayı takip eden insanlardır. Bu nedenle biz bir hasta için bir şeyi eğer öngörüyorsak, hastanın da tabii ki buna bir şekilde inanması gerekiyor. Yani bunu şöyle düşünün: Siz mesela bir kalp doktoruna gittiğiniz zaman "İşte bana Aspirin verdi, neden Aspirin verdi, ben bunu istemiyorum." diyemezsiniz.

Tabii diyemeyiz elbette.

Biz her şeyden önce bir tıp doktoruyuz. Biraz medikal ve sanatsal, yani ikisini birlikte içerdiği için hastaların isteklerini tabii ki göz ardı etmeden en doğru tanıyı, en doğru teşhisi koyup ondan sonra en doğru tedavi planlamamız gerekiyor.

Gerekiyor, evet. Süper.

Peki o zaman biraz böyle başka ne noktalar yapabiliriz? Hemen ona geçelim isterseniz. Çeneden başlayabiliriz. Çene implantları neden gerekli olur, hangi durumlarda?

Tabii. Şimdi şöyle: Çene ucu buradaki en sık yapılan implant, yani yüzde en sık koyduğumuz implant çene ucu implantıdır ki hastaların neredeyse yüzde doksanı bunları oluşturuyor, evet. Şimdi hastanın eğer çenesinde bir gerilik var ise, hı hı, biz bu hastayı değerlendiriyoruz, röntgenini çekiyoruz, gerekirse üç boyutlu tomografisini çekiyoruz, sefalometrik analizini yapıyoruz. Buna göre bu hastaya hangisinin yapılmasını gerekiyorsa ona uygun bir tedavi planlıyoruz. Mesela hastalar çene ucu için de diyor ki "Ben buraya dolgu yaptıracağım." Ama dolgu her zaman herkese uymaz, yani her şartta olmaz. Basit problemler için, hafif problemler için dolgu yeterli olabilir ama bu kişinin öncelikle diş uyumunda bir problem var mı, yani ısırıkla ilgili bir sıkıntısı var mı yok mu, önce bunu tespit etmek gerekiyor. Eğer ısırıkla ilgili bir sorun varsa bu hasta çene cerrahisi işlemi, yani bizim bu defa ona çene ilerletme ameliyatı yapmamız gerekiyor.

Hı, çift çene ameliyatı da gerekebilir bu.

Bakın işin en ileri safhası. Yani ben bazı hastalarıma diyorum ki "Sizin mandibula, yani alt çene kemiğini ilerleteceğiz." Bazı hastalarımıza diyorum ki "Senin üst çeneyi geriye alacağım ya da ileri alacağım." gibi ya da çift çene ameliyatı yapmak gerekiyor. Bu işin en farklı boyutu. Bunlar için tabii çok ciddi bir çalışma gerekiyor. Yani bunun için ortodontistimizle birlikte çalışıyoruz, radyoloğumuzla birlikte çalışıyoruz ve bu hastaların uzun bir süreci olabiliyor ya da ilk gelir gelmez hemen operasyonu planladığımız hastalarımız da olabiliyor. Bu biraz farklı bir prosedür.

Bundan farklı olarak mesela şimdi çenede diş uyumunda bir problem yok, çene yine de küçük, evet, ve geride. Böyle bir hastaya siz dolgu yapabilirsiniz ama dolguyla istediğiniz efektiviteye kavuşamazsınız. Çok fazla dolgu yapmanız gerekir. Bu her dolgu malzemesi de o kişi için farklı sorunlara sebep olur.

Kesinlikle. Çene tutulması bile olabiliyor yani, değil mi hocam? Yani orada aslında şunu unutmayın ki dolgu malzemeleri o kadar da masum şeyler değil.

Kesin. Nihayetinde buraya koyduğumuz da bir implant. O da yabancı bir malzeme. Ama şimdi kişiye siz bir tüp, iki tüp yapacaksanız problem değil, zaten problem bununla düzeliyorsa tamam. Fakat çenedeki gerilik fazla ise bu defa ikinci bir seçenek de olması lazım. Nedir? Yağ enjeksiyonu.

Hım, çeneye yağ enjeksiyonu yapabiliriz.

Çeneye de yağ enjeksiyonu yapabiliriz. Bazı hastalara bu da yetmiyor. O zaman ne yapıyoruz? Bu kişiye çene implantı yapıyoruz. Yani çene implantı bu işin aslında en fazla ihtiyacı olan hasta için gerekli olan prosedür. Bazı hastalar ise implant koymadan çene kemiğini kesip ileri alıp yine implantlara, titanyum implantlara bu defa o çeneye vidalar koyuyoruz. Bu da başka bir şey. Bakın bu da bir implant aslında.

İşlemler, evet, evet.

Yani hastanın problemi hangi seviyede ise, o yüzden bir hasta böyle bir problemi var ise, mesela çenesinde geriliği var, muhakkak ama muhakkak bir plastik cerraha başvurması gerekir. Çünkü plastik cerrah dolgu da yapar, yağ da koyabilir, çeneye implant da koyabilir, çene ucunu kesip ileri de alabilir, çene kemiğini kesip çene cerrahisi de yapabilir. Demek ki dört seçeneğin hepsine sahip bir hekimle karşılaştığınızda o sizin için en doğru tanıyı koyabilir ve böylelikle en doğru ameliyatı ve en doğru tedaviyi almış olursunuz. Diğer şekilde size implant yapılması gereken dolgu yapıldı ise bu sizin için başlı başına bir problem. Çünkü istediğiniz sonucu alamayacaksınız, yetersiz bir sonuçla karşılaşacaksınız. Sonrasında gerçekten implant koydurmak istediğinizde bu defa o konulmuş olan dolgu yeni yapılacak implant cerrahisi için de ciddi tabii ki risk taşıyor, komplikasyona açık bir hale getiriyor. Çünkü o bölgedeki anatomi bozulmuş oluyor. Dolgunun enfeksiyonu olabiliyor, başka sorunlarla karşılaşılabilir. O yüzden doğru teşhis, doğru tedavi. Ben bunu her zaman söylüyorum. Yani bir hastaya ne yapılacağını baştan iyi planlamak, iyi değerlendirmek, ön hazırlığın doğru yapılması gerekir. Bu şekilde olursa ameliyat başarılı olur, yapılan işlem başarılı olur. Yani ben dolgu yapmıyorum demiyorum ama gerekene dolgu, gerekene yağ, gerekene diğer işlemler, yani implant.

Sizin gibi yaklaşan hekim sayısı çok az gerçekten.

Bence vardır muhakkak. Her hekim doğrusunu yapmaya çalışır ama bence hastalar bu konuda biraz uyanık olmalılar. Bakın az önce sözüme başlarken şunu söyledim: Bir plastik cerraha başvurmanız gerekir, net. Bir estetik cerraha başvurmanız gerekir. Eğer siz bununla ilgili olarak farklı yerlerde, bakın ben öyle örneklerle karşılaşıyorum ki şok oluyorum. Yani inanılmaz. Ben her hafta bir sürü telefon alıyorum ve merdiven altı, hekim olup olmadığı belli olmayan, Türk vatandaşı olmayan kişilere gidip birtakım yanlış, yabancı birtakım şeyler yaptırıyorlar, dolgular yaptırıyorlar ve gerçekten yani sağlıklarını tehlikeye atıyorlar. Daha sonra da bir problem yaşandığında bu defa yine hekimler suçlanıyor.

Doğru. Yani bir kişinin yaptığı yanlış, hasta hepimizi de etkileyebiliyor.

Etkiliyor, evet, öyle.

Peki yüz asimetrisi de önemli bu noktada. Nasıl bir katkı sağlıyor, asimetriyi nasıl bir düzeltme yapılabiliyor?

Şimdi asimetri konusu tabii ki çok iyi değerlendirilmesi gereken bir şey. Aslında herkesin yüzünde muhakkak bir asimetri vardır, evet. Yani hiç kimsenin ayna görüntüsü bir tarafıyla sol ve sağ taraf aynı değildir. Fakat bazı kişiler bunun farkındadır, bazıları farkında değildir. Farkında olmayan insanlar hayatlarına devam etsinler. Ben mesela bir hasta gelip bana resmini çektiğim zaman ben o kişinin yüzünde 10 tane farklı noktayı görüp söyleyebilirim ama bunu da söylemem etik olarak söylemem. Çünkü o kişi zaten mutlu mesut, neden ona bunu hatırlatıp "Senin yüzünde böyle böyle bir sorunun var." diyesin ki bu doğru bir şey değil. Ama günümüzde maalesef sosyal medyadan dolayı insanlar resim çekiyorlar, sürekli aynaya bakıyorlar ve sürekli kendilerini inceliyorlar ve bu bir süre sonra takıntı haline geliyor ve küçük asimetriler bile çok ciddi sorun haline getirebiliyorlar.

Bu tip durumda bize geldiklerinde ben bakıyorum mesela gerçekten gerekliyse, evet, bazı insanlara çok bariz. O zaman biz bunu hakikaten incelemeliyiz, araştırmalıyız ve bu olaydaki nasıl düzeltebileceğimizi planlamamız gerekiyor. Bu hemen "İşte gelin yapayım, bir an önce çözeyim." denilecek bir şey olmayabilir. Çünkü bu hastalara yağ da koyabiliriz, dolgu da yapabiliriz, implant da koyabiliriz ya da çene kemiği ile ilgili ise bir problem burada kesip de yapabiliriz. Ama diyelim ki mesela bir kişinin bir kaşı çok aşağıda, elmacık kemiği aşağıda. Aslında yüzün bir tarafında hem fasiyal atrofi dediğimiz küçüklük var. Yani ben bu kafayı ortadan kesip birini yukarı alamam, yani böyle bir şey de mümkün değil. Bazı şeylerin de oluru var, bazı şeylerin de olmazı var. Yani gerekli olup olmadığı burada çok önemli. İkincisi biz bunu mutlaka kanıtlamalıyız, biz bunu mutlaka üç boyutlu grafiklerle, sefalometrik analizlerle tespit etmeliyiz.

Burada mesela çene asimetrisini, mesela bazı hasta geliyor, bir tarafı bir tarafta duruyor mesela çenesi... Ya da çene gamzesi de olabiliyor, o da öyle yapıyor. Evet. Böyle hastalarda mesela biz bunu yani çenenin boyu, derinliği, örnek yüksekliği, geriliği ile beraber bazen de saat yönde çevirmeniz gerekiyor, bir tarafa sarkmış, bir tarafı ise gömmeniz gerekiyor gibi gibi. O yüzden bunlar çok titiz bir şekilde yapılırsa eğer hasta memnuniyeti çok yüksek. Diğer şekilde hasta zaten takıntılı, yeni bir asimetri ile karşılaşıyor. Bu sefer onun takıntısıyla uğraşıyorsunuz.

Haklısınız, evet.

Peki biraz malzemelerden girişte de söz etmiştiniz. Onu açalım isterseniz. Çene implantlarında hangi tür malzemeler kullanılır?

Tabii çene implantlarında çoğunlukla kullanılan malzemeler ya silikon implantlardır ya da polietilen dediğimiz Metpor diye bahsettiğimiz az önce zaten tek firma olduğu için o yüzden söyleyebilirim, bunu kullanıyoruz ki ben silikon implantlar da kullandım uzun yıllar fakat silikon implantların kemikte bir miktar erimeye sebep olduğuna şahit oldum.

Kemiği mi eritiyor?

Kemiği birazcık baskılıyor ve kemikte birazcık çukurluklar oluşturabiliyor. O yüzden Metpor implantı daha çok tercih ediyorum doğrusu ne isterseniz ve çok da memnunum. Kalıcı olması, çok stabil olması ve hiçbir zaman bir problem çıkarmaması benim için en büyük avantajı ve hastalar da gerçekten çok memnun. Yani silikon implantlar da çok tecrübem var, eee, bu bahsettiğim ürünle de çok tecrübem var. O yüzden Metpor'u daha çok tercih ettiğimi söyleyebilirim ki hastalar geldi ben yani her ikisini de yaparım, no problem. Ama önemli olan şey hasta için kendi tecrübeme dayanarak, dünyadaki bütün bilimsel çalışmalara bakarak hangisinin uygun olduğunu birlikte karar veriyoruz.

Evet. Eee, peki şimdi bölgesel olarak konuşuyoruz diye sormak istiyorum. Çenede yağ enjeksiyonuna göre neden implant tercih ediliyor?

Şimdi bu dediğim gibi, bunu aslında şöyle düşünün: Yani "level" diye bir problem şey vardır ya, ölçüler vardır ya. Eğer probleminiz küçükse dolgu, probleminiz orta seviyeye yağ enjeksiyonu, eğer daha ileri boyuttaysa bu tip durumda mutlaka implant ya da çene kemiğini ilerletme tercih etmek gerekiyor. Net.

Hı. Peki hangi ameliyat teknikleriyle gerçekleşiyor hocam?

Şimdi şöyle: Eğer implant yerleştireceksek bu iki şekilde yerleştirilebilir. Hastaların yüzde doksan-doksan beşini çene ucu oluşturduğu için bir de bizim halkımızın yuvarlak yüzde yüz ve çenelerimiz küçük biter, geride, evet. Avrupa ırkının çeneleri biraz daha büyük, daha belirgindir ama bizimkiler biraz daha farklı. Yani ben burun ameliyatı yaptığım her dört hastadan bir tanesine çene augmentasyonu öneriyorum ama hasta yaptırıyor ama yaptırmıyor, kendisinin tercihi nihayetinde. Burada ne yapıyoruz? Ya çenenin altından girerek yaparız ya ağız içinden girerek yaparız. Ben kendi pratiğimde yüzde doksan hastama ağız içinden yapıyorum çünkü iz olmuyor.

Ama evet, daha iyi tabii.

Evet. Hasta ileri yaş bir hasta grubu ise, bu hastaya yüz germe gibi birtakım prosedürler de yapıyorsak direkt alttan girerek de zaten yaptığım oluyor. Yani alttan girerek yaptığım yüzde on gibi, diğer çoğunu ağız içinden yapıyorum. O yüzden görünen bir iz olmuyor. Çok hızlı bir iyileşme süreci var her şeyden önce. Yaklaşık olarak 15-20 dakika süren bir ameliyattır ve hasta için hiçbir ağrısı olmayan ve çok hızlı bir şekilde hayata döndüğü, sadece birkaç gün sıvı beslenmesi gereken bir prosedür.

Evet. Peki hangi durumlarda çıkarılması gerekir çene implantlarının? Yani ne zaman tehlike oluşturur?

Zaten şöyle: Erken dönemde bir problem varsa zaten çıkarmanız gerekir. Geç dönemde bir problem olmaz bunda. Hı. Yani ben yıllardır yapıyorum, şu ana kadar çene implantı çıkarmak zorunda kaldığım hasta hatırlamıyorum.

Çok iyi.

Bu benim... Yani bazı ameliyatlar için mesela bacak için de aynı şey geçerli. Mesela çene implantlarını yaparım ve bir daha o hastalar yıllar sonra ben bile hatırlamam bazen "Aa, koymuştuk." diye düşünüyorum. Yani o şekilde oluyor. Ben bir sorunla karşılaşmadım. Erken dönemde olacak işlemler ise eğer bu konuda tecrübeniz az ise, hastanın ağız hijyeni kötü ise, steriliteye dikkat edilmediyse, ameliyat koşulları iyi değilse ya da hasta ameliyattan sonra o bölgesiyle ilgili mesela dedim ya sıvı beslenmek gerekiyor, mesela bir şeyler ısırdı ya da kopardı ise ona bir şey diyemeyiz. Yani bunlar ama karşılaştığımız şeyler değil çünkü hastalarımız bütün kurallara uyarlar genelde. O yüzden sorunlarla pek karşılaşmayız.

Evet, çok iyi. Memeye geçelim isterseniz hocam. Herkesin de ilgisini çeker. Zaten daha da sık kullanılan bir implant türü. Meme...

Yani meme protezi bütün implantların içerisinde aslında yüzde nereden baksanız seksenini oluşturuyor bu vakaların. Meme implantlarında biz tabii ki silikon implantları tercih ediyoruz. Bunlar tabii şekli de biraz birbirinden farklı olabiliyor. Hastanın beklentisi doğrultusunda büyüklük boyutunu seçme şansımız olabiliyor.

Hocam hemen küçük bir virgül koyalım, hemen bir reklama gidelim. Az sonra buradayız.

Müzik

Buradayız. QNB Dijital Köprü ile e-faturaya ömür boyu ücret ödemiyorum. E-faturaya ömür boyu ücret ödemiyorum. E-faturaya ömür boyu ücret ödemiyorum. İşini büyütmek isteyen KOBİ'ler ömür boyu ücretsiz ve sınırsız e-fatura desteğini seçiyor, QNB'ye geçiyor. Köprü'ye başvurun, QNB ile çalıştığınız sürece e-fatura ve diğer e-dönüşüm ürünlerine ömür boyu ücret ödemeyin.

Müzik

Merve Berki beslerken bir yandan da e-ticaret yapıyor. İkla kurduğu siteden ürünlerini satıyor hem de hiçbir teknik bilgiye ihtiyaç duymadan. İkla ile sen de e-ticaret siteni aç.

Müzik

Alkış

Öyle bir tasarım yaptık ki İstanbul kadar seçkin ve ayrıcalıklı. Yurdumuzda her proje, her ev, her aile bu ayrıcalığı hak ediyor. Başka İstanbul yok. Fıratpen İstanbullu.

Yeni yıla %3,2 faizli 75.000'e varan nakit fırsatlarıyla girin. Hemen Hangi Kredi uygulamasını indirin. Sadece Hangi Kredi'de bulabileceğiniz fırsatlar. Yeni yıla avantajlı girin.

Müzik

Kolay gelsin abi. Kuru pilav alayım. Kaçtım abi. Burası senin kurunun...

Abi, kuru kuruya mı?

İşimiz olan esnafımız için 50.000 TL'ye varan faizsiz nakit fırsatı. Hay yaşa be! Esnafımıza 50.000 TL'ye varan faizsiz kredi ve taksitli nakit avans fırsatı. Garanti BBVA. Garanti BBVA.

Müzik

Sevgili izleyenler, kısa bir aranın ardından yeniden birlikteyiz. Hocamızla devam edeceğiz. Meme protezinde, meme implantında kalmıştık. Devam edin isterseniz hocam. Neden gerek duyulur?

Şimdi şöyle: Hastanın gerçekten doğuştan olan bir küçüklüğü var ise, hı, ya da küçük değil, bazı insanlar biraz dolgun ve büyük istiyor. Bu zevk meselesi. Yani bu konuda kimseyi eleştiremezsiniz. Böyle bir beklentisi var ise ya da göğsünde bir sarkıklık var, içi boş, dikleşmesini istiyor ama dikleşmekle beraber birazcık da dolgunluk istiyorsa, bu tip hastalara biz meme protezi yapıyoruz. Meme protezi aslında son derece kolay, son derece rahat bir ameliyattır ve çok fazla pratiğin olduğu, yani gün oluyor ben üç-dört tane yapıyorum, evet. Yani o kadar sık yapılan bir işlem ve hastalarımız gerçekten son derece konforlu bir şekilde bir anda dedim ya size plastik cerrahinin mucizesi, çok hızlı bir şekilde hayatlarına dönüyorlar, çok hızlı bir şekilde ameliyatlarından başarılı bir şekilde çıkıyorlar.

Şimdi biz bu ameliyatta neler yapıyoruz, biraz onlardan bahsedeyim. Her şeyden önce biz burada bir silikon implant kullanıyoruz, evet. Bu implantlar artık o kadar çok, dedim ya size 60 yıldan beri kullanılıyor. Pek çok şeyler denendi, pek çok şeyler değişti ve şu anda beş-altı jenerasyon protezler kullanıyoruz ki bunlar artık çok çok kaliteli ve vücutla uyumlu. Herhangi bir sorunla da karşılaşmıyor hasta. Her şeyden önce süt vermesine engel teşkil etmiyor. Süt kanallarının üzerinde zaten...

Evet, süt kanallarının altında.

Altında mı? Ben yanlış biliyorum.

Biz aslında memenin içine koymuyoruz bunu. Biz memenin altına koyuyoruz.

Kas altı gibi mi?

Evet, kas altı ya da kas üstü de olabilir ama memenin altına koyuyoruz. Şimdi bu da çok sorulan bir soru: "Kas altına mı yaparsınız, kas üstüne mi yaparsınız?" Şimdi hastaya göre verdiğimiz bir karar ve biz bu hastaya neden bunu böyle yapıyoruz, neden bunu böyle yapmıyoruz, detaylı bir şekilde zaten anlatmak zorundayız. Hastanın bu konuda eğer soracağı bir şey var ise, hastanın bu konuda kafasında bir soru var ya da "Şöyle olsun istiyorum." diyorsa ve onun için uygunsa zaten yapıyoruz, problem yok. Ama uygun değilse o zaman bunun gerekçelerini teker teker açıklamak zorundayız.

Mesela bazen hasta geliyor "Nereden gireceksiniz?" diyor. Sonuçta bunu bir yerden sokacağız yani. Ya bu koltuk altından girilir ya meme başından ya da alttan konulur. Günümüzde artık bütün dünya, yani yüzde doksan beş hekim, yüzde doksan sekiz hekim, hatta doksan dokuz hekim göğsünün altından yapıyor. Doğrusu bu. Çünkü...

Çünkü koltuk altından yaptığınızda komplikasyon riskiniz birazcık daha fazla. Meme başından yine aynı şekilde. Biz eskiden hep meme başından koyardık, koltuk altından koyuyorduk ama şu anda bütün hastaları neredeyse alttan koyuyoruz ki bu alt kıvrıma kalıyor, belirgin de olmuyor. Plan konusunu az önce anlattım yine. Bunun dışında bu hastalar büyüklüğü mesela nasıl karar veriyoruz diyorlar. Yani bütün hastalarımız diyor ki "Size ne olacak? Size ne olacak?" Yani ne kadar büyüklük olacak? Aslında büyüklük değil, şekil önemli.

Hı. Siz diyorum şekle bakın. Yani o formlar mı? Hani damla form deriz, yuvarlak form, onlardan mı söz ediyorsunuz?

Onlardan değil, büyüklük olarak. Yani hastalarımız diyor ki "Ben 85 yaptırmak istiyorum, 90 yaptırmak istiyorum." Aslında önemli olan şey kişinin vücuduna uygun bir şekilde olmasıdır, şeklin güzel durmasıdır. Tabii ki biz hastalarımızın "size"la ilgili, yani büyüklükle ilgili olarak beklentilerini tabii ki cevap veriyoruz ki o yüzden konuşuyoruz hastalarımızla. Biz onlara gösteriyorum, ben simüle ediyorum. Yani simülasyon dediğim şey şu: Ben mutlaka bütün hastalarımla ameliyat öncesi ameliyathanede ameliyattan önce bir yarım saat, bir saat konuşurum.

Evet, biliyoruz. Baş başa, hiç kimse yok. Hasta özgür, rahat. Hem ameliyat stresini atıyor, çok önemli ama hem de isteklerini aynanın karşısına geçip beraber konuşuyoruz.

Evet. Mesela ben dar bir sütyen giydiriyorum, içerisine silikonları deneyerek "Bunu mu istersiniz, bunu mu istersiniz? Bunun avantajı şu, bunun dezavantajı şu." Bütün bunların hepsini detaylı bir şekilde anlatıyorum. Yani biz bir ameliyata karar vermeden önce o hastayla belki üç-dört defa konuşuyoruz. Yani telefonla konuşuyoruz, yerine göre online konuşuyoruz, yerine göre muayeneye geliyorlar, o şekilde konuşuyoruz. Ameliyattan önce geliyorlar, ameliyat günü geliyorlar ki bütün bunlar hiçbir tanesi hekimin kafasına göre, keyfine göre yaptığı bir şey olamaz, olmamalı da.

Çok doğru.

Ki hastalarımız da bu anlamda zaten hiçbir problemle karşılaşmıyor. Hasta kendi tercih eder ama benim de fikrimi sorarsa ben söylüyorum. Bazen hasta kararlı "Ben bunu istiyorum." diyor, yapacak bir şey yok. Evet, ama dezavantajı varsa onu da söylerim. Yine bazı hastalar yağ enjeksiyonunu mesela alternatif olarak tercih ediyor. Yağ enjeksiyonuyla her zaman söylerim: Yağ enjeksiyonu memede ikinci alternatiftir, birinci alternatif değildir. Çünkü yağla istediğiniz kadar büyütemezsiniz. Bu hastanın yağı olması gerekir bir. İkincisi, yağ enjeksiyonuyla yarım beden ancak büyüyebilir. Belki hasta bir yıl sonra ikinci bir seans, belki üçüncü bir seans olmak zorundadır. Bu da hasta için hem maddi olarak hem sürekli ameliyat oluyor. Yani bütün bunların dezavantajı artı birtakım şeyleri de var.

Hı hı. Ama yağ enjeksiyonu yapmıyor değilim, yapıyorum zaten.

Avantajı ne mesela hocam?

Avantajı ne? Herhangi protez olmaması, yani otolog olması. Eğer hasta "Ben çok büyük istemiyorum. Benim için yarım beden büyümesi yeterli." Tamam, yapalım, no problem. Ama eğer hastanın belli bir büyüklük beklentisi var ve bunun tek seferde olmasını istiyorsa ve bunun stabil olarak konulduğu gibi kalmasını istiyorsa o takdirde implant tercih etmesi gerekir.

Gerekiyor, evet.

Peki meme implantlarında yer değişimi ya da kayması olabiliyor mu? Oluyorsa da bu nasıl önlenebilir?

Kesinlikle yer değişmesi ya da kayma diye bir şey aslında olmaz, olmamalı. Bunun da sebebi yapan hekimin tecrübesi.

Hı. Peki tecrübesiz bir hekime denk geldik, olabiliyor mu?

Evet, olabilir. Olmaması gerekir. Normalde olmamalı. Yani nasıl kayar, bakın onu da söyleyeyim. Şimdi kaymadan kasıt ne? Aslında kayma denilen şey eğer o protezi yerleştirilecek alan büyük açılmış ise, hı hı, bir. İkincisi, protez tam orta hatta yerleştirilmesi gerekirken tam orta hatta yerleştirilmemiş ise. Mesela yukarıda yerleştirmiş olabilir, aşağıda yerleştirmiş olabilir. İçte yerleştirilirse bu defa meme ortadan kalkar. Biz buna memenin birleşmesi, yani simmasti deriz. Çok kötü bir şey. Ya da hasta ayakta iyi durur, yattığında göğüsten yana doğru kayar, kayar. Yani ortaya böyle eliniz kadar girer. Bunun sebebi ne? Çünkü geniş açılmıştır. Geniş açmamak gerekiyor. Yani protezin gireceği kadar bir planda şey açarsanız, yuva açarsanız hiçbir sorunla karşılaşmazsınız. Doğru protez tercihi de burada çok önemli, doğru protez sayısı da çok önemli, hastanın beklentisi de çok önemli. Memenin altından giriyoruz mesela, nereden gireceğiz? Yani o bile çok önemli. Çok ince detaylarda gizlidir başarı.

Çok kilit işler. Evet hocam.

Eğer başarılı bir sonuç almak istiyorsanız bu konuyu sık yapan bir hekimle karşılaşmanız gerekir. Başka şansınız yok. Basit bir memeden bahsediyorum. Çok az insanla karşılaşıyorum. Bir de bunun ötesinde 100 tane meme yaptığımız hastanın 30'u gerçekten ideal hasta grubu, 70 tanesi problemli hasta grubu. Bunlar mesela kendi çevrelerinde meme protezi olmuş arkadaşlarını görüyor, "Aa ne güzel olmuş, gidip ben de yaptırayım." Ama senin memen o meme değil. Hı. Bu defa neyle karşılaşıyor? Çok kötü bir sonuçla karşılaşıyor. Çünkü zor memeye hakim olan bir hekimle karşılaşmak da kişinin şansı olsa gerek.

Elbette öyle. Çok iyi araştırmak gerekiyor gerçekten karar verirken. Böyle oldu bittiye getirmemek gerekiyor.

Hastalarımızın ki bizim insanımız çok hemen gider pat pat pat yaptırır. Yani o kafaya koydu, o gün ertesi gün yaptıracak. Hayır, ben ertesi gün yaptırmasına karşı değilim ama bunun tabii ki belli bir altyapısını oluşturması gerekiyor. Doğru hekimi bulduğunuzda da artık kafayı karıştırmayın, yani o hekimi de zorlamayın.

Yani doğru hocam, çok haklısınız.

Peki şimdi, eee, soru hattımıza da geliyor. Eee, burada meme implantları emzirme fonksiyonunu etkiler mi?

Kesinlikle etkilemez. Net. Yani bu konuda hiçbir problem yok. Ben şimdiye kadar meme protezi yapıp da "Emziremedim." diyen bir hastayla karşılaşmadım. Yani kendi tecrübemi bu şekilde söyleyebilirim net olarak.

Evet, peki devam edelim o halde. Tabii ki, eee, meme implant boyutunu nasıl seçiyoruz hocam?

Az önce söylemiştim. Simüle... ve hastanıza deniyorsunuz.

Evet, dar bir sütyen giydirip içerisinde simüle ediyorum. Aslında bunu ben bilgisayar ortamında yapmayı çok doğru bulmuyorum. Hastanın kendisinin dokunması ve hissetmesi gerekir. O şekilde yaptığımızda hiçbir sorunla karşılaşmıyoruz.

Süper. O halde vücudun diğer kısımlarına da geçebiliriz. Popo implantları diyelim. Popoya ne zaman tercih ediliyor, hangi gerekçeyle yapılıyor?

Şimdi popo implantı şöyle: Bakın bundan yıllar önce, mesela 20 yıl önce biz, ben kendi pratiğimden söyleyeyim, diyelim ki 10 tane meme yapıyorsam bir tane popo hastası geliyordu. Günümüzde bu neredeyse eşitlenmiş durumda. Ben bazı hastalarıma soruyorum: "Sizin için" diyorum "meme mi yoksa popo mu sizi daha mutlu ediyor, daha mutlusunuz?" diye sorduğumda bu hastalarımın yüzde doksanı popodan bahsediyor. Yani bir kadında popo memeden daha ön planda aslında eğer ki popoyla ilgili sorunu var ise.

Evet. Şimdi popo protezi kime yapıyoruz? Popo protezi aslında vücut kitle indeksi dediğimiz zayıf hasta, yani yağı olmayan hastalar için tercih ettiğimiz bir şey. Hım. Zaten bu hastalar gerçek endikasyonu olan kişiler. Hım. Yani bir kişi zaten hafif dolgunsa, şişmansa o kişinin zaten vardır az ya da çok.

Doğru, öyle, evet.

Ama asıl ihtiyacı olan insanlar hiç yağ olmayan zayıf insanlar ki bu hastalarda vücut kitle indeksi eğer 22'nin, 23'ün altındaysa mutlaka popoya protez koyması gerekir. Eğer bu hasta gidip yağ enjeksiyonu yaptırıyorsa buna Skinny BBL deniyor, yani işte kolundan şurasından burasından yağlar alınarak... Oysa ki yağ stabil değil, yağın bir miktarı vücut tarafından emiliyor. Zaten bu tip bir durumda ne yapacak bu hasta? Yaptırıyor ve tekrar geliyor "Ben istediğim büyüklüğe kavuşamadım." İşte implant o zaman gerekiyor. Böyle hastalara mesela yağı az ise protez koyup beraberinde az bir şey yağ da koyabilirsiniz çünkü yağla yanları doldurmak daha mümkün. Özellikle yanları doldurmak.

Evet, destek gibi olabilir.

Ama yağla o kişiye istediği büyüklükte, istediği böyle projeksiyonda bir görüntüyü sağlamak çok zordur.

Peki popo protezinden neden korkuyor kişiler?

Evet, neden hocam?

Enfeksiyondan korkuyor. İkincisi, popo protezi yaptırmış kötü örneklerle çok fazla da karşılaşıyor. Çünkü popo protezi, "learning curve" dediğimiz öğrenme eğrisi en uzun ameliyatlardan bir tanesi. Plastik cerrahların bile bugün günümüzde yüzde doksanının yapmadığı bir ameliyat, uğraşmadığı bir ameliyat. Dünyada bile popo protezi yapan çok iyi yapan, yani ben hekim, beş-on biliyorum, yani daha fazlası yok.

Doğru. Gerçekten çok önemli bir ameliyat ve günümüzde çok trend bir şey ve yaptığınız hastada gerçekten düzgün bir sonuç alabilmeniz koşulu doğru hekim tercihidir. Çünkü bu ameliyatta plan çok önemli. Mesela hastaya kas üzerine, kas zarı altına konulur protez, sıkıntı. Bir süre sonra mutlaka o belli bir zaman sonra gevşer, sarkar, "döndü" der, "kaydı" der. Bakın enfeksiyonu geçtik. Ya da kas içine konulduğunda kas dokusu zaten inceyse bu hastanın, o hastalara da benzer problemler oluyor. Bu tip hastaların mutlaka total kas altı planda yerleştirmek gerekiyor ve total kas altı koyarken de kasına zarar vermeyeceksiniz. Diğer şekilde eğer o kası siz mesela hasta büyük istedi ve sığdıramıyorsunuz, kası keserseniz eğer gene implanta malpozisyon dediğimiz kaymalar olur, protez bir tarafa gider, yanlışlıklar olur ve bir sürü sorun yaşar. Ve bu ameliyatı yaptırmaktan korkan hastaların yüzde doksanı çevrelerinde doğru bir referansla karşılaşmıyor olmalarıdır. Yoksa popo implantı gerçekten mucize bir şey, çok da güzel sonuçlar elde ediyoruz.

Evet, yerleştirilme yöntemlerinden isterseniz biraz da söz edelim.

Az önce söylemeye çalıştığım şey oydu aslında. Ben bütün hastalarımı kendi pratiğimde total kas altına yerleştiriyorum ve hastalarım da gerçekten son derece memnun ve uzun zamandır bir komplikasyonla da karşılaşmadım diyebilirim. Hatta komplike olmuş pek çok hastayla karşılaşıyorum, daha önce yaptırmış ya da birtakım sorunlar yaşamış hastalarla karşılaşıyorum. Bu tip hastalara da olabildiğince elimden geldiğince eğer yapılabilecek bir şey varsa düzeltmeye yapmaya çalışıyorum.

Evet. Peki yağ transferi ile farklarını isterseniz biraz da konuşalım. Tabii ki kıyaslamak bence çok önemli.

Yağ transferi, bakın, vücut kitle indeksi yüksek olan, yani kilosu olan bir hasta için mümkündür. Eğer bu hastanın gerçekten bel ve karın bölgesinde yağ var ise ya da ne bileyim belli bölgelerinde yağ var ise ve popoda ihtiyacı olan bir kısmı var ise zaten BBL mantığındaki asıl gerçek şu: Şimdi zayıf bir kişi popoya implant koyuyorsunuz, zaten problem yok. Bu kişilerin zaten beli de ince oluyor. Hı hı. Ama beliniz kalın ise, karnınız fazla ise bu hastaya implant koysanız zaten gene çirkin durur. Neden? Çünkü projeksiyon var ama bel kalın. Yani BBL mantığındaki olması gereken şey siz iyi bir liposuction yapmalısınız. Yani bu hastanın karnını inceltmeniz gerekir, belini inceltmeniz gerekir. Bunu incelttikten sonra zaten popo açığa çıkıyor. Bir de üzerine yağ enjeksiyonu yaptığınız zaman o hastanın deformitesini tam olarak düzeltmiş oluyorsunuz.

Hı hı. Biz her hasta... aynı sonuç mu? Hayır, her hasta için de geçerli değildir. Bunu da özellikle söyleyeyim. Çünkü poponun da şekilleri vardır. Bakın, A şeklinde olan popolar var, V şeklinde olan popolar var, kare şeklinde olan var ama ideali ne? C-curve olan, yani Latin popo.

Hocam. Evet. Peki çok özür dileyerek bir ufak virgül koymak istiyorum değerli izleyenler. Ekranda da görüyorsunuz, bir son durum aktaracağım sizlere. KRT TV'ye, kanalımıza ve yönetim kuruluna saldırı gerçekleştirildi ve üzerinde el bombası olduğu iddia edilen şahıs kanal binasına zorla giriş yaptı. Şahıs emniyet güçlerinin hızlı müdahalesiyle yakalanarak gözaltına alındı değerli izleyenler. Emniyet mensupları kısa sürede saldırganı etkisiz hale getirdi. Kendilerine de çok teşekkür ediyoruz buradan. Elbette çok korkunç bir olay. Şahıs şu anda gözaltında, ifade işlemleri ise sürüyor. Konuyla ilgili de soruşturma başlatıldı. Buradan bilgisini bizler de vermiş olalım sevgili izleyenler ve devam edelim. Yine gelişmeler oldukça elbette aktaracağız. Diyelim. Şimdi isterseniz konumuza geri dönelim. Bu çirkin saldırı da elbette neden oldu, niye oldu? Geldikçe bilgiler aktarmaya çalışacağız. Nerede kalmıştık hocam? Popo implantı patlama ve hasar görme risklerine geçebiliriz dilerseniz.

Tabii bu patlama bir el bombası patlamasına benzemez. Evet elbette. Bazen hastalar silikon patlaması deyince böyle sanki bomba patlaması gibi düşünüyorlar. Gerçekten okuduğunuz haber çok üzücü. Yani insanlar neden böyle şeyler yapıyorlar? Şimdi diyeceksiniz ki... Kesin şoka girdik şu anda. Yani bir problemler varken biz işte vücut estetiğiyle uğraşıyoruz ama hayatın gerçeği. Yani hayatın gerçeği. Sonuçta biz insanları mutlu etmek için uğraşıyoruz, insanlar mutlu olsun diye uğraşıyoruz. Bazı insanlar da birilerini üzmek için uğraşıyorlar.

Kesin. Çok kötü.

Evet. Neyse konumuza tekrar dönebiliriz. Şimdi popo implantlarının ile yağ enjeksiyonları arasındaki farklardan bahsediyordum. Aslında yağ enjeksiyonunun kendine göre çok büyük avantajları var ama yağı olan kişiler için geçerli. Beli kalın, karnı geniş olan kişiler için geçerli. Bu tip hastalar dediğim gibi yağ alınca zaten popo açığa çıkıyor. Bir de üzerine yağ verdiğimiz zaman zaten istediğiniz sonuca ulaşıyorsunuz. Bu hastalarda implanta gerek yok. Bazen hasta gelir bana der ki "Ben yağ yaptırmak istiyorum." Derim ki "Sizin yağınız olmaz, implant." Bazen implant yaptırmak için gelir, zaten yağınız... İşte doğru tanı, doğru tedavi. Bu benim mottom olacak yakında.

Doğru, evet, haklısınız. Hep bunu vurguluyoruz.

Evet. Yani hastaların da gerçekten bu konuda deneyimli, yani her iki ameliyatı da başarılı bir şekilde yapan bir hekime denk gelmesi o hastanın da şansı oluyor.

Kesinlikle öyle. Evet, süre de daralıyor. Son beş dakikamız kaldı. İsterseniz bacak implantlarından da bahsedebiliriz. Siz şöyle bir toparlayın hocam ki...

Tabii ki memnuniyetli.

Şimdi bacak implantlarını neden yapıyoruz? Ben mesela bu tip hastalarla karşılaşıyorum ve bu hastaların aslında gerçek duygularını, düşüncelerini dinlediğinizde hakikaten üzülüyorsunuz. Bazı kişiler diyor ki "Ben" diyor "hayatımda etek giymedim. Ben" diyor "hayatımda dar bir streç pantolon giymedim. Ben" diyor "hiçbir zaman dar bir kot pantolon giyemedim. Topuklu bir ayakkabıyla gezmek istemem. Bacaklarımı sürekli saklıyorum, sürekli bundan çekiniyorum." Mesela bir topuklu geldiği zaman daha da böyle açıldığını söylüyorlar ki bu hakikaten ciddi bir sorun pek çok kişi için. Böyle bir problemi olan kişilerde biz eğer az önce söylediğim şey bunun için de geçerli aslında. Bakın çene için de, meme için de, popo için de, bacak için de. Eğer kişinin problemi az ise, deformitesi az ise, yağ da var ise yağ enjeksiyonu, net. Evet, yağla çözülüyor. Eğer ki yağı yok ise, deformitesi çok belirgin ise ve hasta stabil bir şey istiyorsa o zaman implant koyuyorsunuz. Aslında hepsinde mantık aynı şekilde. Ben aslında bu programda işin mantığını anlatmak için ay bu kadar detaya giriyorum. Yani işin mantığı anlaşıldıktan sonra artık o hasta ne yaptıracağını bilen bir hasta oluyor. Diğer şekilde bir arkadaşı, çevresindeki bir eşi dostu yaptırmış oluyor, ondan etkilenerek bize gelip düşüncelerini söylüyor. O düşünce belki de yanlış ama direkt isteği bu olduğunda ben o isteğini yaparsam eğer o kişinin zarar göreceğine inanıyorum.

Geçtiğimiz günlerde bana bir hasta geldi, dedi ki "Ben de burnumu yaptırdım." Evet, hatta anlatmıştım hatırlıyorsanız.

Evet, ben burnumdan memnun değilim.

"E," dedim "neden memnun değilsiniz?" "Bir arkadaşım yaptırmıştı" diyor, "aynı doktora ben de gittim yaptırdım. Onunki çok güzel, benimki güzel olmadı." Demek ki bizim çözümlerimiz şöyle olmalı: Hastaya özel. Yani bir gelinlik dikiliyorsa size yapılan gelinlik başka, bir başka hanımefendiye yapılan gelinlik başka. Öyle değil mi? Aynı gelinliği sizin giydiğiniz gelinliği başkası giyemez. Çünkü herkesin vücut oranı, vücut ölçüsü birbirinden farklıdır. Beklentisi de farklı olabilir, zevki de farklı olabilir. O yüzden doğru teşhisi koyarsak eğer doğru tedavi de elde etmiş oluyoruz.

Bacak implantı son derece kolay, stabil ve kas içine koyduğumuz izi de çok küçük, yaklaşık olarak 1,5 cm'lik bir kesiden girerek gerçekleştirdiğimiz bir işlem ve ben uzun yıllardır yapıyorum kendi pratiğimde ve bu hastaları ben tekrar bir daha görmüyorum. Gelmiyorlar çünkü kontrole de gelmiyorlar. Neden gelmez bir hasta? Bir hastanın gelmesi için iki sebep vardır: Bir, sizden nefret ediyordur, gelmez. İkincisi de çok memnundur, gelmez. Geçen bir hastam geldi, bacak implantı yaptım, şaşırdım yani. Beş yıl sonra geldi. Dedim "Neden geldi?" Dedi ki "Hocam" dedi "tüp bebek yaptırıyoruz da acaba implantım tüp bebekle bir sıkıntısı olur mu, bunu merak ettiğimiz için geldik." Ben de çok sevindim çünkü beş yıl sonraki sonuçlarını çekiyorum yani resimlerini çekiyorum. Bu çok önemli bir şey. Çok önemli. Her şeyden önce kalıcı olması burada çok önemli bir şey. Stabil olması çok büyük bir avantaj. Gerçekten hasta memnuniyetinin en üst seviyede olduğu işlemlerden bir tanesi. Çok hızlı bir iyileşme süreci olması ki ben bu hastalarımı bazen resim çekerken zıplatıyorum yani. Ki sporcu hastalarım, erkek hastalarım da oluyor, futbolcu hastalarım dahi var. Yani böyle düşündüğümüz zaman yani bacak implantı gerçekten güzel bir seçenek ama yağımız var ise deformitesi... ki yağ enjeksiyonu yapıyoruz zaten.

Yapıyorsunuz, evet hocam.

Çok teşekkür ediyoruz aktardıklarınız için. Bugün de Doktor Fatih Dağdelen ile birlikte vücuda ve yüze konulan implantları konuştuk değerli izleyenler. Önümüzdeki hafta cumartesi akşamında yine bambaşka bir konuyla karşınızda olacağız. İyi hafta sonları diliyoruz. Hoşça kalın.

Müzik

Suriye'de yeni dönem nasıl şekillenecek?