📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

SALAT 9. DERS: SECDE NEDİR?

Şinasi Güneş1:00:05

Transcription

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun inşallah. Yolunuz Allah'ın gösterdiği yol olsun. Onun gösterdiği yol sadece kitabıdır. Kitabı dışında bütün yollar batıldır. Şeytanların, tavutların yoludur.

Evet arkadaşlar, salat serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu dersteki konumuz secde. Malumdur ki geleneksel inançta secde namazda anlını yere koymak olarak tanımlanıyor. Biz ne yapacağız? Geleneğin bu tanımını değil, Kur'an'ın bu kavramı nasıl kullandığını dikkate alacağız biz. Kur'an'a göre, Kur'an'ın tanımladığına göre, Kur'an'ın kendi iç sistematiğinde tanımladığına göre secde nedir? Buna bakacağız.

Öncelikle secde kelimesinin bir köküne bakmamız gerekir. Bu kelimenin ilk türediği, ilk ortaya çıktığı zaman bu kelime ne anlamda kullanılmış? Malumdur ki Kur'an'daki kelimeler ilk ortaya çıktığı zaman somut e anlamlar üzerinde türemiştir. Daha sonra bu anlamlar toplumların kullanımına göre soyutlaşmıştır. Ki Kur'an'a baktığımız zaman Kur'an'da da soyut anlamıyla kullanıldığını görüyoruz. Birazdan tabii ki bunu izah edeceğiz.

Secde kelimesinin kök anlamı alı yere koyarak e yere kapanmak şeklindeki eee ritüel formundan daha farklı. Daha fiziksel ve mekansal bir eyleme dayanır. Secde kelimesinin kök anlamı. Bu kök ilk başta eğilmek, boyun eğmek, aşağı bakmak. eee anlamlarında kullanılmış ilk türediğinde. Yani bugün Arap dilinin köküne baktığımız zaman bu kelime Arapçaya girmeden ilk türediği zamanda kullanılan anlam eee bu temel olarak bir otorite güç veya durum karşısında boyun eğmek. Tabii buradaki boyun eğme eylemi yere kapanmakla ilgili değildir. Otoriteye boyun eğmekle alakalıdır.

Kur'an öncesi dönemdeki eee gelişimini görmek için ne yapmamız lazım? Bir inceleme yapmamız lazım. Aramiceye, Süryaniceye bakmamız lazım. eğilmek, hürmet etmek, saygı göstermek, özellikle Aramicede ve Süryanicede eee bu anlamlarda kullanılıyor. Eski Etiyopya dili itaat etmek, boyun eğmek, saygı göstermek için eğilmek. Nabati ve Palmira kitabelerine baktığımız zaman e özellikle Kur'an'ın indiği coğrafyaya yakın bu arami lehçelerinde tapınaklarda bulunan ve önünde saygıyla eğinilen anıtsal taşlar veya sunaklar için bu terim kullanılmış. Ancak buradaki tapınma bugünkü gibi alnını yere koyma formunda değil. Anıtın önünde saygı ifadesi olarak eğilme anlamında kullanılmış.

Yani bunun gibi Kur'an'ın kendi iç sistematiğine baktığımızda özellikle mesani sisteme, mesani sistemde Kur'an'da birazdan yine izah edeceğiz büyüklenmenin zıttı olarak kullanılıyor. Yani büyüklenmenin zıttı. Büyük büyüklenmek nedir? Soyut bir anlamdır. Somut bir şey değildir büyüklenmek. Peki eğer büyüklenmek soyutsa soyut olan bir kavramın zıttı somut olabilir mi? Yani şekilsel olabilir mi? Olamaz. Bir şeyin zıttı da eğer kendisi soyutsa zıttı da soyut olur. Yani büyüklenmek soyutsa bunun zıttı olan secde soyuttur. fiziksel değildir. Fiziksel bir hareket değildir.

Örneğin klasik Arapçada meyve ağırlığından dolayı yere doğru sarkan ağaç dalları için ne denir? Secetün nahletü. Yani hurma ağacı secde etti denir. Kadim Arapçada halklar soyut kavramları hep doğadaki somut gözlemler üzerinden kelimeleştirmişlerdir. Az önce de dedim. Tıpkı olgunlaşan içi dolan bir başağın ağırlıktan dolayı boynunu yere doğru bükmesi gibi. Kökün orijinal anlam dünyasında da bir doluluk, olgunluk ve bunun getirdiği zorunlu ve doğal eğilme ilişkisi vardır. Başak rüzgarda savrulan hafif ve boş bir çöp olmaktan çıkıp kendi olgunluğuna eriştiğinde ne yapar? Boynunu eğer.

Şimdi düşündüğümüz zaman Kur'an'daki secdeyle de birebir iliştiğini görüyoruz anlamın. Bir insan bilgiye secde eder. Kur'an'daki tanıma birazdan açacağız bunu detaylı olarak. Bilgiye secde eder bir insan. Bilmeyen bir insan secde etmez. Yani Kur'an'daki secde bilgiye dayalıdır. Tıpkı olgunlaşan başağın boynunu eğmesi gibi. Kadim Mezopotamya ve Sami kültürlerinde tarım hayatın merkezindeydi. Bir bitkinin ağacın veya başağın meyve verip olgunlaşarak yere doğru eğilmesi o bitkinin yaratılış amacına ulaştığını ve toprağın ve dolayısıyla yaratıcı gücün yasalarına boyun eğdiğini gösterirdi. İşte bu fiziksel başağı eğme eylemi ile insanın bir otorite, bir yasa veya yaratıcı karşısında saygıyla, teslimiyetle boyun eğmesi arasındaki köprü tam olarak burada ne yapılmıştır? Kurulmuştur.

Az önce ne dedik? Paşağın secdesi içi dolduğu ve olgunlaştığı için doğal olarak boyun eğer. Başak insanın secdesi nasıl olur? zaman bilgiyle, idrakla ve olgunlukla kibirden arınıp hakikat karşısında bükülmesi, teslim olması, boyun eğmesi anlamına gelir. İnsanın secdesi de az önce verdik. Secdetün nahlet meyvesinin ağırlığından dolayı dalları aşağı doğru sarkan eğilen hurma ağacı. Secede sefinu rüzgarın veya dalgaların etkisiyle başı öne doğru eğilen suya yaklaşan gemi. Hurma ağacının dallarının meyveyle dolup aşağı sarkması tam olarak olgunlaşan tam olarak olgunlaşan başağın başını eğmesiyle aynı semantik mantığa dayanır. Boş başak dik durur. Kibirlidir. İçi boştur tırnak içerisinde. Dolan başak ise eğilir, secdededir. Yani olgunlaşmıştır. Etrafınıza baktığınız zaman cahil insanla bilge insan arasındaki farkı incelediğinizde bunu görebilirsiniz. Cahil insan ne yapar? cahilce davranır. Bilmediğini bilir. Yani aslında bilmez ama bildiğini iddia eder. Ben insan ne yapar? araştırır, öğrenir. Tıpkı olgunlaşan meyve gibi hakikatin farkına varır ve boyun eğer. İşte secde tam olarak böyledir. Cahiller secde edemez. bilge, bilgili insanlar secde eder. Secde fıtrata, yasaya ve hakikate karşı gösterilen olgunlaşmanın getirdiği doğal bir boyun eğme eylemidir. İçi dolan başak da hakikati idrak eden insan da secde eder. Yani boyun eğer, kibirlenmez ve yönünü toprağa yani aslına çevirir.

Kur'an'daki kullanımı da bu boyun eğme ve sisteme entegre olma anlamını korur. Birazdan ayetlerle de örnek vereceğiz. Yani Allah'a secde edin ifadesi onun koyduğu yasalara ve fıtrata boyun eğmeyi, teslim olmayı anlatır. Yıldızlar ve ağaçların secde etmesi, doğadaki her şeyin secde etmesi, gök cisimlerinin ve doğanın Allah'ın koyduğu kozmik yasalara tam bir boyun eğmeyile boyun büktüğünü, dışına çıkamadığını ifade eder. Buradaki secde şüphesiz ritüel bir eylem, şekilsel bir eylem değil. kök anlamıyla birebir bağı olan otoriteye tam boyun eğme, tam itaat anlamına gelir. Dolayısıyla kök anlamından da baktığımızda bir otorite karşısında dik başlılığı bırakıp boyun eğmek ve itaat etmektir.

Şimdi Kur'an'a bakacağız. Kur'an'da Allah'a secde var. Güneşe ve aya secde var. İşte Yakup'un oğlu Yusuf'un makamına çıkarken yaptığı secde var. Şehrin kapılarından secde ederek girme var. Bunlar ne anlama geliyor? Bu kök anlamdan yola çıkarak izah edeceğiz. Her kavram olduğu gibi secde kavramını da Kur'an tanımlamaktadır. Kavramlar süreç içerisinde toplumların uygulamalarına ve o kavramı kullanışına göre değişebilmekte, tahrife uğrayabilmektedir. Bu yüzden biz bu kavrama insanların ne anlam yüklediğini değil, Kur'an'ın bu kavramı ne anlamda kullandığına bakacağız.

Evet. Ne dedik? Secde Kur'an'ın iç sistematiğinde büyüklenmenin zıttı olarak tanımlanıyor dedik. Araf suresi 206. ayet. Rabbinin katında olanlar ona kulluktan büyüklenmezler. Onun belirlediği yörüngede hareket ederler ve secde ederler. Bakın büyüklenmenin zıttı. Nahl suresi 49. Göklerde ve yerde olan hareket eden her canlı ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklenmezler. Yani az önce de izah ettik. Allah'ın yasalarına, Allah'ın otoritesine boyun eğerler ve onlar büyüklenmezler. Evet, Necim suresinde var. 61 ve 62. ayet. Dik kafalısınız. Ağlamıyorsunuz da gülüyorsunuz. Bu hadisten mi hayrete düşüyorsunuz? Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin. Yani Allah'ın otoritesine, Allah'ın ayetlerine boyun eğin. Furkan suresi 60. Onlara Rahman'a secde edin denince, "Rahman da ne? Ne emredersen secde mi edeceğiz?" dediler ve nefretlerini arttırdılar. Ayette müşriklerin etmedikleri secde yere kapanmamak değil. Elçinin Rahman'dan alıp tebliğ ettiği mesajlara boyun eğmemeleridir. Sen ne buyurursan kabul mü edeceğiz, boyun mu edeceğiz demeleridir. Evet. Meryem suresi 58. ayet. 58. ayete kadar okuduğumuzda nebilerden bahsediliyor ve ondan sonra deniyor ki işte bunlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği nebilerden Adem'in soyundan ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail'in soyundan ve seçip yol gösterdiklerimizdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğunda gözleri dolar ve hayranlıkla boyun eğerlerdi. İsra 107 ve 108 ve 109. ayetler. De ki: "Ona inanıp güven güvenin veya inanıp güvenmeyin. Onun öncesinde kendilerine ilim verilenler onlara okunduğunda boyun eğerek çeneleri üstü kapanırlar den" deniyor. Bu çeneleri üstü kapanma mevzusunu da eee şimdi izah edeceğim size. Burada eee yüz üstü kapanmak bahsedilmiyor. Zaten yere kapanan bir insan çene üstü kapanmaz. eee alnını yere koyar. Yani burada çene üstü kapanma ifadesi var. Rabbimiz bütün noksanlıklardan münezzehtir. Rabbimizin vaadi kesinlikle yerine getirilendir derler. Gözleri dolarak çeneleri üstü kapanırlar ve onların Allah'a olan derinden saygıları ne yapar? Artar.

Şimdi kısaca biz bir harre ifadesini izah edelim. Harre kelimesinin köküne indiğimiz zaman taşıdığı o kadim anlamsal ruh ve estetik ve en doğru şekilde karşılayan tanım nedir? Hayranlıktan afallamak, büyülenmek ve sarsılmak. harre yaparak secdeye kapanırlar ifadesi ne anlama gelir? Allah'ın ayetlerine duydukları o hayranlık, o afallamak, o büyülenmek, o sarsılmak duygularıyla secde ederler. Yani bu nedir? Fiziksel olarak bir yere kapanma değil. Yani hayranlık, afallamak, büyülenmek, etkilenmek, sarsılmak yani harre kökü gürlemek, hızla çağlama, sarsılarak düşme anlamı, kök anlamı bu. Harre kelimesinin kök anlamı bu. gürleme, hızla çağlama, sarsılarak düşme anlamına geliyor. İnsanın muazzam bir azamet karşısında yaşadığı içsel sarsıntıyı anlatır. Buna ne diyebiliriz? ürperti, kendine hayran bırakan o muazzamlık ve bunun karşısında insanın gösterdiği içsel tepki. Kişi Allah'ın ayetlerindeki derinliği ve evrendeki azameti kavradığı an bu muazzam güzellik ve güç karşısında aklın sınırları zorlanır. İşte bu sınır zorlanması insanda hayranlıktan afallama oluşturur. Evet. Akıl tutulması ve dizlerin bağının çözülmesi. Afallamak, zihnin bir an için durması, normal seyrinden çıkması demektir. Ayette bahsedilen kendilerine ilim verilmiş olanlar sıradan dinleyiciler değildir. Metnin, evrenin ve hakikatin şifrelerini çözebilen entelektüel derinliğe sahip insanlardır bunlar. Bu bilginler ayetlerdeki ilahi dokunuşu gördüklerinde sıradan bir beğeni veya tasdik yaşamazlar. Zihinleri o hayranlıkla öylesine afallar ki bu durum doğrudan sinir sistemlerine ve fiziksel bedenlerine yansır. Evet. İşte harre bu anlama gelir. Evet. İsra 109. ayette de ne vardır? Birde huşu ifadesi vardır. Buradaki huşu korkudan tir tir titremek değil. Bir sanat eseri karşısında büyülenen birinin yaşadığı o yüksek saygı, hayranlık ve acziyet hissidir. Gözyaşları ve yüzüstü yere kapanma diye ifade edilen harre o hayranlıktan afallama anının dışa taşması. anlamına gelir. Evet. Hatırlarsınız çeneleri üstü bir mevzusu var. Bir de çeneleri üstü kapanmak mevzusu var. Bu mevzu da nedir? Şey hatırlarsınız Yasin suresini hemen başında ne diyor? Ne derdi orada? Yasin suresi 78'lerde olması lazım. Onlar boyunlarında demir halkalar var. Kafaları kalkıktır diyor ya. İşte harre bunun tam zıttıdır. Yani yirune lilkan çeneleri üstü kapanmak yani çenelerini kapatmak. Çene yukarı kalkık değil. Çene aşağı doğru inik. Hayranlıktan ve saygıdan. Mevzu tamamen nedir? Budur. Evet.

Şimdi tekrar harre kelimesini izah ettikten sonra tekrar ne yapalım? Konumuza dönelim. Secde suresi 15. ayet. Şüphesiz ayetlerime ayetlerimize inanıp güvenenler kendilerini hatırlatıldığında ona boyun eğerek hayranlıkla ne yaparlar? hayranlıkla boyun eğerler ve her işini kusursuz yapmasıyla rablerinin belirlediği yörüngede hareket ederler ve onlar büyüklenmezler. Bakın yine secdenin zıttı. Yine Zümer suresi 8 ve 9 ayetler. Yine Furkan suresi 64. ayetler. Ali İmran suresi 113. ayetler. Burayı kısa bir özetleyelim. Secde, boyun eğmek, harre, hayranlıktan dolayı afallamak, etkilenmek, ezgani, çene üstü kapanmak ise buradaki fiziksel bir eylem değil. zıttı ayetlere karşı kafası kalkık, başı yukarıda dik dik başlı diklenen insan tipini değil kafasını aşağıya eğmiş. Allah'ın ayetlerine boyun eğmiş. Yani secde etmiş. Kısacası çenesini kapatmış. Rabbim ne derse odur demiş. Bir insan profilini ne yapar? ifade eder. Yine İnşikak suresi 20, 21, 22. ayetlere baktığımız zaman burada da aslında yalanlamak kelimesinin zıttı olarak tanımlansa da yalanlamak da bir çeşit büyüklenmek olduğu için yine büyüklenmenin zıttı olarak alabiliriz. Onlara ne oluyor ki Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar. Onlara ne oluyor ki inanıp güvenmiyorlar. Onlara Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar. Bilakis ne yapıyorlar? Yalana sarılıyorlar. Şimdi bu ayete baktığımız zaman burada kritik bir nokta vardır. Nedir o kritik nokta? İnşkak suresi 20, 21 ve 22. ayetlere göre biz her Kur'an okunduğunda secde etmemiz gerekir. Öyle secde namaz kılarken değil veya Kur'an'da secde ayetlerinin geçtiği yerde tilavet secdesi yapmak gibi değil. Her Kur'an okunduğunda secde etmemiz gerekir. Evet. İnşikak suresi 20 22. Her Kur'an okunduğunda secde etmemiz gerekir. Bu tanım da secdenin geleneksel anlamda kullanılan anlı yere koymakla bir ilgisinin olmadığını ne yapar? Bize ortaya koyar.

Kur'an'da ne vardır? Bir de elçinin secdesi vardır. Elçinin secdesi. Elçinin secdesi ne anlama gelir? Mesela Alak suresi 19. Secde et ve yakınlaştırıl. Ne demektir bu? O kafirlere itaat etme. Allah'ın otoritesine boyun eyve yakınlaştırıl. Yani burada kafirlere itaat etmeyip Allah'ın otoritesine boyun eğmek olarak tanımlanıyor. Yani elçi ne yapması gerekiyor? Kafirlere itaat etmemesi, Allah'ın ayetlerine, Allah'ın yasalarına boyun eğmesi gerekiyor. Ve böylece ne oluyor? Allah'a yakınlaşmış oluyor. Hicr suresi 98. ayet. Rabbini hamdiyle yani her işini kusursuz yapmasıyla tespih et. Yani onun belirlediği yörüngede hareket et ve onun otoritesine boyun eğenlerden ol. Evet. Özellikle Nisan suresi 26. ayete dikkat etmemiz gerekiyor. Burada ne ifade ediliyor? Gecenin bir bölümünde ona secde et. Yani az önce dersin başında ne anlatmıştık? Secde bilgiyle olur. Öğrenerek olur demiştik. Gecenin bir bölümünde elçi ne yapıyor? Kur'an çalışması yapıyor. Kendisine gelen vahiy hakkında çalışma yapıyor ve Allah'ın ayetlerini öğrenerek boyun eğiyor ve uzun bir gecede onun verdiği görevleri yerine getir. Yani hazırlığını yap. Onun belirlediği yörüngede hareket et. Evet. Nan suresi 26. ayet. Geceleri kendini Kur'an'la bilinçlendir. Sana gelen vahyi anla. Önce sen öğren. İdrak et ki sabah hazır ol. Dünün ve yarının hesabını yap. Çünkü sabah hem rabbinin ayetlerini insanlara tebliğ edecek, verdiği görevleri de ne yapacaksın? Yerine getireceksin. Önce ne yapman gerekir? secde etmen gerekir. Yani elçi kendisine gelen vahyi ilk kendi secde eder. Dikkat ederseniz elçi vahyi tebliğ ederken elçinin secde etme ifadeleri geçmez. Karşılarındakilerin secde etmeleri istenir. Çünkü elçi zaten vahyi aldığında onu öğrendiğinde ve bilinçlendiğinde ne yapıyor? secde ediyor ve kendi secde ettiği, boyun eğdiği ayetleri insanlara tebliğ ediyor. Evet. Şuara suresi 218, 219 ve 220 ayetler var. Mesela secde ederin edenlerin içerisinde gidip gelmesi, dolaşması. Kendisi secde etmiyor. Secde edenlerin içerisinde ne yapıyor? gidip geliyor, dolaşıyor. O ki sen kıyam ederken seni görüyor ve secde edenlerin içerisinde dolaşırken de şüphesiz o işitendir, bilendir. Evet.

Evet arkadaşlar devam edelim. secde edenlerin içerisinde dolaşmak dedik. Şimdi gelelim bu anlam üzerinden Nisa suresi 101, 102 ve 103 ayetlere ki Kur'an'da namaza delil gösterilen ve namaz iki rekattır diye iddia edilen ayetler. İsa 101, 102 ve 103. ayetler ki burada az önceki söylediğim insan suresi 26. ayetteki ifade dikkat çekicidir. Bakın, elçi kendisine vahiy geldiği zaman onu öğrenip secde ediyor. Secde bilgiyle olur. Bakın, secde bilgiyle olur. Bir başak olgunlaşınca boynunu eğer, kök anlamı bu. Anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla insanla bilgilendiği zaman secde eder. Cahil insan secde edemez. Nisa 101, 102, 103'ü de bu açıdan değerlendireceğiz, okuyacağız. Elçi Nsan suresi 26. ayete göre kendisi öğrendiği zaman ne yapıyordu? Secde ediyordu. Geceleri Kur'an çalışması yapıyordu. İsra suresinde 7879'da diyor ya, "Gecelerin onunla teheccüt et, uykunu böl. ve Kur'an çalış. Müzemil suresinin başında da yine benzer ifadeler var. Elçinin gecenin bir bazı bölümlerinde ne yapıyor? Kur'an çalışması yapıyor.

Şimdi bu anlam üzerinden Nisa 101, 102 ve 103. ayetleri okuyalım. Yeryüzünde sefere çıktığınızda, yol teptiğinizde diyelim. Gerçekleri örtenlerin sizi ateşe atmasından, sıkıntıya sokmasından korkarsanız salattan kısaltmanızda, kusurlaştırmanızda, eksiltmenizde aleyhinize bir günah yoktur. Gerçekleri örtenler size apaçık bir düşmandır her zaman. Evet. Baktığımız zaman ayet neden bahsediyor? Yeryüzünde yol tepmek. Bir yerden bir yere yol tepmek. Bu ne olabilir? Ayetin pasajına baktığımız zaman bir savaş seferi var. Bunu anlıyoruz. Yani neyi alalım? Bedir savaşıı alalım. Muhammed Aleyhisselam Bedir savaşı için yola çıkıyor. Tamam mı? Uhud da olabilir, başkası da olabilir ama biz bir tanesi üzerinden gidelim. Şimdi insanlar şunu yanlış anlıyor. Sanki bu ayetler bir savaş ortamından bahsediyor gibi anlıyor. Bu ayet bir savaş ortamından bahsetmiyor. Sefer bir sefer var. Bu savaş seferi olabilir ama savaş meydanından bahsetmiyor. Bu yolda yürüyüşten bahsediyor. Malumdur ki ortalama atıyorum o dönemde Bedir Savaşı belki bir gün bir gündüz sürmüştür ama Bedir Savaşı'ndaki sefer bir ay sürmüştür. Ve bu bu süreç içerisinde elçi ne yapıyor? Vahiy almaya devam ediyor. Ve aynı zamanda elçi aynı zamanda nedir? bir ordu komutanıdır. Ordu komutanı. E ordu komutanı ne yapacak? Askerini eğitecek. Onlara talimatlar verecek. Asker de ne yapacak? Öğrenecek. Öğrendiği şeye boyun eğcek. Emredersin komutanım diyecek mesela. Evet. Burada salatı kusurlaştırabilirsiniz deniyor. Tamam. Kafirlerden bir tehlike sezdiğiniz zaman tehlike anında salatı kusurlaştırabilirsiniz. Evet. Gelelim Nisa suresi 102. ayetteki en önemli mevzu burada. Evet. Senin de içinde içerisinde olup bakın Muhammed Aleyhisselam oradakilerin içerisinde, önünde değil. Yani mevzu bir namaz değil. Anlatabiliyor mu? Salatı ikame ettirdiğinde onlara salatı ikame ettiriyor. İçlerinde bulunup. Mevzu namaz olsaydı sen önlerinde bulunup demesi gerekirdi. Bu bir. Muhammed Aleyhisselam için şöyle söyleniyor. Sen onların içerisinde bulunup onlara salatı ikame ettirdiğinde onlardan bir tayfa seninle birlikte salata dursun ve silahlarını da alsınlar. Secde ettiklerinde bakın kim secde ediyor burada? Onlar secde ediyor. Muhammed Aleyhisselam secde etmiyor. Bakın elçi secde etmiyor. Secedu diyor. Secüm demiyor. Secüm ne olurdu? Secde ettiğinizde. Ama secedu onlar secde edince burada burada elçi secde etmiyor. Elçinin secde etmediği bir eyleme. Siz namaz nasıl diyorsunuz? Siz hiç şöyle bir namaz gördünüz mü? imam cemaatin ortasında namaz kıldırıyor ve imam alnını yere koymadan cemaat anlını yere koyuyor. İmam ayakta duruyor. Böyle bir namaz gördünüz mü? Ben görmedim. Kimse de görmemiştir. Dolayısıyla zaten elçinin o onların içinde olması ve secdeyi onların yapması Nisa 102. ayetin namazla hiçbir ilgisinin olmadığını ne yapar? Ortaya koyar. İptal eder. Yani namaz iddiasını iptal eder. Devam edelim. Onlar secde ettiğinde ne yapıyorlar? Muhammed Aleyhisselam burada kendisinden gelen vahyi onlara öğretiyordur veya bir komutan olarak onlara bir eğitim veriyordur ve onlardan bir tayfa yani grubun bir bölümü ne yapıyorlar? Bu elçinin kendilerine öğrettiği şeyi öğrenip boyun eğiyorlar. Yani secde ediyorlar. Birinci grup ne oluyor? ardınızda olsunlar diyor. Ondan sonra secdeden sonra salata katılmayan diğer tayfa gelip seninle birlikte salata katılsınlar diyor. Önlemlerini ve silahlarını alsınlar. Gerçekleri örtenler arzu ederler ki silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gaflete düşesiniz ve bir baskınla size baskın yapsınlar. yağından dolayı yani bu kar da olabilir, yağmur da olabilir. Eziyette olursanız veya hastaysanız silahlarınızı bırakmanızda aleyhinize bir günah yoktur. Önlemlerinizi alın. Allah gerçekleri örtenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Evet. Gördüğünüz gibi mevzu ne? Bir yerden bir yere hareket halindesiniz. Bu savaş seferi de olabilir. Bir salat faaliyeti gerçekleştireceksiniz. Fakat kendinizi tehlike altında hissediyorsunuz. Burada Allah ne yapıyor? Salatı kusurlaştırabilirsiniz diyor. Yani eksik yapabilirsiniz diyor. Fakat bunu yaparken diyor elçiye diyor ki grubu ikiye böl. Bir grup güvenliği alsın. Güvenli gönleme alsın. Sen salatı eee ikame ettirdiğin grubun içindeyken onlara salatı ikame ettirdiğinde yani onlara eğitim öğretimlerini gerçekleştirdiğinde onlar da öğrenip kabul ettiklerinde yani secde ettiklerinde o grup gitsin salatı ikame ettirmediğin diğer grup gelsin diyor. Ve salat neyle bitiyor? grupların secde etmesiyle bitiyor. Bugün namaza bakarsanız namaz neyle bitiyor? Selam vererek bitiyor. Yani nereden tutsanız eee geleneğin eee ritüel namazıyla hiçbir şekilde benzeşmediğini, alakası olmadığını ne yapıyorsunuz? Görüyorsunuz. Evet. Salatı gerçekleştirdiğinizde ayakta otururken ve yanlarınız üzerinde Allah'ı ve mesajlarını aklınızdan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirin. Burada ayakta otururken ve yanlarınız üzerinde ifadesi bir şekli değil her durumu ifade eder. Malumdur ki insan ya ayaktadır ya oturuyordur ya da uzanmıştır. İnsan insanın her durumda Allah'ı zikretmesi yani Allah'ın mesajlarını kulağına küpe etmesi. Kök anlamıyla yola çıkacak olursak aklına kazıması ve o mesajları hayatta karşılaştığı durumlarda yeri geldiğinde yerine getirmesi anlamına gelir. Ve devamında ne diyor? Rahatladığınızda da bu salatı tam olarak kusurlaştırmadan tam olarak yerine getirin. Salat müminlerin üzerine vakti belirlenmiş bir yasadır. Yani müminler bu salatın vaktini belirleyip yerine getirmekte nedir? Sorumludurlar. Bugün maalesef Kur'an'daki salat yerine getirilmemektedir. Çünkü maalesef insanların Allah'ın ayetlerinden haberleri yoktur. Evet. Allah'ın ayetlerinden haberiniz olmadığında siz Allah'a secdede ne yapamazsınız? edemezsiniz. Çünkü secde bilgiyle olur. İnsan bilerek, öğrenerek, olgunlaşarak secde eder. Bilinçle olur secde. Cahiller secde edemez.

Yüzdeki secde izi ifadesine gelelim. Fetih suresi 29. Önce ayeti okuyalım. Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde olanlar da kendileriyle gerçekleri örtenleri öfkelendirmeleri için gerçekleri örtenlere karşı çok şiddetli, aralarında olanlara da merhametlidirler. Onları ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyip otoritesine boyun eğerek Allah'ın armağanından ve rızasından arayanlar olarak görürsün. Onların özellikleri yüzlerindeki yani bütün varlıklarındaki zatlarındaki secde edişin etkileridir. Yani Allah'ın otoritesine boyun eğlerin etkileridir. İşte bu onların Tevrat'taki örnekleridir. İncil'deki örnekleri de Filizini çıkarıp onu güçlendiren, kalınlaştıran, ayakları üzerinde düzenleyen ve ziraatçilere hayranlık uyandıran zirai ürün gibidir. Allah onlardan inanıp güvenenlere ve düzeltici işler yapanlara bağışlanma ve muazzam bir karşılık vadetmiştir. Gelenek ne yapmaktadır? cümleyi yüzlerindeki secde izi diye çevirerek konuyu namaza evirmektedir. Öncelikle namaz kılan birinin belki anlında bir iz oluşabilir fakat cümlede alım bölgesinden bahsedilmemektedir. Cümlenin namazla bir ilgisi yoktur. Cümlede hem sima hem vücuh kelimeleri kullanılmaktadır. Sima belirtiyi Rahman suresi 41. ayette olduğu gibi vücuh ise varlığı zatı ifade eder. Rahman suresi 27. ayette olduğu gibi. Dolayısıyla cümlenin dediği şudur. Siz müminleri Allah'ın otoritesine boyun eğlerinin etkisinden anlarsınız. Allah'ın otoritesine boyun eğleri onların her davranışlarına, hayatlarına, duruşlarına etki eder. Yüzdeki secde izi ifadesi Fetih suresi 29. ayetteki bu ifadenin anlamı budur. Bir mümini gerçekten Allah'a güvenmiş, ona teslim olmuş bir mümini duruşundan, tavrından, davranışından tanırsın. Ve bu tavır ne yapar? kafirleri deli eder. Evet.

Mahlukatın secdesi var. Bir de bahsettik aslında ona. Nahl suresi 48 ve 49 ayetler. Allah'ın oluşturduğu şeylerden gölgeleri Allah'a boyun eğerek ve alçalarak sağdan ve sollardan dönen herhangi bir şeye dikkat etmediler mi? Evet. Göklerde ve yerde olan hareket eden her canlı ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklenmezler. Yani her şey Allah'ın otoritesine boyun eğer. Rat suresi 15. ayette de benzer bir ifade var. Rahman suresi 6. ayette benzer bir ifade var. Ayetleri eee sürem çok uzamasın diye okumayacağım. Konu aynı konu. Bütün mahlukatın secdesinden bahsediyor. Hac suresi 18. ayet. Yine aynı şekilde Allah'ın otoritesine boyun eğiyor. E yine eee Firavun'un sihirbazları yani Firavun'un güdümündeki bilginlerin, kanaat önderlerinin secdesinden bahseder Kur'an. Onlar da ne yaptılar? Allah'ın ayetlerine boyun eğdiler. Allah'ın ayetlerine secde ettiler. Yani Musa'nın Allah'tan alıp da onlara tebliğ ettiği hakikate boyun eğdiler. Evet. bir sopaya, sopanın yılan olmasına veya ejderha olmasına değil, Musa'nın Allah'tan aldığı, rabbinden aldığı ayetlere boyun eğdiler ki Araf 120, 121, 122 ne diyorlar? Biz alemlerin rabbine iman ettik dediler. Musa ve Harun'un rabbine. Taha 70'te de var benzer bir ifade. Şuara 46, 47 ve 48. ayetlerde de var. Benzer bir ifade.

Meleklerin Adem'e secdesi. eee, Bakara suresi 34. ayet, Kehf suresi 50. ayet eee Taha suresi 115116 ayet İsra 61 Hicr 29 30 31 32 33 Sad suresi 71 72 73 74 75 76 Burada da kastedilen nedir? Melekler Adem'e bakın dikkat edin. Adem'e secde ediyor melek. Beşere değil. Adem'e. Adem'e ne zaman secde ediyor? Ruhumdan üflediğimde diyor. Bakın ruhumdan üflediğimde diyor. Ruh neydi? Bilgi. Yani insan bilgilendiğinde melekler Adem'e secde ediyor. Evet. Öyle kuru kuru boş oturan beşere melekler secde etmez. Melekler neydi? Allah'ın zerreden kürreye kainattaki bütün güçleri. Bizim vücudumuzda da birçok melek vardır. Doğada da sayısız melek vardır. Anlatabiliyor muyum? Dolayısıyla burada ne kastediliyor? Doğadaki her şey insanın hizmetine veriliyor. İnsana, insanın otoritesine boyun eğdiriliyor. Hangi insana? Ruh üflenmiş. Yani bilgili insana. Biz ne demiştik? Secde bilgiyle olur. Yani bir insan bilgilendikçe secde edebilir. Bilmediğin şeye secde edemezsin. Evet. Meleklerin Adem'e secdesi de ruh üflendiğinde oluyor. Yani yani insan bilgilendiğinde, toprağın bilgisine vakıf olduğunda toprak insana boyun eğiyor. İnsan suyun bilgisine vakıf olduğunda su insana boyun eğiyor. Adem'e boyun eğiyor. İnsan havanın bilgisine vakıf olduğunda hava insana boyun eğiyor. Bakın havadan enerji üretebiliyorsunuz. Uçakları yürütüyorsunuz. İşte suda gemileri yürütüyorsunuz. Suda tarım yapıyorsunuz. Suda baraj yapıyorsunuz. Tarımda tarım için kullanıyorsunuz. Suda elektrik enerji üretiyorsunuz. Suda balıkçılık yapıyorsunuz. İşte toprakta birçok şey yapıyyoruz. topraktaki elementleri keşfediyorsunuz. Demiri, bakırı, altını, ne bileyim ne yapıyorsunuz? Siz bilgilendikçe toprak size boyun eğiyor. Su size boyun eğiyor. Hava size boyun eğiyor. Boş oturursanız ne oluyor? Size boyun eğmiyor. Evet. Meleklerin Adem'e secdesini de böylece izah etmiş olduk.

Bir de ne vardır? Güneşe ve aya secde etmeyin ifadesi vardır. Bana şu söyleniyor. E sen secdeyi alnını yere koymak olarak kabul etmiyorsun ama e güneşe secde edenler var. Aya secde edenler var. Eee bu seni senin anlatımınla çelişiyor diyorlar. Hiçbir çelişki yok. Biz az önce ne dedik? Allah'a secde etmek ne demektir? Allah'ın ayetlerine boyun eğmek, Allah'ın otoritesine boyun eğmek. Siz Kur'an'ı kabul ettiğinizde, Allah'ın ayetlerini kabul ettiğinizde Allah'a secde etmiş oluyorsunuz. Evet. Peki şimdi bilirsiniz güneş tanrısı, ay tanrısı böyle batıl inançlar var değil mi? Dinler var. Güneşe tapanlar, aya tapanlar. Örneğin ben Mardin'e gitmiştim. Mardin'de Değrü Zaferan manastırıydı. Orada orasını çok eskiden güneşe tapanlar yapmışlar. Ve bodrum katında böyle bir delik var. Dışarı bakan bir delik. O delikten güneş ışığı içeri vurduğunda ne yapıyorlar? Ayin yapmaya başlıyorlar. Öyle bir öğretileri var. Güneşe tapıyorlar. Güneşi kutsuyorlar. Şimdi böyle bir öğretileri var. Buna ne dersiniz? Bilmiyorum yani. Zerdüştlük mü dersiniz, başka bir şey mi dersiniz? Sonuçta bir din var. Güneşe tapanların bir dini var. Aya tapanların bir dini var. Ve bir öğretileri var. Siz bu öğretileri kabul ettiğinizde ne olur? O öğretiye secde etmiş olursunuz. Allah'ın ayetlerini Allah'ın öğretisine boyun eğdiğinizde Allah'a secde etmiş olursunuz. Güneşe tapanların dinine, öğretisine boyun eğerseniz güneşe secde etmiş olursunuz. Güneşi kutsarsanız onun adına geliştirilen eee öğretiye boyun eğerseniz, ona yüklenen misyonu ve ona yüklenen nitelikleri kabul ederseniz ne olur? O öğretiye boyu eğmiş. Ona secde etmiş olursunuz. Ay tanrısı diyorlar. Üzerine bir öğreti geliştirmişler. Ona birtım nitelikler yüklemişler ve onun üzerine bir din, bir öğreti geliştirmişler. Bu öğretiyi kabul eden, ayı kutsayan insan, bu öğretiye göre ritüellerini gerçekleştiren insan ne yapmış olur? aya secde etmiş olur. Yani o dine, o öğretiye boyun eğmiş olur. Nasıl ki Allah'a boyun eğmek onun ayetlerine boyun eğmektir. Güneşe ve aya boyun eğmek de nedir? O öğretiye boyun eğmektir.

Bir de ne vardır? Mekana veya makama secde vardır. Mesela Yakup'un oğlu Yusuf'a, Yusuf'un makamına secde etmesi. Evet. Yakup ne yapmaktadır? oğlu Yusuf'un makamına çıkarak secde ederek çıkmaktadır. Yani ayeti okuyalım. Yusuf 100. ayette oraya baktığımızda makamına secde ettiğini görüyoruz. makamına secde yani Yusuf'un kendisine değil anne babasını tahtının üzerine yükseltti ve ona boyun eğerek saygı gösterdiler. Şimdi Yakup oğlu Yusuf'un makamına çıkarken alnını yere mi koydu? Hayır. Burada oğlu Yusuf'un makamına, egemenlik alanına boyun eğdiler. Bu neye benziyor? Bakara 58, Araf 161 ve Nisa 154. ayetlerde ifade edilen şehrin kapılarından secde ederek girmeye benziyor. Birebir aynı şey. Yakup bugünkü Filistin topraklarından Mısır'a gitmişti. Farklı bir ülkeye, farklı bir yönetime gitmişti. Yakup ne yaptı? onların egemenliğine saygı gösterdi ve boyun eğdi. Az önce bahsettiğim Bakara 58, Araf 161 ve Nisa 154. ayetlerde ne diyor? Şehrin kapılarından secde ederek girin. Şimdi ben diyelim ki Batun burada yakın bize. Sarp sınır kapısından geçer geçmez başka bir ülkeye girdiğim için anımı alnımı yere mi koymam gerekiyor? Yani hemen sarp sınır kapısını geçince bunu mu söylüyor? Yani eee şehrin eee kentin kapılarından secde ederek girin ifadesi ne anlama geliyor? Bir örnekle izah edelim. Suriyeli bir mülteci düşünün. Türkiye'ye iltica ettiğinde Türkiye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterecek, Türkiye'nin yasalarına saygı gösterecek, örf adet geleneklerine saygı gösterecek ve o mülteci Türkiye Cumhuriyeti otoritesine yani egemenlik alanına saygı gösterecek ve bozgunculuk yapmayacak. İşte bu o Suriyeli mültecinin neyidir? Türkiye'nin Türkiye'ye secde etmesidir. Şehrin kapılarından secde ederek girmenin anlamı budur. Başka bir kente girdiğiniz zaman orada bir düzen varsa orada bozgunculuk yapma. Onların yasalarına saygı göster. Yasalarına uy, bozgunculuk, fitne, fesat çıkarma. Yakup'un Yusuf'un arşına secde ederek çıkması da kentin kapılarından secde ederek girmesi, girme ifadesi de nedir? Bu anlama gelir. Evet.

Evet. Sevgili arkadaşlar, Kur'an'da bir de ne vardır? Rükuyla secdenin birlikte geçtiği ayetler var. Rükuyu geçtiğimiz derste eee izah etmiştik. Secdeyi de şimdi izah ettik. Bir de ne vardır? Tesbih ve secde ayetleri vardır. Hicr 98, kaf 39 ve 40 ayetler. ve Araf 206 ayetler. Tesbih nedir? Tesbih yüzmekten gelir. Hareket etmeyi ifade eder. Allah'ı tespih etmek ise Allah'ın belirlediği yörüngede yüzmek, Allah'ın belirlediği yörüngede hareket etmek anlamına gelir. Yani biz Allah'ı nasıl tespih edebiliriz? Bunu ileride tespih konusunu da detaylı işleyeceğiz inşallah. eee bunu şöyle izah edebiliriz. Allah bize bir yörünge belirlemiştir. Biz Allah'ın belirlediği yörüngede hareket edersek Allah'ı tespih etmiş oluruz. Bu yani secdeyi de böylece izah ettik. Harreyi de izah ettik. Allah nasip ederse bir dahaki yayınımızda da bir dahaki salat dersimizde de ne yapacağız? Mescit kelimesini izah edeceğiz.

Kur'an'daki mescit kelimesini toparlayacak olursak secde alnını yere koymakla hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'daki hiçbir secde kelimesinin alını yere koymakla ilk bir ilgisi yoktur. Secde büyüklenmenin zıttıdır. Soyuttur. Soyuttur. Büyüklenme nasıl soyut olduğu gibi zıttı da mesani sistemde zıttı da soyuttur. Şekille bir ilgisi yoktur. Allah'a secde, Allah'ın ayetlerine, Allah'ın otortesine boyun eğmeyi ifade eder. Ve önemli bir nokta daha secde nedir? Bilgiyle olur. Allah'ın ayetlerini öğrenirsiniz ve öğrenince ne yaparsınız? Secde edersiniz. Evet.

Evet arkadaşlar. Bu dersimizi de burada noktalıyoruz. Geleneksel kurban bayramınızı da bu arada kutlamış olayım. Bayramlar din değildir. Nusuktur. Allah'ın kurban kesmemiz, hayvan kesmemiz şeklinde bir kutlama, bayram kutlaması yapmamız gibi bir emri yoktur. Fakat e toplumuzun büyük bir çoğunluğu bu ritüeli gerçekleştiriyor. Maalesef etleri dolaplarına istifliyorlar. E bunun tabii Allah indinde hiçbir karşılığı olmayacaktır. eee hayvan kesip de etini yoksullara dağıtanlara sözüm yoktur. Fakat etini dolabına istifleyenler hiçbir şekilde Allah'ın rızasına ulaşamazlar. Allah'ın da zaten hayvan keserek kendisine yakınlaşmamızı istediğine dair Kur'an'da hiçbir veri yoktur. Kurban yakınlık demektir. Allah'a yaklaşmanın da vesileleri yine Kur'an'da anlatılmaktadır. Bunların içerisinde hayvan kesmek dediğim gibi yoktur. eee, ben yine de hepinize iyi bayramlar diliyorum. Sevdiklerinizle sağlıkla, huzurla nice bayramlar diliyorum. Bir sonraki eee, yayınımızda, videomuzda, dersimizde tekrar görüşmek üzere. Allah'a emanet olun diyorum. Hoşça kalın. Yeah.