📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

İhsan Eliaçık: Hz. Yunus'u Aslında Balık Yutmadı! #ihsaneliaçık

Kürsü TV26:05

Transcription

İlahiyatçı, araştırmacı, yazar İhsan Eliaçık hocam, Kürsü TV yayınına hoş geldiniz.

Merhaba. Hoş bulduk hocam. Eee, Hz. Yunus peygamberle ilgili bir soru sormak istiyorum. Hz. Yunus gerçekten balığın karnından mı kurtuldu? Zor zamanlarda edilen Yunus duasının anlamı nedir? Hz. Yunus kıssasını nasıl anlamalıyız?

Evet. Şimdi malumunuz Kur'an-ı Kerim'de 23 tane su eee kıssa var. 22 tane de mesel var. Yani mezhe benzetme demek. Kıssada geçmiş çağlarda yaşamış peygamberler, bilge kişiler veya eee Allah yolunda mücadele edenlerin eee anlatıları demek. Şimdi bu kıssalara nasıl bakacağız? Sadece Yunus kıssası değil, Kur'an'daki 23 kıssanın da eee bir temel bir mantıkla yorumlanması gerekiyor. Bu aynı zamanda bu kıssaları yorumla mantığını da ben Yunus kıssasını anlatırken göstermiş olacağım.

Peygamberler Ortadoğu'da yaşayan tabiri caizse halk kahramanlarıydılar. Eee, çağlar öncesinden çeşitli kabileler ve aşiretlerde yaşamış. Eee oralarda belli mücadeleler vermiş. Birçok kabileyi gezmiş dolaşmış. İbrahim örneğinde görüldüğü gibi ve halk arasında anlatıları devam ediyordu. Lokman Hekim gibi, Ashab-ı Kehf gibi, eee, adı sanı unutulmuş ama hafızalarda, zihinlerde anlatı olarak kalmış. Nesilden nesile aktarılım gelebilen halk hikayesi şeklinde ifade ediliyordu. Bunların ilk ilk olarak düzenli kayda geçirişi Tevrat ile oldu. Tevrat yazarları bu kıssaları kayda geçtiler. Halk arasında anlatılan bu kıssaları belli bir maksatla ve bir yeniden Yahudi ulusu inşa etme amacıyla bütün bunların bizim soyumuzdandı diyerek hepsi Yahudiydi. Hepsi Yahudi soyundan ne kadar peygamber varsa Ortadoğu'da hepsini sahiplenerek bunu Tevrat'a yazmışlar. Bakarsan Tevrat'ta Yahudiler ya bütün peygamber yahudi yani. Halbuki alakası yok.

E Musa ve Tek tanrıcılık kitabının yazarı kendisi de bir Yahudi olan Firavuta göre Hazreti Musa bile Yahudi ve İbrani değildi. Mısırlı bir halk, muhalefet halk eee önderiydi. Muhalif bir halk önderiydi. Onun hareketine Mısır'da yaşayan eee İsrailoğulları, İbraniler de 300 500 kişiyle katıldılar. Ama o binlerce kişiyle Mısır'dan çıktı. Ama daha sonra diğerleri unutuldu. Sade sanki o başka kimse yok. Şimdi bu diğer peygamberler için de geçerlidir.

Şimdi bir de Yunus kitabı var Tevrat'ta. Orada da aynı şeyi yapmışlar. Tevrat yazarları yani hahamlar oturmuşlar bir güzelce Yunus'u sahiplenmişler. Kendi adamları yapmışlar. Kendi soyları yapmışlar. Oysa gerçek böyle değil. Anlatılanların hikayeleri, halk arasında geçen hikayelerin birçoğu hurafe, birçoğu yanlış, birçoğu gerçeğe yansıtmıyor. Bunların peki doğrusunu biz nereden biliyoruz? Metin üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Karşılaştırmalı okumalar yapıyoruz. Sadece Tevrat'a, sadece Kur'an'a saplanıp kalmıyoruz. Çünkü bunlar Kur'an gelmeden önce, Tevrat olmadan önce de vardılar.

He şimdi Yunus Aleyhisselam Ninova'da yaşamıştır. Ninova bugünkü Musul yakınlarında Asur İmparatorluğu'nun başşehri idi. Asurlular o zaman oraya hakimdi. Asur İmparatorluğu. Asur aslında bu Suriye kelimesinin de köküdür. Suriye Asur demektir. Asur ülkesi demektir. Suryani Asur ülkesine yani Suriye'ye asurlara mensup olan, onların dinine mensup olanlar demektir. Yani bugünkü Suriye denilen topraklar bu ismi Asur İmparatorluğu uzun yıllar orada imparatorluk kurduğu için dağını taşını etkilediği için ve onların bahşehri işte Ninova idi. bugünkü Muhsul yakınlarında küçük bir eee şehir olarak kalan eee Ninova işte Yunus Aleyhisselam orada yaşamıştır. Ve Kur'an-ı Kerim'de de Saffa suresinde, Yunus suresinde çok fazla uzun değil. Kısaca anlatılır. En kısa Eyyp anlatılır. İki ayet. Ondan sonra Yunus 2 3 ayet böyle kısaca değinilir. Hangi bağlamda değinilir? Şimdi oradan girelim. Peygamberimiz Medine'de bir mücadelenin içine girmiştir. Bunalmıştır, sıkılmıştır. İşkenceler hat safhaya varmıştır. Ambargo uygulanmaktadır. Ve peygamber bu iş galiba olmayacak. Buradan ben çekip gideyim bu memleketten gibi düşünceler içerisine girince balık sahibi Yunus gibi olma, sabret, diren diyerek ayetler gelmiştir. İlk Yunus'tan böyle bahsedilir. Ha balık sahibi Yunus. Balık sahibi Yunus.

Şimdi buradan giriyoruz balık sahibine. Bunun böyle hurafeye bezenmiş, mitolojik mucizeleştirmiş şekilde anlatıldığını görürüz. Ama bunun bütün kıssalarda olduğu gibi bunun aslı ne böyle aslına doğru bir yolculuk yaptığımız zaman karşımıza çıkan manzaralar ve bilgiler şunlardır. Ben bunu araştırdığım için yaşayan Kur'an tefsirinde de Yunus Aleyhisselam bölümünde uzun uzun bunları anlattım. Kaynaklarını, delillerin hepsini orada kitapları falan zikrettim. Şimdi burada eee bir televizyon ekranı olduğu için özetini söylüyorum. Eee, balık Asur İmparatorluğu'a su tanrısı enkinin sembolüdür. Balık. Bir su tanrısı var. Bir ay tanrısı var. Bir gök tanrısı var. Bir yer tanrısı. Suların tanrısı enki. Aynı zamanda balık Asri İmparatorluğu'nun tanrı devlet sembolüdür. Mısır'daki firavunların tanrı devlet sembolü neydi? Boğa yani Bakara onları Tanrı devlet sembolü olarak görüyorlardı. Nasıl mesela bu eski çağlarda çok olan bir şeydi. Hatta hala da var ama eski çağlarda çokça var. Kabileler, aşiretler ve imparatorluklar ve devletler hayvan sembolleriyle kendilerini simgeleştiriyorlardı. Onları simge olarak görüyorlardı. Mesela İran'da İran geleneksel İran'ın sembolü arslandır. Persar arslan demektir. Geleneksel Türk dünyasının sembolü bozkurttur. Böyle uluyan bozkurt. Onunla kendini ifade ederler. Rusların sembolü ayıdır. Eee, hava kuvvetlerinin sembolü kartaldır. Fenerbahçe'nin sembolü Kanarya'dır. Galatasaray'ın sembolü arslandır. Tıbbın sembolü yılandır. Bak bunlar hala sağlık, spor, edebiyat gibi alanlarda devam ediyor. Eski çağlarda bu daha çok devletler ve imparatorluklar tarafından kullanılıyor idi. Bunun en güçlü kanıtı Sultan Ahmet'teki Dikili taştır. O Mısır'dan getirilmiştir. Ben bu Yunus eee eee ayetleriyle ilgili tefsir yazarken yıllar önce oraya çok gittim geldim. Dinler tarihçisi arkadaşlarımla bu dikili taştaki hayvan figürleri ne anlatıyor orada? Mesela balık figürü var, kuş figürü var. Eee Anadolu'da yaşayan Hititlerin sembolü kuş. Eee ve genellikle eee askerlere eee Kartal, Şahin gibi isimler veriyor. Hani şimdi eee araba sembolüne dönüşmüş. Eee Şahin var, kartal var eee Jaguar var. Bunların hepsi böyle hayvan sembolleri sanayide, edebiyatta, sağlıkta kullanılıyor ama eskiden bunlar imparatorlukları temsil ediyordu. Şimdi eee bu en çok Süleyman kıssasında geçer. Süleyman kıssasında der ki eee Hütü göremiyorum. Hütdtüt nerede der. Hüt Mısır impar İtitüt İmparatorluğu'ndan gelerek Süleyman ordusuna katılmış bir subayın lakabıdır. Hüt olarak anılmaktadır. Eee cinler ve perileri onun emrine verdik diyor. Cinler ve periler de Babillilerdir. Çünkü Babilliler de cin ve perilerle karıncalarla konuştu. Yunus der karıncalar da sebellerin sembolüdür. Karınca diye bir yerleşim biri var. oradaki insanlarla konuşuyor. Millet karıncalarla konuştuğunu falan zannediyor. Eee, bu şekilde hayvan isimleri, kuş isimleri eski çağlarda aşiretler, imparatorluklar tarafından temsil ediliyordu. Aradan zaman geçince oradaki şahıslar anılmayıp sadece hayvanlar anılmaya başlandı. Sanki hayvanlar eee konuşuyormuş gibi veya hayvanlarla konuşuluyormuş gibi oldu.

Şimdi bu bilgiler ışığında Yunus kıssasını anlamamız lazım. Bu altyapı bu. Arka planda böyle bilgiler var. Bunların hepsi kaynaklarda geçen bilgilerdir. Şimdi Yunus Aleyhisselam'a en iyi eee en eee devlet toprağın atıldığı yer eee Enbiya suresi ve Saffa suresindedir. Bakın ben orayı şöyle anlattım. Yunus eee Saffa suresi 139. ayetler itibaren Yunus da gönderilen elçilerdendi. Hiç kuşkusuz. Hani bir zamanlar dolu gemiye kaçıp sığınmıştı. Hani bir zamanlar dolu gemiye kaçıp sığınmıştı. Aralarında çekişmişler ve kaybedenlerden olmuştu. Derken kendisini balık yutmuştu. Çünkü kınananlardan biriydi. Eğer yüceliğimizi ananlardan olmasaydı kıyamete kadar onun karanlığında kalırdı. Ama biz onu hayli yıpranmış bir halde açık alana çıkardık. Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. Sonunda Yunus'u 100.000 veya daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. O zaman iman ettiler de onlara uzun yıllar mutlu bir hayat yaşattık. Bunlar Saffa suresinin eee 100 39 ila 148 ayetleri arasında geçen 10 tane ayettir. 9 10 tane ayet. En uzun bölümü Yunus'un budur. Böyle özet halinde veriyor. Diğer yerlerde de işte balık yağı Yunus gibi olma diyor.

Şimdi burada ne anlatıyor? Burada ayrıntı yok. Bunun tefsir edilmesi lazım. Balık onu yuttu diyor. Balık sahibi gibi olma diyor. Balık onun yutması ne demek? Balığın karanlıklarında kaldı diyor. Sonra oradan çıktı diyor. Çıkınca açık bir arazide şöyle şehre bir baktı. Gitmekten vazgeçti. Geri döndü. Faaliyeti sonucunda 100.000 kişi inandı ve mutlu bir hayat sürdürler. Ondan sonrasında diyor. Şimdi bu hikaye bu. Şimdi bu hikayede balık, balık nedir? Bunun tefsir edilmesi lazım. Yani halk hikayesine dönüşmüş haliyle Kur'an-ı Kerim anlatıyor. Çünkü halk arasında gemiye bindi. Eee orada kura çektiler. Kurağa çekince eee onun aleyhine çıktı. Onlar da Yunus'u gemiden denize attılar. Denizin içindeki balık yuttu. Balina gibi balık yuttu. Balığın karşısında 3 gün kaldı. Daha sonra balık onu kıyıya kustu. Oraya çıktı. Fakat 3 gün veya bir ay kaldı diyen bile var. 3 ay kaldı diyen de balığın karnında. Şimdi bu bu hikayeye dönüşmüş. Peki buradaki balığın denizdeki balık olduğuna dair kanıt nedir? Kur'an-ı Kerim böyle bir şey söylemiyor ki. hikayeyi anlatıyor. Birer cümleyle geçiyor. Sen şimdi bunu dolduruyorsun. Arayı diyorsun ki buradaki balıktan maksat balıkta gemiye sığındığına göre, gemide denizde olduğuna göre eee denizde de kura çektiler veya çekiştiler, tartıştılar. eee olduğuna göre, denizde balık olacağına göre onlar büyük ihtimalle onu denize atmışlardır. Denize atınca o da balığın karnına girmiştir. İşte o balık bu balık diyor. Bunların hepsi yorum. Benim yapacağım da yorum ama doğru yorum. Benim yapacağım bilgiye dayanıyor. Bunların hiçbirisi bilgiye dayanmıyor. Bunlar böyle mucize olayı mucizeleştirmek için sallama yorumlar.

Peki işin bilgisi ne? İşin bilgisi baştan beri getiriyorum. eee balık balık sembolünün Avustur İmparatorluğu'nun teoloji ve politiğindeki anlamı önce bunu bileceksin. Bunu ben açtım okudum. Yunus Aleyhisselam'ın tefsirini yazmak için beş cilt Asul İmparatorluğu tarihi okudum. Asullarda teoloji, aslarda balık. Eee, şu anda mesela bastıkları paraların üzerinde balık resimleri var. Eee, saraya giden yolda balık figürleri var. Her yerde balık heykelleri var. Eee, Süryani dini Asurluların dinidir. Asurların dini demektir aslında. Süryani de oradan geliyor. Suriy, Asur, Suriye. Bunların hepsi aynı. Onların bizati hala hala eee mabetlerine giderseniz Süryanilerin balık figürleri görürsünüz. Eee din adamlarının boynuna balık eee resimleri astıklarını balık figürüyle eee ilahi okuduklarını ayin yaptıklarını görürsün. Bu balık nereden geliyor? Oradan Hristiyanlığa da geçmiş. Suyanilikten böyle hristiyanlığa da geçmiş o balık figürü. Eee, bu balık nereden geliyor dediğin zaman bu Asullardan geliyor. Asul İmparatorluğunda balık sembolü. Tıpkı eee sebelilerde karınca, Mısırlı Firavunlarda Bakara, Babelilerde cin ve peri. Fenikellerde yelkenli gemiler ve rüzgarlar Hititlerde kuşlar. Türklerde bozkurt, Ruslarda ayı, Perslerde Arslan sembol olarak kullanıldığı gibi asurlar da balık sembolü olarak kullanılır. Bu tarihsel bilgidir. Bunu ben uydurmuyorum. Bu kaynaklarda böyle geçiyor. O zaman tefsiri bunun üzerine kuruyoruz. Çünkü açıklama yok Kur'an-ı Kerim'in başka yerlerinde. Peygamberden, sahabeden bununla ilgili hiçbir açıklama yok. Sadece ortada anlatılan mitolojiler var. O zaman doğru bilgilere dayanmamız lazım. Buraya buradan baktığımız zaman aslında kıssa tabiri caizse cuk oturuyor. E dolayısıyla şöyle olmuştur. Şimdi Yunus Babil Asul İmparatorluğun başşehri Ninova'da tevhit ve adalet mücadelesine girişince şehrin ileri gelenlerini zalimlikle, tahutlukla, zorbalıkla suçlayınca bütün peygamberler böyledir. Terörist ilan ediliyor, isyancı ilan ediliyor. Hakkında takibat başlatılıyor. O da baskılardan yılarak Ninova'yı terk edip gitmeyi düşünüyor. Kaçıyor. Bir gemiye biniyor ve ülkeyi terk etmek istiyor. Ama gemide onu tanıyorlar. Arkasından adam gönderiyorlar. Tabiri caizse polis onu tanıyor. Sen nereye kaçıyorsun? Sen Yunus değil misin? Falan diyorlar. Gemide aralarında tartışma başlıyor ve onu yakalıyorlar. Kaçmadan gemiden alıyorlar getiriyorlar. cezaevine koyuyorlar. Oradaki balık cezaevidir. Balığın karına girmek cezaevine girmek demektir. Balık tarafından yutulmak cezaevinin karanlıklarına böyle kapatılmak demektir. Karanlıklar, zındanın karanlıkları anlamında kullanılıyor. Hakikaten de cezaevine giden yollar, cezaevinin kendisi, eee, Asıl İmparatorluğu'un sarayına giden arslanı yollar. Böyle iki tarafta arslanlar konur. Hatta şeyde bile arç kabirde vardır böyle arstlan. Onlar arslan değil. Balık. Yani devletin sembolü balık olduğu için meydanlarda, büyük şeylerde, cezaevlerinde eee ordugahlarda hep böyle bayraklarda, sancaklarda balık kullanılıyor. O da cezaevine giriyor. Eee orada balık sembolü, simgesi balık olan Asur İmparatorluğu'un eline düştü. Onun cezaevine girdi demektir. Orada tutuklu kaldı. Yani bir yere hapsediyorlar. öldürmek istiyorlar. Tıpkı İbrahim gibi, tıpkı Salih gibi, tıpkı Nuh gibi, tıpkı Peygamberin kendisi gibi. O da şehirden gidip hicret etmek istiyor. Ne kadar kaldığını bilmiyoruz. Balığın karnında yani cezaevinde Asur İmparatorluğu'nun elinde düşmüş. Orada ne kadar tuttuklarını, ne kadar orada kaldığını bilmiyoruz. rakam vermiyor. Sonra diyor bir müddet sonra çıktı. Çıkınca açık alana gitti. Şöyle uzaktan bir yerden Ninova'ya baktı ve ben yılmayacağım geri döneceğim. Eee bu iş burada bitmeyecek diye kendi kendine söylendi. Dua etti. İşte inni küntü min zalimin duasını orada ben zalimlerden oldum. Yani ben kendime yazık ettim. Buradan terk edip gitmek istedim. Başıma işler geldi ama yılbacağım. tekrar devam edeceğim diyor. Geri dönüyor faaliyete girişiyor. Faaliyeti sonucunda Kur'an'da az önce okuduğum ayetlere göre 100.000 kişilik bir toplum ona iman etti diyor. Daha sonra şimdi bunu peygamber tam Mekke'den çıkmak üzereyken anlatıyor. Kur'an-ı Kerim artı yığılmış burada olmayacak. Dinlemiyorlar beni. Amorgo uyguruyorlar. çekim gideyim memleketten diye. Yıldığı bir anda yılma eğilimleri gösterdiği bir anda işte bu anlatıyor. Balık sahibi Yunus gibi olma. Hani o bir zamanlar şöyle yapmıştı diyerek diğer bölümlerde de onu anlatıyor. Kısaca Yunus'un hikayesi bundan ibarettir. Bu işin bana göre aslıdır. Eee işin mitolojikleşmiş, mucizeleştirilmiş ve illa peygambere bir mucize lazım diyerek balığın karnına sokulmuş. oradan çıkarılmış, orada üç gün yaşatılmış gibi anlatılar Yunus'un hikayesi üzerine kurulan halk anlatılarıdır. Mitolojikleşmiş versiyonudur. Benim anlattığım gerçek versiyonudur. Olay böyle olmuştur. Ben böyle olduğuna inanıyorum. Benim araştırmalarım beni buraya getirdi. En doğrusu bu. Ve böyle olduğu zaman kıssa bir yere oturuyor. Şimdi böyle böyle Kur'an-ı Kerim'de 23 tane kıssa var. Geriye daha 22 tane daha kız. Ben bunların hepsini istisnasız hepsini Yunus, Salih, Nuh, Kur'an-ı Kerim, yaşayan Kur'an tefsirinde tek tek anlattım. Süleyman kıssası onda da onda da hayvan isimleri çok geçer. O hayvanlarla konuştuğunu falan zannederler. Onların tamamı insanlardır. Hayvanları sembol olarak kabul eden insanlardır. Şu örnekle bitireyim. İnsanlar biraz daha eee anlattıklarımı eee bir çerçeveye oturtabilirler. Hala yaşayan bir kültür olarak bu devam ediyor. Mesela bundan 500 sene önce veya 1000 sene 500 1000 yıl sonra 3.000 yıl sonra birisi şöyle bir şey yazsa veya şöyle bir ayet gelse faraza örnek örneklendiriyorum. O gün kara kartallar sarı kanaryaları yğendi, mahvetti, sildi haritadan. Bu nedir? Kara kartallar sarı kanaryaları sildi. O günkü insanlar yani 1000 sene sonraki insanlar şöyle tefsir edeceklerdi. Ya kara kartallar havada uçuşuyordu. Onların karşısına sarı kanaryalar geçti. Kartallarla kanaryal arasında havada çarpışma oldu. Onlar onları geçti, ezdi, biçti, geçti. Çünkü ezdi diyor, sildi diyor. Ya futbol literatürü böyledir. Ezdi yani. Kara kartallar sarı kanınları ezdi geçti. 4-0 manşet bu. Spor sayfalarında görürsünüz böyle manşetleri. Ama bunu anlamak için kafa lazım. Bu bugünkü bir gerçektir ama o günün artık mitolojisidir. Havada kara kartallar ve sarı kanınlar arar insanlar. Şimdi aynen böyle. Yunus balığın karına girdi. Süleyman karıncalarla konuştu. Bunlar o günün gerçekleridir. Bugün için mitolojiye dönüşmüştür. Ortada karınca, balık falan yok. Karınca dediği sebeller. Balık dediği Asur İmparatorluğu devlet onun hapishanesi. Onlar bunu sembol olarak görüyorlar ve bu halk arasında yayla yayla yayla hani mesela eee 12 Eylül'den önce çok duyardık biz aslında. Hala da oluyor böyle şeyler. Adam slogan atıyor. Diyor ki Maraş ovası Bozkurt yuvası. Ne demek şimdi bu? Maraş'ın ovasında bozkurtlar oluyor mu? Yani kurtlar mı? Kurt murt yok ortada. O niye kurttan bahsediyorsun? Ya kardeşim bir görüş Türklerin eee Ergenekon'da bozkursu yol göstermesine çıktığına inanıyor ve kendini kurtla ifade ediyor. Her yere kurt resimleri asıyorlar. Bütün dernekler, bütün onların bulunduğu mitinglerinde devasa kimisi hilal resmi yapıyor. Gökteki hilal. İnsanlar eee gök cisimlerini, yerdeki hayvanları çeşitli zamanlarda, çeşitli şekillerde kendilerini sembol olarak görmüşlerdir. Bunlar din sosyolojisidir. Çoğu ilahiyatçı bunları bilmez. Onların kafası tefsire çalışır. Şu caiz mi değil mi diye çalışır. Din sosyolojisi diye bir şey var. Yani dinleri ortaya çıkaran siyasi, sosyal, politik, jeopolitik imgeler, simgeler, armanlar, armalar dünyası. Onların o günkü tarihte ne anlam ifade ettiği. Bu da dinler tarihinin bir parçasıdır. Ben buralarla çok ilgilendim ve benim için çok yol gösterici oldu birçok şeyi açıkladım, izah ettim. Kur'an-ı Kerim'de benim şu anda açıklayamadığım bir Kur'an kıssası yok. Hepsi bu Yunus kıssasında olduğu gibi eee çok anlaşılır, berrak bir şekilde duruyor.

Şöyle denilebilir. Eee o zamanki sahabeler böyle mi anlıyordu? O zamanki sahabeler balık Yunus deyince Yunus'un balıkla bir derdi olduğunu, bir meselesi olduğunu düşünüyorlardı. Y ne olmuş? Balığın karnına girmiş orada ama orada üç gün yaşamış veya memleketini terk etmek istemişti. onu için biz terk etmeyelim diyorlardı ve hakikaten Süleyman'ın karıncalar, yerdeki karıncalarla konuştuğunu falan zannedenler olabilir. Eee ama bunun böyle olmadığını söyleyenler de var. Mesela İbn Abbas'tan gelen bir rivayette eee Süleyman'ın mabet yapımında çalıştırdığı cinler kimlerdi diye soruyorlar. Mabet yapımında cinleri çalıştırmıştı. Cinler cinleri Allah onların emrine vermişti. ayetini açıklarken İbn Abbas, bunlar diyor, Babil'den getirilen yapı ustalarıydı, duvar ustalarıydı. Yabancı oldukları için, Babil'den geldik için onlara cin, yabancı denildi. Bunu da sahabe söylüyor. Ben bu tür rivayetlerden yola çıkarak diğeri de böyle olabilir, diğeri de böyle olabilir, öbürünü de araştıralım diye diye bu sonuçlara ulaştım. Yani bunlar öyle kafadan atılmış şeyler değil.

Evet, bu usta söyleyeceklerim bu kadar hocam. Teşekkür ederiz. Eee Fenerbahçelileri üzdünüz biraz ama [kahkaha] yani o dikkatiniz örnek örnek onun tersinde de düşünülebilir diyelim. Karı kınaryalar kara kartanları ezdi geçti manşet yani. Evet çok sağ olun teşekkür. Arslanlar da olabilir. Arslanlar orada o da Galatasaray. Onlar örnek olarak verdiler. Evet. Şey espri hocam çok sağ olun bilgilendireceğin için. Yeni yayınlarda görüşmek üzere. Eyvallah.