📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

TARİKATLAR ve TÜRKİYE: ADIM ADIM KARANLIĞA...

Prof. Dr. İsrafil BALCI1:19:09

Transcription

Hoş geldiniz. Dün Menzil tarikatı ile ilgili bir şeyler söylemiştim. Fakat sadece Menzil boyutuyla değil, bu tarikat meselesini birçok yönüyle ele almak gerekiyor. Ben de bugün eee, biraz eee bu tarikatın ve bu tarikat özelinde aynı zamanda Türkiye'deki tarikatların durumundan bahsedeceğim ve biraz bunu masaya yatıracağım.

Zaman zaman zaten tarikatlarla ilgili değerlendirmelerim olmuştur. Aslında bu tarikat meselesi bir Türkiye gerçeği. O yüzden de tarikatlar ve Türkiye gerçeği olarak meseleye bakmak gerekiyor. Sadece Menzil özelinde değil. Anadolu İslam'ı tarikatsız dini eee düşünemiyor. Yani tarikat olmadan adeta eee din eksik kalıyormuş gibi algılıyor. Bu nedenle de özellikle de Anadolu İslam'ın ve Türk İslam geleneğinin en önemli yapı taşlarından birisi tarikatlardır. Ama bunlar aynı zamanda devletin başına, milletin başına çok büyük belalar da açmıştır. Fakat nedense eee bu tarafı pek görülmemiştir.

Bu yapılar bir kere dinin içerisinden çıkan yapılar değildir. Dinin gerçeği de değildir. Ya nedir hocam? Sonradan dine eklemlenen ve Türkiye'nin veya laik Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçeği olan bir olgu. Bir kere bunu böyle kabul etmek gerekiyor. Eee, dine eklemlenen yapılar aynı zamanda kendilerine göre bir yorum geliştirirler ve bu yönüyle aslında birer dini heterogodoks yapıları da denebilir. Hatta heretik, eee, yapılar da denebilir. Çünkü bu tarikatlar din içerisinden çıkıp dinden yararlanıp dinin bir dalı gibi neşet edip kendilerine göre bir yorum geliştiriyorlar. O yüzden de bunları heretik akım olarak nitelemek bile mümkündür. Yani ana akım dinden ayrılan bir oluşum olarak da görmek gerekiyor.

Bu yapılar nasıl ortaya çıkıyor? Bunlar tasavvuf çatısı altında kendilerine zemin buluyorlar. Tasavvuf kanalıyla dine sokularak adeta dinin içerisinden birer yapıymış gibi eee telakki ediliyorlar. O yüzden de bunlar dinin içerisinden sayılıyor. Bu biraz bizim Türkiye gerçeğimizle, biraz Anadolu İslamı gerçeğiyile alakalı bir olaydır. Dikkat ederseniz Arap İslam tarihine baktığınız zaman burada tarikat, tasavvuf geleneği çok baskın değildir. Ama eee biraz yukarıya doğru geldiğiniz zaman eee İran havzasına doğru, Hint alt kıtasına doğru gittiğiniz zaman buradan habire tarikat üretilen bir zemin olduğunu görürsünüz. Oradan Kuzey Afrika'ya kadar bile taşınmıştı Mısır üzerinden. Yani Türklerin bu tarikatların yaygınlaşmasında çok ciddi rollerinin olduğunu söyleyebilirim ama çıkışı ta Hint mistisizmine kadar dayanır. Mistisizm İran'a geçmiş. Oradan Türkler tarafından benimsenmiş. Türkler de bunu adeta dinin içerisinden görmüşlerdir. O yüzden de Anadolu İslam kültüründe tarikat, tasavvuf deyince dinin kendisidir. Bugün bile hala öyle algılanır.

Aslında bu olup bitenlere ben isterdim ki İlahiyat camiası e Diyanet eee teşkilatından ciddi bir ses yükselsin. Nedir bu ses? Böyle birilerinin öncülüğünde sokak ortasında bu işi sokağa taşıracak boyutta öyle adeta şeyin eee kilisenin günah çıkarması gibi efendim eee tövbe seansları artık bunlar kapalı kapılar ardındaydı. Şimdi açık alanlara taşındı. Bir gövde gösterisine dönüştürülmesinin ve birilerinin eşliğinde tövbe sayısı düzenlemenin, tövbe yaptıranın da adeta sanki kendisi tövbeden varymiş gibi eee bir konumda eee gözülmesi ve bu şekilde insanların dini duygularının çalınması gibi konulara en azından ilahiyat camiasından ve başta da Diyanet camiasından, Diyanetin resmi ağzından bir açıklama yapılmasını beklerdim ben. Ama evlere şenlik. Neden? Çünkü şu anda öyle bir zemin yoktur. Olmadığı için de bakınız sokağa kadar iniyor. Çünkü tarikatlara akredite olunca hele hele de Menzil gibi daha geniş ölçekteki tarikatlara akredite olunca önünüzde açılabiliyor. Onun için de bunu göze alamıyorlar. Geçmişte FETÖ'ye akredite olanlar şimdi bu gibi eee cemaatlere akredite olup da buradan bir şekilde ikbal istikbal bekleyen tipler. Biraz bugün eee bu güncelle ilgili meseleye dikkat çekeyim istedim. O yüzden de karşınızdayım. Eee ama bu iş bana düşmemeli. Yani benden önce bunu birilerinin eee dile getirmesi gerekirdi.

Ben tarikatlar konusunda epey konuştum. Eee biliyorsunuz hiçbir tarikatı bakınız benimsemiyorum. Bunların tamamı ama tamamı din dışıdır. Dine eklemlenen heretik eee yapılardır. Bir tane doğru varsa 10 tane yanlışı olan birçok yönüyle de dine aykırı bir akide benimseyen bir anlayıştır. Hele hele başlarındakileri şeyh, veli, derviş, gavs, kutup gibi eee layüs el görmeleri ve onların adeta Allah'ın temsilcileri gibi konumlandırmaları kesinlikle dine aykırıdır. Ve bu şekilde rabıta yapıp onlardan medet ummak, onlar vasıtasıyla cennet beklemek gibi düşüncelerin de bütünüyle dinin eee özüne, akidesine aykırı olduğunu ve katmerli şirk olduğunu belirteyim. Putperest Arap taşa tapıp taşı meleğin sembolü yapıp onun vasıtasıyla Allah'a yaklaşacağını zannetmesine Kur'an bu kadar savaş açarken taşın yerine koyduğunuz insanı merkeze koyup da onun vasıtasıyla Allah'a yaklaşanları ödüllendireceğini zannediyorsanız eee hapı yuttunuz. Bir kere bunu söyleyeyim. A gidenler gidiyorlar. O kendi cehaletleri beni de ilgilendirmiyor. Kimseyi de hedef almıyorum. Ama bu tarikat gerçeğinin ne olduğunu da bu insanlara, insanımıza anlatmamız gerekiyor. Bunların hiçbirisi ne millete, ne devlete, ne dine, ne insanlığa asla ve asla eee fayda sağlamayan yapılardır. Bunların ne bilim derdi vardır, ne üretme, ne eee gelişme, ne bilim, akıl, eleştiri, düşünce böyle bir dertleri yoktur. Din üzerinde tepinirler, din satarlar. Kendileri fakirlik, fukara edebiyatı, sabır ve itaati eee sınanmayı müritlerine sunarlar. Kendileri bu dünyada cennet yaşarlar. Onlara da şayet sabrederseniz işte eee inanırsanız, itaat ederseniz size de cennette ödül vardır diye böyle müritlerini aldatırlar. Bir kere bunu bilelim. Yani tezgah böyle işliyor.

Öncelikli olarak İslam inancında peygamber dışında özel yetkili bir din temsilcisi yoktur. Din adamı sınıfı yoktur. Eee, hacı hoca takımı dini temsil eden adamlar değillerdir. Bir kere bunun bilinmesi gerekiyor. Din adamı sınıfı dediğimiz sınıf Şiilikte vardır. Eee, ve Hristiyanlıkta vardır. Bizde din adamı sınıfı yoktur. İslam inancında din adamı sınıfı yoktur. Ama Türk İslam geleneğine gelince eee bu tarikatlar, kutuplar, gavslar, şeyhler, veliler, evliyalar gelmişler dinin içerisinde yer alıyormuş gibi gözükmüşler ve dinin bir parçası haline getirilmişlerdir. Bu tam bir marazi bakış açısıdır. Yani çıkışı, dine dahil olması, Türkler arasında yaygın hale gelmesi bir yana eee tarikatların ya da tasavvufun genel karakteristiğine baktığınız zaman buradaki çarpık yapı bir yana. Neden? Çünkü tarikatların genel felsefesi nedir hocam? İnsana yatırımdır. İnsanı eğitmek, dini açıdan insanı donatmak, onları dini yönden motive etmek veya onları ahiret hayatına hazırlamak ve bu yönde motive etmek. Genel de öteki dünya konusunda hesap ahiret konusunda eee insanları bilgilendirmek. E bunun yanında işte tebliğ derler. Güya kendilerince irşat derler ve halkı eee dine yönlendirme gibi bir rol biçerler kendilerine. Oysa bugün Türkiye'deki tarikatlara bakın. Hangisi acaba bu anlayışla hareket ediyor? Bir kere bunu tespit edin. Benim ne söylemek istediğimi anlarsınız. Hangisi dediğiniz zaman karşısına sıfır yazarsınız. Yani hiçbiri. Neden hiçbiri? Çünkü hepsi aslında din eee maskesiyle din üzerinde tepinip insanların samimi duygularını eee iyidiş ederek, okşayarak, samimi duygularından, damardan girerek rant devşiriyorlar. Servetlerine servet katıyorlar. Devlete eklemleniyorlar. Devlet imkanını kullanıyorlar. Devlete çünkü kitleyi kontrol ettikleri için eee bu oy zamanlarında bunlar oy deposu, al gülüm, ver gülüm ilişkisi işte halihazırda olduğu gibi, geçmişte olduğu gibi eee bunların bazı hareketlerine göz yumuluyor. E bunlar da devletin belli kademelerine yerleşerek burada adamlarını soktuk. Sokunca devletin imkanlarıyla bu sefer eee orada bir güç devşiriyorlar. Geçmişte bunu FETÖ yapmıştı. Şimdi bunları yapıyor. İşte mesela geçmişteki sağlık bakanı. Bunlardan da hala birkaç e sağlık bakanının kendilerinden olduğunu söylemişlerdi o dönemde. Hala şu anda siyasi partilerde, iktidar partilerinde veya değişik oluşumlarda bunlarla iltisaklı olan üst düzey birçok isim de vardır. Eee bunları devlet bilmiyor mu? Biliyor. Tabii kitleyi kontrol ediyorlar. Devasa bütçe oluşturdular. Peki bu bütçeleri neyle oluşturdular? Din satarak oluşturdular. Zavallıların sırtından geçindiler. Yani bunlar ne fabrika kurdular da üretim yaptılar ne herhangi bir şey. Tamamen müritlerin sırtından muazzam bir eee dünyalık elde ettiler. Hepsinin faaliyet alanına bakınız. Ne irşat var ne din vardır. O sadece göstermeliktir. Para, rant ve güç. Bütün mesele bu.

Bakınız para, rant ve güç işin içerisine girince babaları öldü. Üç tane oğul birbirine tutuştular, dalaştılar. Taşlı, sopalı saldırılarla. Allah aşkına neydi bunların derdi? Din derdi miydi? Dini duygularla insanlara yaklaşırlar. İnsanların samimi duygularını bu şekilde iliş ederler. Onlara eee cennet vadederler. E temel gayeleri güya din ve ahiret. Ama baktığınız zaman bunlar aslında sözde söylemler. Tam aksine din bir anlamda perde. Hepsi dikkat ederseniz eee dünyevileşmişler. Din kisvesi altında adeta kanunlaşmışlar. Görüyoruz işte vaziyetlerini. Ticaret ağları var. Hemen her alanda ticari faaliyetleri var. Eskiden kimisi Tahtakale'de döviz işiyle uğraşırdı. Kimisi petrol işiyle uğraşırdı. Bunlar artık onlar kesmiyor. Hastaneleri var. Eee, iyi güzel hastaneleri var burada. Eee, tarikatlar hani insana hizmetse gitsinler tedaviyi eee, bedavaya yapsınlar değil mi? Yani imkanlarını çevirsinler. Hayır tam öyledi. Aksine semirdikçe semiriyorlar ve devlete eklemlenip de istedikleri gibi her tarafa muazzam hastaneler, üniversiteler, TV kanalları, medyası, yayın organları, iletişim ağları, gazeteleri, dergileri, TV kanalları bütün alanlarda faaliyet yürütüyorlar. Peki bunlar irşat faaliyeti mi yapıyorlar? Hayır hocam, bildiğiniz ticaret yapıyorlar ve din kisvesiyle yapıyorlar. Benim eee buradaki temel itirazlarımdan birisi bu. Yetmedi. Bir de o insan gücünü kullanıp devlete eklemlenerek kamu imkanlarıyla da semirdikçe semiriyorlar. Ondan sonra da sana bana devlet imkanlarıyla parmak sallıyorlar. O yüzden de eee sözde din ve ahiret, özde ise para, rant ve güç. Nitekim de yakın geçmişte Menzil'deki kavgayı gördük. Aslında bir miras kavgasıydı ve o miras kavgasının kökü ta İngiltere'den geldi. Yani Menzil'in bir ucu eee uzun menzil oldu. İngiltere'ye kadar uzandı ve orada ne tür pisliklerin olduğunu daha önceki videolarımın birisinde izah etmiştim. Menzil'de taşlı sopalı saldırılar oldu ve birbirlerini dövdüler. Birbirlerine düştüler. Peki neydi bunların derdi? İnsana yatırımdı. Bak birbirlerini suçladılar. Bir de tutmuş diyorlar ki ümmetin parası. Yani siz kimsiniz ki ümmet kim olacak? Adam bizzat ne diyor? Ümmetin parasını yediniz diyor. Diğer büyük kardeş diğerlerini eleştiriyor. Bu miting yapan ümmetin parası dediği nedir? İşte müritlerden toplanan paralar ve bu diyor ortak bütçe gibidir diyor ama siz bunu eee farklı yerlerde kullandınız diye adam bizzat da aslında ifşada bulunuyor ama savcılarımız bunu görmüyorlar. Bu da işin başka boyutu.

Sonuç itibariyle üç kardeşten, eee, işte en büyüğü olan Muhammed Sakiidir. Nedir ismi de benim için çok önemli değil. İzmir'de eee, bir tövbe mitingi yaptı. Aslında bu mitingler daha doğrusu eee bu tövbe seansları eee tarikatın kendi içerisinde olurdu. Ama bu sefer doğrudan eee açık alana taşındı. Halkı açık alanda tövbe mitingi düzenlendi. Miting mi, gövde gösterisi mi? E bu tarafı tartışılır. Ama her ne olursa olsun ortadaki görüntülere baktığınız zaman laik Türkiye'ye yakışmayan oldukça da çirkin ve karanlık bir manzara, bir tablo vardı ortada. Bunu söylemek durumundayım. Mitingle ilgili ciddi bir kalabalığın olduğunu da gördük. Fakat buradaki kalabalığın hepsi de tabii İzmir halkı değil. Eee Menzil'de otobüs ağları bile var. Hele de çevre illerden buraya akın akın müritler gelmiştir. Belli ki burada bir eee gövde gösterisi yapma ihtiyacı hissedilmiştir. Bunun yanında kamuda olup da eminim orada o kalabalığa karışan birçok insan daha vardır. Bu şekilde cemaati olabildiğince kalabalık gösteriyorlar. Peki neden İzmir ve neden bu adam eee İzmir'de böyle bir halka açık miting diyelim buna? Ama tövbe seansı düzenledi. Bu belli ki bir gövde gösterisidir. Benim okumam bu. Daha çok da bu tarikattaki güç ve rant kavgasının bir şekilde eee kitleleri kontrol etme, konsolide etme bakımından bir güç gösterisi olabilir. Onun için de açık alana taşıdılar bunu. Bir anlamda cemaat içerisinde benim gücüm daha fazla gibi bir algı sanki oluşturuluyor gibi geldi bana. E malum İzmir sol ve sosyal demokrat yapısıyla biliniyor. Ama şunu da belirtelim ki İzmir eee eskiden sağı partilerin de güçlü olduğu bir yer. İşte Menderes'in çok önemli hani bugünün tabiriyle kalelerinden birisi sayılabilecek yer. İşte geçmişte Özal aynı şekilde mesela burada bir hayli güçlüydü. İşte Öz fatura vesaire. Yani uzun süre burada belediye başkanlığı belediye bile Özal'daydı. Dolayısıyla da eee bugün İzmir sosyal demokrat yapısıyla bilinen bir eee merkez ama aynı zamanda İzmir'in bazı mahallelerinin biraz daha veya bazı semtlerinin biraz daha yoksul olduğunu zaten bu tarikat kesiminin de bu gibi yerlerde kümelendiğini ki zaten bu tarikatın da eee gösteri yaptığı alanın sosyolojik açıdan baktığımız zaman gelir düzeyinin çok yüksek olmadığını görüyoruz. Neticede İzmir'in tarikatları besleyen bir tarafının da olduğunu görmüş olalım. Yani veya eee bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Dikkat edilirse FETÖ'de buradan çıkmıştır. Yani kestane pazarından türeyip Yamanlar lisesiyle parlayıp böylece ahtapot gibi ülkenin her tarafını ve sonradan da yurt dışına kadar açılan bir ağa dönüştüğünü görüyoruz. Aynı şekilde Menzil'in ve diğer tarikatların da kesinlikle burada birçok yurdu vardır. Ne bileyim işte dergahı vardır vesair mülkü vardır, müridi vardır. Eee, dolayısıyla da böyle bir zeminin olduğunu görüyoruz. İzmir'de bunlardan birisi. Eee, ama İzmir'in seçilmesi bu anlamda bakınız biz burada bile bu kadar güçlüyüz gibi mesajın verildiğini görüyoruz. Bu mesaj bana sorarsanız biraz da tarikatın kendi içindeki güç mücadelesiyle de alakalı olabilir diye geliyor bana.

Diğer yandan bilenler bilirler. Geçmişte bu Menzil'e gidenler ne için giderlerdi? İşte efendim uyuşturucu, sigara, alkol veya kötü alışkanlıklardan kurtulmak isteyen bazı kişilerin Menzil'e gittiklerini duyardık. Bu sayede güya bazı alışkanlıklarından vazgeçerlerdi. Kimisi de Konya'ya giderdi. Ben bilirim yani eskiden ben benim duymuşluğum vardır. Hatta İzmir valisi geçmişte İzmir'deki bu uyuşturucu kullanan çocukları eee bir otobüs kiralayıp Adıyaman'a göndermişti. Güya buradan medet umacaklardı. Geçmişte tarikatın böyle bir özelliğinin olduğu İzmir valisinin bile buradaki çocukları buraya gönderdiğini görüyoruz. Bu da ilginç bir şey diye aklıma geldikçe söyledim. Son bu miting bildiğiniz halka arz niteliğinde bir e mitingdi. O tövbede dile getirdiklerine bakıyorsunuz. Hakikaten de buram buram cehalet kokuyor. O kadar yüzeysel, o kadar eee basit ki işte o bir şey söylüyor peşinden koca halk eee onun söylediklerini tekrar ediyor ve eee bu şekilde güya bir etkinlik yapılıyor. Bu işin süsleme kısmı ve toplu eee tören veya toplu tövbe töreni. Aslında ben öteden beri söylerim. Bu tarikatların en önemli sermayesi din ve cehalettir hocam. Ve eee bu tarikata da baktığınız zaman bunu görüyorsunuz. Maalesef eee buradan besleniyorlar. Eee yani bunların en okumuşu FETÖ'cülerdi. İşte Fethullah'ın peşine gidenler. Gördük işte bir sümüklü FETÖ eee ülkenin başına ne çoraplar ördü ördü. Nasıl bir yapı olduklarını hep beraber gördük. E burada da cehalet, evlereşenlik ve maalesef ve maalesef eee diz boyu yani bu ülkenin de aynı zamanda eee bir yansıması yani veya ülkedeki yurdum insanının düştüğü durum. Şimdi siz böyle bir zeminde kalkacaksanız insanlara din anlatacaksınız. İsrafil hoca bir şeyler söyleyecek ya kaç para eder? Yani ben mesela yani öyle bir eee etkinlik yapamam zaten ama ben böyle bir etkinlik yapsam benim etrafımda kaç kişi yer alır? Şimdi hemen aklınıza şu gelebilir. Ya hocam ya işte keyfiyet, kemmiyet yani önemli olan çoğunluk değil yani nitelik değil. Nicelik değil niteliktir. Eyvallah güzel ama o da bir eee sosyoloji hocam. O da bir gerçek. O insanlara siz nüfuz edemediğiniz sürece, o insanları onlar gibi dinle aldatamadığınız sürece siz her zaman azınlıkta kalacaksınız. Ondan sonra zür tesellisi bağlamında hocam yani bunlar eee gerçek değil, bunlar işte önemli değil diyeceğiz. Birbirimizi kandıracağız. Yani ben realist bakarım bu gibi konulara. E şimdi dedim ya İzmir'in eee yani biraz da tarikatları besleyen bir damarı var. Mesela bu mitingde e medyadan okuduğum kadarıyla eee Karabağlar semtinde yapılıyor ki burası biraz daha düşük gelirli eee bir eee sosyolojiye sahip. Daha alt gelir grubuna sahip. Dolayısıyla da bu sosyolojide demek ki böyle bir zemin vardır. Bu tip eee gruplara ne yapıyorsunuz siz? Bu tip insanlara cennet vadediyorsunuz ve din ile onları eee motive ediyorsunuz. Öteki dünyada burada asla hayal edemeyeceği kadar büyük bir zenginliklere veya imkanlarla imkanlara erişeceklerini söylüyorsunuz. Bildiğiniz adama kemik atıyorsunuz ve avlıyorsunuz. Yani işin türkçesi budur. Ve böylece eee müritlere cennet dağıtıp cennet vadedip eee onlara dünyada e cennet vadediyorsunuz. Yani veresiye cennet vadediyorsunuz. Ama siz de bu dünyada gerçek cennetinizi onların sırtına binerek yaşıyorsunuz. İşin türkçesi budur. İster bunu bu sözümden dolayı bana alınan olsun, darılan olsun duruma bakın. Ortadadır. Sizi hiç eee bu tarikatlar veya tarikatçılar arasında yani rüst kademe arasında fakir hayatı yaşayan, münzevi hayat yaşayan birisini gördünüz mü? Hepsi Karun gibi zengindirler ve hepsinin bir eli yağda bir eli baldadır. İşte dünkü videomun kapağına bakınız. Adam kalkmış ayaklarını sıvazlatıyor müridine. Yani eee sırtına bineyim beni taşıyacaksın dese taşıyacak kadar özverili müritler vardı. Ve bu şekilde bunlar insanları köleleştirip kendilerine itaat ettirip bunlar üzerinden cennet yaşarken onlara da veresiye cenneti adres gösteriyorlar. Ve bir taraftan ne diyorlar? Kaderdir bu işler. Dünyada imkansızlıklar kaderdir. İtaat edeceksin. Fakirliği kutsayacaklar ve e fakirlik edebiyatı yapacaklar. Allah sizi bununla imtihan ediyor diyecekler. Ne diyordu bir tanesi? 500 yıl mı, 5000 yıl mı, 500.000 yıl mı fakirler daha önce cennete girecek ve yüzsüz o zaman sen de bir an önce onlar gibi hayat yaşa. Sen de gir. Niye başkasına bu kemiği atıyorsun? Sorun burada onların eee yani din bildikleri veya çok zeki oldukları meselesi değil. Sorun sosyolojinin bu vasatta olması. İşte benim eee sesime bakın. Benim eee kitleme bakın. Benim ulaşabildiğim insanlara bakın. Bir kısmı da yine bana karşı olup da yani acaba ne diyor diye benim eee konuşmalarımı dinleyen insanlar. Şimdi böyle olduğu sürece eee bu pilav daha çok su kaldırır. Eee efendim işte bir taraftan bunlara imtihan dünyası sabredince Allah sabredenlerle beraberdir. Allah mükafatınızı eee cennette kat ve kat verecek. Habire cennet. Orada istediğinizi elde edeceksiniz ve bize itaat ettiğiniz sürece biz de sizi beleşten cennete götüreceğiz gibi mesajlar verilir. Ve burada ne bileyim eee münzevi bir hayat veya imkansızlıklar içerisinde zor bir hayatın ne kadar aslında mükafat eee getirecek bir hayat olduğu anlatılır. Yani tabir yerindeyse hani bir siyasi parti lideri diyordu ya askıda ekmek. Askı da ekmeye muhtaç olan. Ya geçenlerde gördük mesela bir çorba kuyruğuna ya adam bir çorba içecek ya çorba içecek. Koca Çorum'daydı gördünüz. Koca bir kuyruk sebze alacak evine marrul alacak 1 kilo domates alacak. Onun için de varlık kuyruğu oldu. Hatırlayın hocam şöyle bir iki sene öncesinde varlık kuyruğu diye bu millete bunu yutturdular ve bu millet de orada devletimizden Allah razı olsun bak bize bunları veriyor diye. Şimdi siz bu kitleye ne anlatabilirsiniz? Yani her zaman söylerim gönüllü köleliğe eee yani hazır olan veya köleliği gönüllü yapan, köleliğinden razı olan insana siz köleliğinin kötü olduğunu anlatamazsınız. Kitle bu. Eldeki malzeme bu. Dolayısıyla da adam fakirlik kuyruğuna giriyor. Şükrediyor ve eee buradaki fakirliğinin ileride ona büyük mükafat getireceğini düşünüyor. Muazzam cennet ödülleri işte istemediğiniz kadar huriler. Ne diyor adam? 70.000 eee ne diyordu? Yıl veya 70.000 e tonluk yiyecek diyor. Kahvaltı sofrası diyor. Şimdi aç adam bunu söyleyince adam dünden razı oluyor. E kadın desen her seferinde bakire kızlar geliyor karşına. 50 ton efendim 70 ton kahvaltı yemekten bahsediyor. Acıkmayacaksın. İçeceğiz sarhoş olmayacağız. Midenizi bulanmayacağız. Habire lıkır lıkır içeceğiz diye. İstemediğiniz kadar huri, köşk veya eee yani özlediğiniz hayat ne varsa hepsi var. Yeter ki siz bize itaat edin. Sonuçta eee bunlar dünyada zenginlikleriyle cenneti yaşıyorlar. Fakirlere de ahirette burada yaşadıklarını adres gösterip bunların sırtında tepiniyorlar. İyi de yapıyorlar. Bu konuda ben onları yadırgamıyorum. İyi de yapıyorlar yani. Keşke daha fazla sömürseler. Nasılsa şey yok yani. Adamlar razılar zaten. Bir eee eee itiraz yok.

Peki devlet bu anlamda ne yapar? Bunları kontrol edecek yapı nedir? Devlettir. Eee, üstelik de laik bir devlet. Laik bir devlette kalkıyor şimdi bir tarikat mensubu yani devlete de aynı zamanda güç gösterisinde bulunuyor. Bak ben buyum diyor. Yani neden eee bu kesime karşı bir sessizlik, neden eee bu konuda eee devlet eee bir eee denetleme mekanizması kurmuyor adeta seyrediyor. Niye seyreder devlet? Bunu da sorgulamak gerekiyor. Neden? Çünkü yoksul kesim ve dinle avunan bir kesim, avutulan bir kesim. E bunların ele başlarını eee elde ettiğiniz zaman oy deposu olarak size dönüyor. Yani teslim olan, itaat eden, uyuyan bir kitleyi siz niye uyandıracaksınız ki? Hatırlayın ben önceden de söylerdim. Tarikatçılarla eee siyasi eee partiler asla akıllı adam istemezler. Yani tenzih ederim ama genel tablo budur. Ne diyordu iktidar partisi'nin? Bir eee bakanı geçmişte eee yani efendim eğitim seviyesi arttıkça arttığı semtlerde bizim oylarımız düşüyor diye. Realite budur hocam. Baştakini kontrol edince aa merhaba misali hocam kitleyi kontrol ediyorsunuz. Senin oyunla onun oyu da bir oluyor. O zaman da Aysu bacımıza kızmayalım canım işte dağdaki çobanla benim oyum bir mi olacak demişti. Bak aslında kızacağız doğruyu söylemiş. Sonuç itibariyle bu Menzil'e gidenler de anlatırlar. İşte burada rütbe değil itaat esastır. Adam belki de üst düzey bir görevlidir, yetkilidir veya önemli bir kariyer sahibidir. Doktordur, avukattır veya ne bileyim mühendistir ya da bir kaymakamdır, validir veya üst düzey bir bürokrattır. Gidiyor Menzil'de çalışıyor hocam. Ya da yaz tatilini orada çalışıyor. Neden çalışıyor? Nefsi terbiye ediyor hocam. Çorba içiyor. Onların inşaatlarında çalışıyor. Gidiyor tarlalarında ırgatlık yapıyor. Bunlar aynı zamanda tarım ve hayvancılık yapıyorlar. Tarım ve hayvancılıkla ilgili o pis işlerde çalışıyor. İnşaatlara gidiyor, çimento taşıyor. Onlara gönüllü hizmetlerde bulunuyor. E bunlar arasında yani devlet kademesinde olup belki de bir üst kademeye çıkmak isteyip de bir şekilde akredite olmayan insanları saysız muhtemelen vardır. Bildiğiniz gönüllü kölelik eee sistemi kurulmuş. Hatta kendileri de şunu söylüyorlar. Biz diyorlar aslında sizin çalışmanızı istemiyoruz ama siz bu yolla sevap kazanıyorsunuz. Aksi halde bizim zaten bu işlerimizi yapacak meleklerimiz vardır. Melekler bizim işimizi zaten yapıyor. Şu tezgaha bakınız ya. Şu tezgaha bakınız. Ve buna inanan insanlar var bu ülkede. Hepsi her şeyi anlarım da özellikle ilahiyatçıların. Çünkü ilahiyatçılar güya bu işleri bilen insanlar. FETÖ'nün peşine giden ilahiyatçı profları hiç anlayamam ben. İşte mesela en bilinenlerden birisi Suat Yıldırım veya bir tane öldü ya Allah benim ömrümü ona bağışlasın diye anlaşılan ömründen çaldı. Eee ona ömründen bir kısmını ona bağışladığı için kendi de kısa sürede gitti. Hani bir Sakarya'da bir ilahiyatçı vardı. FETÖ'nün eee adına kitaplar yazmıştı ya. FETÖ'nün Fethullah Gülen'in neydi? Fıkıh mıydı? Öyle bir şey yazmıştı. Güya fıkıhçı. Böyle reziller vardır bu ülkede. Bunları anlayamam ben. Yani nasıl olur da bir cahilin peşine giderler ama giderler. Bak orada da insanları melekler zaten bizim için yardım ediyor. Bizim işimizde çalışıyor ama siz sebep kazanın diye biz sizin çalışmanıza müsaade ediyorum diye bu şekilde sevgili dostlarım insanları kekliyorlar ve eşek gibi de çalışıyorlar. Irgatlık yaptırıyorlar. İyi de yapıyorlar. İyi de yapıyorlar. Gitsinler orada ırgatlık yapsınlar. Hocam yani beri taraftan burnundan kıl aldırmaz ama oraya sıra gelince zaman zaman görüyoruz, okuyoruz. Bu konuyla ilgili yazıp çizenler var. Adam diyelim ki önemli bir bürokrat. Yaz tatilini orada geçiriyor. Gidiyor ırgatlık yapıyor. Akredite oluyor. Aynı zamanda geçmişte de FETÖ için yapılıyordu ya. Ve böylece buralardan bir yerlere gelmeye çalışan tipler vardı. Bunlar olduğu sürece biz bunları eee çok daha göreceğiz. Hatırlayın geçenlerde bir hemşehrim e yansıdı şeye. Bu reels videolara sosyal medyadan. Ya şu hemşehrim kadar akıllı olamadılar. Bizim oralarda İbrahim'e İbo derler kestirmeden. Borçkalı bu adam. O hemşehrimin ben videosunu buldum. Yani bunu söylememin sebebi de şuydu. Yani, eee, akıllı olduğunu zanneden, belli bir kariyer yapmış, belli noktaya gelmiş. Adam, bakanlık düzeyine gelmiş, adam doktor olmuş, adam avukat olmuş, adam prof olmuş, adam hakim olmuş, savcı olmuş, askerde üst rütbeli olmuş ve hala gidiyor bunların paçasına sarılıyor ve dini burada arıyor. Yazıklar olsun size. Yuh olsun size. Şu hemşehrim kadar olamadınız. Ben o hemşehrimin görüntüsünü vermeyeceğim ama yani bilmiyorum kendisinden haberdar şey izinsiz olduğu için ama Artvinli IBO'nun macerası diye girmişler. Ben de oradan eee kopyaladım ve size onu dinleteceğim. İbreti alem bir ik dakikalık video ama bunu dinleteceğim size. Değerli dostlar bir bakın şimdi bir dinleyin. Eee şivesini ben biraz açıklarım size ama son derece önemli bir şey söylüyor bu hemşeri. Bakınız. Buldum. Açıyorum >> şimdi Adıyaman'a gidiş hikayeni mi anlatıyorsun kanka? Ha bir anlat bakayım. >> Burada kararlaştırdık. Ben şimdi içki mi içki içeyim ya? >> Dediler ki gidelim düzel bakayım da nasıl bir yeriz. Gittik ya insanlar para var insanlarda ya bu millet oüz para var etrafa bakarsın yani hizmet edeceksin. Zengin adama hizmet edeceğiz. Edeceğin adam fakir olsa hizmet et. >> Aynen. >> Önemli değil. Şey hoca var yanımda. Hocaya dedim ki kime hizmet edeceğiz? Dedi. Kocanın dedi tayfasına dedim Audi çıktı dedim evin altından dedi oğlunundur. Sokayım sokayı soğuk mu da kıza bana tamam ya dedim fakir olsa tamam hizmet edemim yardım edemim >> para yok. Hayır bedava dedi ki gel arkaya dedi. E ne yapacağız arkada? Çim taşıyacağız. Dedim kaç lira vereceksiniz? Para yok ya. Bakın şununuza hadi uğraşamam ben sizle. Niye hizmet nasıl bir hizmet dedim bu sevap kazan? Öyle bir sevap mı olur dedim. Bedava çalışacağız. >> Çimento taşımayla sevap mı kazan? >> Öyle bir sevapluk mu var? >> Kendi Audiyle gezsin. >> Evet. Kendi Audiyile gezsin. Oğlum motorlar gezsin. Biz salakları çıkı taşıyalım. Birkaç gün kaldı. Bir ekmek bu kadar küçük. Tuz yok ama ekmek güzel ama çorba ne çorbası kaşı tamam dediler ki eee boy abdesti alacaksın >> bilir tabii değil mi boy abdesi alacaksın namaz kılacaksın sabaha kadar cenah >> bütün günahlar nasıl olacak dedim benim günahım yok da günah yok çıkarım düşer hoca dedi oğlum yok dedim ben çıkıyorum düşer uğraşamam çıktım düşer bir şey yok ya hoca geliyor bir iki vaiz okuyor yanımdaki adam h bir şey oluyor delili adamıyor ya Onlar niye bağırıyorsun? Ve koca gord hoca dedi kim dedi bu peygamberin söyüe bana dediler ki bakma adam bakar buna şimdi fark yok peygamber hiçbirini tanımay ki peygamber hangisi peygamber gid sohbe al pe sonra on arkadaş dedi ki gen sına bakma bence buadır sen dedim hangi peygamberin soyundesin sen dedi ayrı oturmam lazım dedi koca bana tamam mı bu düzelmez dedim dedim ben buraya geldim daha kötü bozuldum >> evet >> evet yani sonuç çok İlginç. Ben buraya geldim daha çok bozuldu. Bu şimdi borç kalı. Ben o şiveye eee bilirim. O şiveye çok aşinayım. Eee biraz Rizeli şivesi var. Biraz o o yörenin şivesi. Eee biraz nükteden da bir yapı anlaşılan. Ve bak bu adam çözüyor. Oraya gidiyor. Bir gariban insan içki içiyormuş. O yüzden gönderilmiş buraya. götürülmüş ama orada yaşadığını görüyor ve anlatıyor. Şimdi benim diyen proflar, ilahiyatçılar işte doktorlar, avukatlar tabii ki tenzih ediyorum. Yani bunların paçasına sarılanlar için söylüyorum. Şu gariban adam kadar mantık kullanamıyorlar. Yahu adam diyor Audi çıktığı evin altından kime hizmet edeceğiz? Şuraya para verecek misiniz? Yok. Irgatlık yapacaksın. Çimento taşıttıracak bana." diyor. Adam bunu çözmüş ve ben geldim buraya gördüm sizin e bu tezgahı. Ben daha da bozuldum diyor. Yah şunu göremeyecek kadar zavallı insanlara ne anlatabilirsiniz ki? Yarın bu videonun altına da birçok yorum yapılabilir, yorum gelebilir. Ne diyebilirsiniz? Şimdi durum bu. Bakınız bir eee gariban Anadolu köylüsü veya işte bir eee ücra bir yerden bir insan kalkıyor oraya kadar gidiyor ve hemşehrim mevzuyu çözmüş. E Artvinli Ibo diye İbrahim. Yani memleketime gittiğim zaman bu adamı bir özellikle görmek istiyorum. Yani tebrik edeceğim, teşekkür edeceğim ona. Yani iki kelimeyle çözmüş. Hocam ben geldim buraya gördüğüm tabloda ben daha da bozuldum. Bu sosyal medyada viral olmuş. İlla bulacağım bu yazın. Onu bulup hatta belki eee şeyde ekranımda da paylaşırım. Yani onu alnından öpmek lazım bu adamı. Bu adam içkiciymiş. Bakınız ya. Ve oradaki tabloyu görünce bari diyor benim kimsenin sırtından geçirmiyorum diyor veya buna benzer şeyler söylüyor ve tablo bu. Şimdi bu yapı olduğu sürece ve bunun içinde gönüllü insanlar olduğu sürece demek ki bu böyle devam edecek. Keşke ilahiyatçılarımız bu insanlara doğru bir şeyler anlatabilse. Bakınız buradalar hala birçoğu yani o adamın eee IBO IBO'nun seviyesine gelememişler. Neden? Hala buralardan medet umanlar vardır. Ha bir kısmı belki de işin iç yüzünü biliyor ama şimdi onlara akredite olmak durumundadır. O yüzden eee onlara yakın gözüküyordur. Onu bilemem. Ama şunu da belirtelim ki bu yapılar devlet açısından da baktığımız zaman ya Türkiye'de tarikat gerçeği diye bir şey var. Böyle söyleyin. İşte Türkiye'de tarikat gerçeği var. Var var ama yani devlet ne yapar bunun yanında? Devletin kurumları ne yapar? Bunu görmek lazım. Devlete bunlar eklemlenip semiliyorlar mı? Semiliyorlar. E Menzil de eee bu yolla bir hayli zenginleşti. Görüyoruz. Nitekim de dahası da bunlar bir de halkada açıldılar. Yani eskiden böyle değildi gözüken o ki FETÖ'den boşalan yerleri eee FETÖ'nün yerine eee ikame edilen birçok tarikat aldı ki başta da Menzil ve Çarşamba cemaati ve bunun gibi değişik birçok yapının, dini yapının bu şekilde eee devlete eklemlenip devlet imkanlarıyla, kamu imkanlarıyla adeta devlet içerisinde güç gösterisi yaptıklarını görüyoruz. Eee ve bu şekilde de hatta güç devşirme nedeniyle kendi aralarında bile bir sürü rezillikler yaşandı. İşte bakınız babaları öldü diye üç kardeş birbirine girdiler ve aynı zamanda da taşlı sopalı birbirlerine saldırdılar. Güya din din adına hareket ediyorlardı. Bunu görmeyen insanlara ne diyeceksiniz siz? Adam kalktı Adıyaman'dan geldi. İzmir'de böyle bir gövde gösterisinde bulundu ve artık halka arz etti. Halka yansıtıyor. Belli ki cemaat içerisinde bak benim gücümü görün tarzında bir şeydir. Müritleri orada toplanmışlar. Tabii devlet de zaten seyrediyor. Gördüm tablo. O tablo bana şunu hatırlattı. Yani tövbe sahnesi. İpleri eksik. Tabii o kadar insana ip uzatmak mümkün değil. Biliyorsunuz oturdukları yerde bir ip atıyorlar. Biri ona tutuyor, o ona tutuyor, o ona iple ama bu artık ipsiz tövbe aşamasına geçtik. Yani burada bir level atlamış oldular. Ve bir anlamda da açılım oldu. Artık bundan sonra demek ki ipsiz tövbeleri göreceğiz ama halka açık tövbe. Burası son derece ilginç. Ve bir başka husus bu tarikatın zaten en önemli faaliyet alanlarından birisi tövbe meselesidir. Bunlar için tövbe olmazsa olmazdır. O hemşehrimin konuşmasında da dikkat ederseniz önce dediler ki gusül abdesti alacaksın. Sabaha kadar namaz kılacaksın. Ertesi gün tövbe seansı var. O da ona değiniyor. Dolayısıyla da bunlar bir belli bir prosedürü vardır bu tövbe ve tarikata girişin. İşte tövbe alırken bir ip uzatıyorlar ve bu şekilde şeyh bir şey söylüyor. Siz de onu tekrar ediyorsunuz. Dedim ya çok cahil hani yani benim yüzüm tutmaz onları söylemeye. İnsan utanır ama böyle neticede mesela bu prosedürle ilgili aklımda kalanları söylüyorum. Müritlere bir gusül abdesti aldırılır. Tövbe için niyet yaptırılır. E bunun yanında iki rekat namaz kılınır. Ama tabii ne kadar çok namaz kılarsan daha önemli. Bunun ötesinde tövbe edenin peşinden o tövbe tekrar edilir. Hatta üç kez tekrar edilir. Sonra da işte birtım kelime-i tevhit gibi, estağfurullah gibi istiğfar, tövbe istiğfar dediğimiz işte o istiğfar ifadeleri 20 30 küsur kadar söylenir ve peşinden de Fatiha okunur. Ondan sonra da rabıta yapılır. Rabıta dediğimiz nedir? Rabıta şöyle gözlerini yumuyorsun, şeyhini düşünüyorsun. Onunla senin kalbin arasında bir talep atıyor, bir iletişimi oluyor ve samimi bir şekilde gerçekten de şeyhin kalbine intisap edersen şeyh de sana öte tarafta şefaat ediyor. Hikayesi budur. Rabıtanın özü bu. Yani bu bildiğiniz işte katmerli şirk. Bunun hiç daha evirip kıvrmadan dümdük söyleyeyim ki yorumu da olmasın. Bu kadar açık. Yani bu bir şirktir. Çünkü İslam inancında bir kimse bir başkasına asla şefaat edemez. Bu şefaat kapısı peygamberlere bile kapalıdır. E bu Kur'an'la ayetle yani son derece net belli. Ahkap suresinin 9. ayeti ortada. Ne diyor Kur'an? Ben diyor türedi peygamber değilim. Siz benden bir şeyler istiyorsunuz ama yarın bana ne olacağını ben de bilmiyorum diyor. Bak bu Kur'an'ın ilkesi. Ahkaf 9. Orada duruyor ayet. Orada yine rivayetlerde anlatılır. İşte kızın Fatıma baban peygamber diye babana güvenme. Yani Anadolu tabiriyle kendi göbeğini kendin kes. Dolayısıyla bu güya sanki şeyh bu rabıta yoluyla müride şefaat edecek. Böylece de cennete gideceksin. Bu prosedürle birlikte artık şeye tarikata da intisap ediyorsun. E işte böylece de tarikatın bir solisi oluyorsun veya müridi oluyorsun. İzmir'deki görüntüye baktığınız zaman böyle bir prosedürü burada gerçekleştirmek mümkün değil. Belki bir kısmı yapmış olabilir ama bu çok uzun bir hikaye. Peki o zaman bu nedir? Buna baktığın zaman o yüzden dedim bu büyük oranda aslında tarikatın kendi içerisindeki gövde gösterisidir. O nedir? Mahmut Saki Erol mu nedir? O kendisinin ne kadar güçlü olduğunu göstermek için bir anlamda böyle bir yola başvurmuş ve o yüzden de dem halka arz etmiş kendini açıkçası. Bu hem cemaatin kendi içine yönelik bir gövde gösterisi hem de aynı zamanda devlete karşı da bir adeta meydan okuma vardır. Yani laik Türkiye Cumhuriyeti'nde böyle bir tören düzenleniyor ve şöyle izliyoruz. İzliyoruz. Her şey olağanlaşıyor. Bakınız. Şu geldiğimiz noktaya bakınız. A işte mesela başladı bu şeyde dönemde dönem 1. sınıflarda karnelerden İstiklal Marşı çıkarıldı. Atatürk resmi çıkarıldı. Tok konuldu oraya bayrak çıkarıldı. E bunun devamı gelir. Böyle böyle alıştırılırsınız. Bakan da eleştirilince asrın yolsuzluğu diyor. Yolsuzlukta karnede Atatürk resminin ne alakası var ya? Ne alakası var? Yolsuzluklarsa bütün imkanlar elinizde. Yani yapıyorsunuz zaten yapacağınızı. Varsa var. Ne alaka? Bu böyledir işte. Ve buna alışıyorsunuz. Artık bundan sonra böyle toplu e şey törenlerini, tövbe törenlerini göreceğiz. Siz de katılabilirsiniz tabii. Ironik bir dille söylüyorum. Peki şeyh bir nevi aslında cemaat içerisinde ne kadar güçlü olduğunu ifade etmek için böyle bir yola başvuruyor. Ve bu nedenle de tahminime göre söylüyorum halka açık bir alana bunu taşıyor. Yani bunun bir sembolik anlamı var ama mesaj son derece açık ve net. Düşünün işte eskiden Sağlık Bakanlığı büyük oranda bunlara bağlıydı veya zaten sağlık bakanı da açıklamıştı. Birkaç bakan bize gelip gider derdi. Bunların ölen babası. E bunun ötesinde birçok devlet alanına nüfus etmişlerdir. Geçenlerde mesela Ekrem İmamoğlu'nun bu diploma davası ile ilgili insanlar gidip de bu davayı izlemeye kalkınca orada bir jandarmanın çok aşırı derecede halka yönelik bir tepkisi vardı. Halkı saldırdı. Ve bu şahsın da bu cemaatle alakalı olduğu çünkü en fazla şu anda işte Sağlık Bakanlığı'a jandarmada ve Diyanette bu gibi yerlerde değişik kurumlarda etkili oldukları veya buralara daha fazla nüfuz ettiklerine dair haberleri okuyoruz. Benim bir bilgim yok ama görebildiğim kadarıyla bu şahsında böyle bir özelliğinin olduğundan bahsediliyordu. Bildiğim kadarıyla bir kadın cağızın kaburgaları

Kırılmış ve hakkında soruşturma açılmış. Bir şey çıkar mı? Hiçbir şey çıkmayacak. Ben söyleyeyim size. Zaten ona benzer de açıklama yapıldı. Kimi kime şikayet edeceksiniz? Neyi neye şikayet edeceksiniz?

Bakınız geçmişte şimdi asker, yani eğer doğruysa, halka saldırıyor. Geçmişte kim yapmıştı bunu? FETÖ yapmıştı. O da bombalamıştı. Bakınız tarikatlar böyle bir şeydir. İşte gelir elinizde bir gün patlar. Aynı hikayeleri biz tekrar tekrar izlemek zorundayız.

Geçmişte FETÖ'ye akredite olmak için onların kuyruğuna girenler şimdi de ne yapıyorlar? Menzil'de, eee, bu cemaatin eee kuyruğuna giriyorlar ki aman bir şekilde orada gözükelim de bir yerden belki bir rektörlük düşer veya bir paye düşer diye. Bize eee devlet de bunların büyümesine maalesef ve maalesef göz yumuyor. Görünen tablo, ben en azından gördüğüm bu, laik Türkiye Cumhuriyeti'nde bu şekilde olmaz.

Mesela şöyle diyelim. Bir ateistler böyle bir eee eylem veya eylem, eylem diyemem, böyle bir gösteri düzenleseler müsaade edilir mi? Hayır. Onay ediyorsun. Niye onay etmiyorsun? Yani yasal olarak yapsınlar. Ne olacak yani? Bak hemen tepki. Vay sen de nasıl bunlara eee şey, hani böyle söylersin bunlar hakkında. Onlar da yurttaş veya işte, yani vatandaşlarımız var. Onlar da yapsınlar böyle bir şey. Yok ama bunları yaparsa bunlara beleş. Şener Şen'in filmindeki gibi. Ve eee bu şekilde bunlar sıradanlaştırılıyor ve halkın gözünde normalmiş gibi gösteriliyor.

Eee, Fethullah örneğinde olduğu gibi boynuz kulağı geçmeye başlayınca ve iktidarın nasrına basacak potansiyele ulaşınca, bu sefer başlıyoruz şeytanlaştırmayı. Bu bizim maalesef ve maalesef makus tarihimiz. Bunu geçmişte de yaşadık. Oysa orada yapılan dinin akide açısından baktığınız zaman, bir kere tövbe bireysel bir eylemdir. İçten gelerek yapılır. Birilerinin eee ne bileyim prosedürüyle, birilerinin öncülüğünde tövbe yapma diye böyle bir gelenek yoktur. Böyle bir seans yoktur. Hazreti Peygamber'in uygulamasında zinhar böyle bir şey yoktur. Ben siyerciyim. Dolayısıyla da burada apaçık bir din istismarı vardır ve halkı aldatmak vardır. Eğer ülkede doğru dürüst şu anda yetkili, sorumlu veya eee görevini layıkıyla yapacak savcılar olsa, ertesi gün buna soruşturma açmaları lazım ki halkın dini duygularını istismar ediyor diyor. Bu bir istismardır. Açık ve net. Ve dediğim gibi tövbe bireyseldir. Araya aracılar konularak tövbe yapılmaz. Onun aracılığıyla tövbe kabul olacak diye bir anlayış, böyle katıksız şirktir. Yani adam sizin gibi bir gariban. Bu adamın garantisi ne ki bu adamın peşine kalkmışsınız da siz bundan tövbe almaya çalışıyorsunuz onun vasıtasıyla. O yüzden dedim, ahlak dokuz ortada. Gidin okuyun. Eğer bir küçük inanıyorsanız, az bir buçuk samimiyetiniz varsa durum ortada.

Onun için de eee kalkıyoruz bir taraftan. Efendim, işte kilisenin engizisyonuna karşı çıkıyoruz. Günah çıkarıyordu. İşte şu kadar şey verirseniz günahınız aff oluyor falan. E bu ne? Bu ne? Aynı şey işte. Müritlerin sırtına basıyorlar. Kanunlaşmışlar. Bindikleri arabaları görmüyor musunuz hocam? Muazzam bir lüks, bir şatafat var ortada. Ve eee bugün tövbe alıyorsunuz. Tövbe aldığınızda yarın emir de alırsınız. İşte FETÖ'de de öyle olmadı mı? Bir donsuz bak çıktı ortalığa. Eee, askeri yapılanmanın başındaymış. Bak nereden emir alıyorlar. Ya bunları yaşadığımız halde, bunları gördüğümüz halde neden hala bigane kalıyoruz? Neden hala eee yani görmezden geliyoruz? Bunu anlamak mümkün değil. O yüzden ben düpedüz bunun arkasında bir de cumhuriyete yönelik bir meydan okuma olduğu kanaatindeyim. Araştırma yapılsın. İçlerinde sayısız eee kamu görevlisinin olduğu da muhakkaktır. İşte bu gücü nereden alıyor derseniz, gücü buradan alıyor. Bir de yaptırım yok. E göreceksiniz o halka bu şekilde şiddet uygulayan yetkili sorumlu kimse ceza almayacak iddiayla da söylüyorum. Çünkü yaptırım yok. Yaptırım olmadığı için durum bu. Adım adım adım aynı zamanda ne yapıyoruz hocam? Karanlığa doğru gidiyoruz. Farkında değiliz.

Değerli dostlarım, biz en azından karınca kararınca, dilimizin döndüğünce burada biz bizeyiz. Bir şeyler söylüyoruz ama bu bir Türkiye gerçeği. Adım adım adım Ortadoğu'ya ulaşıyoruz ve Ortadoğu bataklığına doğru gidiyoruz. Hızla da Ortadoğu'ya ulaştığımızın da tipik bir göstergesidir. Bu çok tehlikeli bir şeydir. Bu ülkenin yarınlarının e şimdiden karanlığa gömülmesi anlamına geliyor. Ve bu kapı ardına kadar açılmıştır. İşte etrafımıza bakınız. Suriye ortada, İran, Irak ortada, İran ortada. Ve bu şartlarda, bu seviyede Türkiye Ortadoğu'da bir tarafı Avrupa ama Ortadoğu'da farklı bir sesti. Ama geldiğim veya farklı bir renkti. Bir demokrasiyi az buçuk geliştirmişti. Eee, yani batı standardını benimsemişti. Geldiğimiz noktada tabloyu e söylememize gerek yok. Ortadoğu'daki IŞİD'çi ve radikal cihatçı dinci yapılarla Türkiye'deki cemaatçi, tarikatçı, dinci yapılar arasında Allah aşkına ne fark vardır?

Geçen de işte Sakarya'da benzer bir operasyon yapıldı. Bakınız IŞİD'çiler gelmişler burada, ellerini kollarını sallıyorlar. Yarın bunların eline fırsat geçsin. Benzer özellik olur bu gibi yapılara. Yani dolayısıyla da eee biz büyütüyoruz, biz besliyoruz. Sevmelerine biz izin veriyoruz. Ne istediler de vermedik diyoruz. Ondan sonra da "Aa, yanılmışız vatandaşlarım. Allah affetsin." Yok ya. Ne güzel yani biz yanılma payımızın oluyor ama gariban bir öğretmen, biri diyelim bir yerde memur, bir bankada çalışmış hasbelkader orada hesabı var diye buna faturayı kesiyorsunuz. Ya hocam yani adalet duygusu böyle bir şey mi ya? Bu kadar mı? E yani zedelenir? O yüzden de eee maalesef biz bu filmi tekrar tekrar tekrar izliyoruz ve görünen o ki bundan sonra da izlemeye devam edeceğiz. Eee ve bu görüntüde herhangi bir eee beis gözükmüyor veya herhangi bir mesele veya herhangi bir tehlike gözükmüyor. Yarın bunların neler getireceği ortada. İşte niye böyle söylüyorsunuz hocam? FETÖ'ye bakın. 10 sene olmadı. Daha 10 sene önce geldiğimiz nokta hocam, eee, istediklerini verirseniz, istedikleri gibi semirtirseniz, istedikleri gibi anırtırsanız bunları, ondan sonra kalkar başınıza bela olur. Onca insanı FETÖ mağdur etti. Bir o kadar daha bu insanları biz, eee, mağdur ederiz. Ve hakikaten de okumuş, Türkiye'nin en zeki neslinin eee hafızasını çaldı bu insanlar. Perişan oldular sağda, solda, ötede, beride. Hala da onun peşine gitmekten de vazgeçmiyorlar.

Bu tarikat bir de böyle bir şeydir hocam. Yani kilitleniyor insanların zihinleri, tutuluyor, basiretleri tutuluyor ve birçok kuruma sızıyorlar. Eee, ama nedense böyle anlamsız eee veya yani anlamlı diyelim bir eee sessizlik vardır. Yarın eee gelecek bunun ucu sana bana da dokunacaktır. Ondan sonra biz ne diyeceğiz ya? Ey vatandaşlarım, kusura bakmayın, yine de yanıldık mı diyeceğiz? Kesinlikle değil hocam. Kimsenin yanıldığı yok. Her şey de ortada. O zaman da ortadaydı. Haspel kader, "Ben tescilli FETÖ karşı oldum. Öteden beri bilinir işte." Allah sana hidayet etsin derlerdi. Ben bunu görüyordum da. Yani devlet görmüyor muydu o zaman? Ya geçin bu işleri hocam. Yani bu eee şeydi çıkar çatışmasına dönüşünce yollar ayrıldı. Burada da benzeri olacaktır. Göreceksiniz. Tablo bu yönüyle baktığınız zaman eee hiç iç açıcı değil. Aksine bana sorarsanız iç yakıcı.

Bir yanda tarikat baronlarının lüks ve şatafatlı yaşantıları ve bilindik e lüks arabalar, işte buna göre konforlu hayat. Bir yandan da sırtlarına bindikleri zavallı müritlerin samimiyeti ve gönüllü köleliği. Yani hangisinden yakacaksınız? Kendilerine eee sefil hayatı öneriyorlar ve diyorlar ki siz böyle yaşarsanız Allah sizi ödüllendirecek. Kendileri ise kanun gibi zengin hayat yaşıyorlar ve hala da peşlerinde toplanmış alkışlıyorlar. E böyle olduktan sonra orada o tövbe yaptıran adama da eee suç bulmayın. Onu suçlamayalım. Ha burada devlet eee belki eee gerekli önlemi alması gerekirdi ama bunu da maalesef eee almıyor. Neden? Çünkü kontrol ediyor hocam. Kitleyi kontrol ediyorsunuz. Yani ne kadar sorgulamayan, itaat eden, kaderine küsen, kaderine boyun büken, eee ve fakirlikle ıslah edilen bir eee torba kömüre, 2 kilo patatese, 1 kilo soğana kanan, bir paket makarnayla karnını doyurmayı hedefleyen kitleye eee yani bu gibi bir şey lazım hocam. Kontrol mekanizması lazım. Eee bunlarla kontrol ediyorsunuz. Hikaye bundan ibarettir. Benim gördüğüm tablo bu.

Neticede tarikat şeyhleri bir taraftan güya sünnet derler. İşte bak bu Menzilciler gözlerine sürme de çekiyorlar. Kadınlar sürme çeker ya, böyle sürme de çekiyorlar güya sünnet diye. Öte yandan sanki bir dini kıyafetmiş gibi kıyafet giyiyorlar. Koca bir pardösü, hatta yakalı gömlek giymezler, kravat asla takmazlar, pantolon da giymezler ve şalvar gibi bir şey giyerler güya. Ve bu şekilde dindar görüntü sergilerler. Amma iş arabaya hepsini binmeye sıra gelince hiç katıra binmeyi, ata binmeyi, deveye binmeyi, merkebe binmeyi düşünmezler. O zaman Mercedes'in en iyisi. Yahu gavurun icadı diye pantolonuna giymiyorsun, kravatına dil uzatıyorsun ama Mercedes'ine sıra gelince o biçim yayılıyorsun burada. Bu nasıl bir çelişkidir? Bunu bu insanlar niye görmezler? Anlamak mümkün değil hocam. Bizimki de sadece böyle konuşmaktan öteye geçmiyor.

Netice itibariyle müritler görüyorsunuz o arabanın etrafında toplanmışlar. Sanki önemli bir kimse geliyor gibi. Birisi yol açıyor, birisi peşinden koşuyor. Ya insan utanıyor halinden. Ya bu kadar mı düştünüz be insanlar ya? Bu kadar mı düştünüz? Bu adamın sizden farkı nedir Allah aşkına ya? Sizden farkı nedir? Adam diyormuş ki işte ben eee peygamberin soyundan geliyormuşum. Ebu Leheb de onun soyundan geliyor. Ne var yani? Ne oluyor? İyi. Ben de derim ki Ebu Leheb'in soyundan geliyorsun ya. Günaydın. Ne olur yani? Peygamberin soyundan gelmek demek bir ayrıcalık mıdır? Bir üstünlük müdür? Ne zaman böyle bir üstünlük verilmiş peygamber soyundan gelenlere? Hani inne diyordu. Öyle ayet. Allah katında üstünlük takvayladır. Bunların hayatına baktığınız zaman öyle peygambervari bir hayat da yok. Maşallah yani o biçim bir hayat. Ve burada alın teri müritlerin eee şeyi, kendileri söylüyor. Ondan sonra o rantı paylaşmak için birbirlerine girmişler. Netice itibariyle bu yönüyle baktığınız zaman ortada bir kirli paranın da döndüğünü görüyoruz. Nasıl gayrimeşru yollarla eee servetlerine servet kattıklarını kendileri söylediler. İşte İngiltere'ye kadar uzanan eee o yolsuzluk hikayesinde nasıl eee fason bir şeyle eee işte mülkleri üzerlerine geçirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Aynı şekilde Adıyaman'da olup bitenler neresinden tutarsanız dökülüyor. Bu sadece bu tarikat için mi? Hepsi için böyle.

Netice itibariyle eee bunları görünce bu tabloyu insanın inanası gelmiyor. Ama durum bu. Defalarca da söyledim. Ülkemizdeki tarikatların bila istisna hepsi, bakınız ben İslam tarihçisiyim. Az buçuk. Yani İslam tarihinin serüvenini, siyasi hayatı ve tarihsel serüveni bilirim. Yani İslam'ın erken dönemini de yani eee çok iddialı söylemeyeyim ama az buçuk bilirim. Yani karıştırmışlığım var. Türk tarihinde bilirim. Ve bu yapılara baktığınız zaman hem vallahi hem billahi bunların bir tanesi bila istisna bir tanesi bugünkü şey için konuşuyorum. Arada geçmişte çıkmıştır. Mesela bu milli mücadele döneminde işte Özbekler tekkesi gibi arada ama ya bunların iyi bir eee şey getirmediği ortada. Halel getirmediği ortada. Maalesef eee bu ülke güvenliği açısından da son derece önemli ve ülkenin bu tarikatlar bir anlamda karanlığa açılan kapısı niteliğindedir. Yani her birisi halk ve devlet için en ciddi eee tehdit ve tehlike olur konuma geldi. Belki bugün kontrol edilebilir zannediyoruz ama 15 Temmuz'da görmüştük. Bakınız, eee, yaşadığımız tecrübe ortadadır. Bu tecrübeyi yaşadığımız halde döndük yine geldik başa. Senaryo aynı, sadece figürler ve figüranların isimleri değişti. Yoksa senaryo aynı. FETÖ gitti yerine artık Menzil tö geldi. Öyle söyleyelim. Veya Çarşamba tö geldi diyelim. Yani METÖ geldi diyelim. Ne sayarsanız say FETÖ'nün peşine ekle de ekle ekleyebildiğin kadar işte o yapılara yani Fethullah Terör Örgütü. Ona öyle diyorsun. Bunlar farklı mı? Aynı şey. Menzil tö ne farkı var? Gelmiş devletin içerisinde adam gövde gösterisinde bulunuyor. Hem de İzmir'de. İlginç bir şey. Ve başka bir şey daha var. FETÖ'den boşalan eee şeye, boşluğa biz bunları yerleştirdik ve semirmelerine de izin veriyoruz. Göz yumuyoruz.

Bakınız bu bana Osmanlı'daki tabloyu hatırlatıyor. Osmanlı'da da benzerini yaşamıştık. Nitekim de I. Mahmut yeniçerilerle iltisaklı diye kalktı Bektaşi ocaklarını kapadı ve ondan sonra gitti Süleymaniyeli Halid-i şeyhi getirdi ve Halidi'yi böylece devletin içerisine monte etti mi ve kalktı yeniçeri ocaklarını kapattığı gibi Bektaşi tekkelerini bunların emrine verdi mi? Bektaşileri de Balkanlara doğru sürdü mü? Ondan sonra ne dedi? Dedi ki, "Eğer yurdunuza dönmek istiyorsanız eee Nakşi bu Halidi tarikatlara intisap edeceksiniz." Ve getirdi Bektaşi ocaklarını kapatıp öz ve öz bu ülkenin yani Türklerin ana damarı olan bu yapıyı yok etti ve bunların dergahlarına, ocaklarına kayyum atadı bugünkü anlamda. Ve o kayyumları da eee Halidi'i şeyhlerdi. Kurdu, kuzuya, teslim etti tabir yerindeyse. Böylece Nakşiliği semirtti. Bakınız Osmanlı'dan I. Mahmut'tan beri devam eden bu damar. Öncesi de var ama özellikle I. Mahmut çok önemli. Çünkü yeniçeri, şey Bektaşi ocaklarını kapattı. Ondan sonra bu yapı o günden bugüne bize ne tür çoraplar örüyor? Aynı şey şu anda FETÖ'yü şeytanlaştırdık ve FETÖ'yü yani hapsettik. FETÖ'nün yerine getirdik. Az önce söylediğim yapıları doldurduk. Ne değişti hocam? Ve yarın bunlar başımıza bela olacak. Bakınız eee Bektaşi ocakları tehlikeli dedik güya. Onları kapattık. Nakşileri getirdik. O günden beri bu Nakşilik ülkenin anasını ağlattı. Bana sorarsanız Osmanlı'nın yıkılmasında en büyük pay sahibi bunlardır. Osmanlı'nın geri kalmasında, hele hele Türklerin geri kalmasında en büyük pay sahibi bu dinci eee holiganizm ve dinci yapılanmadır. Şimdi geldik aynı duruma. Ne yaptık? Bir tanesini kapatıyoruz, bir tanesini şeytanlaştırıyoruz ama yerine daha berbatına getiriyoruz. Böyle de bir yapı. Yani FETÖ az buçuk biraz da okumuş, kalem mürekkep yalamış kesimdi. Bunu da kabul etmek lazım. Yani okumuş kesimdi. Ya bunlarda bu da yok ya. Son derece cahil, sıradan bir halkı getirmişiz devletin imkanlarıyla semirttikçe semirtiyoruz. Yarın ne diyeceğiz? Aa kusura bakmayın ey halkım. Yine de yanılmışız. İyi. Biz neden bu filmi tekrar tekrar izlemek zorundayız? Neden Diyanet bu konuda her haftaki bir hutbe sığdırıyor? Bir bu konuyu ele alıp da neden bir hutbe yayınlayamaz? Nasıl yayınlasın? Diyanet zaten neredeyse onlardan sorumlu. Nereye kadar gideceğiz biz?

Bir de tutmuş önüne de bayrak açmış. E bayrağın üstünde eee gövde gösterisi. Ya bırakın yani ülkenin en önemli kutsal değeri neden onu oraya meze ediyorsunuz? Ne demek yani bayrağın önünde kalkmış eee gövde gösterisi? Hani laik ülkeydik biz. Bu ne biçim iş? Devletin ve milletin en önemli yapı taşı sembolü. Neden böyle bir tarikatın eee organizasyonunun mezesi haline geliyor? Adamın önünde bayrak açmış. Orada güya sanki bir taraftan da böyle görüntü. Biz de yedik. Biz de yedik. Neden ilahiyatçılardan veya bu dinci mahalleden bir tane ses çıkmıyor? Çıkmaz hocam. Çıkmaz. Bedeli ağırdır. Ha bizim gibi garibanlar işte donkişotluk yaparlar. Yarın da bakmışsın ki eee bir kelimeden dolayı tutarlar, açarlar size bir soruşturma. İsrafil sen de epeyi ötüyordun. Al şimdi sana da bu derler. Bu kadar hocam. Ondan sonra biz eee kaderimizle baş başa kalırız. Yine bilen bildiğini okur. O yüzden de suskun kalıyor insanlar. Azıcık böyle ülke sevdası olan, azıcık böyle sorumluluk bilinci olan insanlar bunca olup bitene, olup bitene bigane kalmaması gerekir. Ama maalesef böyle. Ondan sonra birileri kandırıldık. Allah affetsin der. Savunmaya geçer. Eee size de silinmenin yolu gözükebilir. Böyle maalesef eee bu yapıları maalesef biz tanıyoruz, biliyoruz da eee yani Diyanetinden alınız ilahiyat fakültelerine kadar diğer kurumlar veya devletin işte istihbaratı falan bilmiyor mu? Herkes her şeyi biliyor. Herkes eee olayın farkında. Her şey de gözümüzün önünde cereyan ediyor. Ama kimsenin cesaret edip de bir şeyler söylemeye eee takati yok. Çünkü eee korkuyor insanlar. Korku imparatorluğu oluştu. Devlet de bu tabloyu izliyor. Benim görebildiğim kadarıyla o yoksa yani eee hani olup bitenleri inkar etmenin de bir anlamı yok. Sadece şuraya bakılsa aslında yapı çözülür veya e durumun vahameti ortaya çıkar. Ve sadece bu tarikatta değil bütün cemaatler için aynı şeyi söylüyorum ve hepsi din maskesi kullanarak hepsi para, pul ve eee rant peşinde holdingleşmişler. Muazzam servet edinmişler. Her birisinin bir holdingi, hanedanlığı olmuş adeta. Devlet içerisinde illegal bir şey şebeke haline gelmişler. Devlete sızmışlar. Devletin imkanlarını kullanıp aynı zamanda sana bana da bunu yaptırıma dönüştürebilmekte. Hepsinin ortak özelliği de din üzerinde tepinip din istismarı yapmak. Halkın dini duygularını eee çalmak veya eee istismar etmek. Hepsinin bir başka ortak özelliği cumhuriyet düşmanı. Devletin kurucusu Mustafa Kemal düşmanı. Atatürk düşmanı. Kimse kusura bakmasın hocam.

Biz niçin bu filmi tekrar tekrar izliyoruz? Neden? Çünkü kodlarımızdan koptuk. Bir türlü daha toparlayamıyoruz. Bunlarla yürüyüp de bir yere varacağımızı zannediyoruz. İzmir'de olup bitene bakınız. Zaman zaman farklı illerde olup bitene bakınız. Dikkat edilirse FETÖ yer altında gidiyordu. Bu tarikatlarda yer altından gidiyordu. FETÖ şu anda şeytanlaştırıldı ya. Bunlar artık nasılsa bir yaptırımı yok diye aleni bir şekilde hocam hiç çekinmiyorlar ha. Yani düpedüz gidiyorlar herif herifler. O yüzden de dedim yani artık gizlemenin de bir anlamı yok diyor adamlar. Nasılsa bir yaptırımı yok. Bu gidişatla ülkenin nasıl bir karanlığa doğru evrildiğini görüyorum. En azından kendi adıma görüyorum ve nasıl bir karanlığa doğru sürüklendiğimizin de farkında olduğum için kendime göre en azından ben eee sorumlu bir yurttaş olarak bir cumhuriyet severi olarak Atatürk severi olarak ben en azından ilahiyatçı kimliğimle üzerime düşeni yerine getireyim. Eskiden 2000'li yıllarda bu kadar sosyal medya imkanı yoktu. Bu kadar tanınmıyordum yani. Eee FETÖ'nün o şahşalı döneminde eee şeyim yoktu. Bu kadar sesim çıkmazdı. Bilinmiyorduk zaten. Eee sosyal medya imkanları yoktu. Şimdi söylüyoruz. O zaman da söylüyordum. İşte arkadaşlarımız var bilirler. Bize Allah sana hidayet nasip etsin diyenler vardı. Eee, onlar şimdi hepsi atıldı gittiler. Üzücü olan, ülkeyi orta karanlığına götürmeye çalışan bu tür dini yapılar yani dinden beslenen, din üzerinde tepinen bu yapılar din kisvesiyle her geçen gün büyüyorlar, çoğalıyorlar. Devlet aleyhine, laik cumhuriyet aleyhine eee adeta bir eee yani güç gösterisinde bulunuyorlar ve kendilerinde bu gücü görebiliyorlar ve eee önlerinde de hiçbir engel yok. Peki bunların önüne kim engel olacak? Elbette ki devlet olacak. Peki devlet ne yapıyor? Gördüğümüz kadarıyla şu anda izliyor. Ha şimdi izliyor da yarın bir şey yapar. Onu bilemem.

E bir taraftan bu, bir taraftan da işte demin söyledim. Milli Eğitim Bakanına bakınız. Bakanlığının yaptığına bakınız. Bunlarla protokol yapmadın mı hocam? Yani ülkede bunca öğretmen adayı var. Yalvarıyor, yakarıyor çocuklar öğretmen olarak atanalım diye nitelikli öğretmenler. Bunları bırakıp da cami imamlarıyla protokol yapan ben miyim hocam? Ve göstere göstere sayın bakan öyle söylemedi mi? Bak şimdi karnelerden Atatürk resmini çıkardı ve ondan sonra eleştirilince de bunu getirdi. Nereye bağladı? Asrın yolsuzluğu varmış. Varmış da elini kolunu tutan mı var senin? Ne alakası var? TOG'un resmini koymayı biliyorsun. Oraya da Atatürk resmini niye çıkarıyorsun oradan? Bayrağı niye koymuyorsun oraya? Çünkü ne yaparsanız yapın yaptırımı yok. Aksine bununla akredite oluyorsunuz. Bir de diyor gariban. Ya sen garibansan biz ne yapalım sayın bakan? Ya senin adına özel kanun çıktı bu ülkede. Sen böyle rektör oldun. Senin adına ya senin adına hala garibanlıktan bahsediyorsun. Bakan olmuşsun. Hala garibanlıktan bahsediyorsun. Bir de böyle duygu sömürüsü. Biliyorsunuz, eee, bu FETÖ'den sonra çıkan yasaya göre 3 yıl prof'luk yaptıktan sonra ancak, eee, rektöre atanabiliyordunuz. Ama bu zat 3 yıllık profesör değildi. Ne yaptılar? Mecliste kanun çıkardılar. Adamı rektör yaptılar. Sonradan da kanunu eski hale getirdiler. Orada da ama gariban diyor herif kendisine. Allah'ın torpilli kulu. Bir taraftan da çıkınca şeyi yaptığı vukuat ortaya çıkınca bu sefer de efendim gariban. Neyin garibanı? Tablo bu sevgili dostlarım.

E tekrar şöyle bir özetleyecek olursam öteden beri zaten benim tarikatlara karşı yapımı biliyorsunuz. Hiçbirisini ne şeytanlaştırıyorum ne ötekileştiriyorum. Ama bunların hiçbirisi dinden beslenmezler. Din üzerinde tepinirler. Bunların sermayeleri din ve cehalettir. Din üzerinden tepinip eee ve samimi insanların dini duygularını istismar edip dünyada cenneti yaşarlar. Garibanlara da habire eee ahirette veresiye cenneti vadederler. Yapışın bizim paçamıza. Biz size cennete eee vaadediyoruz. Biz size sizi cennete götüreceğiz mesajı verirler ve bu şekilde eee onlar dünyasını sürerler. Beri taraftan da bizimkiler de habire alkışlar. Onun için de biz bu yapıyı daha çok göreceğiz. Çünkü eee yani tarikat gerçeğini görüp de konuşmayan insanları ben özellikle eleştiriyorum bu noktada. Eğer bir küçük bu konuda samimi olsalar, duyarlı olsalar ve yarınların eee ne tür eee belalara duçar olacağını eee bilseler biliyorlar. Eee en azından biraz daha seslerini yükseltirlerdi. Öyle benim söylememle bir yere varılamaz. Ben sadece işte bu tabloyu eee bu aralar yoğunum. Eee gündemle alakalı olduğu için en azından bu boyutuyla da ele alayım dedim. Eee son derece ilkel, son derece yersiz, son derece anlamsız bir gösteri, her şeyden öte dinin kurucu ilkelerine aykırı. Eee, bu bunu bu Türkiye'ye eee yapmak eee bana sorarsanız vatana ihanet. Eee sorumlu ve yetkili kurumlar olsa bunlara derhal soruşturma açmaları gerekir. Eee, yani bir dostum soruyor ki değerli hocam bu sarmaldan nasıl çıkacağız? Bu sarmaldan çok kolay çıkarız. Tıpkı FETÖ'den nasıl çıktıysak öyle çıkarız. Bunun en kestirme yolu budur. O yüzden de ısrarla benim söylememle, birilerinin söylemesiyle olmaz diyorum. Siyasi, iktidar şu anda iktidar olan istemezse olur, biter. Eskiden FETÖ akredite oluyordunuz. Şimdi hiç söz edebiliyor musunuz? Yok. Aynen. Yapıdır işte. Aynen. Bu kadar basit.

Ve çıkıp eee Diyanet İşleri Başkanı eğer eee yani o sorumluluğunun ağırlığını bilse çıkar. Bunu açık açık açık söyler. Bunların hepsi din dışıdır. Hepsi sonradan dine eklemlenmedir. Ve bu daha çok da Türk İslam geleneği ile alakalı bir şeydir. Marazi bir dindarlıktır. Dinden beslenen din dışı yapılardır diye. Bunu açık bir şekilde söyleyeceksiniz. Ülkenin geleceğini karanlığa götüren en önemli şer odakları diye niteleyeceksiniz. Bitecek olay. Bunu ben yapmam, benim söylememle olmaz bu. Ben ne kadar söylesem söyleyeyim, daha da ilerisini söyleyeyim. Hiçbir şey değişmez. Bu yetkili eee organlar tarafından ele alınıp değerlendirilecek bir meseledir. Eee çıkışı da budur. Yoksa efendim eğitim şart falan demekle de değil. Bizim insanımız eğitimden anlamaz. E bizim insanımıza ya düşünün siyasi faiz indirecek diyor alkışlıyor. Faiz çıkarılıyor alkışlıyor. Dün kara dediğine bugün ak diyor yine alkışlıyor. Böyle bir halk. Şimdi bu halkla siz bir yere varamazsınız. Bu halkı ıslah etmek için birkaç nesil geçmesi lazım. Bunu en kestirme yolu siyasiler diyecek ki ya arkadaşlar yanıldık ya bu tarikatlar aslında din dışı yapılarmış. Bunlar eee aslında hem dine hem ülkemize zarar veriyormuş. Ertesi gün senden benden fazla tarikatların peşine eee aleyhine geçerler ve başlarlar sövmeye. Böyle FETÖ'ye bugün sövmüyorlar. İşte aynı şey. Eee çıkış noktası bu hocam. Hiç evirip çevirmeden söyleyeyim.

İzmir'in seçilmesi İzmir'de İran eksik falan denmişti. Gavur İzmir falan. İzmirli eee kardeşlerimizi tenzih ediyorum. Ben tabii asla böyle bir şey kullanmam ama bunu kullananlar oldular biliyorsunuz. Eee, yani bilmiyorum bu yönüyle de bunlar burayı irşat edelim diye düşündüler. Onu da eee bilmiyorum. Eee dolayısıyla da eee İzmir hani bu anlamda sanki bak biz burada da gücümüzü gösterebiliriz bağlamında bir eee mesaj gibi geldi bana. Detayını bilemem.

Sevgili kardeşim de diyor ki, "Sayın hocam, kötülük problemini nasıl açtınız?" Ben benim sabahtan sona çene patlatmama bak. Soruya bak hocam ya. İlginç. Ama bugünün sorusu değil. Güzel kardeşim benim. İslam tarihinde halkı bilinçlendiren, güçlendiren ve kolektif harekete geçirmesini sağlayan tarikatlar olmuş mudur? İslam tarihinde tarikatlar bir kere zaten Abbasilere kadar yoktur. Böyle bir şey. Tarikat e geleneği yoktur. Tarikat geleneği Türklerin İslamlaşmasıyla birlikte artan bir şeydir. Bireysel anlamda münzevi hayat yaşayanlar vardır. Hiçbir zaman böyle kolektif bir şey olmamış. Anadolu'ya gelişte e tarikatlar o Türklerdeki işte hoşgörü damarını Anadolu'ya getirmişler ve Anadolu'nun eee zenginleşmesinde veya eee ne bileyim işte kültürel anlamda eee gelişmesinde eee etkili olmuştur. Çünkü o Anadolu irfanı dediğimiz budur. Keşke bunlar yaşatılsaydı diyorum. Ben bunları da doğru bulmuyorum ama eğer olacaksa tarikatları da bu olmalı diyorum. Ama bunların yerine de eee Arapçı, dinci bir tarikat anlayışı ikame edilmiştir. Ve bu Bektaşi damardır. Benim söylediğim o ilim irfan damarı da odur. Gönül damarı da odur. Eee bugünkü tarikatları da Anadolu'daki bu hoşgörü iklimini sanki bunlar eee yaymışlar gibi gösteriler. Hiç alakası yoktur. Dolayısıyla da Anadolu'nun İslamlaşmasında Türk İslam kökenli tarikatların daha çok etkisi vardır. Ki başta işte Baba İlyas'la başlar, Baba İlyas, ondan sonra Bektaşilikle başlar. O zaten Bektaşilik farklı ekolleri bir kendi çatısı altında veya bir çatı altında tutan yapıdır. Öyle çok da kitabi bir dindarlık değildir. Anonim bir dindarlıktır. Eee, budur ama eee Arap İslam tarihinde böyle bir şey göremezsiniz. Damar göremezsiniz. Bilmiyorum. Eee, cevap yeterli oldu mu?

Evet, güzel dostlarım soru: "Dinimizde cennet ve cehennem inancı çok mu ağır işlemiş ki? Bu kadar tarikatlara sığınmışız." Yani şimdi cennet cehennemle bu değil de tabii cennet eee vaadi tabii çok önemli bir rol oynuyor burada. Cehennem korkutuluyor. Cennet vurgusu ise çok fazlasıyla öne çıkarılıyor. Aç insanları da bu şekilde eee motive ediyorsunuz dine. Böyle söyleyebilirim buna. Yani çok fazla vurgulanması ve korkudan dolayı tarikatlar artmış diye değil. Eee tarikatlar eee Kur'an'ın veya dini metinlerin bu cennet söylemini refere ederek veya bunu referans alarak bak işte biz birer cennetin şubesi şubeciliğini yapıyoruz gibi e bize intisap ederseniz sizi cennete götüreceğiz mesajı verirler. O yüzden etkilidir. Yoksa çokça dillendirilmesiyle alakalı değil. Çıkarcılık yani aslında eee burada biraz şey vardır hocam. Eee kolay yoldan cenneti beleşe getirme anlayışı vardır. Ne yapıyorsunuz? Dini yükümlülükleri yerine getirmek yerine yapışıyorsunuz birisinin paçasına. Onu eee Allah'ın eee ne diyeyim acentesi gibi görüyorsunuz. Cennet acentesi gibi görüyorsunuz. Tutunursam ben de cennete gideceğim diye. Aslında burada bir ahlaksızlık ve marazi bir dindarlık vardı. Onu da söyleyeyim ben size. Çıkarcı bir dindarlık vardır ve tarikatlar da bu çıkarcılığı eee size dindarlık olarak sunuyorlar. Biz bu işin komediliğini yapıyoruz. E ne diyordu adam? Halid kolundan olursan diyor. Eee melek eee soracak sorgu meleği. Halid kolundaysan geç karşı tarafa. Diyecek diyor. Hocam böyle bir din, böyle bir kepazelik, böyle bir rezillik olabilir mi? Oluyor. Ve insanlar da bunu yiyorlar mı? Yiyorlar.

Hocam sevgili Sinan Artvin'le ilgili bir şey söylemiş. O hemşehrim de Artvin'le hem de Borç'a kadı. Tam da benim ilçemden olduğu için alkışlıyorum. O hemşehrim. Bu sene yazın gittiğim zaman onu bir şekilde bulacağım. Çok özel bir adam yani. Tam böyle ortadan konuşmuş. Evet, şuraya kadar geldiğimde zannediyorum sorular yani soru olanlara baktım. Eee, katkısı olan, sorularıyla bize programa eee, anlam katan değerli dostlarıma, zenginleştiren değerli dostlarımıza teşekkürler ediyorum. Eee, bir kardeşimiz, "Rabıta denen şey şirk midir?" Zaten söyledim. Katmerli şirktir. Yani rabıta yapacaksan yani rabıta demeyelim ona da birey Allah'a bağlanır. Allah'a teslim olur. Eee, burada aracı koyduğunuz zaman bunun adı şirktir. Katmerli şirktir. Hem de kardeşim hiç böyle katışıksız da söylüyorum. Belki birileri rahatsız olurlar ama benim düşüncem budur.

Evet güzel dostlarım bugün zaten fazla uzun boylu bir program yapmayı düşünmüyordum. Genel bir eee şey eee sunum yapmak istedim ve tarikat gerçeği üzerinden eee bir eee eee tablo çizmeye çalıştım. Son anda Fahir Bey'in sorusunu gördüm. Bununla da bitirelim. Bir yapı eleştiriyi günah sayıyorsa orada din mi vardır yoksa mutlak otorite mi? Kesinlikle eee mutlak otorite vardır. Yani düşün yani eleştiriyi günah sayıyor. Eleştiri olmadığı yerde insan gelişir mi? Mümkün mü? Peki din eleştirinin önünü kesiyor mu? Hayır. Aksine eğer hani böyle biraz daha dindarların da diliyle konuşacak olursam din aksine şunu söylüyor. Eleştirin. Bakınız İslam inancının kendi içinde ama farklı bir yönü vardır. İslam inancı mesela Allah'ı bile inkar etme eee özgürlüğü tanır size. Yani şöyle söyleyeyim. Yani Allah'ı inkar edersen, Allah'ı eleştirirsen bir daha o dinin içerisinde yaralamazsın demez. Tam aksine eleştirip sorgulayıp doğruyu bulmanızı önerir. Buna tahkiki iman denir. Aksi halde taklidi iman olur. Bakınız en önemli eleştiriyi peygamberin eşleri getirdi dedim geçenlerdeki bir konuşmamda. Tam aksine eee eleştiri vardır. Ama eleştiriyi kapattığınız zaman orada mutlaklık vardır. Orada otoriterlik vardır. Orada eee Kanarya Sevenler Derneği diyoruz ya. O derneğin hassasiyetleri vardır. İşte tarikatlarda da o tarikatların hassasiyetleri devreye girer. Ama bunları din eee kamuflajıyla sunarsınız insanlara. Olay bu.

Evet. Şöyle baktım sorulara. Aşağı yukarı sorular tamam değerli dostlarım. Burada bırakalım isterseniz. Biraz da bazı yerlerini kırparım. Eee, biraz kafam dağınık. Belki daha iyi, eee, daha derli toplu bir sunum yapabilirdim ama eee, bugünlük dilimden dökülen bunlar oldu. Aslında bugün kafamda bir şeyler tasarlamıştım ama hiç zihnimi toparlayamadım işin doğrusu. Eee, biraz hastayla uğraşıyorum bugünlerde. Eee, o yüzden de bazen dengeli olamıyorum. Kusura bakmayın. Eee, genel hatlarıyla bunları söylemek istedim ve özetle söyleyecek olursam tarikatların ülkeyi bataklığa sürükleyeceğini, bunların ülkenin yararına hiçbir olumlu katkılarının olmadığını, aksine gelişmenin önünde engel olduğunu, Osmanlı'nın yıkılışında da bu tarikat belasının çok ciddi rolünün olduğunu, Osmanlı'nın geri kalmışlığının, Türklerin geri kalmışlığının en önemli sebeplerinden birisinin medrese olduğunu, bugün de hala bu yapının, bu anlayışın ve bu zihnin eee semirtildiğini, bunun yanlış olduğunu, bu bizi hızla Ortadoğu bataklığına doğru çeken bir yapı. Buradan kurtulmak gerekiyor. Tekrar cumhuriyetteki o kurucu ilke ve kurucu kodlara dönmemiz gerektiğini, laik Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyetin kurucu ilkeleri, Mustafa Kemal'in bize çizmiş olduğu akıl ve bilim yolu bizim aydınlık yarınlarımızın vazgeçilmezidir. Bunu söyleyebilirim. Ve bu uğurda mücadele etmek için biz de üzerimize düşeni yerine getirmeye çalışacağız. Eee inşallah aydınlık yarınlara bu şekilde eee varmak için karınca kararınca görevimizi yerine getireceğiz diyelim ve böylece de bir başka programda tekrar birlikte olmak dileğiyle diyelim. Kendinize iyi bakın. Hoşça kalın. Mutlu geceler.