Transcription
[müzik] Efendim, burada şimdi bir [müzik] başka, o zamanki hadise, Türk otomobil devrim otomobili hikayesi. 31 Ocak 1965. Makine Mühendisleri Odası, otomobil endüstrisi konusunda 31 Ocak '65 Pazar günü saat 14'te İmar İskan Bakanlığı konferans salonunda tertiplenen açık oturuma şeref vermeli, saygıları rica eder.
Efendim, oturumda konuşacaklar: Yüksek Mühendis Celal İmre, Makine Kimya'nın genel müdürü. Profesör Muhlis, eee, Türkiye Ekonomi Kurumu Başkanı. Bu bakanlıkta yaptı. Bizim Mülkiye'de hocamızdı, iktisat hocamızdı. Çok efendi bir insandı. Almanya'da okumuşlardan. Yüksek Mühendis Şecaattin Sevgen, Devlet Demir Yolları Motorlu eski müdürü diyor, Demiryolları'nın. Doçent Doktor Sabahattin Sahip. [boğazını temizler] Nerede eklersen çıkar güne bir yerlerden. İktisat Fakültesi doçenti. Şükrü Er, bahsettiğim o zat, makine mühendis odası başkanı. Oturumu yöneten kim? Yüksek Mühendis Hulusi Çetinoğlu.
>> Tabii, organizatör oydu. Yani bu Devrim Otomobilleri projesinin organizatörü Şükrü Er ile Hulusi Çetinoğlu. Bendeniz de o teknik kadro içinde tek iktisatçı gene. Efendim, efendim, bu >> Eskişehir'de Devlet Demiryolları'nın atölyelerinde yapıldı ve bizim arkadaşlar, yani eee, bu projenin başında Necmettin Bey de vardır yani ilk kuruluş. Tabii bu, tabii son kısımları. İlk başında motor kürsünde oluş Necmettin Bey tabii ve daha 60'lı yıllara bu kaçta? Bu 60 >> 5'te de 61'de. Bu 61'de oluyor. Toplantı 65'te ama tabii proje 60'lı yıllar civarında oluyor. Şimdi onun da vikalarını göstereceğim. Tabii projeyi bizim arkadaşlar, yani organize ettiler. Eskişehir'deki atölyelerde otomobil geliştirildi. İşte aynı bizim o gümüş motoru kurduğumuz yıllar, hep aynı ekipler, aynı çalışmalar çeşitli yönlerde gidiyor. Bir taraftan motor fabrikasını kuruyoruz, dizel. Bir taraftan otomobil fabrikasını kuruyoruz. Ve yani oradaki hikaye şu: "Makine imal eden makine sanayi kurulmadıkça Türkiye kalkınmaz" parolasıydı. Dökümhane ve bir de bu mekanik kısımları. Bunları yapmadıkça sanayi kuramazsınız deniyordu. Ve o projelerin çeşitli varyasyonlarıydı. Bunun içinde işte ekipler kuruldu, çalıştık. Arz etmiş miydim size? Cumhurbaşkanına çıkışı falan vesaire.
Hayır, yok hocam.
Hah, işte 60 yılında bu demek ki proje gelişiyor. Eee, bizim arkadaşlar, bizim ekipler gene tabii ama tabii bizim o vakit tabii bizim tabii şimdikinden çok daha geniş bir bizim tabii. Şimdi tam böyle rafine bir İslami kesim şeklinde düşünmeyin yani sağ kesim tam manasıyla öyle bir durum. Ve proje için Paşa'ya çıktık. Cemal Paşa, Cumhurbaşkanı. Ben Denizli içindeyim. O vakitte ben de işte böyle o Amerika'dan gelmişim. O dakron yıka-giy ütüsüz ceketler, efendim, işte o telli açılır-kapanır papyonlar falan böyle, tiril tiril falan böyle tipler. Necmettin de gayriydi falan böyle. Efendim, Paşa'ya çıktık, arz ettik. Dedik, "Böyle bir projemiz var, yani yapıyoruz. Buyurun bize yardım edin." Paşa'nın cevabı aynen şöyle, tam Anadolu adamı falan dedi ki: "Ben zaten biliyorum ki bu millet otakta kalkınamaz. Onun için bu işlere girmek lazım. Benden ne istiyorsanız elimden geleni yaparım. Para mı, para? Kanunsa kanun." Cevabı bu oldu. Yani saf insanlardı. Nasıl yönetirsem tabii ona bağlıydı.
Vehbi Koç da tilki. Şimdi hem projeyi eee engellemek istiyor. Çünkü kafasında kendi kurmak istiyor. Ama böyle bir hareket de var. Dışında da kalmak istemiyor.
>> Karşı çıkamıyor.
>> Rahmi Koç bizimle beraber. O da geldi Paşa'ya. O da, o da heyetin içinde ama biz biliyoruz ki o e samimi değil. Eee, tabii gazetelere, matbaada da laflar sızdır. İşte o bütün o aleyhteki yazıları onlar çıkarttılar tabii sonunda. Hani işte çalışmadı, durdu, bilmem ne falan hikayeleri. Bu da Rahmi Koç'la ilgili bir doküman. 24 Ocak '61. Böyle bir yazı kalmış demek. Bir parçası. O projenin içinde söz alan Rahmi Koç: "Paşam, bu gibi işler daima hesaba kitaba dayanır." Şimdi Paşa dedi ya bize hani ne lazımsa yaparım falan diye. Biraz evvel de 60.000 liraya çıkacak otomobilin işinize gelmediğine ve pahalı olduğuna işaret etmiştiniz. Bu sebeple böyle bir davaya başlamazdan evvel bu işin teknik, mali ve hukuki cephelerine ihtiva eden tam teferruatlı bir rapor hazırlayıp size takdim edelim. Bunun tarafınızdan tetkikini müteakip emir buyurduğunuz şekilde hareket edelim. Amerika'da dahi otomobil işinde yanlış atılan bir adım 150-2 milyon dolara mal olmaktadır. Bizim küçük bir devlet olmamız hasebiyle bu gibi mali hatalar ekonomik bünyemizi sarsabilir. Bizler tüccar olarak bu kadar para sarf edeceğiz. Altından kalkamayacağımız bir davaya girdiğimiz takdirde bizi ileride mesur tutarlar. Bunun için adımlarımızı dikkatli, hesaplı atmalıyız."
Bundan sonra Paşa: "Bunlar için sizleri buraya çağırdım. Tabiatıyla her işin bir hesabı kitabı olması lazımdır. Altından kalkılır. Davayı herkes halleder. Maksat güç davalarının altından kalkmaktır. Bu işin teferruatıyla ben değil, planlama dairesi başkanı alâkadar olmalıdır." demiştir.
Otomobil yapıldı, tek örnek olarak ve işte merasim yapıldı çalışması için. Tam işte şeyde Ankara'da o hipodromda nerede yapılıyordu galiba. Otomobili yürürken durdu. Sonra rivayet edilir ki içinde benzini unutmuşlar koysunlar, benzin bitmiş diye. Ama tabii öyle bir skandal nasıl yapıldıysa demek bir yerlerden birileri bir çomak soktu ve tabii işte o Doğan Cumhuriyet'e falan tabii aleyhte yazdılar, mazılar yazdılar ve proje gitti kaldı. Yani yapılmış otomobil projesi. Yapılacak şey onu şerefine sokmaktı. Türkiye'de biliyorsun hadiseleri işte böyle kışkırtma gayet kolay. Tabii onun üzerine proje durdu kaldı. Sonra Vehbi Koç kendi otomobilini Anadolu projesini ortaya çıkarttı. Zaten önce montaj şeklinde başladılar.
>> Tabii Ford'la işbirliği yaptılar falan. O vakit zaten montaj sanayi diye bir laf çıkarılmıştı ve solcular da işte bu montaj sanayi diye sanayileşmeye karşı çıkıyorlardı. Halk Partisi de tabii ben de işte montaj sanayi üzerinde konferans vermiştim. Benim o küçük broşürüm modernik hatlı İslam'ı bahçede solcular yaktıkları gün ben Yeşilköy'deki otelde sanayicilere montaj sanayi üzerine konferans veriyordum. Çınar otelinde ve en önde oturanların içinde de bir tanesi J. Kamhi'ydi. J. Kamhi, Koç'un müdürleri, şeyleri falan filan hepsi orada. Bizden ne cesaretmiş o vakit demek. Yani doçent halimiz de böyle onlara montaj sanayi üzerinde konferans veriyorduk. Tabii yani oradaki tabii şey şuydu: E sanayi tabii ki önce montaj halinde başlayacak. Çünkü parçalarını imal ediyorsun. Sonra onları yapabildiklerini yapıyorsun, yapamadığını getiriyorsun. Bütün dünya böyle yapıyor zaten. Yani montaj sanayi olmayan bir sanayi yoktur. Ama Türkiye'de bunu sanki bir suçmuş, hataymış gibi lanse etti solcular sanayileşmeyi önlemek için. Yoksa biz sonra HATS Motor Fabrikasına gittiğimiz zaman Almanya'da gördük ki HATS motorun her parçası bir yerde üretiliyor. Adamlar motorun dökümünü Portekiz'de yaptırıyor, ucuz çünkü orada. Başka bir kısmını, bilmem krank milini bir yerde yaptırıyor ama orada dizayn ediyor. Patent ismi kendini bütün dünyaya hesaplıyor. Sonra işte Türkiye'de o yıllarca böyle montaj sanayi kavgaları yapıldı. İşte biz de oralarda işte bunları anlatmaya çalışıyorduk demek. Yani sanayicilere veyahut anlamayanlara. [müzik]