📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

24) KPSS / AGS Tarih - XVIII.Yüzyılda Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi II - Ramazan YETGİN - 2026

Benim Hocam1:40:56

Transcription

[Müzik] Değerli arkadaşlarım, devam ediyoruz. Nereden? 18. yüzyıl ıslahatlarından. Evet, 18. Şimdi şu rakamlara dikkat etmiyorsunuz ama o sınavda bizim için çok kıymetli bir yer. Türkçeyle matematiği yaptıktan sonra tarihe gelince Nazım Murat, YouTube'dakiler, sizler de biliyorsunuz ki o esnada kalan süreyi hemen şey yapıyorsun. Mesela 60 dakika kaldı. 60 soru, ben bittim diyorsunuz. Hayır, alakası yok. Çünkü tarih ortalama 27 soruyu 12 dakikada falan çözeceğinizi, coğrafyayı da ortalama yine 10 dakikada içinde çözeceğinizi düşünürseniz eğer, aslında sizi ne yapmıyor değerli arkadaşlarım? İster istemez hani kaygıya düşürmesin. Burada özellikle ben sınavlara görme amaçlı her sene giriyorum. İlk baktığım benim şey budur. Yani şey veriyor mu? 100 yıl veriyor mu kardeşim? 100 yıl, çünkü bana bir şey anlatıyor. 17 duraklama, 18 gerileme, 19 dağılma. Hadi gerilemede de biraz hani iyi bir şeyler olsun diyorsun ama dağılma da tövbe yok. Yani 19'u gördüğü zaman kafa nasıl çalışacak kardeşim? Kafa nasıl çalışmak lazım? Hep kötü, iyi bir şey ama 16 derse değil mi? Ya bu çok önemli yani biliyorsunuz şu yüzyıllar çok çok kıymetli. Evet.

Peki bu yüzyılın ıslahatlarının daha iyi, daha geçerli ve daha değerli arkadaşlarım değerli olduğunu görüyoruz. Nereden anlıyoruz? 17'ye göre kıyasla. Peki 18'i 17'den ayıran en büyük özellik batının örnek alınması. Bak, Avrupa örnek alındığından dolayı biraz daha başarı var. İkinci, Avrupa'dan adamlar geliyor. Üçüncü, Lale Devri diye bir devir yaşamışsın orada, sosyo-kültürel. Dördüncü, e tabii ki ve tabii ki yine baskı, şiddet var. Yine saray, ulema. Yani ekonomik sebeplerden ve siyasi sebeplerden dolayı bu ıslahatlara karşı çıkanlar hep olacak. Günümüzde de yok mu ya? En ufak bir şey yapıyoruz. Devlet işte TVM'den geç, aba yaygara kopuyor ya. Halbuki belki de 10 sene sonrası için çok iyi bir şey. Biz anlık karar verdiğimiz için bazı şeyleri anlayamıyoruz. Mesela o zamanlarda ıslahat yapan 3 senim ıslahat yapma karşı çıkan olmadı mı? Olmadı. Olur mu ya? Haktan benimsemeyenler oldu ama burada kalıcılık daha esastır. O zaman 18'i 17'den ayıran Avrupa'nın örnek alınmasıdır. O yüzden bu rakamlar çok kıymetli. Buna bakman lazım. Sınavda soruya geldin, okudun 18. Ramazan Hoca dedi ki, bana rakama, eğer sana zaten sınavda sana bir rakam veriyorsa, bir yüzyıl veriyorsa, bir tarih veriyorsa soruyu yap diye veriyor. Bazen hiç tarih de gelmiyor. Bir tane Atatürk'ün lafını veriyor. Ne zaman söylediği belli değil. Hangi olaydan sonra söylediği belli değil. Bunlara da maruz kalacaksınız. Ancak Osmanlı sorularında genelde yüzyıl veriliyor. Hadi bir yapalım kardeşim. 18. yüzyıl tahtanın genel özellikleri alıp örnek alın.

>> Batı örnek alınmıştır. Devam.

>> Gene aynı baskı ve şiddet yoluyla benimsetilmek istenmiştir. Benimsetilmek istenmiştir. Devam lazım.

>> 17. yüzyıla göre daha kalıcı olmuştur.

>> 17. yüzyıla göre daha kalıcı olmuştur. 17. yüzyıla göre daha kalıcı olmuştur. Doğru mu?

>> Evet.

>> Her al >> Evet. Hukuk haricinde her alanda ıslahat var.

>> Evet. Her alanda ıslahat yapılmıştır. Yapılmıştır. Evet.

>> Saray ulema ve asker yapan karşı >> Saray, ulema ve asker yapılanlara her zamanki gibi çıkarları zedelendiğinden dolayı karşı çıkmıştır. Zaten karşı çıktıklarında birkaç tane isyan görevi. İki tane isyan var burada. Biri Patrona Halil, diğeri Kabakçı Mustafa. Zaten döneme damga vuruyorlar. Onu söyleyeceğiz.

Peki bir şifremiz vardı. 3 1 3 1 3. Senin bunları bilmen lazım. 18. yüzyıl ısı açılarından biri değildir diye gelecek. Ya sana 17'den bir adam ya da 19'dan bir adam verecek. O yüzden ben bunları bilmem önemli mi kardeşim? Üçüncü Ahmet, birinci Mahmut, üçüncü Mustafa, birinci Abdülhamit ve üçüncü neymiş? Selim. Evet. 17'yi ne diye kodladık hatırlayın. Tokmak. 18 ne? 3 1 3 1 3. Ve için tarafı Tokmak'ta biliyorsun bir sıralama yok. Yani Tarhuncu dediğin adam ta öbür tarafta. O orada bir sıralama yok. Ama burada sıralama var. Yani gerçekten 3. Ahmet'ten sonra 1. Mahmut geçiyor. 1. Mahmut'tan sonra 3. Mustafa. Arada bir 3. Osman var. Orayı geçiyoruz. Şu arada Abdülhamit var ve tabii ki ne var değerli arkadaşlarım? Selim var. Yani aslında burada ıslahat yapan padişahlar ayrıca da kronolojik padişahlardır. Bunu da böyle bilelim.

Sene 1703. Değerli arkadaşlarım, Şeyhülislam Feyzullah Efendi artık İstanbul'u yöneten bir adam haline gelmiş. Çünkü 2. Mustafa gitmiş şeye Edirne'ye. Edirne'de kalıyor ya. Şimdi başkentin İstanbul'dan Edirne'ye tekrar taşınacağı söylentisi bile artınca en sonunda yeniçeri ayaklanacak ve 2. Mustafa'yı tahtından indirdikten sonra 3. Ahmet'i başa geçirecekler. Bak demek ki de hala bu tahtı şeyleri devam ediyor mu? Yeniçeri hala ayaklanıyor mu? Evet, yeniçeri varlığının sonuna kadar hep ayaklanmıştı. 1826'da yeniçeri hoca nasıl kaldırıldığını anlatacağım. Şimdi burada şunu bilmek lazım. 3. Ahmet tahta geçti. Çok güzel. 1703-1730'a kadar tam 27 yıl yönetmiştir ve kendisinin tarih aralığının içinde Lale Devri diye bir olay var. Demek ki Lale Devri'nin tarihi de 1718 şurası yani 30. Bakın dikkat edin. Son 12 yılı 3. Ahmet'in son 12 yılı Lale Devri'dir. Ya peki bu adam ne oldu da böyle bir Lale Devri'ne girdi? Aslında bütün mesele bu. Lale Devri ifadesini sizler de biliyorsunuz ki işte Yahya Kemal Bey kullanmıştır. Efendim onu şeyde ne derler kitabında kullanan adam farklı. Lale Devri ismi o güne ait bir isim değildir. Yani o güne sorsak, oğlum siz Lale Devri'ni yaşadınız mı? Ne Lale Devri kardeşim? Biz öyle bir devir yaşamadık derler o gün. Çünkü bu tamlamaları ve tamlamaları kim yapıyor? Cumhuriyet tarihçileri. Bunu asla unutmayın. Fetret Devri ifadesini de kullanan biziz. Efendim Lale Devri ifadesini de kullanan biziz. Çünkü oraya bir isimlendirme vermek zorunda. Peki niye lale? Neden?

>> Evet. İstanbul hala bugün dünyada neyin simgesi gösterilir? Lalenin. Evet. Hollanda zannediliyor ama cevap ne? İstanbul. Evet. Hollanda'dan bize gelmiştir. Bizden Hollanda'ya gitmiştir zamanında. Ve biz bugün bile İstanbul'da biliyorsunuz ki belirli bir zaman tü lalenin ömrü çok az. Her taraf lale dikiliyor. Bu bir gelenektir İstanbul'da. Bunu da size söylemiş olayım.

Lale Devri çok önemli bir olay. Birinci padişahını bilmek zorundasın: 3. Ahmet. İkinci sadrazamı hemşehrim Damat İbrahim Paşa. Üçüncü, bu dönemde hiç askeri ıslahat yok. Bakın bu dönem artık batının üstünlüğünü Pasarofça Antlaşması'yla kabul edip ki bu dönemi sonlandıran Patrona Halil'dir. Dikkat o zaman. Ne ile başladı, ne ile bitti? İkisi de pa yani pa kelimesiyle başlayıp pa kelimesiyle biten bir dönemden bahsediyoruz. Pasarofça ile başlamış, Patrona Halil bitmiş. Birinci sınav sorunuz bu. İki, Lale Devri'nin şeyi kim? Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim. Üç, Lale Devri kimin zamanında oldu? 3. Ahmet. Dördüncü, Lale Devri'nin ünlü minyatürcüsü Levni. Çıkan sınav sorusu. Yine Lale Devri'nin ünlü şairi kimdir kardeşim? Nedimdir. Bakın bu beş tane şey saydım. Sadece şurayı devlet beş kata gelmiyorum. Ha daha şurayı ya şurayı bu kadar soran bir devlet ve Lale Devri'nden sormaz mı sana ıslahatından? Yani hadi bir yazalım önce Lale Devri neymiş? Edirne olayı neymiş? Edirne olayını kısaltarak söyle kardeşim. Çok şey değil.

>> Şeyhülislam. Evet.

>> Feyzullah Efendi'nin İstanbul'u idare altına almakta. İdare altına alması üzerine. İdare altına alması üzerine. Mustafa nereye gidiyordu? Mustafa Edirne'de yaşamını sürdürmeye başlamıştır. Edirne'de yaşamını sürdürmeye başlamıştır. Sonra ne oluyor? Tabii ki >> Evet. Sürdürmeye başlamıştır. Bunun üzerine yeniçeri ki cebecliye geçer orada. Yeniçeriler yani kapı kulları öyle söyleyeyim. Kapı kulları ayaklanarak değerli arkadaşlar 2. Mustafa'yı tahttan indirmiştir. Peki tarihimizde biz bu olaya ne isim vermişizdir? Edirne olayı. Bu olaydan sonra kim geçiyor? 3. Ahmet geçiyor.

Peki Lale Devri özelliklerine bakalım. Bu arada şu iki tanesinden sadece bak bu iki sütundan lisans, ön lisans, orta öğretimden bir soru gelecek. Onu daha önce sınav günü göreceğiz. Hangi birinize geliyor veya AGS ben bilemiyorum ama buradan bir tane sınav sorusunu muhakkak ki devlet çift senelerde hiç sekmemiş. Hiç hiç yani ya 3. Ahmet'i sormuş ya 3. Selim'i sormuş. O yüzden en son sorulan Selim'dir. O yüzden Ahmet'e dikkat. Tamam. Hadi bakalım. Lale Devri.

>> Pasarofça >> 1718'de Pasarofça Antlaşması ile başlar. Evet.

>> 1730 Patrona >> 1730 Patrona Halil isyanıyla sona erer. İsyanıyla sona ermiştir. Evet devam.

>> Devrin Sadrazamı >> Devrin Sadrazamı yenilikçi bir adamdır bu arada Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır.

>> Sevm Damat İbrahim Paşa'dır. Yenilik yapanı kim sevmiş kardeşim? Alışana kadar 100 yıl geçiyor. Evet devam.

>> Minyatürcüsü Levni.

>> Minyatürcüsü Levni. Şair >> Levni bir sınavda geldi. Şairin Nedim bir sınavda geldi. Şimdi şairin Nedim'dir. Devam.

>> Lale Devri ifadesini ya da kelimesini ilk kullanan kimmiş?

>> Yahya Kemal Bey'dır.

>> Yahya Kemal Bey'dır. Evet.

>> Roman ismi olarak kim kullanmış?

>> Tarihi sevdiren adamdır biliyor musun? Çoğu kişi bilmez. Ahmet Refik Altınay'ın lakabı unvanı tarihi sevdiren adamdır. Bunu da biliyor. Söyle kardeşim.

>> Yok yok şundan sonrasın.

>> Evet bir daha söyle.

>> Eee romanda ise >> roman adı olarak kullanan nazım olarak kullanan ise ilk kimmiş?

>> İlk isim Ahmet Refik Altınay'dır. Evet devam.

>> Avrupa örnek alınmış.

>> Avrupa örnek alınmıştır. Evet.

>> Askeri ıslahat yapılmış.

>> Ancak askeri bir ıslahat yapılmamıştır. Ancak askeri bir ıslahat yapılmamıştır. Islahat yapılmamış. Sosyal yapılmış efendim teknik yapılmış her şey yapılmış. Askeriye yok. Bakın dünyada böyle yapmazlar. Bir adam biliyorsun Peter Vared'in 15-18 arasındaki savaşta bizim Osmanlı askerliğinin teknolojinin ne kadar Avusturya ordusu karsa geri olduğunu gördü. Normalde gelen bir padişahın ne yapması lazım? Pasarofça imzaladıktan sonra hemen askeri ıslahatlara geçmesi lazım. Bizimki ne yapmış? Ulan ne de olsa artık batının üstünü kabul ettik beyler. Bundan sonra vur patlasın çal oynasın. İşte ona dönüyor. E ama Lale Devri şunu da söyleyeyim bana göre yani bir tarihçi olarak yorumum yapılan birçok sosyal ıslahata bakarak eğer devam ettirilip gelişebilseydi Osmanlı Devleti'nin Rönesansı. Tamam. Osmanlı'nın Rönesansını ilk başlatan adam Ahmet olacaktı. Ancak olamadı. Çünkü Patrona Halil isyanı buna izin vermedi. Ama bazı konularda da Ahmet aklı, bazı konularda da Patrona Halil aklı. Bakacağız anlatırken. Bakalım.

Evet, önce ıslahatlarını ben bir anlatayım. Bir, bu dönemde ben batının üstünlüğünü kabul etmiş miyim? Etmişim. O zaman mantıken ben batının üstünlüğünü nasıl takip ediyorsam zamanda Venedik Osmanlı en güç döneminde bize elçilik açıp yasal ajanlık yapıp bizi takip etmek istiyorsa biz de artık batıyı takip etmek istiyoruz. O yüzden benim ne yapmam lazım? Yasal ajanlık yani diplomatik faaliyetlerde bulunmam. Yani elçilik açmam lazım ve biz bu elçilikleri geçici olarak açıyoruz. Avusturya başkenti Viyana'ya, Fransa'nın başkenti Paris'e, efendim Lehistan'ın başkenti Varşova'ya ve Rusya'nın başkenti Moskova'ya açıyoruz. Bak Londra yok. Geçici dört yeri açtık. Paris, Viyana, Varşova, Moskova. Bak dört tane yere geçici elçilik açtım. Peki amacım ne? O ülkelerin politikalarını yakından takip etmek. Güzel. Peki normalde ilk gönderilen elçi Avusturya'ya giden bir elçidir. Onu da söyleyeyim. Normalde ilk giden elçimiz Avusturya'ya gitmiştir. Paris'e giden ise 28 Mehmet Çelebi'dir. O ayrı, o ayrıdır. Zaten şimdiye kadar gelen bütün sınav sorularında Avusturya'ya giden elçi kimdir diye sorulmamıştır. O yüzden kimi sorarlar dikkat edin. Şöyle denilmez. 18. yüzyılda ilk defa geçici elçi. Hayır. Paris'e giden ilk geçici elçi kim? 28 Mehmet Çelebi. 28 adını nerede almış? 28. 16 3 5 bir şey isimlendirmeler var. Onu da zamanla söyleyeceğim.

Şimdi 28 Mehmet Çelebi gidiyor. Bakın 28 Mehmet Çelebi çok akıllı bir adam gidiyor Paris'e. Paris'te gördüğü her şeyi kalem alıyor yani. Yani evlerden, yaşamdan, dış görünümden, kıyafetten, efendim o zamanki teknoloji hepsini yazıyor, yazıyor, yazıyor, yazıyor, yazıyor ve bunu bir kitap haline getiriyor. Bu kitabın adı Seferatname. Seferat ne demek? Yolculuk. Seferatnameyi yazıyor ve bunu geliyor Nevşehirli Damat İbrahim'e sunuyor. Nevşehirli Damat İbrahim'de bu ıslahatları yaparken bu batıya açılan dikkat ilk pencere kabul edilir. Bu eserden esinleniyor. Yani 28 Mehmet Çelebi'nin sefaretnamesinden. İşte o yüzden çok kıymetlidir. O yüzden Avusturya'ya giden ilk elçinin adını hiç kimse bilmez. Ama Paris'e giden 28 Mehmet Çelebi herkes bilir. Dikkat ÖSYM'nin de en çok soru sorduğu alanlardan biri. 28 Mehmet Çelebi.

Peki 28 Mehmet Çelebi'den sonra sizler de düşünün arkadaşlar. O taraflar artık batıya açılmışsın. Sen batıdan bir teknik yenilik getireceksin. Bu teknik yeniliğe İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi diye o iki kişi götürecek ve onlar Türkiye'ye matbaa geçecek. Peki hocam Türkiye'de matbaa yok muydu? Yani Osmanlı'da vardı ama gayrimüslim vardı. Ermeni'nin vardı. Rum'un vardı. Yahudi'nin vardı. Türk'ün işlettiği herhangi bir matbaa yoktu. Ya ben Osmanlı Devleti'nde yaşıyorum. Benim hocam kitaplarını bastıracağım. Sallıyorum. Nereye gitmem lazım? Ya Rum'a, ya Ermeni, Yahudi'ye. Türk'e yok. E sonra ne oldu? Ben aldım bu matbaayı. Hop. Ne yapmış olabilirim değerli arkadaşlarım? Türkiye'ye kurdum. Yani Osmanlı ülkesine getirdim. Dikkat. Bu batıdan getirilen ilk teknik yeniliktir. Peki hepinize soru ya. Senin matbaa dediğin şey sürekli kitap basan bir şey ve kitabı ucuz yolla basıyor. Buradaki en önemli şeylerden bir tanesi kağıt. Kağıt içinde Yalova'da kağıt fabrikası kuruluyor. Yani her şey bir anda olmuyor. Hatta ilk basılan eserlerden İbrahim Müteferrika 5 parası kaldı. Kimse para vermedi. Bu güzel olmamış dedi. Kağıt bulamadı. Kağıt için borçlandı, dolandırıldı. Birçok şey var. Açık Öğretim Fakültesi'nin Basın Tarihi diye bir kitabı var. Muhteşem işlenmiş. Yani orada öyle bir anda matbaa geldi. Getirin arkadaşlar tüm kitapları basayım diye bir şey yok. Hatta şöyle söyleyeyim. Biliyorsunuz Osmanlı Devleti'nde matbaa yokken ne var? Hattatlar var. Hattatlar. Mesela getirdin kitabı kardeşim. Namı diğer kitabımı getir. Gel kardeşim ver bana. Bundan ben ayda en fazla 10 tane yazarım. 10 tane adama 10 hatlı anlaşsam bu 100 tane yapar diyerek Osmanlı Devleti'nde kitabın ne kadar değerli olduğunu bir şey ne kadar fazla hem ucuzluyor ama değeri de azalıyor. Şimdi şöyle düşünün. Bir tane kitabınız var elinizde. Başka herhangi bir kitap yok ve başka herhangi bir kitap alamayacaksınız sınavda. Sınav için başka bir kitap alamayan tüm arkadaşların o sınava gözü, o kitaba gözü gibi bakın. Öyle mi? Çünkü az olan şey değerlidir. Bugün üniversite mezunun ülkemizde çok olması, ön lisans mezunu, öğrencimizin çok olması bizim değerimizi azaltan bir şey. Türkiye'nin ne de olsa %5'i ve %6'sını oluştursak da gene de düşünün bir değer arz etmeyebiliyoruz. Bazı durumlarda bazı bölümler çok iyi de bazı bölümler ise hiç alım yok. Bu da ne oluyor değerli arkadaşlar? Milletin gözünde, akrabanın ve ailenin gözünde hatta bazen kendinin gözünde bile kendini değersizleştiriyor. Bu sene son. Hemen atanıp gidiyoruz arkadaşlarım. Haberiniz olsun. Evet.

Şimdi burayı anladınız mı? İlk teknik yenilik neymiş? Matbaa. Peki bir adam geldi dedi ki kardeşim zamanında İmam Gazali'nin bu hadis kitabı var. Gelin basalım dedi. Arkadaşlar matbaa basamaz. Aa hocam niye basamadım? Matbaada dini eserlerin basımı yasaklanmıştır da Şeyhülislam kararıyla öyle ha. Sözlük basabilirsin, ansiklopedi basabilirsin, dergi basabilirsin, hikaye, öykü, masal basabilirsin, ders kitabı basabilirsin ama dini eser basamazsın. Bana dini eser söyle lazım.

>> Kuran.

>> Kur'an. Kur'an-ı Kerim basamazsın. Evet. Çok güzel. Hadis kitapları, siyer kitapları, fıkıh kitapları. Bunların hiçbirini basamazsın. Kelam kitapları, akait kitapları, icma kitapları, kıyas yok. Dini eser yok. Peki neden bir matbaada bir harf hatası olur? Çünkü matbaa yeni bir alet. Hani biliyorsunuz bunun esresi var, ötresi var. Belki Osmanlı Devleti'nde Osmanlıcada bunlar yok ama onlarla ilgili basılan herhangi bir kitapta sıkıntı yaşanabilir. Bir mürekkep hatası diyorlar. Bir, eksik basabilir. Üç, form yanlış basılabilir. Yani sizlerde de bazen öyle kitap alıyorsunuz 15'e geliyorsunuz 40'a geçiyor. Halbuki test basılmış. Öbür tarafına çevirmen lazım. Her kitapta olur bu tür yanlışlar. E bunlar matbaa. Bak 2025'e geldik. Matbaa 1400'lerde John Gutenberg buldu modern matbaayı. Ama ne oluyor? Hala hata çıkıyor mu? Çıkıyor. Bazen kitap alıyorsun cart diye yırtılıyor. Adam tutkalı mı koymuş? Biz ne yaparız? Adam da bana yazıyor. Ramazan Hoca kitabı ikiye ayrıldı diye. E tamam da oğlum ben ne yapayım lan? Kitabı ben mi basıyorum? Neyse anlayacağınız burada hattatlar dikkat ve müstensihler. Şimdi hattatlığa gittin. Ne? Nazım Hatt Bürosu. Nazım kardeşim bana şu eserden basar mısın? Ney bu bir sözlük. Tamam. Nazım dedi ki ben basarım ama basarım derken yazarım yani. Hattat çünkü bu. E bir tarafta da adam bunu basacak. E bu zaman o zaman dini eserlerin basımını ben yasaklarsam en azından Nazım Kelan kendisine gelen dini eserlerin yazmaya ve yanında çalıştırdığı müstensih ne demek? Kitapları çoğaltan. Oturup kaç tane yazacak bir adam ya. Bu kitapları çoğaltanlara müstensih denir. Dikkat o zaman. O zaman Lale Devri'nde neden acaba kitapların, dini kitapların basımı yasak? Hattat ve müstensihler işsiz kalmasın diye? Peki bir şey söyleyeceğim. Şöyle bir soru gelse yapar mısınız kardeşim? Bir, lügat. İki, hadis. Üç, öykü ya da hikaye. Lale Devri'nde yukarıda verilen kitaplardan hangilerine İbrahim Müteferrika basmıştır? Ya tahmin. Evet. Bir, üç arkadaşlar. Lügat yani sözlüğü basarsın, hikayeyi de basarsın ama neyi basamazsın? Hadisi, Kur'an-ı Kerim'i basamazsın. O yüzden ben de size diyorum ki, ben de size diyorum ki lütfen dikkat. Şöyle bir soru geldiği zaman en azından bunların üçünü de ismini de verebilir. Ha bu arada üçünü de verebilir.

>> İçeriğini verir. Tabii Vankulu Lügatı. E yazar zaten ilk basılan eser o. Vani Mehmet Efendi'nin Türkçe Farsça sözcüğü olan Vankulu Lügatı ilk basılan eserdir. İki sınavda iki defa geldi arkadaşlar. Dikkat matbaada basılan ilk eser bir sözlüktür. Bir lügattır. İsmi de Vani Mehmet Efendi'nin yazdığı için Vankulu Lügatı'dır. Şu matbaı anladık mı?

Peki sana bir soru kardeşim. Nazım, Nazım ve Murat ve YouTube'da bu matbaayı bugün o adamlar getirdi, kurdu. Doğru mu? Bu kurduktan sonra oranın adı oraya o döneme özdeşleşen bir isim alındı. Yani bugün İstanbul'da bir semtin adı, YouTube'dakilere sorayım, bir semtin adı. O matbaa oraya kurulduğundan dolayı o ismi almıştır. Allah Allah. Şimdi düşüneceğim matbaa diye bir semt adı var mı? Yok arkadaşlar. Öyle değil yani. Murat aklına ne gelebilir mesela? Matbaa ile alakalı bir semt adı versen sen ne dersin mesela?

>> Kağıthane.

>> Bravo sana. Sana var ya helal olsun. Yanlış ama tercih güzeldi. Evet. Nazım.

>> Ben de Kağıthane.

>> Kağıt Kağıthane değil ya. Evet. Neymiş bakalım arkadaşlar? YouTube'dakilere soralım. O matbaayı İbrahim Müteferrika evine kurdurdu. Ya bu özel matbaa. Evine kurdurdu. Bu buradan dolayı da ismi zaten o oldu. Soru böyle olur.

>> O zaman bunu ver >> ya. Onu bir şey veremeyiz çünkü herkes birazdan yazacak.

Lale Devri saatlerine mesela İstanbul yangınları çok fazla. Bunun için Gerçek Davut Ağa diye bir adam var. Onun vasıtasıyla şey kuruluyor. Tulumbacılar Ocağı. Hah dur şimdi. Orada ocak kelimesine girdin ya. Biz genellikle ocak kelimesini nerede kullanıyoruz? Askeriyede. E ben ne yazdım oraya? Ne askeri stat yapılmamış. Demek ki bu bir askeri ocak değil. Ne ocağı? İtfaiye bölü itfaiyecilik. Gerçek Davut Ağa'nın katkılarıyla Tulumbacılar Ocağı kuruldu. Tulumba diyorum aklına tatlı geliyor. Lan tulumba ne tulumba? Tulumba köylerde hala her yer bizim köyde hala var. Tamam eskisi gibi kalmadı. Sular evlere çeşme vasıtasıyla geldiği için boru vasıtasıyla geldiği için ama kuyudan yıllarca biz tulumbalardan su çektik arkadaşlar. Şu an hala beni dinleyen kaç tane arkadaşımızın nostaljide olsa, gerçekte olsa vardır. Bak hala gerçekte. E sen kuyu, kuyudan suyu nasıl alıyordun? Kurban olayım. Atıyordun şeyi daldırıp çekiyordun değil mi?

>> He. Tulumba ne? Bir kuyu sistemi. He o pompalarla, o tulumbalarla yıllarca tulumbadan su içtik kardeşim. Ben Silifkiliyim ya. Kolum çürüdü.

>> Kolum çürüdü. Bir de gelmezdi. Bas Allah. Bas Allah bas.

>> Allah'ım ya Rabbim. Sıkıntı ya. Ama işte o köylerdeki o nostaljiler bitti. Bugün bazı şey yapıyorlar görmüşsündür. Türkiye'de şaka gibi. Türkiye'nin biliyorsun %70'ine yakın, 60'ına yakın 1960-70'lere kadar çiftçi. Tabii çiftçilik oranı çok düştü. Tulumba ocağını artık biz artık şey yapıyoruz. Mikro köyler yapıyoruz. Görüyor musun? Mikro köyler. Millet köy yaşamını istiyor. Şimdi adam burada yaşıyor. Yazıyor ya köy kahvaltısı. Köy kahvaltısı ne lan? Benden hariç ne yiyebilirsin sen? Yani doğru değil mi? Köy ama orada daha doğal, daha organik zannediliyor. Hiç alakası yok ama köy kahvaltısı domatesi tarladan tuttuk. Lan nereden tutacağız? Başkasına nerede yetiştirebilir domatesi zaten? Yani kamyon kasasına yetişecek hali yok ya yani. Velasıl köy kahve. Ama insanlar neye özleniyor? Büyükşehirdekiler kendi köylerini çok özlediklerinden dolayı köy kahvaltısı, köy konseptli yerler işte ne bileyim köprüler, öbür tarafta minimal evler. O eski Türk evleri, Safranbolu, işte Beypazarı evleri insanlar bunu istiyor. Seviyor kardeş. Biz görüyoruz yani daha nostaljik ve otantik yerleri milletimiz daha çok seviyor. Çünkü anı biriktirmiş hep orada. O anları tazelemeye geliyor. At olan yerlere daha çok insanlar geliyor çiftliklere kahvaltı yapmaya. Mesela bunlar tabii ki Osmanlı aslında Türkiye'nin Safranbolu neresi dersen bana Türkiye İstanbul. Normalde olması lazım. İstanbul'da yangından kalmadı, depremden kalmadı, savaştan kalmadı, işgalden kalmadı, tsunamiden kalmadı, deniz aşmasından kalmadı. Hiçbir şey kalmadı ki. O eski evler gitti. Bir de İstanbul'a nüfus artınca tekli olan binalar yukarı doğru çıkmaya başladı. Yıkıldı, yapıldı, yıkıldı, yapıldı. Gece konutlaşma sona erdi. İstanbul'da hala vardı. Tabii ki var ama eskisi gibi şehir merkezde var mı? Kaldı mı? Kalmadı.

>> Ha nostalji şeyleri daha çok seviyoruz karşım. Bu bir gerçektir yani. Evet. Başka?

Yalova'da kağıt imalathanesi, çini fabrikaları. Bu tarafa bakıyorsun mesela tercüme heyetleri kurdu. Tercüme heyeti ne iş yapar ya? Adı üzerine tercüme yapar. Ya bir Hint eserini alıyor. Tercüme yapıp basıyoruz. O yüzden tercümeye. Şimdi bize kitap lazım değil mi? E başka o zaman ben kitap basabiliyorsam giderim her türlü kitap basarım. Beyde bana Kele ve Dimne vardır. Okudun mu sen hiç Kele ve Dimne'yi? Okumazsınız tabii. Siz La Fontaine'den masallar la oğlum şu Kele ve Dimne'yi bir okutun çocuklarınıza ya. Kele ve Dimne dediğin şey kardeşim fabl var ya.

>> Ya bu La Fontaine'den lan. Ne La Fontaine ya bunun aslı Hint masallarıdır. Hint. Hint. Oradan konuşturulur. Kele ve Dimne'yi bir okusun. Bakın aranızda çoluk çocuk sahibi olanlar dinlesin. Evet. La Fontaine'den masalları da okut çocuğuna ama Kele ve Dimne'yi de okut. Tamam o zaman anlarsın benim ne demek istediğimi. Daha gerçekçi olan Kele ve Dimne'dir. Zaten ilk basılan eserlerden bir tanesi de o. Tercümesi yapılan eserlerden biri de Kele ve Dimne'dir. Bak abi.

>> Gördün ruhları geldi. Evet. Var mı sıkıntısı olan?

Şimdi başka ne yapılmıştır mesela bu dönemde? Bu Said Efendi çok modern bir adam. Mesela Paris'te Turkuveri diye bir akım başlatıyor. Hani vardır ya ara ara Twitter'da falan görüyorum. Bir tane Osmanlı kıyafetine giren bir eleman var. Elinde şemsiye, kafasına fes. E öyle gezersen herkes bakmaz mı? E herkes bana bak. Ulan ne oldu? Tabii ki bakacak. Kafasında fes olan adam mı kaldı? E bir de bu çıktı. Herkes bana bakıyor. E bakar. Şimdi ben giyeyim şu fesi kafama. Giy mi kardeşim? Bir gün giyeyim. Ya da kalpak. Hiç önemli değil. Kuvay-i Milliye gibi giyineyim. İstanbul soğuklarına ve Ankara soğuklarına dolaşma. Herkes sana bakar. Çünkü modern giyinin altında kalmış. 100 yıl öncesi bir gelenek eleman yazmış. Eee şemsiyesiyle geziyor. Herkes bana bakıyor. E kime bakacak oğlum? Çünkü bu giyim tarzı kalmadığı için sana bakılıyor. O yüzden buradaki Turkuveri akımını da kim götürmüş? Said Efendi götürmüş. Paris'te adam Paris'te moda haftası yapmış. Öyle anlatayım. Anla bak. Bunların hepsi Lale Devri'nin yenilikleridir. Elçilik bir yeniliktir. Matbaa bir yeniliktir. Efendim Tulumbacılar Ocağı bir yeniliktir. Yalova'da kağıt fabrikası kuruluyor. Niye kuruluyor? Bu matbaaya kağıt yetiştirmek için. Efendim başka mesela bu dönemde batı örnek alınarak bazı saraylar yapılıyor ve mesela Sadabat Sarayı ya Sadabat diye bir saray yapıldı. Bu Patrona Halil'den sonra yıkıldı. Bu saray batı örnek alınarak yapıldı. 3. Ahmet Çeşmesi yine batı örnek alınarak yapıldı. Bak bunların hepsi batının artık sosyo-ekonomik kültürel yapısını da alıyoruz. Esen sadece batıyı, batı bizim dilimizdeydi. Artık şimdi alıyoruz. Çünkü batının üstünlüğünü kabul ettiğimizi asla unutmayın.

Başla. Lale Devri ıslahatları.

>> İbrahim Müteferrika. Evet.

>> Ve Said Efendi tarafından. Doğru mu?

>> Macaristan'dan matbaa >> Said Efendi tarafından Macaristan'dan matbaa getirilmiştir arkadaşlar. Matbaa getirilmiştir. Evet.

>> Batıdan getirilen ilk yeniliktir.

>> Batıdan getirilen ilk yeniliktir. Teknik yenilik ama yani. Evet.

>> Evet. Bir kere daha söyleyeyim. Hangi eser türlerinin basımı yasak?

>> Dini eser basımı yasak.

>> İlk peki basılan eseri de söyleyelim.

>> Vankulu Lügatı.

>> Ne oldu? Ekliyorsun lan. Hadi sen mağaza geçerse ne olacak?

>> İyileşemem.

>> İyileşemezsin tabii. Neden? Kışa hazırlığın yok. Yaptırdın mı acaba? Yok. Onu yaptırdım. Yok. Ozon yaptırdım. Yok. E oğlum hastalanmışsın. Tabii hocam dimdik. Neden? Neden? Çünkü kıça hazırlık yapıyorum ben. Karınca gibiyim. Sen ağustos böceği gibi geziyor.

>> Hacamat sözüm olsun abi.

>> Hacamat sözüm olsun. Tamam yaptırayım sana. Hacamat. Hacamat belki bilmeyen arkadaşlar. Korkan çok o da hacamat dünyanın en güzel şeyi. Hiç yaptırmadım.

>> Hacamat >> İyi yanında bulup da yine yaptık adam.

>> Ben 25 yıldır hacamat yaptırıyorum ama bu ben faydasını faydası görmeyen arkadaşlar Kızılay'a kan da verebilir. O da ayrı her şeyin bir şeyi var inanışlarla alakalı. Ama acaba sadece biz ait bir şey değil ki peygamber efendimiz atfediliyor da daha acaba Çin tıbbı yani ta baktığın zaman 5.000 yıllık gelenek akapın tur gibi yani şey değil. Peygamber efendimiz de yaptırdığından dolayı hani sünnet haline gelmiştir. Yoksa eski bir gelenektir. Yani bugün zehir olanlara ne yapıyorsun? Hemen oraya kese atmıyor musun? E şey bir şey hayvan ısırdığı zaman o ineği çıkartmaya çalışıyor mantık düşünün yani. Eee hacamat'tan çok korkulur ama hacamat benim için senede iki veya üç defa yaptırdığım bir şey. Şimdi bazı şeyler vardır hayatta tip demeyeyim de ne derler ona? Karakter diyeyim. Yani bazı karakterler vardır. Mesela benim şeyim demevidir. Demeviyi bilir misin? Onları bilmiyor musun? Demevidir. Şeydir. Bilmiyorum. Sen onları bir araştır bakalım. Yani demevi tiplerde kan olur başkanım. Kanın ya Kızılay yolunda verilmesi lazım ya da bu şekilde hacamat da yaptırılabiliyor. Kızılay'da en sağlıklısı. Bu da sağlıklı. Artık hangisi öğrencimiz yaptırmak isterse. Ben yaptırıyorum fayda görüyorum. E birisi yaptırır görmeyebilir. Bir de iyisine denk geleceksin. Yoksa adam çizer atar vallahi seni sırtında iz kalır. Bu çok dikkat edilmesi gereken bir şey. Benim hacamatçıya dua ediyorum ölmesin diye. Çünkü iyi adam yani. Evet burası tamam mı kardeşim? Devam.

>> Efendi Avrupa'da >> Sait Efendi neymiş? Avrupa'da neyi başlatmış?

>> Turkuveri akımını başlatmıştır.

>> Akımı ne başlattı? Neymiş yani? Paris moda haftası. Devam.

>> İlk defa geçici elçilikler açıldı.

>> Dikkat. Şimdi o açılan elçiliklerin yanına yazıyorum. Viyana, Varşova, Moskova ve tabii ki Paris. Peki bunu ilk defa geçici elçilikler açtı. Peki Paris'e giden elçimizin adı ne? 28 Mehmet Çelebi'dir. Bunu da lütfen bilelim. Evet, buyurun.

>> Paris >> 28. Mehmet Çelebi Paris Sefaretname'sini yazmıştır. Paris Sefaretname'sini yazdı. Bunun özelliği neydi? Batıya açılan, batıya açılan ilk pencere yani zaten Nevşehirli Damat İbrahim bu kendisine sunulduktan sonra yani padişah okuyor. Ondan sonra yapıyor. Devam kardeşim.

>> Tercüme heyetleri >> Tercüme heyetleri kuruldu. Heyetleri kuruldu. Artık ne oluyor? Kitapları tercüme edip basacağız. Devam.

>> İran'dan >> İran'dan çiçek aşısı getirildi. Ha, batıdan getirilen bir teknik yenilik değil o zaman bu. İran'dan getirilmiş. Bak lan sen İran var ya acayip büyük ha. Sen gittin mi İran'a? Ben gittim ya İran'a. O yüzden biliyorum. İran acayip bir ülke. Biliyorsunuz Amerikan ambargosundan dolayı sürekli olarak ilaçla sıkıntı çeke çeke çeke çeke kendi üretiyorlar. Tabii. Mesela orada fitoterapi yani günümüz bitki bilimi çok yaygın yani sen orada gidişinde ben bir parolayım diyemiyorsun yani. Yok öyle bir şey.

>> Gideceksin ata çayını kaynatacaksın üzerine kehribar bilmem ne. Öyle adamlar ama doğrusunu bulmuş. Çünkü Farslı alimler çok fazla bu konuda.

>> Geleneksel >> Tabii geleneksel İbn Sina'yı falan birçok ez yani İran'da belki de bizim şu anki birçok hastalığımızın çaresi de İran tabiplerinde olabilir. Çünkü gerçekten bu konuya çok büyük önem veriyorlar fitoterapiye onu da baştan söyleyeyim. İran'a gidecek arkadaşlar yanlarının ilaçlarını götürsünler bir gün denk gelir beni anlarsınız. Yani eczanede şey satılıyor yani sülük. Öyle anlatayım. Eee canlı ezan ediyorlar ya suya. Bunlara insanlar çok karşı da kardeşim insanlar bundan önce nasıl iyileşiyordu? Ben önce ona bakarım. İbn Sina'nın kitabı El Kanun Fi't-Tıb'a bir bakılsın bakalım insanlar ne yapılıyor. Hadi şey ona cılgını çıkarttılar ya. İşte karınız başı ağrıyorsa işte bir Adana burması bilezik alırsanız eğer biiznillah baş ağrısı geçer diye kepslar yapıyorlar ya. İşte eee erkeğin baş ağrısını geçirmesi için karısını 15 gün annesinin evine gönderirse biiznillah düzelir diye yanına da yazmış. Hares mi iblisin kafasına göre o kepsele denk geliyorsunuzdur ya. Evet İran'dan çiçek aşısı getir. Bir tane kadın var buraya gelen Lady Montagu. Lady Montagu bu İran'daki çiçek aşısını getirme sürecini de görmüş. Lale Devri'nde bir kalmış. Lady Montagu'nun mektupları var. Ben okudum baştan sona. Şimdi bu ıslahatlar bize geliyor ya. Bir de bu ıslahatların uygulanmasını gören kadındır. Lady Montagu. Bu kadının özellikle bir gün sınavda o gördükleri Türkiye Mektupları adlı kitabından soru gelecek. Bak bir daha söylüyorum. Ben birkaç tanesini şeye verdim. Soru bankama verdim ama Lady Montagu ciddi gözlem yapmış kadın. Nasıl 28 Mehmet Çelebi Paris'i gözlemlemişse bu kadın da İstanbul'u gözlemlemiş. Yani 1700'lerde Lale Devri'ni okumak isteyen, Lale Devri'ni anlamak isteyen biri varsa kesinlikle Türkiye Mektupları eserini okuması lazım. İnanılmaz bir anlatım. Yani şaşırdığı o kadar çok şey var ki bizim adetlerimize inanılmaz şaşırıyorlar falan. Bunların hepsi İran'dan çiçek aşısı getirme sürecinde. Oradan öğreniyoruz zaten. Devam.

>> Gerçek >> Gerçek Davut Ağa. Niye böyle bir isim verilmiş ki lan? Replika gibi diyelim. Gerçek Davut Ağa'nın katkısıyla

>> Tulumbacılar Ocağı kurmuştur. Bir kere daha söylüyorum. Tulumbacılar demek itfaiye ocağı kuruldu. Evet söyle.

>> Barok ve Rokoko.

>> Barok ve Rokoko. Gotik fazla orada ya. Rokoko mimari üsluplar benimsenmeye başlandı. Özellikle eserlerde devam.

>> Yalova'da kağıt imalathanesi kuruldu. Hanesi kuruldu. Türkiye'nin aşması gereken sorun bu. Bir tane sorunumuz da bu kardeşim. Kağıdımız yok. Var da nitelikli kağıdımız yok. Türkiye biliyorsun kağıdı ithal ediyor. İthal ettiği için normalde 100 liralık olacak soru bankaları ıvırlar zıvırlar. Bu memlekette 300-400 liradan satılmayı. Nedeni ne? İthal diyorsun. İthal neyle yapıyorsun? Türk lirasıyla mı? Euroyla. O yüzden Türkiye mesela vardı SEKA fabrikaları işte onlar özelleştirilirse adam da fabrikayı kapatıp oraya başka bir şey uğrarsa Türkiye maalesef kağıtta nereye bağımlı? Kağıtta dışarıya bağımlı. Aynı enerji gibi. Devam.

>> Versay Sarayı. Bu Paris'te örnek alınarak Evet. bir saray yapıldı. Eğlence sarayı neydi?

>> Sadabat Sarayı yapıldı. Sadabat Sarayı yapıldı. Evet. Devam et.

>> Çini imalat >> İstanbul'da çini ve kumaş imalathaneleri kuruldu. Haneleri kuruldu. O zaman çinicilikte İstanbul öne geçmeye başlayacak. Devam.

>> Fazla mı not olmuş?

>> Fazla.

>> O zaman biz de buraya ne yazalım? Canın sağ olsun yazayım. Nazım. Ah. Canın sağ olsun Nazım. Bir tane kadın vardı onu yazalım. Şey neydi kadının adı? Lady Montagu gibi bir isim. Tamam. Şöyle bir isim. Kitabının adı ne? Türkiye Mektupları. Lale Devri'ni öğrenmek isteyen nereden bakabilir? Buradan bakabilir. Not söyle bakalım.

>> Batı tarzında yapıl >> Batı tarzında yapılan ilk eser. Evet.

>> Ya bu çok tartışmalı da. Hadi yazalım senin gülatırın için. 3. Ahmet Çeşmesi'dir.

>> Ya. Şöyle çeşme açısından öyle diyorlar. Yani direkt ilk eser şey de olabilir. Sadabat Sarayı da olabilir. Evet devam edelim.

>> İlk batı tarzı cami. Bunu zaten kültür medeniyette öğrendik. İlk batı tarzındaki cami ise neydi? Nuru Osmaniye Camii'dir. Nuru Osmaniye Camii'dir. Nuru Osmaniye Camii hangi ilde? Osmaniye değil. Nerede? İstanbul'da. Evet. Oradan düşmeyin. Dünya hali bu ÖSYM'nin sağı solu belli olmaz. Evet.

Şimdi Lale Devri'nde eğlendik, güldük. Oh her gün şeyler. Bir de biliyorsun bir eğlence halkın kulağında 10 eğlenceur. Ne demek o arkadaşlar? Sarayın ışıkları bugün hiç sönmedi. Bu laf bile yeter zaten. Doğru mu? Şimdi hemen oradan gelen bir kulaktan kulağa ne olur mesela kardeşim? Sarayda şöyle eğlenceler var. Sarayda böyle eğlenceler var. Bütün zenginler toplanmış. Bütün elçiler gelmiş. Arkadaşlar kulaktan kulağa yayılırsa tabii ki ister istemez şekil değiştirerek yalan alınıyor ve artık gerçekle doğruyu ayırt edilemez hale geliyor. Yalanla doğru. O yüzden halk kinlenmeye başlıyor. Niye ama ya İran'a sefer yapılacak bir türlü sefer yapılamıyor. Yapılan seferler başakla sonuçlanıyor. Artı haktan vergiler alınmaya devam ediyor. İnsanlardaki mantık şu oluyor. Lan hem benden vergi alıyorsun hem o vergiyle şurada eğlence yapıyorsun. Askeri de bu ıslahat yapmıyorsun. E yeniçerilerin gönlünü de ediyorsun. Ama yeniçerilerin bazıları hala fetih aşkıyla şey yaptığı için sefer düzenlemediği için düzenlenemediği için bir türlü artık isyan seviyesine geliyor. Bir adam Patrona Halil. Aa hocam nerenin patronuymuş bu dersen yanılırsın. İşte namı diğer kitabını o yüzden çıkardık. Patrona ne? Ne kardeşim? Lazım.

>> Heh. Gemilerde kaptanı ikinci kaptan derim ben buna. Patrona ne diyorum? Gemilerdeki ikinci kaptan gibi düşün. Onun altları var. Leventi var. Miçosu var. Böyle gidiyor ya kardeşim. Patron adam da zamanında bir yerde gemicilikte bir yerde çalışmış. Şey sallıyorum. Hayır hayır sal.

>> Tamam sallıyorum. Çırak olarak çalışmış. Sallıyorum bak ama adam hani bizde öyledir ya yani. E muhtar deriz adam muhtar mıdır belki? Değildir. Mesela başkan deriz adam başkan mı? Alakası yok. Hani böyle lakaplar takılır ya biraz abartılı lakaplar. İşte o zaman ne oluyor? Adama da Patrona demişler. Patrona Halil ne yaptı? E kendisine bir çevre topladı ve yeni çevrelerle beraber ayaklandı. Bu ayaklanmanın sonunda eski bir asker olduğu için ayaklanmanın isteğini de biliyor. 3. Ahmet dönemi sona erdi. Patrona Halil isyanı sonra özellikle o yapılan tüm yeniliklerin hepsi kaldırılmamıştır. Hayır kaldırılmadı. Mesela teknik yeniliklerin hiçbirine dokunmadı. Gidip matbaayı yakmadılar mesela ama sarayı yıktılar veya sarayı yaktılar. Sarayın bir bölümünü yıktılar. Çünkü eğlence sarayı orada ne olmuş? Temsil sembol olmuş. Yani Fransız İhtilali'nde de öyledir. Mesela Fransız İhtilali'nde de bazı yerler çok önemlidir. Bastil Hapishanesi mesela. O bir nedir? E tabii 80'lerdeki bizdeki Ulucanlar Cezaevi, Diyarbakır Cezaevi nasıl sembolse aynı mantık. Fransa'da Bastil Hapishanesi, burada Sadabat Sarayı ya. Çünkü buralar sembol. Oraları yıkmazsan o devrim olmuyor. İşte bunlara göre yapılan devrim. Ve 3. Ahmet indi. 1. Mahmut geldi. Şimdi 1. Mahmut'un olayı şu. Mahmut diyor ki güldük, eğlendik. Ee lan iki gün sonra adamlar gene savaşı ilan edecek bize. Kıpırdanma başladı gene Avrupa'da. Bir de Avrupa'dan düşün 12 yıl boyunca Osmanlı Devleti Lale Devri'ni yaşamış ve hiçbir şey yok. Askeri alanda ıslahat yok. 1. Mahmut ne yaptı? Hemen Kâğıt Boneval diye bir adamı getirdi. Fransa Macar asıllı Fransız subayı bu adam geldi. Tabii geldikten sonra ismini Ahmet olarak değiştirip Müslüman oldu söylenir. Tam emin değilim. Müslüman olduğu söylenir. Humbaracı Ocağı'nı kurup aslında var olan bir ocağı da söyleyeyim. Cevap ne oluyor?

İşte toplamı adam komtede Boneval'dan Humbaracı Ahmet oluyor. Humbaracı Ahmet'e bir de paşalık verdik. Çünkü Osmanlı Devleti'nde bilime hizmet etmen için Müslüman olma şartı var. Bunu birinci Abdülhamit kaldıracak. Yoksa kimse gelmiyor oğlum. Adamı zorla Müslüman yapacak hali yok ya. Humbaracı geldi. Humbara ocağının saati bir de hendeshane kurdu. Hendeshaneyi bilen var mı? Hendese ne demekmiş? Hendese. Mühendis. Kelimenin kökü o. E peki mühendis ne işe yarar? E top yapar. Tüfek yapar değil mi? Yeni yeni bir şeyler icat eder. Zaten bunun için alıyoruz. Hendesane teknik subay yetiştiren ve batı tarzında açılan ilk yapıdır. Bir daha söyleyeyim. Batı tarzında açılan ilk teknik okul nedir? Yazar. A. Mühendishane-i Bahri Hümayun. B. Mühendishane-i Berr-i Hümayun. Lan diyorsun ki lan ikisinden kesin biri. Zaten bilerek verirler ki bizim öğrencinin kafası hemen nereye gitsin? İkisinden birine gitsin. Bizde de işte anlatıyorum ya sözelcide de kafa ne? -3 var, +3 var. Kesin diyorum bunlardan. Cevap 0. Yani oluyor işte. Halbuki değil. Ama sen işte kafayı böyle çalıştırıyor. Adam seçeneği güçlü kılacak. O yüzden hendeshanenin olduğunu da unutmayalım. 1. Mahmut'la devam ediyoruz. Başla kardeşim.

>> Yok yok ilk başta ondan başlamayım.

>> İlk defa batı.

>> He ilk defa batı tarzında. Batı tarzı. Bak dikkat. Bu da batı tarzı. Farkı ne? Dikkat işte. Heh. Askeri ıslahatlar yapmıştır. Islahatlar yapmış. Zaten iki tane Mahmut var. İkisi de memlekete çok faydalı. Açık söyleyeyim sana. Hem 1. Mahmut hem 2. Mahmut. Devam.

>> İlk defa batıdan bir uzman.

>> İlk defa batıdan bir uzman getirildi. Bir uzman getirildi. Kimmiş bu gelen adam? Kimmiş bu yiğit? Comte de Bonneval yani hepimizin bildiği adıyla Müslüman olduktan sonra Humbaracı Ahmet. Humbara ne demek? Ateşli. Ateşli Ahmet. Anlaştık mı? Olay bu. Devam.

>> Batı tarzı.

>> Batı tarzı ilk teknik okul olan. İlk teknik okul olan ne?

>> Hendeshane açıldı. Hendeshane. A açıldı. Devam.

>> Kütüphaneler açıldı. El yazmaları toplandı. Doğru mu? Açıldı. El yazmaları toplandı. Bu da kültüre verdiği önemdir. El yazma. Eserler toplandı. Niye? Çünkü basılıyor ya artık. Artık el yazması kalmadı. E eldekiler artık numune olan oldu. Ya bugün bir el yazması eser bulsak ne kadar kıymetli değil mi? El yazması ya. E şimdi bunların hepsini şey baskı baskı mesela eee o dönemi anlatan bir el yazması eser bulsak paha biçilmez. Mesela Atatürk'ün Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün bir yerde bir el yazmasına denk gelsek. Bir safa gittik lan bakarken an Allah bu nedir dedik. El yazması olacak ama şimdi bizim kalemler kalem değil ki. Ulan yazar yarın siliniyor. O günden bugüne bir de kalmıyor biliyorsunuz. O yüzden kıymetlidir. 1. Mahmut kültürel bir bir şey yap. Not hadi bakalım. Not.

>> Osmanlı Devleti'nde söyle kardeşim.

>> Batı tarzında ıslahat yapan ilk kurum.

>> Batı tarzında ıslahat yapan ilk kurum mu?

>> Islahat yapılan ilk kurum.

>> He neymiş? Humbara ocağıdır. Değerli arkadaşlar bazı kaynaklar Humbara ocağının eskiden beri var olduğunu sadece ıslah ettiğini söyler. Bazıları da hayır bu ocak zaten daha evvelden hiçbir işlevi yoktu. Bu adam geldi de yaptı derler. O yüzden biz de bunu yapalım ama 1. Mahmut'tan çok Ahmet ve Selim soruluyor. Bir gün şu 1. Mahmut'tan biri bir gelecek. Adı da büyük bir ihtimal Mahmut olur. Onun şey ÖSYM'deki yazarımızın doğru mu Nazım? Mahmut olur. Ve Mahmut olduktan sonra bir tane lan benim kendi adaşımdan bir soru sorayım diyebilir. Evet. Şimdi Lale Devri önemli. 1. Mahmut önemli. 5 dakika aramız var. 5 dakika sonra devam ederiz.

Evet, geldik 3. Mustafa'ya. Nazım nasıl bilsin 3. Mustafa'yı çok anlatılmaz. Çok da soru gelmez ama son eee 5 senede bir defa gelmiş. Onu da ağırlık olarak ÖABT kısmında soruyorlar. Ama şunu da bilmek lazım. Yani ÖABT tarih demek tarih aynı şey. Bir gün ÖABT'ye gelenlerin hepsi bize de gelme ihtimali var. Mustafa ne yaptı? Mustafa da ıslahatçı padişahlardan çok anlatılmıyor. Çünkü bu dönemin iki tane adamı var. Selim ve Ahmet. O yüzden zaten buralara çok fırsat gelmiyor. Ama 3. Mustafa döneminde bana göre en önemli olaylardan bir tanesi kadrosu çok iyi. Koca Ragıp Paşa var, Tezahirli Gazi Hasan Paşa var. Hele bir de dışarıdan getirilen Baron de Tot var. Bu adam özellikle tersane hendeshanesini açıyor. Yani gemicilik teknolojisi ile alakalı hem donanma kurma hem de yeni nesil gemiler yapmak amacıyla bu üç tane adamın büyük çalışmaları olduğunu söyleyebiliriz. Yine bu dönemde bir iç borçlanma var. Şimdi bakın değerli arkadaşlar bu iç borçlanmanın adını bilmek zorundasınız. Ne? Esam. Esham. Peki bunu kelime kökünü bir araştırmak. Esam ne demek? Peki bu esam sistemindeki mantık şu. Osmanlı Devleti iç borçlanma yapıyor. Yani dış devletlerden değil de içerideki kuyumcudan, sarrafçıdan, önemli kişilerden, önemli devlet adamlarından borç para alıyor. E tabii ki borcu da devlet sözlü alacak hali yok. B Nazım 20 lira ver diyecek hali yok. Bunu bir kağıda yazıyor. Nasıl yazıyor? Yazıyor. Kuyumcu Nazım. Devlete ne kadar vermişsin kardeş? Bir yılına 100.000 altın vermişsin. Doğru mu? Devlet de sana bunun bir yıl sonrasında bunu 120.000 altın olarak ödemeye garanti ediyor. Yani sen ne kazanıyorsun bu işten? Para kazanıyor. Devlet ne oluyor? Zarar ediyor. Ancak sadece devlet burada iç borçlanma yapan kısa vadeli sorunları çözüyor. Bak kağıt bu. Sen bir yıl sonra bu kağıdı alıyorsun kardeşim. Saraya gidiyorsun. Defterdarlıktan bunu tahsil ediyorsun. Peki bu bir kişiyle başlarsa ne olur? Daha sonra Osmanlı Devleti bunun da şeyini aldı. Çünkü acil borçlanmada hiç borçlanmaya gidiyor. Daha dış borçlanma yok. Bu kağıdın adı Esam. Esam o zaman mantıken bir paranın yerine geçen kağıt ya. Bir karşılığı olan bir şey. E bugün karşılığı olan şeyin adı ne? Para. E o zaman bu gördüğünüz kağıt ileride kağıt paraya geçişinde ilk neyi sayılacak başkan? İlk temsili sayılacak. Paraya geçişin ilk temsili aşaması neymiş? Tabii ki gördüğünüz üzere buymuş. Yani ESAM sistemi Esam çıkar. Esam böyle bir özelliği var. Esam bir boşluk doldurmada verilebilirse 3. Mustafa döneminden bir kesit alır. İşte devlet şunu yaptı, bunu yaptı gitti iç borçlanma yaptı. Bu iç borçlanma kağıtlarına boşluğu verir. Esam adı verir. İşte sen o borç hani o kağıdın adını bilmek zorundasın. Yazar oraya bono yazar oraya mesela kaime. Öğrencine ne dedi? Kaime ulan kağıt parayı der yapıştır. Hayır. İç borçlanma diyorsa cevap esam olacak. Lütfen buna dikkat. Bu arada 3. Mustafa dönemi ile alakalı şunu da söyleyeyim. Yani 3. Mustafa döneminde gelen Baron de Tot 1. Abdülhamit zamanında da devam edecek. Çünkü Abdülhamit 3. Mustafa'nın bir özelliği var. Sonuçta bu adamlar belli bir sayıya geliyor ama Müslüman olma şartları vardı. Bilim insanlarının Müslüman olma şartlarını 1. Abdülhamit kaldırdı. Kendi giyim ve kuşamlarıyla devam etmeleri istedi. Çünkü biz onlara sarığı giydiriyoruz. Cübbeli giydiriyoruz. Adam aşağıda hani derler ya gavur an bu nasıl gavur? Adam aynı bizden biri oldu. Bunları kaldırdı mesela 1. Abdülhamit. Çünkü o da ıslahatçı parça. İstihkam okullarını açtı. Efendim levazım okullarını açtı. Döndü. Dikkat. Esam Kanunu 3. Mustafa çıkardı ama uygulaması 1. Abdülhamit yaptı. Döndü. Tersane hendeshanesini geliştirdi. Adını da Mühendishane-i Bahri Hümayun yani Deniz Mühendis Okulu'na çevirdi. Ama kökeni nerede? 3. Mustafa 1773. Sonra ismi ne oldu? Mühendishane-i Bahri Hümayun oldu. 1. Abdülhamit dönemi de önemli dönemlerden bir tanesi. Bence kimsenin cesaret edemediği. Şimdi ülkemizde 2. Abdülhamit çok bilinir ama 1. Abdülhamit denilen adamın şöyle bir lütfen dikkat edelim. Ulufe alım satımını yasaklıyor. Ne demek ulufe biliyor musun? Ulufe alım satımı. Ya bu yeniçerinin senedi değil mi? Yazıyor burada. Bak yazalım. Yazıyoruz. Nazım 1011 Nazım sen 1011'inci adamsın Yeniçeri Nazım Yeniçeri ocağına kayıtlısın 3 ayda bir ulufe maaşın yazıyor. Maaşın da bu kardeşim sen bunu göstererek alıyorsun çünkü sen ölmüş olabilirsin. Başkası senin yerine alabilir. Bu esame kağıdın senin. Doğum yerin yazıyor, yılın yazıyor. Ne zaman ocağa girdin? Ne yaptın? Bu alınıp satılabiliyor. Bunun da karşılığı var. Bu maaş kartı ya. Bu ayrıca ne? Maaş kartı. E peki ben ulufe alım satımını nasıl yapacağım? Yeniçeri. Eski yeniçeri de evlenmiş, baklanmış. Çocuğunun nişanı var, bebesinin sünneti var. E kızını evlendirecek para lazım. Ben ne yaparım o zaman parayı? Şimdi millet ne yapıyor? Gidiyor kuyumcuya. Doğru mu kardeşim? Altını güya altın borçlanıyor. Karttan çektirip takside böldürüyor. Adam da oradan komisyonunu alıyor. Bu da altının kalan parasını alıyor dönüyor. Böylece her iki tarafın da işi görülüyor. Ya bir yeniçeri esnafı ulufe satmak ne demek biliyor musun? Ben tüccarım. Nazım Yeniçeri. Nazım sen bana geliyorsun diyorsun ki ya Ramazan abi sen kuyumcusun diyor. Benim ulufe'mi al. Ulufe ne? 3 ayda bir. Ne zaman geliyor bunun maaşı? Atıyorum Ocak 26'da ilk maaşı. 4 maaşlık bana ulufe ver. Tamam mı kardeşim? Senin maaşın ne kadar Nazım? Atıyorum 3.000 akçe. 4 x 3.000 akçe 12.000 akçe. Tamam Nazım ben sana 10.000 akçe veremiyorum. Çünkü ben de bu işten kar elde edeceğim. Ben sana 10.000 akçe'yı veriyorum ama ulufe kağıdım bende, maaş kartım bende. Ne yapacağım o zaman ben? Her 3 ayda bir çekeceğim bunu. Çekeceğim, çekeceğim. Ne oluyor? Eee, 12.000 L. Yani 2.000 L. Lan benim senin gibi kaç tane yeniçeri var? O düşün bakayım. Hepsi Ramazan'a. Ramazan kuyumculuk. E 50 tane mi? E bunun da riski var. Ramazan Efendi ne güzel alıyordun ama. Nazım Eran ölebilir. Nazım Eran savaştan firar edebilir. Doğru mu Nazım? E bunlar da bu riske de giriyor. İşte ulufe alım satımını yasaklıyor. Neden? Esnafların hepsi nereye geldi? Saraya. Dediler ki kardeşim verdiğiniz maaş kartları bankaya gittik. Böyle bir karşılığı yok. E yani öyle anlatayım anlayın diye. Yani bunun bir karşılığı yok. Adam ulufe alım satıp şey ulufe'ye sıraya giriyor. Diyorlar ki bu adam şeyde öldü. Belgrad Savaşı'da öldü. Ne diyorsun sen ya? Diyor. Öldü abi. Ölen de şehit olmuş adam. Ne yapacaksın cenazede? Hakkımı helal etmiyor mu diyeceksin? He. E onu da diyemediğin için ne oluyor? Elinde patladı. Bu işte ulufe alım satımı esnafla halk yani halk dediğin esnaf. Esnafla sarayın arasını bozunca bunun üzerine ulufe alım satımını kim yasakladı? Bu adam yasakladı. E neyi yaptı biliyor musun? Bir de cülus bahşişi verme geleneğini kaldırdı. Hatırla Fatih Sultan Mehmet'ten beri gelenekti kaldırdı. L şu olaya bak ya. Bunun yaptığı birinci hep ikinci Abdülhamit diyoruz ama bunların başları var. Yani o ıslahatlarda o anda yeniçeriden cülus bahşişi vermeyi kesmek öyle kolay bir şey değil. 1. Abdülhamit bir gün sınavda gelir. Birinizden birine de denk gelebilir. Bunu bilmiyorum. Anca sınav günü hep beraber göreceğiz. Bu sene olmaz 2022'de gelir. 2023 ama 5 senede bir defa sormuşsa gene bir defanıza gelecek. İşte bunlar belirleyici sorular. Herkes ikinci Abdülhamit yaparken, herkes ikinci Mahmut yaparken, herkes 3. Selim yaparken bizim öğrencimiz ne yapacak? 1. Abdülhamit yapacak. İşte o yüzden bunu bu derste o kadar vurgu yaptığım yerlerden bir tanesi geldi ama gelince ne oluyor işte bundan sonra hep gelme ihtimali artıyor. Hadi bakalım Mustafa ve Abdülhamit'i işleyelim. Selim'e gelelim. Başla Mustafa'ya karşı üç tane adam vardı. Söyle.

>> Koca Ragıp. Evet.

>> Avrupa'dan.

>> Baron de Tot. Evet.

>> Devam edelim. Bir tane daha adam olacak.

>> Cezayirli. Cezayirli Gazi Hasan Paşa. Oho, adamım bu benim ya. Aslanlarla şey yapan bu değil miydi? Üç tane adam. Bunları birazdan size kitapta da göstereceğim. Devam.

>> 1773'te.

>> 1773'te dikkat tersane hendeshane açıldı. Hendeshane açıldı. Devam.

>> Esam sistemi kanunlaştı. Esam sistemi kanunlaştı. Bu devletin peki mantıken maddi açıdan zor bir durumda olduğunu göstermez mi? Peki bir şey söyleyeceğim. 1773'te ben tersane eee hendeshanesini açıyorsam 1774'te siyasi tarihte neydi? Küçük Kaynarca. Peki Küçük Kaynarca'da ne var? Dikkat edin. İlk defa savaş tazminatı ödüyor Osmanlı Devleti. O zaman Osmanlı'nın paraya ihtiyacı var mı? Nereden paraya ihtiyacı olduğunu anladınız mı? Bağdaştırdınız mı? O savaş tazminatından dolayı bu geldi ama uygulamasına ve Abdülhamit o savaş tazminatını Abdülhamit ödedi. Devam.

>> Topçu ocağını sürat topçularına çevirdi. Kanı gibi gitmek yok artık. Sürat topçuları ocağı kuruldu. Evet.

>> Maddelerimiz bittiyse o zaman 3. Mustafa'ya böyle bir sistem yapıyoruz. Not.

>> Sistem.

>> Esam sistemi ileride kağıt paraya geçişin temsil aşaması oluşturur. Kağıt paraya geçişin temsili aşaması olmuştur. Doğru mu? Evet. Çok güzel. Şu nota dikkat zaten işaretleme kısmında göreceğiz. Abdülhamit'le başlıyoruz. Başla kardeşim.

>> Cezayirli Gazi Hasan. Başka?

>> Halil Hamit Paşa. Baron de Tot. Devam. Devam. Islahatları devam etti.

>> Baron de Tot ıslahatları devam etti. Bir şey söyleyeceğim. Baron de Tot Müslüman oldu mu? Ahmet oldu. Comte de Bonneval oldu. Bu niye olmadı? Çünkü şart kaldırıldı. Dev bilim insanlarını ki bunu bilim insanı olarak kabul ediyor. Sonuçta teknik subay bu insanlardan iki şey kaldırdı. Bir istedikleri kıyafette çalışabilme özgürlüğü. İki ne kardeşim benim? Eee Müslüman olma zorunluluğu kaldırıldı. Devam. Esam sistemi uygulanmaya.

>> Evet, Esam sistemi uygulanmaya başlandı. Evet.

>> 1775'te temeli budur. Ama gerçek adı olarak neyi benimsiyor artık? Mühendishane-i Bahri Hümayun. Ne demek? Bahri bah ne demek? Deniz. Deniz mühendis okulu. Devam. Cülus bahşişi verme geleneği kaldırıldı.

>> Cülus bahşişi verme geleneği kaldırıldı. Evet.

>> Ulufe alım satımı.

>> Ulufe alım satımı yasaklandı. Ya bu çok önemli ya. O kadar önemli ki şimdi size böyle bir dakikada anlatıyoruz ama satımı yasaklandı. Birçok esnaf atılacaktır. Bu yüzden. Evet. Devam.

>> İstihkam ne demek? Levazım. Şey değil mi?

>> He. O kadar askere gittin ya. Hatırla yani o bir ayda neler öğrenmişsindir.

>> Kazanlar cephe değil mi?

>> Evet. İstihkam bölük. Evet. Yol açarlar genellikle. Evet. Aynen öyle. Maşallah. Bir ayda devletimiz sana hemen her şeyi öğretmiş. Bedelli de yapsan. Biz bedelini ödedik kardeşim. 2006 Tokat'ta 313 kısa dönem canım. Bedelini ödedi.

>> Nerede bedelini ödedin? Sen parasal ödedin kardeşin bedeniyle canıyla ruhuyla oradaydı. Devam. Bilim insanlarının kendi kıyafetleri kendinde kalarak.

>> Bilim insanlarının kendi kıyafetleriyle.

>> Ve dinleriyle.

>> Çalışmasına müsaade edildi. Evet. Alalım bir notumuzu.

>> İkinci 3'üncü.

>> 3. Mustafa dönemindeki getirilen Baron de Tot. Evet.

>> Bahri Hümayun'un açılmasında.

>> Mühendishane-i Bahri Hümayun'un açılmasında etkili olmuştur. Demek ki artık yabancı bilim insanlarından faydalanıyoruz. Geldik 3. Selim'e. Şehzadeliğinden beri Fransız hayranı. Hatta Fransa kralı onun mektup artırı bak mektup. Mektup. Fransa kralıyla mektuplaşıyorlar. Düşünebiliyor musun? İleride ben başa geçersem ne yapayım? E Fransız, Fransa kralı da şunu diyecek diyor ki, "Oğlum, İngiltere donanmasını yapsana. İşte Prusya'nın yasalarını alsana" diyecek. Hal ne diyecek? E bizim donanmamız iyi, bizim kanunlarımız iyi, bizim askerimiz iyi. E adam Fransa tabii ki ne olacaktır? Ne olacak ya? Tabii ki Fransa kendi şeyini söyleyecek Selim'e. E Selim etkilenecek, başa geçecek. Başa geçtikten sonra örnek aldığı devlet hangisi? Fransa. Peki askerlerin arasında Fransız giyimi, Fransız kuşamı, Fransız tüfeği hepsi Fransız olacak. E mantıken her şeyimiz Fransız olduğuna göre biz nece konuşacağız? Yabancı dil. Fransızca. Çok güzel. O zaman Osmanlı Devleti'nin ilk yabancı resmi dili sadece askeri okullarda okutulmak için Fransa. Demek ki bizim Fransa'yla aramız iyi. İyi de birazdan bozulacak biliyorsunuz. Bu çünkü Mısır'a saldıracaklar. E biz Selim zamanında radikal değişiklikler görüyoruz. Devlet hani o ıslahattan ziyade hani inkılap tarzı biraz daha kökten değişiklikler görürüz veya Lale Devri'nin tam anlamıyla tamamlayıcısı olarak gör. Dikkat Lale Devri'nin tamamlayıcısı Selim'dir. Yani Ahmet'in tamamlayıcısı o yüzden ÖSYM iki adamdan birini soruyor. En son kimi sordu? Selim'i sordu. O zaman ben neye dikkat edeceğim? Ahmet'e. Düşme Ahmet'im. Heh. Biliyorsun değil mi? Ahmet'e dikkat edeceğim. Selim önemli ama soru geldiği için ha işte gene sorar mı? Sorar ama Ahmet o üç sınavdan birine yani Lale Devri'nin gelme ihtimali daha çok arttırmış. Bu benim gözümde. Ha sınava girdiğimiz zaman hep beraber göreceğiz. Eğer devlet 18. yüzyıl ıslahatlarından soru sormak isterse Selim'i bilmeden olmaz. Çünkü Selim'in hem radikal değişikliği hem de yaptığı tüm ıslahatlara bir isim vermiş. Yeni düzen. Ne demek onun adı? Nizam-ı Cedid. Yah Nizam-ı Ced deyince hemen aklınıza ordu geliyor biliyorum ama Nizam-ı Ced yapılan tüm ıslahatların adına Nizam-ı Ced mesela bir örnek vereyim. Hani dedik ya Ahmet'in tamamlayıcısı Selimdir. Ahmet zamanında özel matbaa burada devlet matbaası. Ahmet zamanında geçici elçilikler burada kalıcı elçilik. Bak birbirini tamamlıyor. Örnek ilk kalıcı elçimiz geçici elçiliklerin içinde olmayan İngiltere yani Londra'yı açıyoruz. İlk kalıcı elçimizin de adı çok önemlidir burada. Yusuf A efendim. Hatta ben bir örnek daha vereyim. 3. Selim ıslahat yapıyor ya. Islahat yapmadan önce layihalar hani raporlar topluyor. Bunu Koçu Bey'de de gördük. Bu biliyorsun layihalar 17. yüzyıldan itibaren artık yazılıyor. Ama yazmak mesele uygulamak mesele. 4. Murat çok uyguladı. Sert uyguladı. Şimdi Selim de o layihaları meşveret meclisi diye ta Orhan Bey döneminden beri toplanan bu meşveret meclisini niye yanlış anlatıyor millet? Ben anlamıyorum. Meşveret ne demek abi? İstişare kökü yani bir şey konusunda devletin karar verme. Devlet nasıl karar veriyor toplanıp karar veriyor. Orhan Bey döneminde yok muydu yanında iyi adamlar? Bugün devletimizin veya herhangi bir devlet sizce kafasına göre karar alabilir mi? 50 tane fikir sunuluyordu. Onlar nasıl en iyisi bulunmaya çalışıyor? Dikkat meşveret meclisini aktif hale getirdi. Layihaları topladı. Ama birinin layihası çok önemli. Nasıl Lale Devri'nde hatırlayın şey vardı. E 28 Mehmet Çelebi Paris'e gitti sefaretname yazdı ya. Selim de Ahmet'in yolundan gitti. O da Avusturya yani Viyana'ya bir elçi yolladı. Ebubekir Ratıp Efendi dikkat bu adam. O da sefaretname yazdı. Bunun özellikle Avusturya ordusundaki gelişmiş silah teknolojisi ve özellikle asker ıslahatlarında hani onu da aldı. Demek ki Ebubekir Ratıp Efendi'nin yazdıkları da Selim'i etkilemiş. Nasıl 28 Mehmet Çelebi'in etkiledikleri yazdıkları Ahmet ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa yani Lale Devri'ni etkiliyorsa Ebubekir Ratıp Efendi Avusturya'ya gitti o da yazdı geldi. Demek ki ıslahatlar öyle keyfine yapılmıyor. Belirli bir eldeki rapor yani layihalara dayandırılarak yapılıyor. Bunu da bilelim. Selim Nizam-ı Cedid adında bir ordu kurdu. Şimdi ordu çok güzel ama ordu Fransız gibi. E Fransa da Mısır'a saldırdı. E biz kendi ordumuzu Akka'da kuşatmak için Cezayirli Ahmet komutasında Nizam-ı Ced ordusunu gönderdik. Akka'da durdurduk. Dikkat. E tamam da Fransızlar sanki Fransızlarla karşılaşıyormuş gibi oldu. Çünkü her şeyimiz aynı. Biz yendik. Bizde artı iman var biliyoruz. Onlarda yok. Eee biz yendik Nazım. Biz yenince ne oldu Nazım? Napolyon'u durdurduk. Fransa'yla aramız kötüleşti. İlk defa İngiltere ve Rusya'dan denge politikasıyla Fransa'ya karşı destek istedik. Bak bunların hepsi buna sebep oldu. Ha sonra aramız tekrar düzeldi. Niye? İşte Elariş diye bir anlaşma anlaşması. Mısır'dan çıktılar ama Fransa bizim en büyük dostumuzdu en büyük kapitülasyonlar onlara veriyorduk. Bir tane mahkeme bile kurduruyorduk. Bu adamlarla çatışmamız iyi değil. Bakın 3. Selim örnek aldı Fransa ve Nizam-ı Cedid ve Nizam-ı Cedid ordusunun ilk ve son başarısı Napolyon'a karşı Akka savunmasıdır. 1 2 2 2. Yeni bir ordu yeni bir masraf demektir. E şimdi bu ordunun da bir masrafı olacak. Bu ordunun masrafının karşılanması amacıyla da İrad-ı Cedid ne demek? Yeni hazine. Yeni hazine kuruldu. Peki bir şey söyleyeceğim. Ben yeni hazine kuruyorsam gene halktan ne isteyeceğim? Kimden isteyeceğim ya? Fransa kurban olum seninkinin aynısını taklit ediyoruz. Biraz para ver de şunu kurayım diyebilir misin? Onların içinde masrafı gene halktan toplanıyor. Yepyeni bir hazine. Bir iç hazine vardı, bir dış hazine vardı. Şimdi de ne var? Nizamiye Ced hazinesi var. E halktan yeni vergiler toplanınca ne oluyor? Halkta da sıkıntılar baş gösteriyor. Adam 1. Abdülhamit zamanında açılan Mühendishane-i Bahri Hümayun yerine değil de yanına öyle söyleyeyim. Bu sefer de kara mühendishanesini açıyor. Yani Mühendishane-i Berr-i Hümayun'u açıyor. Ber ne demekti? Kara. E kardeşim 3. Selim zamanında kara borsacılıkla mücadele var. 3. Selim zamanında yerli kumaş zorunluluğu getiriliyor. 3. Selim zamanında Şeyhülislam'ın yetkileri kısıtlanıyor. Selim devlet otoritesini tekrardan teşkil etmek için gerçekten büyük mücadele ama Selim işte bir tane adam Kabakçı Mustafa. Yani eee eskiden nargileler kabaktan yapılırdı arkadaşlar. Hani vardır ya kabak tadı geldi. Ha niye gelmiş o kabak tadı? O gidiyor gidiyor gidiyor. En sonunda o kabağın tadı geliyor. Yani nargile bitince ne olur? Sizde de olmuyor mu? Nargile için arkadaşlar bilirler. Nargile çekersin, çekersin, çekersin. Hatta bazı bir çeker suyu gelir yani ağzına. Aynı mantık kabak tadı gelmekten kastettiğidir. Kabakçı kabak yaptığı için değil. Anlaştık mı? Ya da kafası kabak olduğu için değil. Bundan dolayıdır Kabakçı Hanım. Peki nargile sürekli nargile içen bir adam. Selim böyledir. Selim şöyledir. Böyle vergi mi olur? Eskiden üç tane nargile içiyorduk. Şimdi haftada bir döndük. Şudur budur zaten. Hakka la yana Kabakçı Mustafa önderliğinde toplandılar. Bir eski dahi titri olması lazım. Hamda yani hamamcılıkta falan da yapıyor. Çevresi de çok yor. Her gelen buna yıkanmış herhalde. Eee topladı etrafa. Yürüdüler. Selim'i indirdiler. Peki Selim'i indirip kimi getirdiler? Bilen var mı? Kimi getirdiler kardeşim? He bilmiyorum. Bir bakayım. Selim indikten sonra Mahmut mu geliyor? Nazım Efendi. Bir bakayım. Hadi Nazım'dan yeni bir araştırma konusu aldık. Bakalım 3. Selim indikten sonra acaba Mahmut mu geliyor, başka biri mi geliyor? 36 padişahı ezberlemek hiç kolay değildir.

>> Bir bakayım. He şimdi hatırladın değil mi? Kim geliyor? Mustafa'lardan biri mi geliyor yoksa?

>> Çok heyecanlı çünkü 1807-1808 olması lazım.

>> Kalıyorum. O.

>> Tamam ben bilmem. Sen bakacaksın bak. Tarihçi hemen araştırıp bak ben hayatım boyunca bir yerde bir parkın ismine denk geliyorum. Hemen araştırırım. Ve 4. Mustafa. Bak burayı herkes atladığı için sıkıntı. 4. Mustafa'yı tahta çıkarıyorlar. Selim ama ne yapıyor? Öldürülmüyor. Dikkat. Selim Kabakçı Mustafa Paşa isak Mustafa Paşa Kabakçı Mustafa'dan sonra öldürülmüyor ama nereye getiriliyor? Sarayda duruyor. Kendisi neyzen zaten. Neyzen. Suzidilara diye bir makam mı vardı? Hatta onunla ilgili şeyler. Ne adam neyi çalıyor zaten? Neyi çalmak bambaşka bir dertte adam Mustafa'yı şimdi Alemdar Mustafa Paşa diye bir adam var. Mustafa'yı indirip tekrardan Selim'i getirmek istiyor. Dikkat yeniçeriler Selim'i tekrardan basıyorlar. Selim'i öldürüyorlar. Adam en son neyle savaşıyordu? Bak neyle derken? Neyle yani onunla savaştı yani. Neyle kılıç bir olabilir mi en son? Tabii ki öldürüldü. Mahmut. Küçük Mahmut. Onu da hizmetkarlar kaçırdı. E Mustafa da gitti. E geriye bir adam kaldı Mahmut. O yüzden Ali Emdar Mustafa Paşa kimi çıkarttı? İkinci kez 2. Mahmut'u tahta çıkardı. Orası çok karışıktır Osmanlı Devleti'nin. Yani Selim'den sonra Mustafa gelip Selim'in öldürülmemesi. Ardına Alemdar Mustafa Paşa'nın Selim'i tekrardan geri getireyim derken Selim'in yeniçeriler tarafından sarayda öldürülmesi ardına 4. Mustafa'nın tahttan inip Mahmut'un gelmesi. Ya kime niyet kime kısmet? Anladın mı? Kısmet. Kısmet niye kısmet diyorlar? Kısmet niye kısmet diyorlar? Lan en büyük sen olursun da ölürsün. Küçüğü geçer. En büyük sen olursun da zehirlenirsin. Küçüğü geçer. Kesin ben geçeceğim ya. Benden başka zaten şehzade yok dersin. Atlan düşersin abi. Kısmet, talih, baht, saadet. Bunların hepsinin gerçek adı neydi? Kurt işte. Mahmut bekliyor muydu padişah olmak? Bir anda Mahmut oldu. Olacak işte ya. İyi ki de oldu. Osmanlı Devleti'nde büyük reformların sahibidir Mahmut. Evet. Selim'i yapacağız. Selim'i yazalım kardeşim. Selim de özellikle Nizam-ı Ced ordusu. Mühendishane-i Berr-i Hümayun. Fransızcanın resmi dil ilan edilmesi, Fransa'nın örnek alınması, yapılan tüm ıslahatların Nizam-ı Cedid olması, hazinenin adının İrad-ı Cedid olması senin bilmen gerekenlerdir. Yoksa daha Levent ve Selimiye kışlaları yapıldı. Yeniçeri için zaten yeniçeri ileride Mahmut bu kışlalardan kaldıracak onları. Kışlalar yapıldı onlara. Biraz da burada amaç ne? Kışlada toplu halde bulunsun ki ileriki zamanlarda inanın bak ben bunu düşündüklerini bir tahmin edebiliyorum. Levent ve Selimiye kışlalarının yapılması farklı amaçları var. Selim fark ettiyseniz Nizam-ı Ced ordusunu kim kaldırdı? Gene Yeniçeri kaldırdı. E Yeniçeriye bir de ben ödül vereyim gel sana yeni bir kışla yaptım diye. Olacak iş mi ya? Burada farklı şeyler dönüyor. Sonraki Mahmut'un bunu kaldırmazsan anlıyorsun. Evet Nazım. Nazım iyi misin lan sen?

>> Nazım arkadaşımız nöbetten çıktı arkadaşlar. Gece boyu iyi miydi?

>> İyi miydi gece? Şimdi nöbette kaç tane geliyor ortalama röntgen hastası? Yani kaç yani tahminim? En son mesela en fazla kaç kişiye MR aldın?

>> 100 mü? Günde.

>> Eskiden böyle mi? Hep mi böyleydi?

>> Ankara'nın nüfusu.

>> Ankara'nın nüfusu canım. Allah razı olsun. Yani bir trafiğe çıkıyoruz İstanbul'u geçtik canım. Milim milim gidiyor artık. Sevgili yetkililer sizlerden rica şu Ankara'nın trafiğine çözüm buldum. Vallahi İstanbul'u geçtik. İstanbul'da gidel bize güler hale geldi. Esen böyle değildik biliyorsun yani.

>> Arkadaşlar Ankara'da yarım saat kuralı var. Bir şey yarım saatten fazla gitmezler. Asla. Şimdi Nazım geldi bana dedi ki Beypazarı'na kaç dakikaya gidiyor? 45. Yok çok sak Ankara'da yarım saat var ya artık artık normalleşti. Ne yarım saat? Adam bir saat diyorsun artık artık normal gelmeye başladı. Ankara kötü vallahi. Allah bütün felaketlerden korusun. Çünkü Ankara daha güvenli şehir olduğu için biraz daha gelen kitle artıyor. Ya koca Mustafa Kemal Paşa he boş mu yaptı Ankara'yı başkent? Yok muydu onu? Bir Ankara halkı bana destek verdi. Ben bir Ankara'yı başkent mi yapayım dedi. Niye başka haklar da destek verdi. Niye Ankara? Bazen bizim göremediklerimizi o işte liderlik 100 yıl sonrayı görüyorlar. 200 yıl sonrayı görüyorlar. İşte İstanbul'un neden başkent alınıp Ankara'ya verildi de zaman da anlatırım. Boş yere verilmedi bu kent. O zamanlar kasaba bile değildi ya. O kadar 25.000 nüfuslu bir yer sence başkent yapılır mı ya? 25.000 nüfusu vardı. Ulus an ibaretti Ankara. Niye Ankara'ya başkent yaptı Mustafa Kemal? Keyfine mi yaptı ya? İşte bu kadar ileri görüşlü bu adam işte. Bir de bir şu başımıza gider ileri görüşlü olsa da şu problemleri bir çözse yani Mustafa Kemal'in 100 yıl önce yaptığı şeyi yapamıyoruz. Yolu yapamıyoruz Ankara'da. Vallahi billahi ya. Şaka gibi ya. Vallahi kim yapıyorsa ister belediye ister karayolları kimin suçu varsa herkes birinden bekliyor. La yapsanıza oğlum. Millet trafikten artık işe eve gelemiyoruz ya. O denli oraya oldu ya. Sat balık pırtı git Silifke'ye. He ek domatesin arı.

>> Yaptım arı. Hadi başla bakım bir çizelim.

>> Yaptığı tüm ıslahatları.

>> Yaptığı.

>> Tüm ıslahatları. Evet. Islahatlara Nizam-ı Cedid ne demekmiş kelime manası? Yeni düzen adı verilmiştir. Evet kardeşim.

>> Islahatlarında Fransa'yı örnek almıştır. Fransa'yı örnek almıştır.

>> Evet. Radikal yönde, sıra dışı yani radikal yönde ıslahatlar yapmıştır. Ben bir şey anlatayım hemen. Bizim Dumlupınar Üniversitesi mezunuyum ben. Kütahya'dan ve başka üniversitelerdeki öğretim üyelerinde de dinliyorum çoğu zaman. Arkadaşlar ıslahat demek Selim demek. Daha önceki Lale Devri'ni de biraz katıyorlar ama ağırlık ıslahat deyince ve demokratikleşme ve yenileşme hareketleri 3. Selim'den başlar. Bakın eski bütün kitaplara bakın. Hepsi 3. Selim. Hiç 17'de Tarancı'yı alan yok, Osman'ı alan yok. Onlar ıslahat mı diyorlar ya? Yani onlar ıslahat. Çünkü bu adam daha daha moderne ve daha kalıcılığı. Birkaç tanesi gitti ama genel manada kalıcı. Devam. Kabakçı isyanı.

>> Dönemi. Kabakçı Mustafa isyanı sona erdirmiştir. Çok ilginç ilginç adamların şeylerini görüyoruz ha. İsyanlar garip garip adam Kabakçı Mustafa ne ya? Peşinden giden de var sıkıntı ama işte o günkü buhranı bilmiyoruz belki o Nizam-ı Ced'in o vergi İrad-ı Ced meselesi yüzünden bu çıktı vermek istediler. Hak vermek istemedi. Orada gaza geldi. Bir anlık oluyor bu işler. Hadi bakalım bu dönemde yapılan ıslahatlar.

>> İlk kalıcı elçilik.

>> İlk kalıcı elçilik Londra'ya açılmıştır. Bir sınavda geldi. Nereyi sordular? İlk kalıcı elçiliğin yapıldığı yer Londra. Londra'ya açıldığı ilk kalıcı elçimizi de yazalım. Bu da iki defa sınav sorusu oldu. Yusuf Agah Efendi iki defa sınav sorusu oldu. Peki devlet bu kalıcı elçiliği sorunca Adana şıkkına ne veriyor mu? 28 Mehmet Çelebi. 28 la oğlum kalıcı diyor. Kalıcı. Sen sınavda soruyu tarih sorusunu doğru okuyan herkes soruyu yapar ama üst paragrafı doğru okumuyorsunuz. İlk mi diyor sonra mı diyor? Söylenebilir mi söylenemez mi? Ulaşılabilir mi, ulaşılamaz mı? Arkadaşlar o beyin yorgunluğuyla tarih soruları çok hızlı okunuyor. Hele bir de bur kalıyor burada 45 dakika meselesi. Aman diyorsun ben bittim yapamayacağım alakası yok. Sorunun üst kısmını doğru oku yeter. Yapacaksın merak etme. Devam.

>> Meşveret meclisleri aktif hale getirdi. Yani devlet adamlarından görüş alınıyor sürekli. Evet.

>> Bilim insanlarından Barakar. Bilim insanlarından ya da devlet adamlarından layihalar istendi. Layihalar istendi. Evet. Nazım talim yapma zorunluluğu.

>> Yeniçerilere talim yapma zorunluluğu getirildi. Talim yapma zorunluluğu getirildi. Demek ki talim malim yapmıyormuş la bunlar. He.

>> He.

>> Zahire nazırlığı. Zahire ne demek? Nazırlığını kurarak kara borsacılığın önüne geçmeye çalıştı. Demek ki burada bir sıkıntı var.

>> Evet. Önüne geçmeye çalıştı. Evet.

>> Sarayın içindeki 6.

>> Sarayın içinde bu da ekonomik bir sıkıntının olduğunu göstermiyor mu? İçindeki altın ve gümüşler eritilmiştir. Demek ki büyük sıkıntı var. Lazım. Gümüşler eritilmiştir. Çünkü kendisinin dönemine doğru iyice Osmanlı'yı dağılma dönemine giriyor. Evet.

>> Matbaa-ı Amire adında devlet matbaası kurulmuştur. Devlet matbaası kuruldu. Evet.

>> Mühendishane-i Berr-i Hümayun kuruldu. Mühendishane-i Berr-i Hümayun kuruldu. Ber ne demekti? Kara. Berri Hümayun kuruldu. Söyleyin bakayım bana. Eski derslerde içinde ber kelimesi geçen unvan neydi Murat? Neydi? Hangi padişaha biz içinde ber ve bah geçen bir unvan verdik? Söyle umuman lazım.

>> Sessiz. Sesli. Sen şimdi konuşuyorsun orada. Çok sessiz geliyor. Ses söyle.

>> Hakan.

>> Söyle. He. Hakan Berreyn, Sultanül Bahreyn. İki denizin ve iki karanın hükümdarı kimdi bu? Fatih Sultan Mehmet. Güzel. Devam et la Nazım.

>> Fransızca sadece askeri okullarda.

>> Fransızca sadece askeri okullarda ne olmuştur?

>> Evet. Okullarda ilk yabancı resmi dil olmuştur. Resmi dil oldu. Devam. Selimiye kışlası.

>> Levent ve Selimiye kışlaları yapıldı. Selimiye kışlaları yapıldı. Evet.

>> İslam yetkileri kısıtlandı.

>> Şeyhülislam'ın yetkileri kısıtlandı. Demek ki ilmiye sınıfı çok müdahale ediyor devlete. Şeyhülislam'ın yetkileri kısıtlandı. Evet.

>> Yerli malı teşvik edildi. Artık kapitülasyonların etkilerini çok net daha görüyoruz. Yerli malı kullanımı teşvik edildi. Bunlar zaten artık klasik edildi. Evet.

>> Yeni bir ordu kuruldu.

>> Nizam-ı Cedid adıyla yeni bir ordu kuruldu. Dikkat.

>> Evet. Bu ordunun masrafının karşılanması amacıyla İrad-ı Cedid. Bu ordunun masrafının karşılanması amacıyla ne olmuş bakıyoruz? İrad-ı Cedid hazinesi kuruldu. İrad-ı Cedid hazinesi kuruldu. Arkadaşlar bu soru da geldi iki defa. Neyi sordular? Şöyle sordular. Direkt Nizam-ı Ced ordusu demediler. 3. Selim zamanında kurulan ordunun masrafı. Çünkü Nizam-ı Ced yazınca çocuk zaten kafadan İrad-ı Ced yapıyor. Bir daha söyleyeyim soru nasıl gelebilir? 3. Selim zamanında kurulan modern bir ordunun masrafları orada Nizam-ı Ced demeyebilir. Sen onun İrad-ı Ced hazinesi olduğunu bilmek zorundasın. Not:

>> Nizam-ı Ced'in.

>> Nizam-ı Ced'in yani ordusunun ilk ve son başarısı Napolyon'a karşı. Lan Napolyon'u durdurmak da kolay değil. Lazım lan. Ne diyorsun? Karşı neymiş?

>> Akka savunmasıdır. Zaten burada başarılı oldu ya. Nizam-ı Ced hemen Yeniçeri kıskandı. Kıskandı. Başarılı olmasın değil, başarısız olmasını istiyordu. Ama başarılı olunca tabii ne oldu? Şimdi iki gün sonra bizi de sefere götürdüler, savaşa götürdüler diye bu orduyu kaldırmayı tercih etti. Artık Yeniçerilerin artık şeyi kalmadı. Ne devlet hükmünde ne halkın hükmünde. Bakın zaten halk destek vermese asla kaldırılamazdı. Mahmut saatlerini anlatacağım. Var mı sıkıntı? Nazım. Nazım neyin var ya? Vallahi sen hiç iyi değilsin. Ha bir de ben senin röntgenini çekeyim. Dur bakayım. Naz yoruldun tabii canım. Gece nöbeti kolay mı? Allah tüm gece nöbetine giden sağlık özellikle sağlıkçı arkadaşlarımıza veya gece mesai tamam mı? Allah gündüzü çalış geceyi uyu yarışır. Biz ne yapıyoruz? Tam tersine gece mecbur çalışıyor insanlar. Gündüz e şeyciler yok mu? Güvenlikçiler, askerler, sağlıkçılar, polisler yani ne kadar zor işler. Öyle bize ne kadar basit geliyor değil mi? Bazen alakası yok. Allah hepsinden razı olsun. Evet, buraya başladık. 18. yüzyılda dikkat ne örnek alınmıştır? Batı. 1 2 Buraya kadar geldik. Şunları bilmek zorundasın. Neydi bunlar? 3 1 3 1 3 Say bakalım Murat.

>> Ahmet Mehmet. Oğlum komşuların adını say. Evet. 3. Ahmet, 1. Mahmut, 3. Mustafa, 1. Abdülhamit ve 3. Selim dikkat. Size sınavda soru gelirse büyük ihtimalle ya Ahmet'ten ya Selim'den en son kim geldi? Selim o zaman buradan bir tane Ahmet sorusu gelme ihtimali Selim'e göre daha yüksek olabilir. Geldik buraya Lale Devri ne ile başlar? Pasarofça ne ile biter? Patrona. Bakın iki hecesi de pa ile başlıyor. Pa, l. Tamam. Bak bu da dört şey iki heceli değil mi kardeşim? E bu da ik. Böyle yapacaksın. Geldim. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Lale Devri'nin ünlü sadrazamı kimdir diye geldi. Gene gelebilir dikkat. Bunu bilmemiz lazım. Tamam. İndik indik indik aşağı. Levni'yi de sordular şurada. Dikkat Levni de geldi. Demek ki aslında bayağı bir soru artık tükeniyor. Bu da ne oluyor? İster istemez biraz daha derine yerleştiriyor. Şimdi geldik ıslahat yapılmamış. Hangi anlamda? Ama askeri bir ıslahat yok. Şimdi buraya dikkat. İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi'nin Osmanlı ülkesine getirdiği yenilik ne diye sorarlar. Cevap matbaa. Matbaa nerede? Matbaa. Matbaa. Tamam. Peki matbaada basılan ilk eser Vankulu Lügatı. Gene geldi. Devam ediyorum. İlk geçici elçilikler arasından lütfen dikkat. Bak bazen her şeyi bilmenize gerek yok. Ben dördünü bileceğime Londra'yı bilirim daha iyi. Londra var mı? Londra kalıcı da var. Geçici de yok. Geldik buraya. Batıya açılan ilk penceremiz ne? 28 Mehmet Çelebi'nin neymiş kardeşim? Paris Sefaretnamesi. Çiçek aşısının getirildiğini biz kimden öğreniyoruz? Bir kadından. Türkiye Mektupları adındaki eserinden öğreniyoruz. Tulumbacılar Ocağı bir askeri ıslahat değildir. Adı üzerine neymiş? İtfaiye. Tulumbadan zaten biliyorduk. Geldik buraya. Geldik. Geldik. Geldik. Geldik. Birinci Mahmut. Hah. 1. Mahmut'ta ilk defa batı tarzı askeri ıslahatlar yapan Osmanlı padişahı kimmiş? Mahmut. Mahmut'un batıdan getirdiği ilk adam Comte de Bonneval Müslüman oldu. Ahmet Humbara ocağını kurdu. Humbaracı Ahmet oldu. Hendeshane de yine batı tarzı açılan ilk teknik okul diye geçiyor Osmanlı Devleti'nde. Bunu da böyle bilelim. Geldik buraya. Mustafa çok sorulmayan ama bir gün sorulursa özellik de şu neymiş? Esam. Esam'ın özelliği ne? Esam sistemi ileride kağıt paraya geçişin temsil aşaması. Dikkat bir sınavda geldi. Şimdiye kadar Esam sorulmadı zannetmeyin. Soruluyor. Padişah vermiyor. Özellikle bu iç borçlanmanın adı ne diye soruyorlar. Ve bir de neye sebep? Ne? İlk temsili kağıt para. Geldik buraya. Abdülhamit'le aynen gelen bir adam devam etmiyor mu? Baron de Tot. Baron de Tot. Devam. Peki Mühendishane-i Bahri Hümayun buradaki adı neydi? Tersane hendeshanesinin değiştirilmiş ve gelişmiş adıdır. Geldik buraya. Selim yaptığı tüm ıslahatlar Nizam-ı Cedid. Örnek aldığı devlet Fransa. Hangi isyanla sona eriyor? Kabakçı Mustafa. Dikkat. Son zamanlarda.

İki sınavda geldi. Hangi isyan? Şu iki isyanı bilin. Lale Devri'ni bitiren isyan Patrona Halil. Bunu bitiren isyan 3. Selim'i Kabakçı Mustafa. İlk kalıcı elçiliği biz Londra'ya açtık. İlk kalıcı elçimiz de kim? Yusuf Agah Efendi. Lahyalar 17. yüzyıldan beri padişahlara sunulan raporlara verilen isim. Geldik 3. Selim zamanında ne yapılmış? Mühendishane-i Bahr-i Hümayun ait. Fransızca ilk yabancı resmi dilimiz mi? Evet. Peki Nizam-ı Cedid ile de bir ordu kurduk mu? Kurduk. Bu ordunun masrafını karşılamak için ne kurduk? İrad-ı Cedid. Bazen de bu ikisini ne olarak verebilirler? Boşluk doldurma olarak verebilirler. Dikkat. Nizam-ı Cedid ilk ve son başarısını kime karşı aldı? Napolyon. Ama nerede aldı? Bunu sordular. Bak bu sınav sorusu oldu. Nerede aldı? Akka'da aldı. Biz bunları bileceğiz. İşte 18. yüzyıl bu. Geçiyoruz. Neye? Tabii ki 27 adet sorumuza. Hadi bakalım bir de sorumuzu yapalım. Şöyle iyi mi kardeşim?

"Sana doğru."

Buyurun. Çok teşekkür ederim bizleri böyle yönlendirdiğiniz için Murat Bey. Evet geldik buraya. Şu vurgulayıcıydı değil mi? Başlayalım bakalım. Evet değerli arkadaşlar 27fimiz. Bakalım kaç tanesini yapacağız. Bunun başlığı niye böyle lazım? Bunun başlığı bu değil ki. Bunun başlığı Osmanlı Devleti gerileme dönemi. Bu yeni başlıkları kullanmıyoruz biz. Bunların başlığına gerek yok. Bu başlıklar yanlış.

"Gerileme dönemi."

Gerileme dönemi ya. Bunun ne alakası var? Değişen dünya dediler Osmanlı ne alakası var yani? Hiç bizim mebe vallahi yemin ediyorum bazen şunu değiştirince şey değişiyor, fikri falan değişiyor ya da Selim falan değişiyor zat. Biraz daha kolaylaştıralım. O yüzden TYT'den gelen arkadaşlar başlık sıkıntısı yaşıyor. Dünya gücü Osmanlı yükselme işte bizim eski yani 72 yıldan beri yükselme idi adı. Bu değişti. Aman aman aman. Sen değişene kadar çocuğa doğru öğret. Bizim tek derdimiz o. Lale Devri hangisiyle girdik ya? Hatırla 1718 Pasarofça değil mi? O yüzden bu sınav sorusuna dikkat. Ne ile girdik? Ne ile sona erdik?

Şimdi yukarıda verilen sözler aşağıdaki Osmanlı padişahlarından hangisine aittir? Bakıyoruz. Kadim dostumuz olan Fransa topraklarımıza saldırmış. He kadim dostumuz Fransa. Nerede saldı? Zaten bir kere saldırdı. O da Mısır. Hakka. Bir yandan devletimin kaybettiği toprakları geri alma mücadelesi verirken diğer yandan Avrupa devletleri arasındaki rekabet ve mücadeleden yararlanarak ülkemin toprak bütünlüğünü korumaya, devletimin geleceği için değişen dünya gelişen şartlarına göre dikkat lan buraya kadar anlama şansın yok lan. Her padişah söyleyebilir bunu ama burası heh. Nizam-ı Cedid ıslahatlarını yapmaya çalışıyorum derse o zaman ben de hemen 3. Selim yaparım. Kaçıncı? Üçüncü. Burada uzunlardan korkmayın. Muhakkak size böyle bir metin verildi. Aralardan bir muhakkak bir şey veririz. 1739'daki yapılan anlaşmaya Fransa arabuluculuk yaptığından dolayı Fransa'ya verilen kapitülasyonları sürekli yani diğer adıyla daimi hale getirdik. Fransa'ya biz Belgrad Antlaşması'na arabuluculuk yaptı diye 1. Mahmut tarafından Fransa'ya verilen kapitülasyonlar daimi hale getirmiştir. 1768-1774 bunun sonunda biliyorsunuz Küçük Kaynarca imzalandı ama orada 1770 yılında yaşanan bir olay var. Bu olayın adı Çeşme baskını. Ruslar yaptı. O zaman bizlerin özellikle şunları bilmemiz lazım. Neydi? Dört donanmamız yakıldı. İnebahtı tarihi kaçtı? 1571. Çeşme geliyor bundan sonra Ruslar tarafından yapılan 1770. Ondan sonra Navarin gelir. İleride göreceksiniz. 1827 ve Sinop gelecek. Sinop'un tarihi de 1853. E o zaman bu tarih aralığı hangi tarih aralığına denk gelir? Şuraya. Evet. Pasarofça ile başlıyor. Patrona Halil ile bitiyor. Pa pa Le. O zaman cevabımız ne? Lale Devri. Şunlara bakalım. Fetret 1402-1413 kaç yıl? 11 yıl. Tanzimat dönemi ileride göreceksiniz. 1839-1876. Kuruluş dönemi 1299-1453. İstibdat dönemi buna diğer adıyla Abdülhamit dönemi diyoruz 1876-1908. Tamam bu şekilde. Artık istibdat kelimesini devlet bu arada kullanmıyor haberiniz olsun. Tarih öğretmenleri öğrencisine Osmanlı Devleti 3. Selim döneminde yapılan ıslahatlar Nizam-ı Cedid olarak adlandırmıştı. Bu dönemde ordu, maliye, hukuk yer alanlarda ıslahat yapılmıştır. Ancak 1807 yılında çıkan bir isyandan dolayı bu Nizam-ı Cedid ıslahatları kaldırılmak zorunda kalmıştır. Diyor ki bu isyan hangisi? Lale Devri'nin isyanı Patrona Halil'dir ama 3. Selim'inkinin isyanı Kabakçı Mustafa'dır.

"Devam ediyoruz."

Sultan 1. Mahmut. Mahmut'u biliyoruz. Bir kere daha söyleyeyim batı tarzında askeri ıslahat yapan ilk kişidir. Osmanlı ordusunun yeniden güçlenmesi için çağda askerlik bilgisi bulunan subaylara ihtiyacı olduğunu düşünmüş. Bunun sonucunda Fransız subay Kont de Bonneval'i ülkeye davet edilmiş. Humbaracı Ahmet Paşa olarak tanınan bu kişinin çalışmalarıyla 1734 tarihinde İstanbul Üsküdar'da bir askeri okul kurulmuş. Bir teknik subay yetiştiriyor. Tabii ki bunun adı ney? Hendesehane. Bir tarih öğretmeni dersinde 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması Kırım'ı ele geçirme yönündeki engelleri aşan Rusya Osmanlı toprakları üzerine daha geniş emeller beslemeye başlamış. Bunun için Rus Çariçesi 2. Katerina Osmanlı Devleti'nin topraklarının paylaşılması ve eski Bizans'ın canlandırılmasını istemiş. Peki bu onun hangi projesidir değerli arkadaşlar? Grek değil mi? Gris. Oradan aklınıza gelecek. Yunanlıların da hedefi zaten Megali İdea. Bunun gelişmiş hali de açtı. Tamam. Ünlü Fransız düşünürü Montesquieu. Türklerin imparatorluğu şu sıralarda Bizansların eskiden düştüğü zayıflık derecesinde ancak daha uzun süre yaşamaya devam edecek. Harbiden de öyle oldu. Adam dediği gibi. Çünkü toprak ele geçirme isteğiyle Osmanlı Devleti'ni tehlikeye atacak imparatorlar bulunsa bile Avrupa'nın tacir ülkeleri yani tüccar ülkeleri çıkarlarına öylesine bağlıdır ki hemen Osmanlı'nın yardımına koşarlar. Niye? E Osmanlı Devleti'ne ticaret yapmak çok güzel. E ben alıyorum şu peçeteyi. Osmanlı Devleti'nin hammaddesini. Hammaddeyi bir kere çok hızlı alıyorum. Daha fazla para verdiği için topluca alıyorum. Hammaddeyi alıp bu peçeteyi yapıp Osmanlı'ya geri satıyorum. La bire beş kazanıyorum. Hem alırken kazanıyorum hem satarken. Böyle Osmanlı bir de üzerine kapitülasyon %3 %5 vergi veriyor. Öyle çok fazla da değil. Diyor ki aşağıdakilerden hangisi Fransız düşünürün bu sözlerine kanıttır? Şöyle bakın bir. Sizce buna benzer ne söyleyebiliriz? Evet. Şeye Osmanlı'nın birçok Avrupa devletine kapitülasyon vermesi yüzünden Osmanlı yaşamaya devam etmiştir. Eee çünkü bu kapitülasyon gerçekten baktığınız zaman çok avantajlıdır onlara göre. Filistin'i işgal eden Napolyon'u Akka'da mağlup ederek önemli bir başarı elde eden Nizam-ı Cedid ordusu aşağıdaki Osmanlı padişahlarından hangisi tarafından kurulmuştur? Arkadaşlar Nizam-ı Cedid'i kuran 3. Selim'dir. 3. Selim döneminde İngiltere'den başlayarak Avrupa ülkelerine daimi elçilikler açılmıştır. Şimdi biz daimi elçiliği niye açıyoruz? Bir, Avrupa'da İslamiyeti mi yayacak bizim daimi elçimiz? Yok. İki, diplomatik ilişkileri sağlıklı yürütecek bir şey olduğu zaman en azından bak eksiyi attık. Birileri bir eleyelim kardeşim. Eledim, eledim. Ne kaldı zaten? He.

"Yalnız 3 kesin mi zaten?"

E ikiye de ben artı koydum mu? E benim çözmeme gerek yok ki o zaman. Şu da doğru. Avrupa'da gelişmeleri yakından takip edin. Seçeneklerden gidin. Eğer bir şeyden emin olamıyorsanız muhakkak seçeneklerden eleyerek gidin. Bazen bir oluyor ki tek şıka düşüyor. Bak tek şıka. Birileri bir eliyorsun gitti. Lan zaten o kalıyor. Başka kalmıyor.

"Devam."

Osmanlı tarihinde görülen gelişmeleri aşağıdaki padişahların hangisinin dönemine geldi bu? Ne kadar zor değil mi? İsveç kralı 12. Şarl Demirbaş vardı ya. Osmanlı Devleti'ne sığınıyor. Dikkat. Osmanlı Devleti'ne sığınma tarihi 1711'ler. Mora yarımadasına 1715'te Venedik'ten geri alınması zaten bak 1715 28 Mehmet Çelebi de Paris'e. Sen şu ikisini bilmesen dahi sadece şu madde dahi seni soruyu yaptırır. Bir kere 28 Mehmet Çelebi Paris'e atanan ilk geçici elçi. Peki Paris'e atanması olayı Lale Devri. O zaman Lale Devri'nin padişahı kim? 3. Ahmet. Bu arada bu çözüm sınav sorusu. Hangisi 3. Ahmet dönemi gelişmelerinden biridir? Yani değildir. Yani Lale Devri'ni soruyoruz. Çek gaz ilk kez uygulandı mı? Evet. Yalova'da kağıt fabrikası. Evet. İlk itfaiye örgütü tulumbacılar. Evet. Zaten 1, 2, 3. Gözünle yaptın. Bak sizin sınavda iki tane kaldı. Tercüme odası. Kellemediğimle oradan aklına gelsin. Ramazan söylemişti. İlk posta teşkilatının bununla herhangi bir ilgisi yok. Bazı kaynaklar var. Mahmut bazı kaynaklar eee Sultan Abdülmecid'e baktığımız üzere Sultan Abdülmecid'dir. 1840 PTT'nin kurulması.

"Devam."

Evet bu arada çıkan sınav sorularıdır bunlar. Bunları da söyleyeyim. 1798 Osmanlı tarihinde bir milat. İlk defa kadim dostumuz bize saldırdı. Saldırınca ilk defa denge politikasını Fransa'ya karşı İngiltere ve Rusya'yı kullanarak aldık. Peki Osmanlı Devleti ittifak yapanlar ne için ittifak yapmıştı bizde? Napolyon'un Mısır'ı işgal etmesi sebebi. 18. yüzyıldan itibaren görülen aşağıdaki gelişmelerden hangisi Avrupa devletlerine diplomatik ilişkilerine eskisinden daha fazla önem verdiği en güçlü kanıt arkadaşlar diplomasi. Yerinde diplomasi dediğimiz yani oraya elçilik açma var. Bir bakalım elçilikle alakalı bir şey var mı? Evet. Avrupa'da devamlı elçilik kurulması bunun en güçlü göstergesidir. Lale Devri'nde aşağıda verilen şehirlerin hangisine geçici bir elçilik açmadı? Bakın değerli arkadaşlar dedim ki kalıcı elçilik nereye açıldı? Geçicisi açılmadan kalıcısı açıldı. Nere? Londra. O zaman geçicilerin arasında Londra yok. Osmanlı Devleti 18. yüzyıl 1. Dünya Savaşı'na kadar geçen dönemde Avrupa'nın büyük devletlerine Düvel-i Muazzama diyordu. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu devletler arasında bulunmaz? Arkadaşlar hadi bakalım. Hatırlayın. Hatırla. Fransa var mı? Var. İngiltere var mı? Var. Rusya var mı? Var. Avusturya var. Prusya var. Ama ne yok? İspanya hiçbir zaman biz ne yapmamıştık? Bir Düvel-i Muazzama devlet saymamıştık. 18. yüzyılda İbrahim Müteferrika ve Said Efendi sorma Sayıp da ülkemize hangi yeniliği getiriyor? Çiçek aşısı mı getiriyor? Özel gazete veya telgrafı mı getiriyor? Ne getiriyor? Türk matbaası getiriyor. Evet. 18. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Paris'e elçi olarak gönderdiği 28 Mehmet Çelebi elçilik elçilik elçilik yıllarında gördüğü eserleri hangisine topladı? Bakın, Keşfü'z-Zünun, Katip Çelebi'nin eseri. Cihan Nüma, Katip Çelebi'nin eseri. Miratü'l-Memalik, Seydi Ali Reis'in eseri. Kitab-ı Bahriye, Piri Reis'in eseri. Onun adı ne? Sefaretnâme. Evet. Dikkat. Batıya açılan ilk pencere mi? Karadeniz ve Baltık Denizi yoluyla sıcak denizlere ulaşmak isteyen Çar 1. Petro biliyoruz. Bu amaçla Osmanlı Devleti'nin Azak Kalesi'ni aldıktan sonra İsveç'nin bulunan Baltık Denizi'ne yöneldi. İsveç kralı Demirbaş Şarl Ruslarla yaptığı Poltava Savaşı'nı kaybedip Osmanlı'ya sığındı. Osmanlı da amanname çıkarttı vermedi. Ruslar da Prut Nehri'ni geçti. Prut Nehri'ni olduğu için zaten savaşın da adı ne oldu? Prut Savaşı oldu. Güzel soru. 3. Selim, Nizam-ı Cedid ordusunun masraflarını karşılamak amacıyla neyi kurduğu? Dikkat. Sınavda illa size bunu demek zorunda değil. 3. Selim'in kurduğu ordunun masraflarını karşılamak için derse cevabımız ne olacak? İrad-ı Cedid. 3. Selim devrine yapılan yenilikler Avrupa'nın ilim ve teknik teknolojilerinden yararlanmak suretiyle Osmanlı Devleti idari, mülki, askeri, sınai, her alanda yapılan ıslahatların tümüne verilen isim neymiş? Nizam-ı Cedid. Israrla bakın Selim ve Ahmet'ten gidiyoruz çünkü çok önemli kişiler. 19. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden biri olan Mustafa Nuri Paşa. En ünlü eser olan Netayicü'l-Vukuat yani olayların özetlenmesi hattı kitabında bakın bir şeyden bahsediyor. Türk muhafız askerleri kale bedenlerinde savunmayı kahramanca sürdürerek 20.000 kadar Rusu tepelemişseler de düşman askeri bitecek, tükenecek gibi olmadığından en sonunda kale düşmanın eline geçmiş. Demek ki düşman almış. Rus Mareşali Potemkin askerlerine 3 gün gece talan etmek ve insan öldürmek için izin verdiğinden bu süre içinde 25.000in üzerinde Türk insanı sivil halk şehit oldu. Bu haberi duyan Sultan Abdülhamid'e ise inme indi ve hayatını kaybetmiş. Dikkat. Türk milletinin yaşadığı bana göre ilk büyük katliamlardan biridir. Burası Özi Kalesi'dir. Değerli arkadaşlar lütfen bu katliamı araştırın ve diğer katliamlara Özi'yi göreceksiniz, anlayacaksınız. Ben ne demek istedim.

"He."

"Tabii tabii tabii."

"24."

"1774 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'nın maddelerinden biri. Bakın işte en zor sınav sorusu budur. Niye lan? Hangi madde ki? Şimdi bir anlaşmanın maddesini sormak kolay değil. Şöyle A B C D şöyle bir bakalım. Kırım'a bağımsızlık verecek. Doğru mu?"

"1774 Küçük Kaynarca ile Kırım'a mar Rusya Osmanlı içine konsolosluk açılacak. İstanbul'a daimi elçi bulunduracak. Rusya kapitülasyonlardan yararlanacak."

"Devam edelim. Rusya Osmanlı Devleti'nin himayesindeki Ortodoksların haklarını koruyarak Rus, Hristiyan ve rahiplerinin kutsal yerleri serbestçe ziyaret etmesini sağlayacak. Ancak ben size şöyle bir şey demedim. Karadeniz tarafsız hale getirilecek. Osmanlı elite Rusya Karadeniz'de tersane bulup arkadaşlar. O zaman bunu Rusya bu maddeyi koydurmuş olabilir mi? Yendiği bir savaştan sonra ben de kurmayacağım, sen de kurmayacaksın. He demiş olabilir mi? Bu ileride Paris Barış Antlaşması yani 1856 Paris Barış Antlaşması'nın bir maddesidir. Bir şey söyleyeceğim. Bu tür soruların mantığı şudur. Size Küçük Kaynarca'nın maddelerinden biri soruluyorsa muhakkak ki bir başka antlaşmanın maddesi. Bakın ÖSYM olmayan bir şeyi soramaz. Yani ne demek istiyorum? Bir antlaşma maddesi vermek zorunda. Yani olmadık uyduruk bir madde. Ben uydurdum diye bir şey ol itiraz eder. Soruyu iptal ettiririz. Çünkü sen burada ne diyorsun? Madde. O zaman mesela Mondros'tan bir madde koyabilir. Sevr'den koyabilir. Paris Barış'tan koyabilir. Belgrad'tan koyabilir ama madde koymak zorunda. O yüzden ben bazı şeyleri zaten bilebilirsem ileriki zamanlarda da zaten maddeler devam ediyor. E az çok yaparım. Ama şöyle mantık lan. Adam savaşı kazandığı bir savaşın ardından Karadeniz nasıl tarafsız hale gelsin ya? Adamın zaten amacı ora. Burada mantık çalıştıracaksınız. Olay bu. Devam. O da babası Mustafa gibi Fransa'nın dostluğunu elde etmek çabasındaydı. Yapacağı yenilikler için Fransa'ya güveniyordu. Bak şimdi 1786'da veliaht iken kendi adamı İshak Bey'i Fransa'ya göndererek Ebubekir Râtib Efendi marifetiyle yazdığı mektuplarını Fransa Kralı 16. Louis'e iletti. Bak İshak Bey diye bir adamdan bahsediyoruz. Görüyor musunuz? Bu nereye gönderilmiş? Fransa'ya gönderilen bir adam. İshak Bey'den Avrupa'nın durumunu öğrenmesini ve böylece askeri sanayi ve bilim konusunda kendisine hükümdar olduğu vakit Fransa ile yapılacağı ittifakın esasının hazırlanmasını istedi ve bunun için de İstanbul'da bulunan Fransa elçileriyle de sürekli işim halinde oldu. Demek ki 3. Selim Fransa'ya İshak Bey'i, Avusturya'ya da Ebubekir Râtib Efendi'yi göndermiş. Peki bunu yapan kim? 3. Selim. Bakayım. Bakın 1792. Biliyorsunuz ki şöyle bir şey yaptık. 1774, 1779, 1792. Bu Kırım'ın kaybedilme aşamasıdır. Küçük Kaynarca, Aynalıkavak Tenkihnamesi ve hangi anlaşmadır? Yaş Anlaşması. Anlaşıldı mı? O zaman ben 1792'yi sorduğuma göre aldım. Hangisine götürdü beni? Kırım'ın Rusya'ya ait olduğu anlaşma. Evet.

Değerli arkadaşlarım son soru her zamanki gibi size ait. Siz acaba bu üniteden olsanız neyi sorardınız? Yorumları bekliyorum. Hemen ben de şuradan şöyle bir ortalayarak geri geleyim. Evet. Elimizdeki çift soru bankasından ne yapıyoruz? Hemen Osmanlı Devleti gerileme dönemini çözüyoruz. Nazım özellikle doğru bile yapsak muhakkak çözümünü okuyoruz. Çünkü çözümde ekstra bilgiler veriyoruz. Bunu ısrarla söylüyorum. Eee ve bundan sonraki konumuz dağılma dönemi olacak. Önce siyasisini işleyeceğiz. Sonra 2. Mahmut ıslahatları, Mecit ıslahatları, Abdülhamit ıslahatları, Osmanlı Devleti'nin dağılmaktan kurtarma fikirleri. Böylelikle Osmanlı Devleti bitecek. İnkılap tarihine geçmiş olacağız. Durakladık, geriledik. Hadi biraz da dağılalım. Bir sonraki videoda görüşmek dileğiyle.

[Müzik]