Transcription
Hoş geldiniz. Sesi ayarlayacağım, RDR 2'ye devam ederiz gençler. Yani yapacağımız ne kaldı bilmiyorum ama Nurlan, çok teşekkür ederim. Evet, burada iki karakterimiz var. İki karakterdeki şeyleri seçeceğiz. Burada Leon'la efsanevi karakterimiz Leon var. İşte diyor ki, "Yeni görevinden birkaç gün sonra Kennedy etrafı kolaçan etmek için diyor Rakun City'ye gider diyor. Kendisinin bilmediği bir kabus beklemektedir diyor." Claire tarafında ise Claire Redfield, sıradan hayatının ne kadar büyük bir değişime uğrayacağını farkında olmayan Claire Redfield ise bambaşka bir kabus bekliyor diyor. Evet, biz Leon'la başlayacağız, Leon'u bitireceğiz. Daha sonrasında Claire kısmına geçeceğiz. Efendim, evet, yayına ve oyunumuza başlamadan önce abone olmayı, beğenmeyi ve yorumlamayı lütfen ihmal etmeyiniz diyorum ve başlıyoruz.
Standart, standart falan filan standart yani. Bize bir hikaye anlat falan diyor. "Bu akşam bir kadın bana doğru gelmeye başladı diyor. Çok şaşırtıcıydı. Ben de onun sarhoş olduğunu düşündüm. Şimdi bize dürüst ol, kaç tane içtin falan diyor." "Ben biraz zırvalıyorsun," dedi. Yaklaştı. "Onu daha iyi görebilmem için bana yaklaştı. Bu da benim karım gibi duruyor," dedi. "Sakin ol dostum, sakin ol. Bir şeyler oluyor şu an."
"Had ama!" [Alkış] "O çevirmeyin mi? Çevireyim. Ya dayı, ne yaptın ya? Hayır, hayır, hayır, hayır! Hemen ara ambulans, 112, itfaiye, herkesi ara! Şimdi ben ne yapacağım?" dedi. Ve Leon, "Çok kötüsünüz." "Ne demek kimse y arama? Kaç!" "Hadi o zombiyi!" Bu arada grafik ayarları yapalım. Kapattıktan sonra biz onun unuttuk yapmayı. Ultra çekelim her şeyi. Evet, benzinimiz bitti, dolduralım. "Bir bir şey yapsaydın. Etrafta kimse yok galiba," dedi. "Bu garip," dedi. "Ya etrafta kimse yok." "Al al, lonc kimse yok." "Oha, kana bak." Yes, başladık. Şimdi gelen sesi araştıracağız. Etrafımıza bakalım böyle. Bu şekilde kontrolcü ile oynamıyorum. İlk başta belki ikinci bölüm kontrolcüyü oynarım. Şu an klavye mouse devam edelim arkadaşlar. Hemen bir bakalım. Bizim grafik ayarlarımızı şu an bunları çekemiyor muyum? Açık, açık, açık, yüksek, yüksek. [Kahkaha] Yüksek, hepsini oynayacağım. Ya şey yapmayın yani. Şimdilik bir şey göremedim. Böyle kalsın. Tamam, kontrolcü ile oynarız. Ya kontrolcüyü taktım da normalde bu bilgisayara bağlı. Şimdi yürüyorum, etrafı araştırmamız gerekiyor bizim. Kontrollere alışacağım. "Merhabalar, kimse yok mu?" "Bağırma! İşte yeni geldiğin bir ortamda bağırılmaz, bağırılmaz ki kendini belli etme. Yavaş gireceksin." "Bir şeyler doğru değil," dedi. "Çok iğrenç sesler geliyor ya." "Film grini, bence kapa." Bakalım hangisi o? Şu mu ya? Ben bu oyunu niye can oyun oynuyorum bu arada biliyor musunuz? Korktuğum için. Yoksa var ya kendi başıma oynayamam. Aha dayı, sen iyi misin? Sen burada kal, tamam mı? Hareket etme. Ya kamera açısı biraz çok farklı. Ya çok beyazlık var. Nasıl kapatacağım onu? Ağzında bir şey var birinin galiba. "Lütfen bayım, geride kalın," dedi. "Hemen git, çekil. Geri çekil hemen." Allah kahretsin! Aha dur, geri çekil, geri çekil. A ölmüyor bu adam. Salak, gelemiyor musun oğlum? Çok korkunç. Öl artık. Bu damarlı seviyor galiba. Gidelim biz buradan. İyi misin? İyi değilsin tabii ki de. Buralarda bir şey var mı? Anahtar aldık. Neymiş bu? Depo anahtarı. Şuraya koyalım. He, Matilda isimli silahımız var. Bir anahtar aldık, depo anahtarı. Evet, ikide de silahımız var. Çok güzel. Devam. Allahu ekber! Yo yo yo yo yo! Bu mümkün değil yani. Aga, ölecek misin artık? Mermim yok. Ben gidiyorum ya. Yürü, yürü, yürü. Hey, açsana kapıyı lan! Oğlum, şaka mısın sen? O zaman depoyu bulayım. Depodan inelim. Heh, tamam. Kullan. Yo yo yo! Allah! Lan, mermim yok. Nasıl yapacağız? Allah'ım! Kaç, kaç, kaç, kaç, kaç! Hop! Ateş etme. Eğil. İyi misin? Sanırım. Teşekkürler. Bence kaçalım. Gelin ulan! Sıkı tutun. Yürü, yürü, yürü. [Alkış] Yürü. Of, bu nedir böyle? Burada neler oluyor böyle?" dedi. "Umarım karakolda bazı cevaplar bulabiliriz," dedi. "Sen polis misin?" dedi. "Evet, Leon Kennedy. Sen buralarda mı yaşıyorsun?" dedi. "Hayır, kardeşimi aramak için geldim." "İyi ki birbirimizi bulduk," dedi. "Yoksa neler olacağını düşünemiyorum," gibi şey söyledi herhalde. Tam [Müzik] çeviremedim.
Yes ve başlıyoruz. Cap sunar. Hikayesi kısa bir oyun, böyle aşırı uzun bir oyun değil. [Müzik] görüyorsunuz. Türkçeye ama ihtiyacımız. Resident Evil 2. Sizler hoş geldiniz efendim. Bütün sivillerin dikkatine, ne d or ihtiyaç sahibi herkese ücretsiz gıda malzemeleri, takviyeler verilecektir dedi. Aman Tanrım, bu gerçek olamaz. İnanılmaz dedi. Polis karakolu çok uzakta değil. Bir şeyler biliyorlardır dedi. Hayatta kalanlar, burası büyük bir şehir, illaki birileri olmalı dedi. Yürüyecekmişiz gibi dedi. Yürüyeceğiz tabii. Seslere bak, çok çirkin. Koşmamız gözüküyor. Bence tö. Bismillah. [Alkış] Oğlum, ana tırcı abi. Oyunun başındaki hamburger yen tırcı abi. [Müzik] Isırılmış. Çabuk inmemiz lazım. Kız, çabuk! [Alkış] Senin ben süreceğim arabayı. Ay, koş, lon, arkana bakmadan koş oğlum. Kulağım çabuk. Aman ya Rabbi! Of of of! Bağırıyorsun. İyi misin? Tamam, ben iyiyim. Ya sen i? Oğlum, koş. Sen orada kal. Burası güvenli değil," dedi. "Tamam, istasyonda buluşuruz," dedi. "Oğlum, kaç, oğlum. Boş ver, boş ver, boş ver, boş ver. Hiç kaçalım biz. Mermim yok, mermim. Herkes buradaki herkes dönüşmüş," dedi. "O belli zaten. İşte istasyon, karakola geldik. Allah, bir şey yok, şok, şey yok, şey yok. Sakin, sakin, sakin, sakin. Abo, abo! Hiçbir şey yok, hiçbir şey yok. Bırak beni, bırak. Senin ağzına tükürürüm. Beni bırak. Kapat şu kapıyı, Allah için kapat. Ne oldu? Hadi şimdi gel. Hadi şimdi gel. Bak, kan yaptın ceketimi. Kan yaptın. Hanginiz yaptı onu?" Şuralara bir bakayım ya. Bir şey var mı? Hayır. RDR'de yağmur yağıyordu, mafyada yağmur yağıyordu, burada da yağmur yağıyor. Kurtulamıyorum ben bu yağmurdan. Evet, Rakun Polis Departmanı, RPD. [Müzik] Etrafı bir keşfedelim. Bağırma! İşte bağırma, anlıyor musun beni? Şimdi bir şu grafik ayarlarına bakayım ya. E gençler, o şeyi nasıl şey, hani burada yapabileceğimiz bir şey var mı? Yani bak şunu kapattık. Şöyle kalsın bu. Hah, şöyle yapabiliriz. Böyle iyi mi? Böyle iyi mi arkadaşlar? Böyle iyi mi? Bence iyi. Kararttım birazcık ekranı. Nasıl? Bence şu an iyi oldu. Kararttım çünkü. Yes! Ya şunun üzerine takacaksın bunu. Ya parlaklık normalde boynumu ısırdı. Melike, ceketimi kan yaptın. Evet, ya parlaklığı nereden ayarlıyoruz? Ya şunu da kapat abi. Hah, tamam. Biraz da şöyle yapalım. Şimdi ah, bir şey bozdum. Dur. Ve ben böyle çok gerçekçi bir görüntü olmasını istiyorum bu arada. O yüzden yani bu ayarlara bakıyorum. Yoksa hepsini açarız. HDR'ı kapatalım. Oyun gitti. Dur. [Müzik] He Arthur Morgan, hoş geldin. Evet, burada burada bir işimiz yok galiba. Burayla alakalı bir böyle mi yapayım? Böyle de yapayım. Ama böyle çok karanlık oldu ya. Ben böyle oynayamam. Ha arkadaş, ben böyle oynayamam. Şu nasıl? Ha bu iyi. Bence böyle iyi yeter. Ben böyle oynayamam. Şurada sevimiz aldık. Hemen. Bence böyle iyi bakalım. Bu neymiş? Buralarda birileri olmalı," dedi. "Bu iyi değil. David, Marv, duyuyor musunuz? Bir çıkış yolu buldum. İşte buradan ay kurtulamadı. Bu adamı bulmalıyım," dedi. "Yazık be adam." Ben e RDR serisinde de arkadaşlar HDR'ı kapatmak zorunda kaldım. Dedim ya size. HDR'la bir kere açtım, oyun oynayayım dedim. Görüntü o kadar çamur oldu ki. Şener, hoş geldin. Şimdi haritadan faydalanmak. E harita ekranı yalnızca bulunduğunuz yer ve çevreniz için değil, aynı zamanda ilgi çekici eşyaları bulduğunuz da e bir şeydir diyor. Eşyaları diyor, size gösterir diyor. Yani lootları, motları size gösterir diyor. Şimdi eee şu kısmı araştıracağız. Biz şu an şuradaydı. Bak bizim şuraya gitmemiz lazım. Bak şurada bir şey var. Hepsine bakacağız. Rahat ol sen. Bu ne? Bizim büyük ihtimalle şeyimiz. Evet, şunu şuraya alalım. Bununla işimiz bitti. Bunu depoya koyabiliriz. Oyunun sadece Kayra, hoş geldin. Oyunun sadece şu mantığını sevmiyorum ben. Bu bizim silahımızın mermisi. Ya normalde mermiyi silahın üstüne koymuyor. Yani mermiyi Sedat, çok teşekkür ederim. Kesene bereket. Melike, İzel, adı neden Melike ile oldu acaba? Oyundan sonra bahsedersen çok mutlu olurum. İz ameli. Bu benim nickname gibi bir şeydi. Ben de nickname kaldırdım. İz ameli. O yüzden Melike ile oldu. Uzak durun demiş. Tabii ki. [Müzik] Uzak duralım. Tamam, uzak duralım. Evet, büyük ihtimal evet, kullanamıyoruz. Ya şunu, şunu böyle saat, bıçak bulmam diyorsunuz ya, böyle elinle tutup c diye yarsana şunu. Yani sinir krizi geçirirsin ya. Şunu böyle tutup böyle. Orada var. Dişimle sökerim ya. Ben böyle bir durumda kalsam ya, dişimle sökerim yani. Büyük ihtimalle şöyle bir şey gerekiyor buna. Evet, merhaba, merhaba. Buraya üç tane parça bulmamız gerekiyor. Ok, şuraya bakalım. Buralarda bir şeyler yok. Evet, bizim adamın saçlarına bir şeyler oldu. Bak, nokta nokta oldu. Fark ettiniz mi saçlarını? Biraz önce ben bir tane ayar yaptım da saçları böyle değildi adamın. Benim fenerim vardı. O da mı gitti? Çok sessiz ya. Ha, bu saç şey değil mi? Aynen, Capcom saçları pek yapamıyor galiba. O zaman tamam. Baksana ya, ceketimde ısırık ii kaldı ya. Büyük ihtimal buraya da bir evet, şey lazım. Devam. Hiçbir şeyimiz yok. Tam takır kuru bakır gelmişiz buraya. Aha, al. İyi, iyi, çok güzel. 11 mermi. Burada gitmediğimiz yerler var. O yüzden. Aha, hadi random yapalım bir şeyler. Böyle. Bence böyle. Bak, saçma saçma sesler çıkarma. Beni de germe. Anlıyor musun beni? Aha, aha. Ve yeşil bitkiler. Biliyorsunuz canımızla alakalı bunlar. Şuradan bir soda vermeliydi bence bize. Bence şuradan bize bir soda vermeliydi ya. Ağzımız kurudu ya. [Müzik] Ee, şifresini bilmiyoruz ki. Şifresini bilmiyoruz ki. Nasıl açacağız? Şurada bir şey var. Evet, "Welcome to Ron City." Biliyor musunuz diyor. İşte şehirle alakalı bir şeyler söylüyor bize. Polis istasyonu, bilmem ne, bilmem ne. Şehir rehberi gibi bir şey. Okumaya gerek yok. Ben böyle uzun şeyleri okumam anasını. [Müzik] Ya evet, burada bir loot yok. Evet, şimdi burada hem burada ve hem burada bir şifre lazım. Büyük ihtimalle büyük ihtimalle şey, kasanın içinden anahtar çıkacak. O odada başka bir şey var mıydı ya? Şimdi buralarda da şey yok. Bir yukarı tekrar çıkacağım. Şurada bakmadığım bir yer var mı? O yüzden geldim. Yukarı tekrar çıkacağım. Masanın üstüne çıkacağım. Tamam, alacağım arkadaşlar. Yukarıdaki masanın üstünde değil mi? Onu almadım. Doğru ya. Arkadaşlar, internetten bakmak istemiyorum ya. Bunları bularak oynayalım. Böyle olmuyor ya. Hani Allah'tan var ya staminamız yok. Ha böyle yaldır yaldır ses geldi. Ha böyle yaptı. Şöyle bir şey yaptı. Şöyle. Burada şey var. Alt katta. Burası bizim safe noktamız. Aa, şey var aşağıda. Bak, bak, sprey var burada. Üç tane şey yapacağız. Burada bıçak bulacağız gençler. Aynen, bunu biliyorsun. He, a, burada şifrem mi var acaba? Sizce burada bir şifre olabilir mi? Ben bir ok. [Müzik] Bir, bir, belki bir sallarım dedim. Bir şeyler olur mu acaba diye. [Müzik] Benim kitabım hangisi ya? Heh, tamam. Bunlar bizim şeylerimiz. Tamam. Erinç, hoş geldin. Bu korku oyunu gibi. Hani gerilim, korku tarzı bir şey. Şifreyi mi buldunuz ya? Siz var ya. Aha, şunu alayım ben bir. Evet, ben buradan nasıl gidemiyorum ya? He, gidiyorum. O zaman Artur olsa kulağını dayayıp açardı ya. Girmeyelim işte ya. Ben girmek istemiyorum. He, ok, ok. Aynen, okey. Ben ne güzel, ben ne güzel aydınlık oynuyordum. Ne güzel parlak parlak oynuyordum. Ah, neredeyiz? Evet, aha, eksik olm. Şaşarım ya. Vallah eksik olmasan şaşarım yani. Burası kilitli. Aferin. Açılmayınca. Ay, ben bu oyunu oynadığım, indirdiğim ana ya, hep sizin yüzünüzden ha. Bu kalkacak ya. Ben size söyleyeyim. Bu kalkar, kalkarsan alnına mermiyi yersin. Ona göre. Öyle beynini yararım. Aha, mermi mi taşıyordum ceminde? Utanmadan birle ölmüşsün. Mermiyi ne yapacaksın? Şu an ben neredeyim? Buradayım. Burada bir şey yok. Basmak ya. Her bulduğumuz şeye ışıkları açtım. Ha, iyi, iyi. Açalım bütün ışıkları açalım. Yavaş. Aç şu kapıyı. Tamam. Burası geldiğimiz yer. Şuradan bir gidelim. Çok ses yaptık ya biz. Bir eşiz ya. Gerçekten biz bir eşey ya. Nerede ses var? Gittik, yaptık ya. Bize bir FÜ lazım beyler, bayanlar. Bak, sakın, sakın. Aha, kadınlar tuvaletine girmeyelim ya. Ana, ya şunu, şunun üzerine stoklamak lazım işte ya. Elim kaşın. Aynen. Banyo bitti. Erkekler tuvaletini kapatmışlar. Yapacak bir şey yok. Erkekler tuvaletini kapatmışlar. Ben bir şey yok. Şurada bana bir tane bomba vereceksin. Şuraya böyle atacağım. E, biricik şeyde kapattım kapıyı. O yüzden bir kahve. Ya Allah için ya. Zor durumdayız, müşkül durumdayız ya. Aman ya Rabbi. Şey, dublaj filmlerinde çeviriyorlar ya. Ay, altyazılı filmlerde çeviriyorlar ya. Böyle saçma sapan. Sen bence ölmedin arkadaşlar. Yapmam lazım bunu. Ne oldu be? Oğlum, nerede? Oğlum, ne oldu? Reis, geliyorum. Bekle, bekle, bekle. Sakin ol. Yardım et. Tamam, sakin ol. Elini ver bana. Yakaladım seni. Hadi, hadi, çıkarsın. Kokoreç oldu adam. Tövbe estağfurullah. İ, ofisin şeyi, memurun defterini aldık. He. [Müzik] Anlıyorum. Neymiş? Şu şeylere üç tane diyor. Madalyon diyor. Soru işaret koymuş. Madalyonlar. Bunu diyor, açınca diyor, bak yerin altında bir şey var diyor. Oradan diyor, park kısmından çıkıp çıkış yapıyorsun diyor. Aslanın bu anlamadım. Neyse, bunu madalyon bulunca. Oğlum, sakin ol ya. Ben sana biraz önce vurmadım mı? Yeter artık ya. Açılmıyor işte. Allah! Oğlum, yavaş. Eşek herif. Kalkma, kalkma, kalkma. Can, canımı sıkma benim. Bırak, bırak, bırak lan. Bak, yapıştı kaldı eski sevgili gibi ya. Allah da senin cezanı vermesin ya. Şunu bir kullan bakayım. Bir, bunun için keser gibi bir şey gerekiyor. Allah, ablacığım, sakin ol. Bak, mermim yok. Mermim yok. Ay, Bismillahirrahmanirrahim. Arkamdaymış. Oğlum, nereden çıkıyordum? Şeye. Ya ben giderim ya. Umurumda değil. Oğlum, ne olur git. Çık, çık, çık, çıkık. Ah, ama yeter artık. Üstüm başım kan oldu ya. Güvendesin şimdilik. Ay, ne oldu sana? Marin, Marvin bulduk gençler. Bir tane daha memur vardı ama yapamadım dedi. Yetişemedim dedi. Yani öldü. Kokoreç oldu. Dayı, elini bir sil ya. Bunu yaptın mı? Leon, dedin neyden bahsettin? Bunun nasıl başladığı hakkında bir bilgin var mı?" dedi. "Hiçbir ipucu yok ama dürüst olmak gerekirse, dikkatli olmazsak," dedi. "Bu hep sürecek," dedi. "Uzak durmamız gerektiği söylendi aslında," dedi. "Keşke daha önce bilseydik. Şimdi buradasın ama önemli olan bu," dedi. "Adam, ben teğmenim. Ben hazırım," dedi. "Bir önceki tanıştığım memur," dedi. "Şeyden, defterden bahsediyor. İşe yarayacağını." "Defteri kan yaptın." "Defteri ben buradan çıkmak istiyorum," diyor. "İşte öncelikle kendini korumalısın," dedi. "Ben seninle gelebilirim ama yavaş olurum," dedi. "Şimdi bunu aldı, var," dedi. "Aha, bıçağı verdi bize. Hata yapma," dedi. "Üniformalı birisini gördüğünde," dedi. "Tereddüt etme," dedi. "Eğer dönüştüyse," dedi. "Vur," dedi. Yani pat pat dedi. Ne yazdın göremedim ya? İsa, Türkçe yemeği kuramadım ya. Kuracağım. Ondan sonra Night Shade 3 TV, hoş geldin. Al işte şuraya koy. He he, tak tak. Ay abi, özür dilerim. Allah, adama, adama çarptım ha. Bıçağı. Madalyon yok. Biz kıyafetimi konuşamıyorum. Konuşamıyorum. Kıyafetimizi giydik. Bakıyorsunuz Rakun Departmanı, Polis Departmanı. Kıyafetimizi giydik. Marvin abimiz bize yardımcı oldu. Bizi [Müzik] kurtardı. Evet, hemen tak tak. Bunu elin alıp böyle yaracak yani. Bu kadardı. [Müzik] Bunu zaten tutup böyle çekecek din. Yani benim en kötü günüm değil," diyor. İşte e Orço, Resident Evil 4'ü birkaç bölüm oynamıştım. Daha sonrasında 4 remake çıkmıştı. Hatırlıyorsunuz Resident Evil 4 remake çıkmıştı ama bilgisayarım o zaman eski olduğu için oyunu devam ettirememiştim. Kasılmalar vardı. Şimdi 2 yapacağız, 3 yapacağız, 4 yapacağız. Daha sonrasında 7, 8 falan yaparız düşünüyorum. Öyle düşünüyorum yani. Ha, ilk günüm böyle hayal etmemiştim diyor, değil mi? Aynen. Kaçırdım orayı. Aslında ilk günüm böyle hayal etmiş diye aklımdan geçirdim ama size söylerken yanlız söyledim. Ben arada bir İngilizce şeyleri kendi gücümle şey yapıyorum arkadaşlar. Hani tam olarak yazıldığı gibi söylemiyorum. Yani emin olun arada bir şeyler katıyorum kendimden. Koş, anasını avradını, koş. Evet, her yer kanrevan. Bu nedir böyle ya? Oğlum, ne oldu ya? Saçma saçma sesler geliyor ya. Yani birebir çeviremiyorum. Lütfen kusura bakmayın. Hani gerçekten isterdim birebir çevirmeyi ama gerçekten yapamıyorum. Yani o kadar iyi İngilizcem yok. Ne diyorsun? Anlaşılmıyor. Anlaşılmıyor. Ölü müsün? Bitki mi var? Nerede? Ayol! Aha, bana böyle gördüğünüz şeyleri söyleyin lütfen. Hani lootları söyleyin. Yani her yer vişne suyu olmuş. He, şu mu? Biz var ya, al şunu. Ya şunun üzerine stoklayın ya. A combine ettim. Ay, yanlışlıkla yaptım. Yapmayacaktım. Bizim acilen ekstra böyle bir çanta falan bulmamız lazım. Ha, aha, telsiz. Alo, alo. Mayday! Elleme işte ya! [Müzik] Elleme. Ne olmuş? Atma sağa sola bir şey. Atma sağa sola bir şey. Ay, böyle bir ölüm, böyle bir ölüm kimse yaşamasın. Senin ağzını yarmışlar. Artık ne dediysen, ne dediysen artık ağzını yarmışlar. Canım. Anlıyorum. Tahta gireceğiz galiba. Buralara tahtam yok. Sende tahta var mı? Camı sabitlemek ya. Allah senin cezanı versin. Evet, absürt absürt bir sürü kapı şekli, anahtar şekli ya. İşimiz gücümüz yok. Sürekli onlar mı arayacağız biz? Uzak durun. Duramıyorum işte. Uzak duramıyorum. Anlatamıyorum ne derdimi ya. Aynen. Evet, yayınımızı beğenmeyi, abone olmayı ve beğenmeyi lütfen ihmal etmeyin. Bak arkada çifte telli müziği olsa bu kadar korkunç olmayacak. Ses yapma ya! Ses yapma kardeşim. Gelecek misin sen? Gel, gel. Haydi bakalım. Aferin, mükemmel bir atlayış. Oğlum, ı mısın? Ağzın yüzün dağıldı. Bak, inşallah kalkarsın da ağzını yüzünü kırarım. Ağzın yüzün kalmadı. Isıracak hala gelmeye çalışıyorsun. Şaka gibiler ya. Yani beni kemirecek ağzın kalmadı. Sana sıktım, sıktım, sıktım. Yani bu bu kadar koy. Reis, koy. Çok uzun okuyamam bunları. Okuyamam. Ha, hikayeyle alakası yoksa okuyamam. Yani ve birinci katın burasının şeyini bulduk. Mapini. Türkçesi haritası. Of, ana. Dur, çıkmayacaktı. Ben başka gideceğimiz bir yer var mı? Bir dakika, Reis. Tamam, kontrol diyeyim de öyle açmıyorlar. Rahatsız etme. İşte bu çılgınlık dedi. Gel, yemiş, yemiş, yapamamışsın ya. Nasıl öldüm? Ölü müsün? İnşallah kalkarsın da. Aha, aa, böyle cesetlerden de mermi çıkıyor. Biz şu an neredeyiz? Tamam, koridordan lere gidiyor. Burası. Bak, kafam patladı, gördün mü? Hadi şimdi kalk. Hadi kalk. Ya bak, birileri yürüyor ya. Yukarıda koşuyor. Hatta burası kapalı. Aynen. Açılmayınca birleştiriyoruz. Bundan ve güçlü. E, nedir o? İşte ondan bulursak. Şunu Türkçesi ondan, ondan kombinleyebilirsiniz. Yeni gelenler. Ya yine mi? Bilmiyoruz. Bulursak yaparız. Şu yerde olanlara sıkmayın. Zaten onlar kalkıyor bir süre sonra. Operasyon raporu. He, barut. Mehmet, teşekkür ederim. Barut. He, burada bizimle alakalı bir şey mi diyor acaba? Burada masalarla alakalı bir şey var. E, masa, her masanın ilk isimlerine göre bir şifre var galiba. He, bunu bir okuyacağız şimdi. Hay Allah'ım ya rabbim ya. İyi ki burada değilsin. Çaylak, bize yazılmış. Teşekkürler. E, unuttum ki ben şeyi, notu. Aha, bunun şifresi ne ya? Gençler, bunun şifresini bilen vardır. Bunun şifresini bilen vardır. Heh, mrg. Hiç uğraşmayalım yani. Tamam, bu mrg. Bu ne? Siz var ya, adamsınız ha. E, olmadı. Ha, bu oldu. Tamam, space basmam gerekiyormuş. Pardon. Siz var ya, seviliyorsunuz ha. Şununla kombin ettik. Kes, kalktı sandım. He, teşekkür ediyorum. Boğazım o kadar acıyor ki. Not, notu okudum da. Aman, burada siz varsınız canım. Ne gerek var yani. Tamam, bu kapıyı açamıyoruz. Ne oldu? Kim kalktı? Evet, game pass'ten oynuyorum. Aman, aman, aman. Kim geliyor? Aa, vuramadım. Senin ağzına tüküreceğim şimdi. Dur, kaçırdım. Bir kere daha sıkayım ya. Lan, kalkma oğlum. Sıkıntılı mısın ya? Kolun kopmuş hala geleceğim diye uğraşıyorsun. Ama öyle demeyelim. Leon. Şener, zencefil, limon, bal, sıcak çayı nerede? Çok teşekkür ederim. Kesene bereket. Aman dikkat edin. Her yer çok fena, çok sıkıntılı. Zor konuşuyorum. [Müzik] Şu sabır ya, sabır. Ay, beyefendi, kolunuz kalmış. Dalga geçmeyeceğim. Lyon, hiç ya. Evet, burada şöyle bir kasamız var. Telefon müziğimi duydunuz mu? Geçen hemen kapattım da rahatsız etmesin sizi diye. Kasanın şifresi sol 9, sağ 15, 7, 9, 15. Tamam. 9, 9, 15. Gel, hadi. Haydi buradayım. Arkamdan geliyor ses. Oha, kulaklıktan fena. RDR sesi. Evet, telefon müziğimi öyle yaptım. Eşek, kolun yok senin de. Kolsuz oyunlarda kolsuz arkadaşlarınıza göndermelik. Kalkacak mısın? Kalkacak, biliyorum. Neyse, kökünden yersin böyle mermi. Oğlum, yeter artık. Şimdi sol, bu tarafa. İsa, oyunun bir dakika. Sıfırla. Niye? E, ben şey yaparken, şey yapıyorsun ama bak, ben kasa şifresi açarken rica ediyorum. Sol, böyle mi? Ya oyuna göre ya da her yaptığımda şey mi diyeceğim? Böyle şey mi basacağım? Aynen, her yaptığımda basacağım. Yanlış mı yapıyorum acaba? Ya ben bir şeyleri yanlış. Bir dakika, yapamıyorum. Dur. O şeyi anlamadım mantığı anlamadım. Şifreyi de unuttum bu arada. Şimdi böyle döndürünce sağ, böyle döndürünce sol mu oluyor? Ben bu kasaları asla anlamıyorum. Ha, 9'a git. Sonra 15'e geri dön. Sonra 7'ye git. Ama 9'a 01 mi diyeceğim? 0 15'ten mi döneceğim? Onu anlayamadım. Mesela şöyle mi döneceğim? 9'a yoksa şöyle mi gideceğim? Dur, bir deneyeyim. Şimdi 9, 15, sonra sonra 7 mi? Ben bir şeyim galiba ya. Aa, çanta geldi. Allah razı olsun. Allah razı olsun ya. Yeter artık, öl ama ya. Ama beni böyle sıkıntıya sokuyorsun. Yani sen hastayım. Bak, oğlum, öl artık. Kalkamadı bir türlü. Bir türlü kalkamadı. Geri zekalı. K, kalk artık. Fransa'dan selamlar. Vay anasını. Selamlar. Ya kardeşim, geri zekalı mısın sen? Salak mısın acaba? Beni sinirlendiriyorsun ha. Keşke görevimiz, görevimizi yazaydın. Keşke tıkını. Ha, tamam. He, tuş eksik. Aman, ne güzel ya rabbi. 102'ye tuşlayın hemen. A, 2 yok. Y'ye nasıl tuşlayın ya? Tamam, tuşları bulmamız lazım. 2 yok. 2'yi açamıyoruz. Hani açık olanları yapsak diyecektim ama burada bir kart, kartımız yok. Ne kadar güzel. Mesela 109, 109. Bir deneyelim. Oluyor mu? A, açtım. 9'u aç. Yep. Evet, tuş bulacağız şimdi. Ben böyle vaziyetin. Geldi mi sen? Hay canım benim. Hala orada ya. 107'de mi vardı? 107 nerede? Bakayım bir. 107 yok ya. 107 diye bir sayı yok. Bak, 107 yazdım, açılmadı. 108. Hepsini deniyormuş. 105 ile ilgili şeyler yok. Bir dakika, ben şu tuşları bulayım da. Çekil. Şimdi ben buradan geldim, böyle dolaştım. Bakınız, burası bizim tuş bulup geleceğimiz oda. Şimdi Dark Room neresi ya? Aa, Dark Room'a girmeyelim. Gerçekten çok ses yapıyorsun ya. Atla bakayım. Hadi bakalım. Mükemmel, mükemmel bir takla. Şöyle attırıyor. Şöyle bir şeyler. Geri ödüm koptu. Ödüm koptu. Ödüm koptu. Şuraya hemen takayım. Dur. Chilling. Geri zekalı, aptal. Nereden düştü? Şuradan düştü herhalde. Burada eee kombinasyonları anlatıyor. İşte şey buluyoruz ya. Bitki açışı, açışı da beni sinirlendirme. A, burası şey mi? Kırmızı bitki bulduk. Harika. Ha, bak burada fotoğraf bulup şey yapacağız. Kırmızı suda muda bekleteceğiz. Işık mışık yapacağız da bizim fotoğrafımız yok elimizde. Onunla alakalı. Evet, aynen. Dark Room dediği şeymiş yani burası. Anladınız demek istediğim. Yani fotoğraf bulup bir şeyler galiba. Öyle bir şey. Burası bizim depomuz. Depomuzu da koyacağım. Şu an hiçbir şey. [Müzik] yok. Uyanmayı gerçekten sıkıntı çıkartırım bak ya. Bak arkadaşım, uyanma diyorum sana. Mis gibi uyuyorsun işte ya. Gerçekten kötü konuşacağım ha. Ha, 106. Rol film. Teşekkür ederim. Hemen bakıyorum. Hayvan gibi açıyorum kapıları ya. Aa, evet. Teşekkür ederim. Harikasın. Tamam, geri dön ya. Bana sorma işte. Bana sorma yani. Aç. Envanterde boş olan herhangi bir yere koy. Niye her seferinde bana soruyorsun ya? Deli misin nesin? 101 açılmış. Niye 101'i açtınız bana sormadan? Yerdekileri bıçaklayabilirim böyle yerdeyken bıçaklayabilirim. Başka bir şey çıktı ya. Çok teşekkür ediyorum bunu söylediğiniz için. Anlıyorum. Bu kırmızı kapılarla alakalı büyük ihtimalle. Evet, bir sedi. Bir ben değil mi? Sedi. Nasıl seyi nasıl düşürdüm ya? O değildi. Boğazım çok acıdı ya. Şuradan bir daha kayıt alayım. Hangisi lan benim kaydım? Oh, bir üst kata çıkayım. Ağaç, bak mermi varmış. Hiç söylemiyorsunuz ya. A, şey yaptım. Ye. Tamam. Burası artık normal renginde. Şimdi K, istersen bir daha. İstersen bir daha kalk. Göklerden falan düşmeyin ha. Saçma sapan işler yapmayın. Aha, oğlum. Hiç mermi kullanmadan bir. Aa, bir de bıçağın şeyi var. Bıçağın hasarı da var. Hasar aldı şu an bıçağım. O, o. Buradan belli ki asla geçemiyoruz. He, aynen. Çok güzel oldu. Şimdi bu vallahi çok güzel oldu ya. Çok. Aa, a, bir şey söyleyeyim mi? Chat bakmadan şey yapayım dedim. Saçma sapan basayım dedim. Size yemin ederim. O an chat bakmıyordum ya. Yemin ederim, bak şu an yemin ediyorum. İzleyin tekrar, tekrar. Hiç chat bakmıyorum. Bu şifre kısmında saçma sapan random girdim yani. A, hayattaki şansımı şu an burada kullandım. Keşke başka bir şey isteseydim. Ben de böyle hayatın. Şunu söyleyeyim bari o zaman. Bunda da var mı? Allah da senin cezanı versin. Sinirlendim. Şu [Müzik] an. Şunu aç. Geç. Portable Save. Ver, ver, ver. Aa, incele. Ana, bu ne? Ha, sen korkunca benim bir gülme tutuyor ya. Teşekkür ederim. Ana, dur bir dakika. Bu ay, ay, bu çok zor. Bunu nasıl yapacağız ya? Sıralarına göre mi basacağız acaba? Ama bunlar sıraları değişiyor galiba. Bak, şu, şu yok. Ay, unuttum. [Kahkaha] Ben. Dur bir dakika. Şu diğeri hangisiydi? Ha, sırasını mı ezberleyeyim? Oldu ya. Bana söyleyin ya. Hafız mı kullanamam. O kadar kötü ki. Şimdi şu 1, şu mu 2 olan? 2 olan şu mu? Tamam, şu 1, şu 2. Hadi bakalım. 3 neydi? Ha, 3. [Kahkaha] Şu. Allah kahretsin seni de ya. Bunu var ya, biz bunu var ya, yapıya kadar sabah olur. Ben size söyleyeyim. Şimdi dur. İnternetten bakacağım. Benim B12 ekledin var ya, aklımda hayatta tutamam. Şu an şimdi şuna 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 desek. Yani şöyle sıralama. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 desek. Ben telefonuma yazmam lazım. Not kısmına. Aç. Şimdi şimdi şu 1 normal 1. 1. Tamam, 1 önce 1 olacak. Buna 2 dedim. 2 değil. 3, 4, 5, 6. He, sonra 7 diyeceğiz. 8. Dur şimdi. Tamam, siz bulun. Ben de bu arada bir deneyeyim. Şimdi şuna 1 dedik. A, biz bunu yapası kadar var ya. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. Şimdi biz şeyi bulacağız. Şunu 1, 2, 3, 4, 5. Bu 5. Diğeri [Kahkaha]. 5. Şimdi şu, şu, şunu bulacağım. Neymiş? Tamam, 5. Buldum, buldum, buldum. Şunu mu bulacağım? 2. 2. Şimdi bunu mu bulacağım? Bunu bulacağım. 1, 2, 3. Tamam. Şimdi şunu bulacağım. 1, 2, 3, 4. Şu da. Şimdi şunu bulacağım. 1, 2, 3, 4, 5, 6. En son şunu bulacağım galiba. Bunu bulmuş muydum? Ha, bir deneyelim. 1. Bir dakika, resetle. 1, 7. A, yapamadım. Dur. Şimdi 1, 7. Aa, demek ki yanlış oldu. Şunu bulmadık. 1. Ya şu 8. Tamam. He, şimdi dur. 1, 7, 8, 5, 2, 3, 4, 6. Tamam, tuş bulduk. İçinden tuş mu çıktı? Yani bunun şunla şunu bir kombine et. Bu K uğraştığım şey tuş muydu benim ya? Allah da sizi kahretmesin. Şimdi belli ki buradan geçemiyorum. Buraya bir vana ihtiyacımız var. Hiç uğraşmaya gerek yok. Buraya baktım. Merim, hoş geldin. Nasıl oldun? İyi misin? İnşallah kalkarsın da. Tuş bulduk. Diğer tuş nerede? Hayret, üstüne koymayı akıl ediyorsun. Lon. Şimdi A, bu neydi gençler? D miydi bu? DMC mi? Yok, D C M. He, çok teşekkür ederim. Saçma sapan mermiler veriyorsun da silahı yok. Aha, süper. Aa, a, falan. Hadi bakalım. Haydi bakalım. Yerimiz yok. Allah. Bence şunu takmaya gidelim. Aynen. Bıçağı saldım. Nerede? Biz 3 kattayız. 2 dakika aşağı ineyim. Şimdi bizim iki tuşa ihtiyacımız vardı ya. Diğer tuş burada değil mi? Bence buraya bir, buraya bir bakayım. Buradan tuş bulursam direkt aşağı inerim. Direkt buraya bir daha geri gelmem. Aman ya Rabbi. Oğlum, o neydi ya? Ben buradan gidemem. Ben bu saatten sonra gidemem zaten. Gidemem yani mümkün değil. Bana ne ya? Bir şey söyleyeyim mi? Mi? O normal zombi değildi ya. Böyle camda yürüdü adam. Binanın dışında camda yürüdü ya. Ay, şey neredeydi ya? A, yok. Burası korkudan yeri unuttum. O göremiyor ama sese duyarlı. Ciddi misin? Şöyle bir şey söyleyeyim. Ben daha önce bu oyun hayatımda hiç oynamadım. Sadece e izlemişliğim var. Çok önceden tabii ki de izlemişliğim var. Eee, şey yapamıyorum. Hatırlamıyorum yani ne olduğunu. O yüzden biraz tepkilerim sizlere şey gelebilir. Yani kaç yıllık oyun niye böyle tepkiler veriyorsun derseniz, oynamadığım için. Eee, sıfır mı bulduk biz? D, 2 mi bu? İyi bulduk. Aa, biri bulmuşuz. 2'yi bulamadık ya. Keşke 2'ye taksaydım ya. Hah, iymiş zaten. 2 yazacağım. Dur. 209 yazayım. 209 diye numara yok. İ'ye taktım mi ben zaten? Niye böyle düşündüm? 102. 102 başlıyorum şimdi. Dur, bir an beynim yandı ya. O kadar şey yaptım ki. O ne diye korktum ya? Üç. Delireceğim. Ha, ver şunu. He, o değil de. Bizim yerimiz yok ya. Mantıklı olan bir şey almamız lazım. Bak, burada bıçak var. Aha, e, 2018'de pompalı mermisi var. Aha, 203. Üçüm yok. Şöyle yapalım. Şimdi pompalı mermilerini e, neredeydi? Şu benim şeyimin olduğu oda. Nein olduğu oda. Hoş geldin. Yerimi yönümü kaybettim ya. Benim depom olduğu oda nerede? Tamam, merdivenlerin orada. Yukarı çıkan merdivenlerdeki depomuzda pompalı mermileri olacak. Kırmızı bitkiyi de bırakalım. Aynen, zaten bir tane spreyim var. Şurada oyunu bir kaydedeyim. Aynen. Bütün depolardan zaten bunları alabileceğiz. 4'e. İyi yayınlar. Çok teşekkür ediyorum. Kesene bereket. Oyunda yer yön algımı kaybediyorum ya. Şimdi biz büyük ihtimalle zaten bunu alamıyoruz. Neden? Çünkü bizden bir eee şey istiyor. Silah kartı istiyor. Silah kartı istediği için de biz zaten ona erişemiyoruz. 208. Yine pompalı mermisi var. 2013'te şey yapamıyoruz. Çantamızdan çünkü 3 numaralı tuş yok. Zannediyorsan evet. Biz şunu bir alalım. Bir de 103. 13'ü de alamıyorum. 3 numaralı şeyimiz yok. Evet, görüyorsunuz ki burada bir işimiz yok artıkın diye düşünüyorum ben. 3 numaralı tuş. Evet, şimdi sevgili izleyenler, şöyle bir şey yapalım. Şöyle bir durayım ben. Yani daha fazla devam etmek istiyorum. Daha fazla devam etmek istiyorum ama eee boğazım ve sesim büyük ihtimalle daha fazla devam etmeme müsaade etmeyecek. Yani yoruldum. Biraz böyle sizinle oynamak inanın çok keyifli oluyor. Eee, şimdi oyunu hepimiz zaten biliyorsunuz. Hiçbir sıkıntı yok. Ben oyunu ne olduğunun farkındayım, biliyorum. Sadece daha önce hiç deneyimleme dışarıdan bir göz olarak izlemiştim. Eee, yani yaparız, hatalar yaparız, gözümüzden kaçanlar olur, bir şeyler olur. E, artık çok ciddiye almayın arkadaşlar. Bunlar oyun, eğlenmek için buradayız. Dört dörtlük oyun oynamıyorum. Her yayında bunu söylüyorum. Her videoda bunu söylüyorum. İnanılmaz iyi bir gamer değilim. Ben zevk aldığım için oynuyorum, eğlendiğim için oynuyorum. Umarım sizler de eğleniyorsunuzdur. O yüzden e şu an daha devam edemeyeceğim. Beka ihtimalle ben oyunu Türkçe yaparım. Diğer bölüm Türkçe başlarız. Mafyanın finalini vereceğim video olarak. Onu canlı yayın yapmayacağım. Neredeyse bir saat 50 dakikadır buradayım. Bir bir saat 10 dakikadır da oyundayız. Evet, eğlenmene çok sevindim. He, yani hikayeyle alakalı bir şeyler söylemezseniz, diğer hani loot, şifredir, hiçbir sorun yok arkadaşlar. Söyleyebilirsiniz. Benden onayınız var. Sadece hikayeyle alakalı şeyler yazmayın. Şifre budur. Yani şifre bulmakla saatlerce uğraşmayalım. Normalde ben bunu normal video olarak çeksem uğraşırım, orayı kırparım, size bunu sunarım ama canlı yayın olduğu için burada sizin de vaktiniz çok değerli. O yüzden şifrelerle alakalı oyunlar bu oyunda söyleyebilirsiniz. 2025 işte 24 veya 25'te yepyeni oyunlarda tabii ki de siz de söylemezsin. Ben kendim bulmaya çalışırım ama bunlar sonuçta eski oyunlar. Sıkıntı yok benim için. Sizleri çok seviyorum. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Yarın da burada görüşmek üzere. Yarın da herken açarım büyük ihtimalle yayını. An senaryo için gerekli itemleri. Bence sen bul. Ok, hiç sorun yok. Ana senaryo için olanları ben bulurum yani. Sizler sıkılmazsın. Benim için sorun yok. Sizleri seviyorum. Görüşmek üzere, hoşça kalın. Lütfen kusuruma bakmayın. Bugün bu şekilde hasta olacağımı inanın ben de bilmiyordum. Sabah başladı çünkü. Ah, şuram daraldı. Çok konuştum. Bir anda patır patır patır. Daha oynayacağımız bir sürü oyun var. Sıkılmazsın. Ben de hiç sıkılmam. O zaman elveda diyorum, görüşürüz diyorum. Yarın aynı saatlerde akşam 6'dan sonra burada tekrardan canlı yayındayız. Sizleri seviyorum, görüşürüz. Ay, gerçi oyunu kapatayım. Dur, direkt lops diye çıkmayayım. Şey yapmayayım. Şimdi siz de o arada terk ediyorsun yavaş yavaş diyormuşum. Evet, oyunumuz da kapattık. Şöyle, aynen, görüşmek üzere.