Transcription
Oh, bir de gördüğüm haberci rüyalar var. Nasıl haber s? Çocukken Zeytin Dağı'na çıkardım oyun oynamak için. Kalbime sık sık ağır saplanırdı, hala olur. Bazen son gördüğüm rüyada da aynısı oldu; ağrıyla beraber sarsıldım ortalığı, sonra sis dağıldı ve yine onu gördüm. Başında mir elinde İslam sancağı. Atını Zeytin Dağı'ndan surlara doğru sürdü.
Onun gelişiyle bütün endişelerim dağıldı, kalbimdeki ağrı dindi. Bu tanıdığınız biri mi? Hayır, ama tanıştım. Rüyamdaki adamı gerçekte de gördüm, hatta sanırım hayatını kurtardım. Kimsin sen? Bir yanda canım Kudüs, diğer yanda o elinde İslam sancağıyla Kudüs'e yürüyen, ama kalbime ferahlık veren adam. Nasıl bir cenderede sıkıştım, anlıyorsunuz değil mi?
Fedar, çocukluğumdan beri gördüğüm bütün haberci rüyalar çıkar. Serce Lut turabik, o Müslüman emir bir gün Kudüs alacak galiba. Ben ona aşık oldum. Bazı rüyaların tersi çıkar. Ferah olun, Kudüs ilelebet Hristiyanların olacaktır. Şehre gelir gelmez dertlerimle boğdum sizi.
Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Sizinle tanışmak bir kısmet oldu. Müsaadenizi isteyeyim artık. Buyurun, size eşlik edeyim. Birçok hatırlı dostum var peder. Eğer bir ihtiyacınız olursa, çekinmeden bulun beni; bir müddet daha buralardayım.
Aslında yardımcı olabileceğiniz bir konu var. Latif adında Müslüman bir şifacıyı arıyorum. Bulaştırmamak için bir emanet var elimde; adını duymuş olabilir misiniz? Hayır, ama devreye gezen nöbetçiler sorabilirim sizin için, onlar muhakkak tanır. Milletler kalır, sen kimsin? Senin ne önemin var, gay, aş? Askerler yaptıklarının bedelini ödemeyecek misin sandın?
Emir Selahattin. Affedersiniz, hekim Latif'i arıyorum da. Latif benim hastanız mı? Hayır, şey, ben rahip Andrei. Bende size vermem gereken bir emanet var. Nedir? Kimden? İbelin Kundakçıya, Kontuk mu? Emir, sen bize gelme dedin, ama epeyce vakit geçtik. Biz de merak ettik. Herkesi çarşının girişine toplayın, diyeceklerim var.
Aslında durum biraz karışık. Kont yakın dostumdur, mektubu rahip Bruno'ya vermemi istemişti. Meseleyi size o bildirecek, fakat rahip Bruno öldü, Tanrı onu bağışlasın. Bu sebeple size getirdim.
Nedir? Bu size ait olan altınları almanızı sağlayacak olan bir belge. Bütün bunların, Kont'un kardeşi Ban'ın burada oluşuyla bir alakası var mı? Neden burada mı? Nasıl bir soygun bu, hani senin ataların Kahire'yi kurmuştu, onlar da soydu mu Mısır'ı sizin gibi? Senin hakkın Kellenin almasıydı. Şimdiye kadar beklediğim kabahat Vezir hazretleri. Vallahi benim konuyla bir alakam yok.
Nasıl yok, Dr. Gam sağ koluydun; senden habersiz mi boşalttı hazineyi? Engel olmaya çalıştım ama dinletemedim. Bana fırsat verin, altınları yerine koymak için canım vereyim. Vereceksin zaten. O kadar altını bulmana imkan yok. Yapmayın Vezir hazretleri, beni tanıyorsunuz. Ben bulamayacağım da o Kadı Fazıl mı bulacak? Adam zengin biri, kesi başımıza.
Oysa sizin her halinizden anlayacak, her işinize kelle koltukta koşacak birine ihtiyacınız var. Bir ziyaretçin var; abinin arkadaşıymış, rahip Andrei. Sizi burada göreceğimi hiç düşünmezdim. R. Andre abiniz Paris olduğunu söylemişti.
Hekim Latif'in burada olduğunuzu duyunca çok şaşırdım doğrusu. Siz tanışıyor musunuz? Yeni tanıştık. Elen, tanıştığımızda rahip efendi anlatın, ne oluyor burada?
Şirkuh, seni yeni saray ağımız Cevher ile tanıştırayım. Ne yeni saray ağımız, Cevher Saray ağımız. Yahu bu adam damın kuyruğu değil; bun birey sokarsınız saraya. Yıkıl karşımdan, derhal yıkıl! Ben senin o kelleri almadan bunun gibilerle arkanızı sağlam almaya çalışacağım da. Siz evvela Nurettin Zengiye verdiğiniz sözü yerine getirin; vaktiniz daraldı, kendi sarayımda azarlanan bu kadar fazla.
Artık bunlara tahammülüm kalmadı. Artık Cevher zenginleri başımızdan def edecek bir çare bulun. Siz tasa etmeyin vezirim, en kısa zamanda halledeceğim, emin olabilirsiniz. Unutma, saraya dönmek için tek şansım bu; neden altınları tapınakçıların gizli kasası olan Bakras Kalesi'ne koymuş ki? Ne yapmasını isterdi, açıktan sahiplerine verip kendi ölüm fermanını imzalaması? Rahip Bruno hayatta olsaydı, kolayca çözülecek bir meseleyi Hekim Latif ve İbelin'den sürülen diğer Müslümanlar haklarını alabilecekti ama şimdi yine alacaklar, Kontuk.
Bu kadar çetrefilli bir plan yapmak yerine bana söyleseydi onu; hiç dinledim mi ki sana söylesin? Yapma, Bellin. Sen her zaman böyleydin; temkinsiz ve aceleci. Çok zaman geçti, artık temkinliyim ama hala bazı konularda acele etmemiz gerektiğini düşünüyorum. O altınları bir an önce oradan almamız lazım, temkin kısmını da duymak için sabırsızlanıyorum, doğrusu.
Bu evrakla altınları rahip buradan başkasına teslim ederler mi? Evet tabii. Pap gelip isterse ona verebilirler. O zaman bize bir rahip Bruno lazım, onu tanımadıklarını düşünüyor olamaz. Kuk parayı bizzat onunla göndermiş. O zaman basa gizlice girip altınları öyle alacağız.
Bir hırsız gibi mi? Hırsızlığı vaktiyle yapan yaptı. Şimdi eğer o altınları oradan siz alırsanız, bu hırsızlık olabilir ama bize ait olanı biz alırsak bu hırsızlık olmaz. Hem zaten senin ayaklanmanın için henüz erken; delirmiş olmazsınız. Bakras Kalesi gibi korunan kaç kale biliyorsun?
Belin, Latif bizi rahip Andre ile yalnız bırakmanı istesem, kabalık etmiş olur muyum? Kalenin nasıl korunduğunu elbette biliyorum lord. Bu üzerindeki rahip kıyafetlerini çıkartıp kendi kimliğine büründüğü o kapıların sana nasıl açılacağını bildiğim gibi oraya birlikte gitmeliyiz.
Asen buraya bu kılıkla gelerek çok büyük bir risk aldım yokk. İçim ama bundan sonrası artık benim işim değil. Bu yaptıklarım Kudüs öğrenilirse Tanrıdan korkmalısın, Gon. Karının babası olan kraldan değil, Tanrıdan. Karımdan bahsetmeye devam edersen, hem benden hem de Tanrıdan korkmalısın.
Bel, bu altınlar o insanlara ait. Gon, zavallı. H, bu işi tamamladıktan sonra onların haklarının teslim edildiğini sana bildirmem istedi, biliyor musun? Böylelikle artık senin onlara bir borcunun kalmayacağını, vicdanın rahat bir şekilde İbel geri döneceğini umuyor. Bu iş bittiğinde vicdanım rahat bir şekilde Paris'e döneceğim.
İbelin değil ama insanlar paralarını alana kadar hiçbir yere gitmiyorum. Sanırım bı tekrar görürsen, ona olan duygular yeniden canlanacak korkuyorum. Lü canlanacak bir şey yok senin için değilim, dostum. Hug için son bir iyilik daha yapacağım, sonra sen Paris'e ben Kudüs'e.
Görmedik, duymadık bilmiyoruz anlaştık. Bu işi tek başımıza halledemeyiz, yardıma gerek bize. Yardım edebilecek çok güvenilir birini biliyorum. Kim? Ortalık iyice karıştı; damın artıkları bitecek gibi değil. İşi sıkı tutmak lazım. O yüzden dikkatli olun.
Bir şey mi oldu Emir? Bir şey olmasın diye söylerim bunlara, yani. Zaten hepimiz teakuz halindeyken böyle sıkı sıkı tembih etmenizi gerektiren bir vaziyet mi zuhura etti? Diye merak ettik. Emir, damın destekçileri arasında sadece Mısırlı askerler yok; burada yaşayan gayrimüslim insanlar da var. Mağlubiyetin sıcağıyla bir yerlerde pusmuş, seslerini çıkarmıyor olabilirler. Her ne kılıkta, her ne surette fitne peşine düşecekleri de belli değil.
Bu yüzden size tembih, ahaliyi nasıl muhafaza ediyorsanız, kendinizi de birbirinize de mukayet olmanızdır. Hakkınız var, emerim. Vadi Şam'ın toprağını, suyunu, insanını baştan ayağa biliriz. Göğünde uçan kuşun yere düşen gölgesinden tanırız. Ama burası Kahire, henüz her şeye tam aşina değiliz ama elbet bir gün olacağız.
Elimden geleni yaptım fakat kontesi öldüren Emir hala nefes alıyor. Beni bağışlayın, kesin ölecek. Eninde sonunda ölecek de gördüm. Nasıl yani, siz tanışıyor musunuz? Hayır, tanışmadık. Rahip Buru aramak için gittiğimde ama o kilisenin rahibi gibiydiniz. Emir Selahattin, rre.
Aslında buraya başka bir mesele için gelmiş, Latifi ve İbinden sürgün edilen diğer Müslümanları ilgilendiren bir mesele. Çözüm için senin yardımına ihtiyacımız var demek gerek. Kontum yapa yalnız bırakıldı demek. Onca zorlu ve riskli görevin üstesinden gelen askerini, koskoca krallık sahip çıkmadı.
Vahidi ol hem kocamı bu kadere mahkum edenlerden hem de onun göğsüne kılıcını geçiren Selahattin, intikamımı alacağım. Usaresi yalanları öldürme kuvvet ve iktidarına sahip. Tohum bağrında yaşarsın; kuvvet, iktidar ve gaddarlığı damarlarında taşır. Zer öven göğe doğru yükseldikçe, benim içimde yanan intikam ateşinin alevleri de yükselecek.
Rahat uyum, hayat seni toprağın altına koyan her bir yılandan teker teker üçünü alacağım. Tertibin işe yarar gibi fakat eğer yakalanırsanız, bunu kimseye izah edemezsiniz. Kalenin komutanı rahip Andrei yakından tanır ve sever. Kapısını bize seve seve açacaktır.
Yıllar sonra hakkımız olanı, bize ait olanı geri alma fırsatı geçti elimize. Lütfen Emir Selahattin, yardımınızı esirgemeyin. Tamam, en muteber adamlarımı sizinle göndereceğim. Sağ ol, yalnız birine daha ihtiyacımız var. Kime? Şemse.
Şemse mi? Ha, şu şarkı söyleyerek bizi kurtaran kadın mı? Sizi nasıl kurtardı bilmiyorum ama Kale komutanının zevke ve eğlenceye çok düşkün olan karısını oyalayarak bize zaman kazandırabilir.
Böylesine tehlikeli bir işe bir hatun kişiyi karıştırmaya benim gönlüm razı olmaz. Ama buna olur ya da olmaz diyecek de ben değilim. Madem tanışırsınız, madem hukukun var, kendiniz sorarsınız işte. Nihayet moralimi düzeltecek kişi geldi. Sadiz.
Hayırlı olsun, Vezir hazretleri. Pek içten söylemedin sanki. Tahta çıkışını sevindim ama bu bir zafer değil benim için. Fısıldadı. Üzülme, sen olmasaydın bir başkası olacaktı buraya.
Sizin için de uygunsa, hürlük beratımı almak için geldim. Böyle hemen apar topar gidecek misin? Bir anda beni bağlayan bir şey yok burada. Böyle konuşunca alınıyorum. Ama bu saraya gelişin dün gibi aklımda. Dedim ki bu kız deli, hem de zır deli. Kim kendi ayaklarıyla gelip esir olur ki? Bu kadın ve kızı hür olacak, onların yerine ben kölelik edeceğim.
Sana bir yıl boyunca sarayında kalacağım. Vakit olduğunda sen sağ, ben selamet. Herkes kendi yoluna. Kabul mü? Onları da seni de şart olmadan zapt etmeye muktedirin. Neden kabul edeyim bu teklifi? Bu benim nişanımdır.
Sözümden ibret almayan alnımdan kendi alın yazısını okur. Fitne büyüktür, aklı olan uzak durur. Elindekinin kıymetini bileceğine tehditle iş görmeyi Mısır sultanına yakıştırma. Böyle hemen evirme kaşlarını. Hoşuma gittiği için söylüyorum. Ümer Adan, Vezir Adan.
Birçok topraklarda insan tanıdım. Senin gibi sözünün eri olanına pek rastlamadım. Şemse onca üstün vasıflara sahipken hiç kibirden eser görmedim. Bu yüzden, hani dolu başak eğilir derler ya, doğruymuş gerçekten. Siz de sözünüzde durarak büyüklük gösterdiniz.
İsteklerime daima müspet yaklaştınız; müteşekkirim. Lakin artık veda zamanı; bir an evvel yola revan olmak isterim. Bana son bir veda şarkısı söylemeden bir kutlama ziyafeti tertip ediyorum. Umarım isteğimi geri çevirmez, sonra emriniz başım üstüne.
Vezir hazretleri, İdris çarşıdaki alpleri bir güzel temin etsin. Meraklanma, hepsi temizdir. Sen yemene bak, suak lokun mübarek. Urfalı, haklı kardeşler. Şurada iki lokma yerken dahi aklımız çarşıda. Hele emilimin bugün halini görünce benim de içime bir kurt düştü, ne yalan söyleyeyim.
Sanki bir şey VI bizden saklar gibi. Kardeşler, şu çam yalılarından geldiğimizden beri bizden yöne bakıp aralarında bir şeyler konuşurlar. Yemin is, kendin sakin olacaksın. Ancak bundan böyle her ayın başında 50 sikkeyi hazır et.
O kadar sikkeyi size verirsem hancı nasıl çekip çevireceğim? Ben biraz daha alacağım, anca da soralım bakalım. Tımar vakti gelmiş, hayvanatı ne diye doldurmuş? Ana, uzun etme, hancı. Ya verirsin ya da günah bizden gider. Hayır, ancak canını sıkan bir vaziyet mi var?
Yüz geçin ben kapılarınızı tazeleyecek. Aslanım, o burnunuzu her şeye sokarsınız. Ama bir gün birisi kesip elinize verir. Ortada bir kesme işi varsa onu biz yaparız. İhtisası bizdedir.
Yiğitler, hele durun! Siz bir yerinize geçin. Zengi uşaklarına bak, hele dağdan gelmişler. Bağda yiğitlik yaparlar; bizim geldiğimiz bağda uşaklık değil, yiğitlik talim edilir. Demek ki yanlış yerdesiniz. Zira Kahire'de yiğit çok. Ne dersiniz? Kardeşler, yanlış gelmişiz, ne yapsak gitsek mi? O başınızdaki emire de çok güvenmeyin ha.
Burası Kahire, onun gibi kaç tanesi. Hiç olup gitti. O hiç olup gitmez ama benden günah gitti. Oh, sizi bir daha ne bu halının ne bu hancının yanında görmeyeceğim; canım, yemeği de mundar ettiler. Hakkını helal et, ancak ortalığı dağıttık.
Elinize sağlık yiğitler; böyle bir dersi çoktan hak ettiler. O vakit herkesçe bilinsin, Zengi töresidir hak eden, hak ettiğini fazlasıyla alır. Hadi gel Emir Selahattin, sizinle görüşmek ister.
Selahattin mi? Neden, ne görüşecek biri benimle? Bilgim yok, efendim. Tamam, geliyorum. İbelin lordu. H Mesih'in gerçek bir takipçisiyim. Didinip durdu halkının huzurunun teminatıyız; Tanrı onun aziz ruhunu kutsasın. Amin.
Aziz dostu Hun cenazesinde kocanızı neden göremedik acaba? Son anda ayrılmak zorunda kaldım, epeyce önemli olsa gerek. Aksi halde sil arkadaşını son nefesinde yalnız bırakmazdı, öyle değil mi? Ben bunu yapamam, yapmak istemiyorum. En son biri benden yardım istediğinde neticesi pek canımı yakmıştı.
Rahip Gio, size kısmen anlattım. Anlıyorum, anlıyorum ama inan bana bu durum farklı. Adaletin yerine getir. Yüce Tanrı, elb, bunu müs bırakmak. Kudüs'ten ayrılırken bize haber vermemesi oluş değil; acil bir iş için gitmek zorunda kaldı baba. O yüzden Bend iletmemi rica, onunla görüşeceğim.
Yelin hakkında yararlı olur. Klun geleceği hakkında endişeli oldu. H, yakın dostuydu; ona dostuna vefasını gösterebileceği bir fırsat sunacağım. Nasıl, İbelin? Onu, yani senin topraklarına katmayı düşünüyorum. Şayet bizimle gelirsen sana daha önce adını hiç duymadığın emin olduğun bir ozanın yerini söyleyeceğim, belki aradığını bulursun.
Nedir aradığınız? Bir şarkı, sadece bir kısmını hatırlayabilirim. Şarkı? Tamam, sizinle geleceğim. Zaten her hal yukarıda. Bu gece bu saraydaki son gecem olacak. Nein, peş olabilir s. Adamlarım takipte. Ne iş karıştırıyorsa yakında çıkar. Kortay tanına kavuştu.
Elinde yok, benim Kont'un sahibi kim olacak? Ama uygun birini bulacaktır. Ben buldum bile. Kimden bahsediyorsun? O Vahşi Zindan değil miydi o? Evet, Veer çıkması gerek, imkânsız. Asla kabul etmez Sultan Nurettin'in tepkisini çekmek istemez; onu ikram etmek zorundasın.
Dışarıda olması bizim için çok önemli. Ümmetin, milletin canı birliğimizin imkanı. Düşmüşüm kuyudan ses veremeyip, alemi İslamın sancağının dalgalandığı yüreğinize. Gam rüzgarları estirdim, bağışlanmak dilerim. Hakkın inayetiyle, hayâ askerleri Nil'in azgın sularında boğulmuştur. Baş olma sevdasıyla Mısır halkını dertten derde salan o damın başı, omzundan indirilmiştir.
Huzurunuz biliz, kılcı için geleceği ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Kral hazretleri, neden ısrarla soruyorsun bunu Mısırlı kaybetmişken? İbelin gibi küçük bir kontluğu tehlikeyi önlemenin yolu İbelin geçiyor. Yine bir takım tertipler peşindesin; kim var aklında? Ağ, kulağın duyu, senin bu adam bir canavar. Z, aklı başına gelmiş. Eski halinden eser yok.
Sırt uysallaşır mı hiç? Bu adam, yalnız Müslüman halkı değil, doğu Hristiyanları katletti zaten. Gücünden çok namına ihtiyacımız var. Kontrol altında, biraon düşman için caydırıcı olabilir. Başımıza bela olur, rahat durmaz.
Duracak, sizi temin ederim, avcumuzun içinde olacak. Ben barışa zarar vermemek için dostumun cenazesine katılmıyorum. Sen Nur'in bildiği adama pek basit. Attila'nın durumu farklı. Belki de onun varlığı, barışın teminatı olacak.
Sultan Nurettin pusula bekliyor, bize diş geçirecek gücü elde ettiğinde Kudüs'e yürüyecek ve işte o zaman harekete geçmek için çok geç kalmış olacağız. Ah, Shaon, kaç defa dedim sana şu deliği kapat diye? Hasta herif, fare beslenir mi hiç?
Ne yapıyorsun be adam? O benim dostum, bırak! K, el ne halim varsa gör. Kendi pisliğini de buol burada. Emir, verin, Shaon. Zindandan çıkarayım. Peki ama sadece salı verilmesine müsaade ediyorum; ona değil. İbelin bir avuç toprak bile teslim etmem.
Ayrıca İbel de Gon'un topraklarına katmayı düşünüyorum, evet. Henüz kesin kararımı vermedim, bütün ihtimalleri değerlendiriyorum. En doğru karar şüphesiz kralıma aittir. William, chao'nun en ufak hatasında hesabı senden sorarım; bilmiş ol.
Aradığınız hazır Kontest. Ben de hazırım. Emir, şku. Mısır'ın tüm lezzetlerini tadın diye özel hazırlattı sofrayı; havaşi, mulkiye ve daha niceleri. Umarım beğenirsiniz. Sofranıza diyecek yok. Lakin lezzet almak için ağ hastalı gerekir, evvela rahatsız değilsiniz inşallah.
Ben gayet iyiyim, vezir şaver kastım. Başkadır. Bu nasıl iştir ki daha düne kadar bize karşı savaşıp, benim askerimin kanını döken bir hain? Bizim bulunduğumuz meclise çağırabilirsiniz, hem de sizi ikaz ettiğim halde. Emir hazretleri, bir komutan olarak hassasiyetinizi anlıyorum.
Lakin siz de takdir edersiniz ki, devlet işleri öyle kindarlıkla yönetilmiyor. Eski hasımların müttefik olması durumuna siz de yabancı değilsiniz. Zira, böy obası beyi Karatekin, aynı sofrada oturuyorsun. Şu anda mevzu bana geldi, ya. E ne hala yani, doğru der. Biz burada Şam'daki haklarımızdan vazgeçtik.
Emir Şirkuh, o zaman herkesin tı niyetini ortaya koyar. Dert etme keyfini çıkarak. Bak, vezir, bizim için dünya masraf etmiş. Bunlar Sultan Nurettin'in dinarları; Şam'ın hakkı bu sarayda çarçur edilmekte.
Bunları konuşmak için doğru yer burası değil galiba. Emir Şirkuh, Zengi ordusunun başkomutanıdır, nerede nasıl konuşacağını iyi bilir ve ayrıca Mısır için cenk etmiş birisi olarak sitem hakkına sahiptir. Kimse alınganlık göstermesin, artık biz de buradayız ve meseleleri daha sakin bir şekilde konuşmayı öğrenmek zorundayız.
Amca, yapma; sofrada misafiriz. Zaten böyle meclislerden hicaz etmem. Bir an evvel gitsin de gidelim bu kuşlar. Mısır saraylarının süsü ve nişanesidir, boşuna burada değiller. Her biri devlet yönetiminde bir tavrı temsil eder. Misal, altın sülün; Şam ağaçlarını sever, kibriyle maruftur. Kendisi dışındaki herkesi küçük gör. En büyük gücü de zaafı da benliğidir.
Ala bu Sultan Nurettin ima eder. Şahbaz, ah Şahbaz, müthiş bir yırtıcıdır fakat tek vasfı savaşmak; siyasetten hiç anlamaz. Herkesi kılıcıyla hizaya getireceğini sanır. Dediğim dedik inatçı; aklının almadığı sözün kılıçtan daha keskin olduğunu. Bunun da kim olduğunu buldum.
Da, de mi? Ve papağan, namı diğer tutii, Mısri adından anlaşılacağı gibi Mısır'ın kuşudur. Rengi debdebe; temaşayı sever. Diğerleri iktidar için kapışırken, o bekler. Uzak diyarlarda gözü yoktur. Günün sonunda Mısır'ın kendisine ait olduğunu bilir.
Çünkü bu topraklar, havasıyla, suyuyla adeta onun için yaratılmış gibidir. Ne yaptın, sen o adamlarına söyle, Mısır kuşunun tüylerini yolup bir güzel temizlesin. Sonra da pişirip önüme getirsinler. Sofra o zaman tamam olacak. Tabii ki emir, şku. Alan inşallah yapmaz.
Sanırım biraz müzik, hepimize iyi gelecek. Sanatıyla sarayımı hayat bahş eden Şemse hatun, bu gece bizler için son kez şarkı söyleyecek.
Yanıram eşkine Can yar! Yanarım eşkine. Mene sen naz eylesen de. Men sen naz eylesen de bu nazı senen bene. Yarim bu nazı sen, bene yarim bu kader az eyle. Sen de bu kadar az eyle! Sen de görmüşem sevmişim; isterem seni. Ne diyim, ne çare.
Görmüşem sevmişim, isterem seni. Yediğim ne çare. Evlerinin dalı gaya, lerinin dalı gaya, gayadan baharlara ya. Gayat baharlara! Ya sensiz geçen günlerim, ya sensiz geçen günlerim, ya gelmez hiç bir zaman. Sayan gelmez hiç bir zamansa.
Görmüşem sevmişem, isterem seni. Ne diyeyim, ne çare. Görmüşem sevmişem, isterem seni. Dediğim çare, görmüşem sevmişem, isterem seni. Nedim de çare. Görmüşem sevmişem, isterem seni. Ne diyim, ne çare.
Bismillahirrahmanirrahim. Gel artık hürsün Şemsa. Adun, böyle küs ayrılmayacağız değil mi? Küs değilim, üzgünüm; bir dostu kaybettiğim için. Bırak dostluğumuzun hükmünü zaman versin. Bizim şer sandıklarımızın içinde nice hayırlar gizlidir. Dilerim aradığın huzura kavuşursun. Sen de öyle. Ne var aklında, ne yapacaksın şimdi?
Bahar Kilisesi'ne yeni gelen rahibin ricasıyla kısa bir yolculuğa çıkacağım. Önce sonrasını dönünce kararım. Yolunda, bahtında açık olsun. Onu gördüğümden beri ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilemiyorum. Çocukluğumdan beri gördüğüm bütün haberci rüyalar çıkmıştır. Bir anda canım Kudüs. Diğer yanda o elinde İslam sancağıyla Kudüs'e yürüyen ama kalbime ferahlık veren adam! Nasıl bir cenderede sıkıştım, anlıyorsunuz değil mi? Kudüs'ü alacak ve galiba ben ona aşık oldum.
Zor bir gezdi hepimiz için. Bu gerginliğe bir an evvel son vermemiz lazım. Olan papağan oldu. Bir de Şemsi işitmek için gerçekten kulak verenlere yakıcı bir veda. Sesinde biraz ümit var sanki. Hem si öyledir, her dinleyene duygu ilham verir.
Peki, nereye gideceği belli mi? Henüz değil; şu yeni kesişte yola çıkacakmış. Hiç beiz olmadan anneciğini arayacak, sonrası muamma. Şemsin işleri hep böyle düğümlüdür. İnşallah bu defa çözülür. Vakit geç oldu, bana müsaade.
Anlat bakalım Selahattin; çarşı pazar ne alemde? Alplerin gayretleriyle şehre nizam sağlandı, çarşıda ticaret seyrine girdi. Birçok dırgam yanlısı nedamet getirdi; fitneye devam edenler de bir bir yakalanıp zindana atıldı. Yüzümü ak ettiniz Selahattin; gayretlerin karşılıksız kalmayacaktır. İnşallah. Senin Şam ziyaretin ilgili. Ben de tekrar düşündüm; şehirde aşin sağlandığından eminsin.
Madem gözün de arkada kalmayacak, uzun durmamak şartıyla gidebilirsin. AMC, benim şehir nizamında ziyade seninle ilgili endişelerim var. İpleri bu kadar germek sence doğru mu? Sen eskiden böyle değildin. Nasıl değildim? Fevri? Bu şerin tıyneti benim, benim azabım bozuyor.
Yaptığı her hareket gözüme batıyor; kendim olamıyorum. İşleri sıkı tutacağız diye nefreti üzerimize çekmeyelim. Akıl, selim'i korumakta fayda var. Tamam Selahattin, haydi yolcu yolunda. Gerek selametle git, inşallah.
Sultan Nurettin'e hürmetlerimi ilet abim. Eğer Yemen'den gelmiş olursa, ona da hürmetlerimi ilet. Amca, o kuşu yemeyecektim. Urfalı, azımız hazırlansın, Şam yolu göründü. Anamın gözleri daha fazla yollarda kalmasın buyruk em.
Yaşlı bir adam geldi. Emir'im seni görmek için bekler durur. Buyur baba; beni sorun, ben Latif'in babasıyım. İşim Seit. Oğlum Latif'i hoş gördüğün için sana minnettarım emirsel. Estağfurullah. Baba, size karşı hala mahcur. Latif de affetme büyüklüğü gösterdi; konu kapandı.
Senin benden istediğin bir şey mi var? Şu rahiple sözleri hakikat gibi durur. Lakin endişe etme; en güvendiğim adamla beraber yola çıkacak. Onu senden başkasına emanet edemem. Salihim gitti; Latif'in de başına bir zeval erişirse ben ne yaparım?
O sadece benim için değil İbelinli Müslümanların da kıymetlisi. Herkesi derleyip toparlayan; onlara sahip çıkan odur. Sana yalvarırım, onu ellerin içinde bir başına koma. Sahibine sahip çık ona. Bu gönlü yaralı bir babanın senden tek ricası.
Ben de anama babama kavuşma iştiyakı içindeydim; onların yanına gidecektim ama senin rican, başım gözüm üstüne. Latif bana emanet. Latif sana, altınlara, sahiplerine sahip Halim ulaşacak. Allah'ın inayetiyle. Allah senden razı olsun. Yolc, hazırlıklar tamam. İstikamet değişti, Urfalı.
Şam yolu bekleye dursun. Menzil neresi? Bakras Kalesi. Ama hepimiz değil. Ben şimdi gidip durumu amcama izah edeceğim. Bu anlattıklarına bakılırsa kral Amel le görmemiz gereken bir hesap var demektir. Gözümüzün içine baka baka yalan söylemiş; Mun Selahaddin'in kaybı konusunda yalan söyler gibi bir hali yoktu.
Mevdud ama her ne olursa olsun, her şey onun mesuliyeti. Ayağının tozuyla Mısır için tertip kurması da bizimle sulh içinde kalmaya çabalaması da boşuna değil. Kral Amri akıllı ama işin içinde başka akıllar olduğu da aşikar. Sultanım, destur verirseniz o akılları başlarından alacak bir hamle yapalım derim.
Bu ettiklerine karşılık ilk bedeli tapınakçıların üstlerinden biri olan Bakras Kalesini ellerinden alarak ödelim. Sultanım, elbet bir ders icap eder ama Bakras Kalesi bizim için muamma değil midir? Öyle malumat edinmesi için zaman zaman gezgin yahut kılığa oraya gönderdiğimiz hafiyeler kalenin müm korunduğundan öte başka bir malumat da geri dönemedi.
Sultanım, neden Bakras Kalesi düşündün? Tam da bahsedilen bu sebepten dolayı; Sultanım, Bakras Anadolu'dan Suriye'ye, oradan da Mısır'a uzanan yolun geçit yeri. Kaleyi korur, fakat kalede ne vardır da bu kadar ihtimamla korunur onu öğrenmek isterim. Hem bu kadar iyi muhafaza ettikleri kaleyi devirsiz; şüphem yok. Böylelikle kafirlere büyük bir göz daha vermiş oluruz.
Etraftan düşünmek gerek. Sen hele var, bir dinen yaruk. Kararımı bildireceğim. Siz, nasıl? Emir buyurursanız. Sultanım, Allah'ım şükürler olsun. Yusuf sah, bize getir. Şükürler okusun. Ey Rabbim, emir y ruk. Hoş gelmişsin Selahattin; içeride midir sultanımızın yanında mı? Yok, kendisi gelmedi ama size teslim etmem için bir emanet verdi.
Niye gelemedi? Aksi bir hal mi vardır yoksa? Kaygılanmayın, sağlığı saati yerindedir. Şükür, onun da amcasının da. Mısır saraylarını çok sevdi. İkisi de o sebeple bir müddet daha orada kalacaklar. Onların orada kalışı saray sevdasına; senin buraya böyle ivedi dönüşünü de Şam sarayı sevdasına mı bağlıyım?
Emir Yari, Eyyubiler hiç kimseyi lafın altında kalmaz değil mi? Lafı sahibine göre tartarlar, diyelim. Öyle diyelim, emaneti verdim. Selametle basit bir mektup. Bu sadece iş nerelere geldi. Yeter artık, kaç defa konuştuk bunları? Kim olduğu maça çıkarsa ne olacağını düşündün mü?
Hiç merak etme; sen, senin adamlarının da tanımasına imkan yok. Rahip Andre bekletmedim değil mi? Hayır, hazırladık. Daha bu arada beni kırmayıp geldiğiniz için teşekkür ederim. Hazırlıklar tamamsa yola çıkabiliriz. Sen de mi geliyorsun bizimle? Evet, zorlu bir tertip olacak. Sizi yalnız bırakmak istemedim. Halil de yolda, o da bize gelecek.
Sizin çarşıda yeterince yükünüz var. Zaten adamlar gerekeni yapardı. Ben böylesinin daha doğru olacağına karar verdim. Sen iyi misin? İyiyim, siz gelince daha iyi oldum. Ne şanslısın ki doktorun yanında. Haydi o zaman, yolumuz uzun, vaktimiz var, gidelim.
Tapınak şövalyeleri yayı solundan gezer, Baldwin; sen de öyle yapacaksın. Her zaman mı? Eğer at üzerindeyseniz, sen dene bakalım. Daha çok çalışman gerek. Atışı yaparken gücünü sırtından alacaksın. Kolumuzun boşta kalacak. Harikasınız lord. Evet, bir fransıza göre harikayım ama bu aleti Türklerden daha iyi kullanan kimse yok.
Öyle mi? Evet, öyle. Türkler hayvanını hızlı sürerken bile hareketli, uçan ve duran hedeflere öne, arkaya, sola, sağa, yukarı, aşağı her yöne isabetli atış yapabilirler. Başkası yayına bir ok sürmeden Türkler 10 ok atar. Bu yüzden yayını bir ok sürdüğünüzde, o 10 ok atan türkü vurmalısınız. Rens hazretleri, anladım.
Haberler iyi, kral hazretleri ikna oldu. Chatillon yakında gökyüzünü görecek. Mükemmel, Yelin kontluğu. O konuda biraz kafası karışık. Yok mu, düşündün? Söyledi, o ben anlar bu işlerden. Takdir edersin ki kralın damadı hakkında bu şekilde söyleyemezdim. Majestelerine ikna etmemiz lazım. Hem bizim hem Şadon.
Ortada iki aday varsa birini elemek gerek, en kolay ik yolu bu. Yay tutan yumruğunu bütün gücüne sık. Balin Kudüs, kilerin benden önce çok şey vardı. Ha, öğreniyorsanız da çok şey var. Ah, Hani gidecekti? Nereden çıktı bu karar değişikliği? Sebeb açıkladı. Altındır, bir şey ara gerek yok; çok güveniyorsun Selah muhel.
La konuş, alt hesı yaptı. Miktar ilgisini çekince de gelmeye karar verdi biri değil. Ah, dediklerine göre Mısır hazine tükenmiş durum. Selahi canın koyduk karılığı, hiçb şe alamlar; bu onlar için ganimet yerine gelecek. Tanrı aşkına, gon bana yaptığı iyilikleri kendi gözünde gördün. Tanıştığınızda ikiniz de dipteydik. Şimdi o bir emir, sen hala çamurun içindesin.
Menfaat mevzu bahis oldu mu dostu falan tanımaz. Özgürlüğüne kavuşmuş. Ken, Bakras gelmen büyük fedakarlık benim için; hatır önemlidir. Sen de Şam'a gitmekten vazgeçmişsin. Lain, bab sana söz verdim; onu koruyacağım diye.
Natif için, yani Çetin bir yol olacağa benzer. Tedbiri elden bırakmayalım. Sen bu gurcu 2 gde nasıl y ettin, doktor? Şaştım kaldım. Vallahi ya! Bana bir dey ver hele. Meslek sırrı açık edilmez; bari şu dizim için bir şey söyle. Oyunun kuyruk yağını sür, dyd. Hasan, güzelce sıva üstünde bez ört, bir gece beklesin dedi.
İyi gelir mi sence? Kasabın reçetesini bir dene. Bak Halil gelir, belki. Ah, Sultan bu deli tayın aklına uyup Bakras sefer kararı alır mı? Des yıllar geçti ama sen sultanımızın başkasının aklına uyup hareket etmeyeceğini öğrenemedin bir mevut.
Sultanım, Bakras Kalesi harekât için bir karara vardınız mı? Sefer için hazır olun, hazırız. Sultan kararınız müspet olacağından emin olduğum için hazırlık emi evvelden verdim. Olabildiğince çok esir almaya çalışın. Kral Amal le pazarlık çetin olacak.
Mübarek olsun, rir hazretleri. Müjdemi isterim; altınların yerini bulduğunu söyle. Cevher hazineniz çalınanlar, onlar buhar olup uçmuş gitmiş. Onlara geçmiş olsun; yüzsüz yüzsüz itiraf mı edersin? Bunun neresi müjde? Kaybolan altınların yerini nasıl dolduracağım buldum.
Nasıl dolduracak mışı Selahattin? Şam'a gitmekten vazgeçip yüklü miktarda altın peşine düşmüş. Kimin altınları mış? Bunlar şu meseleyi baştan anlat hele. Tabii, efendim. Gel, nerede kaldın? Cemşit, geldim. Kontes, geldim.
Yani ikna etmek bayağı uzun sürdü ama dükkan işi tamam. Her şey istediğiniz gibi; Kontes, her şey istediğim gibi olmuş olsaydı ben burada olmazdım değil mi, Cemşit? Kontes Mila, her neyse, Miles intikamını kendi ellerimle alacağım inşallah. Şimdi sizi çok güzel bir Müslüman hatuna çevirme vakti, Allah'ın izniyle.
Hadi şimdi, ne yerimiz var? Alel cele şöyle bir şey buldum; hem sıcakta tutar. Anneni aradığını duydum. Ne biliyorsun hakkında? Neredeyse hiçbir şey, birkaç kırık dökük hikaye dinledim sadece; bir yerlerde yaşadığına, beni beklediğine inanıyorum, hepsi bu.
Tuhaf mı göründü sana? Aksine eğer böyle hissediyorsan kalbinin sesini dinlemen lazım. Ben de anneme yıllar sonra kavuştum. Nasıl oldu? Beni doğururken vefat ettiğini bildim hep; benim için sadece bir hayalden ibaretti.
Nee? Bunca yıl büyük bir sırrın içinde yaşamışım. Sonra gerçekler ayan olunca yaşadığını, hatta çok yakınımda olduğunu, her daim beni gözetip kolladığı gördüm. Kavuşmak tarifsiz bir duygu olmalı. Hani göz aydınlığı diyorlar ya, öyle bir şey. İnşallah sana da nasip olur; kesme ümidini.
Bu haritaya göre kuzeydoğuya gitmemiz gerekiyor. Senin görüşün nedir? Batıya gitmemiz lazım. Emin misin? Yola çıkmadan önce dyi çalıştım. Demek öyle. Başka ne öğrendin kaleyle ilgili? Savunmanın diğer kalelere göre kuvveti zaten malum. Sizin sayenizde de oranın tapınakçıların gizli kasası olduğunu öğrendim. Merakını uyandırmış; anlaşılan kayıtsız kalmak mümkün değil. Büyük bir serveti yönetiyorlar.
Samimi Hristiyanların bağışları dışında çoğu kanlı para; bu gücü bize karşı kullanıyorlar. Neden bizden uzakta duruyor? Alışık değil, yorulmuştur. Yol temiz; hayvan Harami eser yok. Acele edersek akşam olmadan kaleye varırız.
Haydi, nereye gittiklerini bir an evvel öğrenmemiz lazım. Lord Guy, bizden haber bekliyor. Ahan, Sultan madan olursa acaba derim. Bu yariy fazla mı itim edersin? Bunca yıldır tanırız; itimadımızı çıkardın mı ki etmel? Madem kaygı edersin, sen de Has birliğini hazırla, yaruk ile git.
[ __ ] Ben, Mevdud, ivedi şekilde Haçlılara bedel ödetme seek. Bunlar daha da cesaretlinin fetih olmayabilir ama bu akın onları hizaya getirecek. Bak, yari, hesabını kitabını yapmış; sen de git, hesabın doğru yürümesini sağla. Buyruk senindir.
Sultanım, Rino de Chatillon, Kral Amar'ın emriyle artık özgürsün. Bu eğri kılıçları bizi dost doğru tutan beni Sultan Nurettin'e karşı mahcup etmeyeceksiniz. Başınız dik, kılıcınız pek, yüreğiniz sert olacak. Yarın askerleri yareni hleri. Kale bizim, zafer bizim.
Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu ek. Has birliğimi hazır ederim yaruk. Biz de sizinle geleceğiz. Sultan Nurettin'in emridir. Yuki'nin yılp gutlar cephe g, gerisi hizmet de lazım elbet. Sultan aklı edep, yaruki edep, karşında Melik var. Sen emirs sözünü geçirebilir misin?
Geçir Melik Mevdud, meydan senin. Gelen giden yok, ortalık temiz. Söz s, rendi. Öncelikle hızlı davranmak mecburiyetindeyiz. Gün batım yaklaştıkça kaledeki önlemler katına çıkıyor. Yani, çok vaktimiz olmayacak. Seni yardımcım olarak tanıtacağım. Komutan bir isim; düşünsenize, edersiniz. Hazır bile. Sizler de civarı bildiğiniz için bize rehberlik ediyorsunuz.
Senin içeri girmen doğru olmaz. Bir tanıyan çıkabilir; bu riski alamayız. İnan bana, en güvenli yol bu. Hem senin dışarıyı kontrol etmen lazım. Latif benimle kalacak ama aması yok. Benle kalacaksın; kalelinin haritası sendeymiş.
Yuki, ben her şeyi hesap ettim. Melik Mevdud, sen merak etme. Yeter ki ayağıma kimse dolmasın. Askerin en büyük düşmanı kibirdir, bilesin; askerinin en büyük dostu da cesarettir, o da bende fazlasıyla mevcut. Melik mevcut, yılp gutlar. Cengaverler hareket alma vaktidir, haydi!
Yalnız bir vakit biçmem lazım. Vakit dolduğunda çıkmazsanız, anlayacağız ki bir hal var. Ben de içeri gireceğim. Nasıl yani? Bu çok tehlikeli olur! Buna gerek kalmayacak; planladığımız vakitte altınlarla beraber dışarıda olacağız. Haydi, biz ne yapacağız?
Evime sayende Bakras Kalesi ile alakalı bilinmez bir sır öğrendik. Şimdi bu kale nerede başlar, nerede biter; iyice bir bakalım. Vakti gelince lazım olacak. Durun, olduğunuz yerde kalın. Kimsiniz? Bakras, ne işiniz var? Dostlarımla Kudüs Krallığından geliyoruz. Geçerken kaleyi ziyaret etmek istiyoruz.
Buraya herkes giremiyor. Ya mektup göstereceksiniz ya izin belgesi. Komutan lordun geldiğini söyle; hemen. Tabii efendim, emla ilgilen. Ne demek oluyor bu? Tertip için mi? Öyle dedi; askerin bakışını gördün mü? Bılak, her gerçekten herhalde.
Nasıl sezemedim? Bak, eğer bize bir oyun ediyorsan, endişelenecek bir şey yok. Ne konuştuysa, oan. İşimiz bitince her şeyi açıklayacağım. Seni bir kez daha uyarma fırsatım olmayabilir. Bakras, bizim için düşman kesi değil; konuştuğumuz gibi. Lazım olanı alıp çıkacağız.
Tini, altınların hepsini el koymaktan geri tutacak bir sebep yok. Ona karşı uyanık ol. Olağanüstü bir durum yaşanırsa, ondaki bizden gizlediği bir planı var. Kalemizi teşrif ederek bizi onurlandırdınız. Haber verseydiniz, hazırlık yapardık. Ani gelişti; prenses Sib, yardımcı bir kız bakmak için geldik yakınlara.
Fakat dönüş yolu azı değiştirmek zorunda kaldık, lordum. Sizin misafirperverliğiniz bahsedince Bakras Kalesi'nin bizim için uygun bir durak olacağına karar verdik. Çok iyi düşünmüşsünüz. Ben Deniz Jonas Lord gümün yağ veriyim. Şovalye Edward da bize korumalık yapar; sizleri ağırlamak benim için şeref. Buyurun odama geçelim. Kızı da mutfağa göndereyim.
Yardımcı dediğime bakmayın, yeri mutfak değil; müthiş yetenekli bir sanatkardır kendisi. Eşinizin ilgisini çekecektir diye düşünüyorum. Tabii ki çok sevinecek bu habere. Siz yardımıyla ilgilenin. Buyurun, şük iyi mi var? Kazık sıyla döver. İçimde bir huzursuzluk var, emim.
Banla olan mazi, sana sıkıntı verir. Latif ama ona güvenebilirsin; bir aksilik çıkmadan her şeyi halledecek inşallah. Merak edim, efendim. Beklediğiniz konuk geldi. Söylediğim gibi, odasını aldınız mı? Evet efendim, zaman sana hoyrat davranmamış.
Atti baş piskopos hazretleri. Onca yıldızından da kaldıktan sonra hala iyi görünüyorsun. Bana iyi davrandılar diyebilirim. Bu son şansın olabilir, shat. İyi kullanmanı tavsiye ederim. Elbette; bu temiz kıyafetler senin için. Tabii, giymeden önce kendini de temizlemenin huzuruna çıkacaksın. Size minnettarım lord, gay burada mı?
Geldiğimden haberdar mı? Acil bir durum için Kudüs'ten ayrılması gerekti. Döndüğünde seni burada gördüğüne en çok o sevinecek. Elini çabuk tut yaş, giden asker. TEM değil mi? Evet efendim; geldiğimizden haberler olmalı. Vardığımız ad gizi söy. Emin bakalım, ne gelişmeler hepimizi üzüyor.
Kudüs'te durumlar n yasa; sakim. Tabii, çok sayıda askerimizi ve kıymetli bir şovalyem kaybettik, maalesef. Kım severdim hası birliği; üst üste önemli kayıplar yaşıyor, sizin de başınız sağ olsun. Bildiğim kadarıyla Kontuk sizin yakın dostunuzdur, değil mi?
Özür dilerim, böyle apansız söyledim. Siz yolaydın, tabii haberiniz olmamıştır; düşünemedim. Kontuk geçen sabaha karşı vefat etmiş. Tanrı günahlarını bağışlasın. Sizde yakındınız, herhalde kendisine. İbelin ailesi için trajik bir son; varisi kalmadığı için krallık belirlediği bir ismi atayacak kontluğu.
Hadi nöbet değişimle geç kalıyorsun. İbin için kimi düşünüyor? Kral hazretleri böyle şeyleri kendisiyle konuşmam; mutlaka en uygun kişiyi seçecektir. H ona şüphem yok fakat ortalıkta tuhaf dedikodular dönüyor. Nasıl dedikodular? R Deon zindandan çıkarılmış. Bu adam bir katil. Bunu kendi dindaşını öldürdüğü için söylüyorsanız kabul edebilirim ama Müslümanlara yaptıkları için yargılamayı.
Çünkü çok daha fazlasını hak ediyorlar aslında. Başka bir sebebi Olin alakası olduğunu sanmıyorum. Umarım etrafta ölümümü bekleyen senin. İbel doğduğun topraklara dönmeyeceğini dönmeyeceğin müsün?
Şayet ben ölürsem ve sen gelmezsen bu toprakları başkasın ulmuş olacaklar. Kral hazretleri, ron kralımla saygılarımı sunmama izin verin. Zindan hayatının zor geçtiğini duymuştum Shaon ama buna ihtiyacın olduğunu bilmiyordum; Tanrıya şükür sağlığım yerinde.
Bu kıymetli asayı sizin için getirdim. Benim için mi? Bana gösterdiğiniz merhametin karşılığında lütfen kabul buyurun. Ama merak ettim doğrusu; bana bu asayı neden getirdin? Şan bilirsiniz, Kral Süleyman asasıyla meşhurdu ve şimdi onun şehrinde hüküm sürüyorsunuz.
Dilerim ki kudretin de ona benzer dayanabileceğiniz bir asa gibi elinizde ve emrinizde olduğumu ifade etmek için seçtim bu hediyeyi. Kutsal toprakların vahşi canavarı uysal bir kuzuya mı dönüştü yani? Kralım, şüphelenmek haklısınız. Ben günahkâr bir kulum; herkesi zora sokacak hatalar yaptım. Ama zindanda geçirdiğim seneler doğruyu görmemi sağladı ve şimdi size hizmet ederek kefaretimi ödemek isterim.
Sen zanden eski devir kapandı; şaton krallığın artık barışa ihtiyacı var. Benim emrim olmadan bir delilik yapar, kurduğum düzeni bozarsan, katlettiğini çocukların babalarına teslim ederim seni. Sizi mahcup etmeyeceğim kral hazretleri, emin olabilirsiniz. Vadetten gibi, asa ol.
Asayı içten kemiren kurt olma demek; Beyrut'tan İskenderiye'ye, Kahireye kadar her yeri gördünüz. Doğrusu, bu benim cesaret edemeyeceğim bir şey. Bazı cesaretler insanın cesaret sahibi yapıyor. Bize güvendiğiniz için teşekkür ederiz, kurtmuşlar arkadaş, adam fren yatırıyor, bakran alıyor.
Tanrı, kutsal acınızı kabul etsin. Dilerim Kudüs'e sağ salim varırsınız. Çok sağ olun. Acımın da dünyalık. Sağlam hep Kudüs'ten konuştuk; Bakras. Durumlar nasıl Bakras? Tapınak bankaları içinde önemli bir merkez haline geldi; hem güvenlik açısından hem de güzergah üzerinde olduğu için hacılar bizi tercih ediyor.
Bağışlar da oluyor sanırım. Evet, Müslümanlar zafer kazandıkça İsa'nın yoksul askerlerine bağışlar artıyor; insan fıtratı böyle. Tanrıyı sadece felaket anlarında hatırlıyorlar. İnsanların güvenini kazanmak zordur. Kumandan, bund sizin payınız olsa gerek. Müthiş bir düzen var bu kalede; içeri girdiğiniz anda anlaşılıyor.
Papa Hazretlerinin teveccühüne layık olabilmek için gece gündüz çalışıyorum. Gittiğim yerlerde anlatmak için kurduğunuz düzeni yakından incelemek isterim. Kaleyi gezmeme müsaade eder misiniz? Tabii ki, burası sizin de eviniz lordum. Görgünün bilginiz hayranlık uyandırıcı. Bakalım sesiniz de Lord Geum'un övdüğü kadar güzel mi?
L bölmeye başladı. Nerede kaldın, lemma? Lemma! [ __ ] Aman aman! Wati wti mahim. Sen ne işin var burada misafirim? Ben beraber gel, bu tarafa geçmek yasak; komutanın odası kalenin diğer ucunda. Kusura bakma, bilemedim. Vur bakalım, sen vakit yetiştin. Selamımız okuyordu yoksa inem muskası.
Bu düşünce olanları gördün! Nasıl? Kapıdaki düzen oldukça iyi korunuyor; askerlerin dışında hiç kısım var. Oradan gitmek çok akıllıca olmayacak. O zaman arkasından lazım. Ah! Sen bu yolları nasıl böyle belledin, elim şaştı. Vallahi! Şanslıyız; burada işimiz daha kolay.
Halil, mecbur kalmadıkça kimseyi öldürmek yok. Bu insanlar suçsuz; unutma. Söz veremem, gavur gavurdur benim için. Ben de mi öyleyim? Gavurluk yaparsan evet. Dua et, tersime gelmesinler. Hadi hadi! Siz kimsiniz? Bunlarda anahtar yok; arka koridora açılan tek kapı bu. Bu kapıyı açmamız lazım, Halil. Başka çaremiz yok. İş başa düştü yine.
Müthiş bir ahenk; daha evvel böylesine rastlamadım hiç. Eğer arzu edersen, seni bu kalede ağırlamaktan şeref duyarım, Şemse. O şeref bana ait. Efendim, yalnız mümkün değil; Kudüs'e gitmem gerekecek. Prenses Sibilla beni bekliyor. Umarım yemekleri beğenmişsinizdir; gayet güzel aşım.
Kalede yürüyüşe çıkabiliriz. Lüzum yok, Jas. Birazdan gelir, zaten vakitlice yola uymamız lazım. Bu raflar baştan aşağı yeniden düzenlenecek. Cemşit, ya bazıları buraya alırsın mali hülyalar, en önde olacak elbette. Kontes, ah, ne dedim. Elbette Hümeyra hatun, esası da bir temizliğe ihtiyacı var.
Buranın muhakkak bu kalabalığı da al götür buradan. Şunları güzel ressim. Kim? Bu dükkanın eski sahibi mi? Hayır, bu Emir Selahattin. Selahattin çarşının ressamı, Dimitri çizmiş. Emir Selin'e teslim etsin; diy eski dükkan sah bırakmış. Emi, tükettin. Açıl artık, hadi Halil hadi! Hadi, Bismillah! Gayret Halil, hadi! Açıldı, açıldı! Artık açıldı, gayet.
Vakit doldu. Belli ki bir sıkıntı var; ne acizim, emim. Burada böyle ben içeri gireceğim. Sen de burada kalacaksın. Aman emim, Latif babana söz verdim; seni ona sağ salim teslim edeceğim.
İçeride neyle karşılaşacağım, emim? Olmaz, olmaz; ben de sizinle geleceğim. Ne göreceksen beraber görelim. Peki, ama içeride sözümün dışında hareket etmeyeceksin. Tamam. Peki, içeride nasıl gireceğiz? Şöyle bir dolanıp bakalım; kaç geçidi var surların.
Burası ne böyle, kabir gibi. Muhtemelen ani Tahi durumlar içindir. Dışarıyla bağlantısı vardır muhakkak. Buradan gireceğiz, merakımı mazur gör, emerim. Niye bu kapı? Burası Tali Geçit. Ana girişteki ve yan kapıdaki nöbetçiler saat başı yer değiştirdi ama buradakiler geldiğimizden beri aynı. Haydi, burada dört tane asker var. Dersen dolanıp geldik.
Burası da asker dolu. Şimdi saldırırsa indiririz. Ama kale ayağa kalkar; vakit de kalmadı. Ne yapacağız? En az beş saat uyanmaz Latif. Böyle bir silahım var; madem, niye söylemiyorsun? Komutan Şirkuh, sultanımız göndermiş. Aksi bir hal yok inşallah. Yarı ordusuyla sefere çıkmış; ne tarafa? Bakras Kalesine, bozuk Bakras Kalesine!
Emir Selahattin, Halil, ilgi üzerine çek; onları oyala. Kasaya girmeye çalışacağız. Başka çaremiz yok. Haydi, Bismillah! Sen nereye gidiyorsun? Merak etmeyin, komutanın odasına gidiyorum. Gel!
Oraya girmek yasak. Hiç bakma öyle! Bunları, toprağa çağırmıştı. Yapacak bir şey yok; anahtar da bizde. Hadi, evsiz askerler. Vakit geçince geleyim, dedim. Y! Hadi tez olalım, emir'im; benim bir diyeceğim var. Halil sonra dersin ama, diyeceğim. Emir'im Halil sonra bu taraftan askerlerim Yılıp Kutlarım. Kale ağımıza düştü, gün batarken harekete geçeceğiz.
E hangi kasa? Kuzey 5 adım, Batı 4; kahır, bu, sada anahtarla ilgili bilgi yok. Çok zamanımız da kalmadı, kapıdaki askerlerin yokluğunu fark ederler. Birazdan abim bunu düşünmüş olmalı. Burada bir malumat var; sağa doğru üç tur, üst tur sola bir tur, sağ iki tur kaldırı; okçul surlara çabuk olun.
Sevgiler geliyor zengiler mi geli? Geli, sen bizi tuzağa mı çektin ha? Hı hı. Evet.