📱

Get Our Mobile App

Take your business learning on the go!

Download on the App StoreGet it on Google Play

Hz. Adem'in Yaradılışı - Nihat Hatipoğlu ile Dosta Doğru Kolaj

Nihat Hatipoğlu - atv30:12

Transcription

Var mı? [Müzik] Evet efendim. Allah'ın selamı, rahmeti, mağfireti ve hidayeti hepimizin üzerine olsun. Bu geceniz hayır getirsin, bereket getirsin. Gecemiz şehirden uzak olsun. Yani annelerimizden razı olsun. Sen büyüksün ya Rabb'i. Amelimiz küçüktür. Kul küçük, amelle senin dergahına gelmiş, senin dergahına sığınmış. Amel küçük, kul da küçük ama ikram edilen çok büyük. Ya Rabbi, kerimsin, sen cömertsin. Kullarının ağzına sen razı olursun biliyoruz. Seni sen sensin ya Rabbi. Biz de biz işte biz eksiğiz. Biz de kapına gelmişiz. Eman vermişiz, emanı istemişsin senden. Ve Allah bir gün yaratmak istedi. Bi önce arşı yarattı. Aşka göğün yukarısındaki manevi gök demek. Az önce arşı yarattı. Sonra Allah suyu yarattı. Daha sonra Allah rüzgarı yarattı. Sonra Allah gökyüzünü yarattı. Sonra Allah bitkileri yarattı. Sonra Allah hayvanları yarattı. Sonra celle celaluhu melekleri yarattı. Sonra Allah cinleri yarattı. Sonra Allah insan yaratmak istedi. Arşın katları vardı. Arşın katlarını anlatırken aslında da şu hadisi iletmekle, şu rivayeti etmekle yetineyim. Rivayette şöyle dönüyordu son derece manidar bir rivayet. Dikkatlerinizi arz ediyorum buraya. Diyor ki hadiste, rivayette, gök ile yer arasında ne kadar mesafe olduğunu biliyor musunuz? Gökle yer arasında melekler dediler ki, Allah ve Resulü bilirler. Allah dedi ki, gök Allah Allah resulüne bildirdi ve Resulü dedi ki, gök ile yer arasında beş Yüzyıllık mesafe vardır. Sonra göğün her bir tabakası arasında beş Yüzyıllık mesafe vardır. Her bir göğün karanlığı, kalınlığı, her bir tabakanın kalınlığı beşyüz yıllık mesafedir. 17. gün üzerinde deniz bulunmaktadır. Yedi gök var. Yedi gün üzerinde deniz bulunmakta. Semada deniz bulunmaktadır ve bu denizin dibi ile iş üstü arasındaki mesafe yedi gök arasındaki mesafe kadardır. Yani 3500 yıldır. Brüt 3500 yıldır bu.

Sonra da bunun üstünde her biri g'ye benzeyen, yani insan suretinde olmayan 8 tane tabaka vardır. Her bir tabakanın arasında beş yüz yıl mesafe vardır. Toplam 3000, 4000 yıllıkta orada mesafe vardır ve onun üzerinde semada artış vardır. Arşın üzerinde Allah'ın kürsüsü vardı. O sizin yücel ablanız işte bu kadar yücedir. Bu anlatırken doğrusu bunu biz bile anlatırken ve bu kelimeleri ve bu cümleler, bu rakamları telaffuz ederken 52050 acze annelik idrak idrak un diyen su dikerek benim sözümün üstüne ne ekleyebilir, ne söyleyebilirsiniz? İn n50a çizen ilik idrak idrakın seni anlayamamak, seni hatta edememek, seni kuş atamamak seni anlamaktır ya rabbi diyen ve Allah'a teslimiyetini, miraçta peygamberine teslimiyeti gibi Allah'a teslimiyeti haykıran Hz Ebubekir Sıddık'ın sözünün üstüne ne ekleyebilirsiniz? Ne söyleyebilirsiniz ki kudret üzerine kudret, kuvvet üzerine kuvvet.

Ve Allah Adem'i yaratmak istedi. Allah insanı yaratmak istedi. Cebrail'e dedi, git ve topraktan numune al ve getir bana. Cebrail gitti, bedriki toprağa, bana toprak verdiğini kendinden bir parça ver. İnsanı yerden yaratıyor, gökten değil. Topraktan yaratıyor. Yücelen insana, kibirlenen, büyüklenen insana Allah diyor ki, sen bir şey değilsin. Ayaklarının altındaki bir şeysin. Sen kendini unutma. Dün toprak tın, bugün bir mermi parçasısın, bir su parçasısın. Elbiseye bulaştığında yıkanıp atıyorsun, pistir diye. Onunla namazda yıkılamıyorsun. Senin hammaddeden bu büyüklüyorsun, ilahlar atıyorsun, kralın aşıyorsun, Nemrut taşıyorsun. Sen bir şey değilsin ki. Kendinin farkına var diyor. Farkına varmak istemeyeni çepeçevre kuşatıyor. Toprak dedi ki, bu Allah'a sığınırım. Benden bir parça alma. Çünkü benden alınacak parçadan Allah insan yaratacak. İnsan Allah'a isyan edecek. Benden çıkan bir parçanın Allah'a isyan etmesini istemiyorum. Benden alma. Cebrail numune alamadan döndü. Yüce Rabbim Mikail'i gönderdi. Mikail, git ve topraktan bir parça al ve bana getir dedi. Ben ondan insan yaratacağım. Mikail gitti. Toprak Allah'a sığındı. Ya Rabbi, benden bir parça alma dedi. Çünkü benden çıkan sana isyan edecek. Benden çıkarın sana isyan etmesini istemiyorum. Ya Rabbi dedi. Mikail Aleyhisselam toprağın itirazı üzerine geri döndü. Allah dedi ki, Azrail'e git ve toprak al ve dön. Azrail gitti. Toprak ona dedi ki, ne olur gönderme ve benden ahım adedi. Azrail dedi ki, Allah emretmiştir. Sana rağmen alacağım. Toprak aldı. Beyaz toprak, siyah toprak, bu kırmızı toprak, kirli toprak, verimli toprak, verimsiz toprağı aldı ve yüce ablamızın yanına getirdi. Ya rabbi getirdim dedi. Çünkü Azrail kimseyi dinlemiyordu. En mikati görevi yapıyordu. Çünkü canları alanda oydu. Çünkü o canları alırken kimsenin gözyaşına bakmayacak. Onun için Allah Azrail'i gönderiyordu. Git ve al ve gel diyordu. Azrail gidiyordu, alıyordu ve dönüyordu. Allah'a arz ediyordu. Rabbim kabul ediyordu ve sonra Allah o toprağı her türlüsünden alınan toprağı yoğurdu ve ondan bir ceset oluşturdum. Az önce topraktı. Bakın Adem nasıl yaratıldı? Önce topraktı. Sonra çamur oldu Adem'in hammaddesi. Sonra cıvık bir çamur oldu. Sonra kuru bir balçova dönüştü. Sonra ateşte pişmiş kuru çamur oldu. Sonra insan oldu ve cennetin kapısına bir külçe gibi atıldı.

İşte o zamana kadar meleklerin başında olan Azazil, 80 sene ibadet etmiş bir cin, melek değil. Meleklerin başında ama melek değil. Adı Azazil. Azazil veya adı Halis, bu şeytanın gerçek ismi Azir, eski ismi veya Haris. Bu şeytan geldi. O gün şeytan değil, adı o gün İblis değil, kovulmuş değil. Çünkü İblis kovulan demek. O gün geldi oraya gördü. O balıkçılık insan suretindeki şeyi görünce, bu ne ki acaba dedi. Allah bunu niye yarattı? Geliyor, gidiyor ve Adem Aleyhisselam'ın hammaddesine tekme atıyordu. Bu nedir? Bu biçimsiz bir şey. Ne bu diyordu. Ağzından hava giriyor, başka yerinden çıkıyor. Bu ne biçim bir yaratık diyordu, alay ediyordu. Allah Adem'in cesedini o cennetin kapısında tamam mı? Kırk yıl bekletti. Sevenin kapısında beklemek lazım. En sevdiğin kapısında bekleyemezsen senseven olamazsın ki. Aşık kapıda bekler. Kırk sene Adem bir toprak parçası, yok cansız bir beden olarak cennetin kapısında bekletildi, atıldı oraya. Geliyordu şeytan ve her gördüğünde kızıyordu. Bu neyin nesidir? Bu niye gönderildi diyordu. Ve bir gün Allah ya hademe ruh üfürdü, kendi ruhundan emretti. Ruh içeri girince Adem'in kafasından bütün vücuduna yayılınca ruh kana dönüştü. Damarlarda kan oynamaya başladı. Hazreti Adem bildi. Adem Aleyhisselam insan olarak belirtildi. Allah ona ruh vermişti. Sonra Hz Adem kalkar kalkmaz er2, ben kimim diye sordu. Ama sen Adem'sin dedi. Hazreti Adem Aleyhisselam'a. Hz Adem Aleyhisselam, Ya Rabbi beni niye gönderdin? Seni insan olarak gönderdim dediğinde Elhamdülillah diyordu. Hz Adem Aleyhisselam. Allah diyordu ki, ben kimim biliyor musun Adem? Sen her şeyin yaratıcısı olan Allah'ın dedi. Hz Adem'in ilk kelimesi, sen rahatsın, sen Allah'sın. Allah diyordu ki, Adem doğru söyledin. Doğru bildin diyordu. Hz Adem yaratılıyordu böylece.

Sonra Hz Adem yaratıldı, gün cennete konuluyordu. Denilir ki Cuma günü cennete konuldu, Cuma günü yaratıldı. Yarın gibi yani. Hz Adem Aleyhisselam. Sonra Hz Adem'e yüce Allah dedi ki, Adem'e secde edin. Ama ondan önce melekler dediler ki, ya Rabbi biz sana ibadet ediyoruz. Ben seni biliyoruz, senin birliğinin farkındayındayız. Bir sana ibadet ediyor. Kendi Ya Rabbi neden başkasını yarattın ki? Bizim ibadetimiz yetmiyor mu? Ya Rabbi. Allah dedi ki, ben bilirim, siz bilmezsiniz. Ve sonra Allah meleklere dedik ise, çabuk hep beraber Adem'e secde ediniz. Bu melekler niye secde ettiler Adem'e? Denir ki, yüce Allah'a, ya Rabbi onu niye yaratıyorsun diye sordular. Ya o sorunun cezasıydı işte. Allah'a sorulmaz ki niye yarattın diye. O yaratmayı istedi. Sen itaat edeceksin. Melekler o soruyu sordukları için Allah meleklere Adem'e secde edin dedi. Bir sorunun cezası bu kadar ağırdı. Çünkü melekler sormamalıydılar. Melekler itaat etmeliydiler. Meleklerin görevi itaat etmektir. Sormak yoktu. Meleklerin nefsi yoktu ki. Çünkü çünkü onlar itaat etmek için yaratılmışlardı. Allah secde et dediği anda hep beraber secdeye kapanmalıydılar. Veya Allah yarattığı anda hep beraber onun yaratılışının sorgulamalıydılar. Evet, Allah emrettiğinde hep beraber secdeye vardılar. Biri hariç ve o biri şeytan. Melek değil, şeytan. Çünkü melekler nurdan yaratılmış. Şeytan ateşten yaratılmış, kirli ateşten yaratılmış. Bu şeytan kaybetti dedi ki, Ya Rabbi deli, sen benim rabbimsin, seni kabul ediyorum. Ama ben buna niye yineden secde edeyim? Karakter, mumin karakterimin atmak aktohum Turan deli beni ateşler yarattın, onu ise topraktan. Minel mintinin veyahut onu çamurdan yarattın. Ateş sahurdan daha güçlüdür. Ben ona niye secde edeyim? Kibrlendi, yüklendi. Onun için cehennemden ebedi, cennetten ebediyen kovuldu. Çünkü şeytan oldu ki, bir cennetten çıkarır, cehenneme sokar. Cehenneme sokar. Günah cennetten çıkarır, cennete sokmaz. Belki cehenneme sokan adamı ama o günah neticede mutlaka cennete sokar. Günahı affeder ama tipi ki bir affedilmiyor. Allah'a karşı işlenen ki bir kişiyi ebediyen cehennemlik yapar. Allah'a karşı işlenmiş günah kişiyi ebediyen cehennemlik kalmaz. Arada büyük fark vardır. Hz Adem Aleyhisselam'a secde etmedi bu şeytan. Allah dedi ki, sen tar değilmişsin. İşte şeytanın bize düşmanı buradan başlar. Çünkü Allah dedi ki, cennetten çık dedi. Cennetten koyduğunu bu şeytan unutmadı. Cennetten kovulduğunu Adem'in çocuklarına da ondan dolayı düşmandır. Kıyamete kadar düşmanlığı devam edecek. Çünkü o Adem'in çocukları ile hesaplaşmak istemektedir. Çünkü şeytanın taifesi, büyük şeytan Azazil piyes ama ya devam ediyor. Şeytanın grubu ve gurubu, şeytanın torunları ise yeni nesli ise bu yaşamaya devam ediyor. Adem'in çocuklarına tuzak kuruyor. Şeytan nasıl Adem'e tuzak kurduysa, bu şeytanın yavruları da Adem'in çocuklarına öylesine tuzak kuruyorlar.

Bir ayet Hazreti Adem Aleyhisselam'ı uykuya yatırdığı. Ya Rabbi, Rabbim bu adam uykudayken onun e kemiğinden Havva'yı yarattı. The how vah canlıdan yaratılan şey demektir. Hz Adem uyandığında yanı başında Havva'yı gördü. Sen kimsin dedi. Ben Havva'yı dedi. Sen niye geldin dedi. Allah beni seninle yakınlaşayım diye gönderdi. [Müzik] Sonra Hazreti Adem ile Havva bir araya geldiler ve cennete dolaşmaya başladılar. Allah Allah onları cennete koyarken dedi ki, cennetin bütün nimetleri ise helal. Ama şu ağaca yaklaşmayın. Buğday ağacını, incir ağacı, elma ağacı mı? Kimse bilmiyor. Allah biliyor. Sadece Hristiyanlar derler ki, o ağaçtan maksat cinselliktir. Yani karı koca yakınlaşmayacak sınız. Bu akla uzak görünüyor. Çünkü Allah bela tak Rabbi hezihi şey. Şu ağaca yaklaşmayın diyor. Şu ağaca, bütün ağaçlardan alıp yiyin ama şu ağaç yasak size. Allah kıskandığı için söylemiyor onu. Kulu deniyor, sana bir bir türlü nimet verdim. Şu nimeti benim hatırım için yeme diyor. Allah yasağı koyuyor, nimeti veren doğu, yasağı koyan doğu. Adem ile Havva o ağaca hiç yaklaşmadılar. Bir büyük şeytan ağlamaya başladı. Diyorlar ki, şeytan cennete yılan gibi girdi. Ama girdi işte imtihan gereği girmesi gerekiyordu. Onu cennete girdi. Hz Adem ile Havva'ya yaklaştı ve sonra ağlamaya başladı. Ama öyle bir ağlayışları ağlıyordu ki, Hz Adem Aleyhisselam ve Hz Havva, şeytanı acılar. Niye ağlıyorsun dediler. Tanımadılar onu. Bu şeytan dedi ki, size ağlıyorum. Size bize niye ağlıyorsun dediler. Dediler ki, dediler ki onlara, şu ağaç var ya. Evet dediler. Yasak değil mi size? Evet. Dediler, yasak bize. Ama niye yasak biliyor musunuz? Neden dedi? Hz Adem dedi ki, şeytan, eğer siz o açsan diyecek olursanız, ebediyen cennetten çıkmayacaksınız. Allah sizi cennetten çıkarmak istiyor. Eğer o ağacı yerseniz, cennette ebedi kalacaksınız. Bu nedenle Allah sizi cennetten günü gelincek olacağı için size bu ağacı yasakladı. O ağaçtan yeseniz cennete kalacaksınız. Vah vah, üzülüyorum size. Sizin için gözyaşı döküyorum. Siz gün gelecek bu nimetlerden uzak kalacaksınız. Yazık, günah değil mi size? Cennetten çıkmak olur mu dedi. O Adem ile Havva bir anda durdular, birbirlerine baktılar. Ama Allah'a isyan etmediler. Havva annemiz Adem'e dedi ki, doğruysa şayet meyveden yesek mi? Adem Aleyhisselam hayır dedi. Allah bize deli gibi ağaca yaklaşmayın. Ama şeytan bir surete giriyordu, bin defa yalvarıyordu. Ne gözyaşları döküyordu, ne diller döküyordu. Sizi bile kandırdın eden bizi kandırdı gibi bizi bir de aldatır the. Hazreti Adem cennette yalan olmayacağını zannediyordu. Çünkü cennete yalan olmaz ki. Cennete ihanet olmazdı ki. Cennete yalan olmayacağını zannettiği için Hz Adem bir an ruhu oraya doğru kaydı. Şeytanı dinlemek istedi. Şeytan o kadar yalvarıyordu, full diyordu, ebedi cennetin yolu buradan geçer. Sakın diyordu, burayı terk etmeyin. Yazık olur size. Nihayet Hz Adem ile Havva şeytanın tezgahına geldiler, oyuna geldiler. Yaklaştılar. Ayette çok önemli bir vurgu var. Valla tekul Amin haz işe cola demiyor Kur'an. Bu ağaçtan yemeyi demiyor. Valat akraba her hiç Ece ara bu acı yaklaşmayın diyor. Yemek ile yaklaşmak ayrıdır. Çünkü yaklaşırsan elin oraya gider. Kur'an zinadan bahsederken Valla tak rağbet akvet Valla takımı Zira diyor. Zina yaklaşma diyor. Zira işlem edemiyor. Çünkü zina yaklaşırsan, yani zinanın önceliklerine de birbirinizi sorarsanız, öperseniz haram olan şeye başlarsanız, soru da gelir diyor Kur'an. Öyle bir üstün kullanıyor. Yaklaşma. Harama yaklaştın mı, harama kayar ayağın. Şeytan kandırır seni. Senin dedeni kandırmadın mı? Ayağın üstü sürmedi mi? Seninkini de sürür diyor. Kişi zina yaklaşınca zinaya düşer. Harama yaklaşınca arama düşer. Hz Adem ile Havva yaklaştılar şeytanın tezgahı ile meyveye. Meyveden kopardılar. Yer yemez birden bire üstüne bir baktılar ki üzerindeki bütün elbiseler gitmiş. Bu çırılçıplak kalmış. Yağı Hazreti Adem koşmaya başladı. Öyle bir koşuyordu ki, ağaçlara takılıyordu, sağa sola kaçıyordu. Allah'tan bir ses geldi. Allah dedi ki, iyi madem benden mi kaçıyorsun? Benden nereye kaçıyorsun dedi. Hz Adem cevap verdi, senden kaçmıyorum Yarabbi, senden hayal ediyorum, utanıyorum. Günah işlediğim için ona ayak sürçmesi derler. Büyüklerin ayağı sürermiş. Ya Rabbi diyordu, senden utandığım için kaçıyordu. Yapraklarla örtünmeye çalışıyorlardı, edep yerlerini. Ama bedeli ağır olacak. Cennetten çıkarılacaklardı. Çok ağır olacaktı. Olur mu büyüdü e Adem dedem? Ne olur muydu? Sen melekler sana secde etmişken bir meyve yakalanmak olur muydu? Havva ninem ne olur muydu? Ey insan, olur mu şeytanın adımlarına uymak? Şeytanın oyununa gelmemek olur mu? En100 Hanoğlu şeytanla kadar ya bandı şeytana kadar güçlü, ne kadar akıllıdır? Esasen şeytan içimizde, yüreğimizde. Dışarıdaki şeytanın dışında bir de nefsimizin şeytanı var. Bizi aldatan, çaptan düşüren, ayaklarımızı kaydıran kimse kaymaz demezsin. Van'a o berrio nefsi innene Selam Maraton bir SUV diyordu. Hz Yusuf, ben nefsimi tebrie edemem. Nefis terbiyelidir diyemem ki. Nefis kötülüğü emredicidir. Kimleri baştan çıkarmadı? Şu kahrolası kötüleşmiş nefis. Uzaklaşmış sağ Allah'tan düşmüş, aykırı uzak yollara savrulmuşsa, başka iklimlere. Ne yapacaksınız ki? Adem Aleyhisselam cennetten indirildi yordu. Allah dedi ki, benim emrimi dinlemeyene cennete yok. Sen Adem de olsan, ilmi aşağı Hindistan'a indiriyordu. Ve Hz Havva validemiz Cidde'ye indiriliyordu. Mekan bomboş, şehir bomboş, kainat bomboş. O ağlayacak. Denir ki, ikiyüz sene boyunca ağladı Hz Adem. İki Yüzyıl boyunca sürekli ağladı. Melekler bile Hz Adem'le beraber ağlıyorlardı. Melekler de onunla beraber ağlıyorlardı. Adem'in gözyaşlarına melekler arkadaşlık ediyorlardı. Affetsen Ya Rabbi. Hatta denilir ki, Hz Adem Aleyhisselam'ın duaları içerisinde en etkili dua şuydu. Cennetten çıkarıldığında diyecek ki, Ya Rabbi Muhammed hürmetine beni affeyle. Hani diyorlar ya, medet olmaz diye. Canınız istemesede bin defa medet Ya Muhammed Aleyhisselam. Medetsiz olur mu? Himmet siz olur mu? Bereketsiz olur mu? Namazında Allah'a yöneliyorsun da, derdim bir su damlasıyla al ne diyorsun ya? Bir benim bu ibadetim hürmetine beni cehennemden kurtar diyorsun da, kainatın sevinci ve farklı olan Hz Muhammed'e medet olmayacak mı? 300000 kent medet Ya Muhammed Mustafa Aleyhisselam. Ya Rabbi, O'nun hürmetine, O'nun hürmetine Ya Rabbi sıkıntılarınızı gidersin. [Müzik] Tunç'un abi ham ince mill Valley ve lafa demiyor muyuz? Allah bütün sıkıntılarını onun salatasıyla gider. Ya Rabbi demiyor muyuz? Allah sorun yok bilmesine rağmen Adem diyor, Muhammedi nereden bildin sen? Allah biliyor. Aslında daha Muhammed'i yaratmadım ki. Allah, Allah'ın büyük peygamberi. Adem dedi ki, Ya Rabbi cennetin kapısında La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah gördüm. Ya TNT girmenin anahtarı Allah'ın bir olduğunu, tek yaratıcı olduğunu şiddet uzak bir şekilde iman etmek, Muhammed O'nun resulüdür demek. Ben Muhammed'in adını senin adını yanında görünce anladım ki sen onu çok seviyorsun. Su Allah, Allah affetmiştir. Adem ikiyüz sene gözyaşı döktükten sonra bir meyve yemenin bedeli 200 yıl. Göz göz bir meyve, bir meyve yemenin bedeli 200 yıl. Adam ağlayacak. Sonra Hz Adem'in duası vardır. Ne denir ki, şu yazdığımız duanın dışında şu dualar söylemiştir. Kal Ağa Rabbena Naz alemle enfuse ne ve inmem takdirlerine batar ham nedeni kum en önemli hasfirin. Yani Araf Suresi 23 ayeti. Adem ile Havva dediler ki, kirabi mız, biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. [Müzik] Daha sonra dediler ki, şu duaydı. Subhaneke Allahümme la ilahe illa ente Rabbi zalemtü nefsi. Sen fiilindeki entel hapur Rahim. Şuydu. Hacer ablam seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Sen benim rabbimsin. Senden başka ilah yok. Ben nefsimi zulmettim. Beni mağfiret et. Lafı ve rahimsin. Veya dediler ki, şu duadır. La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah. Allah'tan başka ilah yok. Muhammed O'nun resulüdür. Veya dediler ki, şu duadır. Hey Allah'ım seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Sana hamd ederim. Senden başka ilah yok. Kötü bir iş yaptım. Bu nefsimi zulmettim. Tevbemi kabul et. Sen tövbeleri kabul eder. Bütün duaların ortak merkezi. Ben nefsimi uzun. İyi o zaman ey kardeşim, ekran başındaki kardeşim. Bir günah işledin mi? Allah'a de ki, zulmettim kendime. Ya Rabbi, sen bana yardım etmedin. Ben kendime zulmettim. Beni bağışla Ya Rabbi. İdi demek lazım. Allah'a yönelmek için, yönüne bilmek için onu söylemek lazım. Adem Aleyhisselam onu söylüyordu ve yüce Rabbimiz Hz Adem'in tövbesinin kabul ediyordu.

O Adem ile Havva bir araya geldiler. Cidde'de o Adem ile Havva bir araya geldiler. Adem'in dist andan, hava cidden geldi. Arafat'ta bir araya geldiler. Sonra Hz Adem'e Kabe'yi inşa et emri geldi. Adem dedemiz Kabe'yi yaptı. Ağabeyi inşa etti. Ve denir ki, Adem ile Havva'nın karı koca yaşaması yüz sene sonra olmuştur. Yüz sene sonra Adem'in eli havaya, hayvanın eli Adem'e değmemişti. Asıl da bu insanoğlunun kadın ve erkekler ile bir ders ders. Nefsinize hakim olun. Şeytana uymayın. Bir anlık zevk ü sefa için bütün bir ahiretinizi berbat etmeyin dersiydi. Adem o dersi veriyordu çocuklarına. Havva o dersi veriyordu torunlarına. Sakın ha sakın ayaklarınız kaymasın diyordu. Mevlam bizi Adem ile Havva'nın torunlarını onun yolundan ayırma. Allah Allah bize merhamet. Evet efendim, bir ara vereceğiz. Bu aramızdan önce bu aramızdan önce Adem ile Havva ile ilgili söylememiz gereken sözler. Bu elbette ki henüz bitmedi. Doğrusu uçuşunu söyleyeyim. Bu Adem'in çocuklarına ve Havva'nın çocuklarına yapılması gereken şey, onların yolundan gitmek ve onun ölçülerine uymaktır. İnşallah.

Like at ve kanalına abone olunuz. Hiçbir şeyi kaçırmayın. Abone ol.