Transcription
Evet, şimdi veriyor dinleyenlere gelirim. Yani Allah'ın kitabına sorumlu gözle bakanlar. Geçen hafta demiştik ve Zuhruf suresi 36, 37, 38 ayetlerde Allah Teala, "Kitabıma sorumlu gözle bakarsa ona şeytanları musallat ederiz." der. Bu şeytanın gücüne gider. Yani hem kendi güdülerinin hem de etrafındaki insanları aldatan insanların güdümüne girer. Neden? Çünkü Allah'ın kitabını yeterli görmemiştir, ona sorumlu gözle bakmıştır, o kitabın anlayamayacağını söylemiştir. O şeytanlar var ya, ne yapar? Allah'ın kitabından ayrılacak şeytanların gücüne gider ve ne yapar? Allah'ın vahyine değer vermediği zaman şeytanların vahyine uymaya başlar.
Şeytanlar var, yeter mi eder? Mesela 312 ayet. "Böylece insanları aldatmak için birbirlerine süslü sözler var ederiz. İnsan ve cin şeytanlarını her ne diye düşman kıldık? Rabbim dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak." Yani şeytanlar var etmeye başlar. Şeytanların vahyi nedir? Eğer size dün adına biri, bir adına bir şeyler anlatıyor ve bu anlattığım şeylerin Kur'an'da bir karşılığı yoksa, Allah'ın dininde bu yoksa, o din adına size anlattığı iki insanın vahyi nedir? İnsanın fısıldamasıdır, insanların uydurmasıdır.
Allah'ın kitabına sorumlu gözle bakana şeytan bahsetmeye başlar demiştir ve böylece şeytanın güdümüne girer. Bir bunun farkında da olmaz zaten. Zuhruf suresi 40. ayette "Kendisini doğru yolda zanneden" vurgusu vardır. Kendisini doğru yolda zanneder, fakat o şeytanın güdümüne girer maalesef. O onay almayan her cins dostluğu, yani üzerine bir su selfie niteliği, şeytanın vahiyidir. Bugün fiyatı da birçok Kuran yerine kullanılan, şeytanların vadileriyle yazılan birçok kitap vardır. Birçok kitap, yani din adına Kur'an'dan onay almayan, Kur'an'da bir karşılığı olmayan, kaynağı Kur'an olmayan ve insanların önüne "din" diye sunulan bütün kitaplar, şeytanların vahyidir, şeytanların hesabıdır.
Araf Suresi 27. ayette demiştik, Rabbimiz, "Ey Adem oğulları, şeytan anne babanızın kötülüklerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak o bahçeden çıkardığı gibi sizi aldatmasın. Çünkü yandaşları sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların dostları yaptık." Yani inanıp güvenmeyenlerin velileri dostlar yaptık. İnanıp güvenen şeytanın velisi olmaz. Yani Allah'a inanıp güvenen, Allah ile arasını aracı koymayan, dualarını aracı koymayan, Allah'ın kitabını yeterli gören insan, şeytanın değil Allah'ın velisi olur.
Araf 27'de de ki, mesela Adem'in Adem'i bahçeden çıkaranlar elbiselerini soyarak diyor. O soru elbiseli. Bu Arap 26-27 birlikte okuduğumuzda takva elbisesini soymuştur şeytan ve onların kötülükleri açığa çıkmış, örtüsü açığa çıkmıştı. Oysa Allah onlara takva olmalarını söylemişti.
İsra Suresi 27. ayette bu, "İsraf edenlere" vurgusu yapar. Rabbimiz İsra 27. ayette "İsraf edenlere de şeytanla ortaklık" vurgusu yapar. "Şüphesiz israf edenler şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür."
Meryem Suresi 83. ayete bakalım. "Onları sürekli olarak fışkırtan şeytanları, o kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi düşünmedin mi hiç?" Bakın yine aynı vurgu. Şeytanları kâfirlerin üzerine göndermek ne demek? Kâfir ne demektir? Kâfir, örtendir. Geçtiği yöntemi, göğsünü görmezden gelen, gerçeği, Allah'ın kitabını büyükse, Allah'ın kitabını görmezden gelen, Allah'ın kitabının üstünü örten, Allah'ın kitabı hakkında yanlış tasavvurlara sahip olan, Allah'ın kitabına sorumlu gözle bakan, şeytanın gücü o insanın velisi olur.
Hicr suresi 4. ayette de mesela benzer bulgular. "Onun hakkında şöyle yazılmıştır, yani şeytanın hakkındaki yazılmıştır: Kim onu veli edinirse, bilsin ki kendisini saptıracak ve alevli ateşin azabına sürükleyecektir." Yani şeytanı veli edinenler, Allah'ın kitabını yeterli görmeyip de şeytanın güdümüne girenler, sonu alevli bir azap.
Evet, Enam Suresi 63. ayet. "Ama Allah'a yemin olsun, senden önceki ümmetlere elçi göndermiştir. Fakat Kuran'da onlara işleri süslü göstermişti. İşte bu gün onların velisidir. Onlar için elem verici bir azap vardır." Yine benzer vurgular Enam Suresi 43 ve Ankebut Suresi 38. ayet. Yirmi otuz küsur gösterir bazen. Mal, mülk, servet alemi de öyle kandırmıştı. Güç sahibi olmayasınız diye demişti.
Araf Suresi 20, 21, 22, 23, 24'e baktığımız zaman, "İşte dünya hayatı olarak süslü göstermişti." Yat, kat, araba, saltanat, eş, dost, akraba, evlatla insanı yoldan kaptırabilmişti şeytan. Ve bugün de aynı şekilde baktığınız zaman mesela El-Hakimüt-Tekasür. Tekasür suresi, bu çokluk tutkusu, çoğaltma tutkusu sizi oyalayıp durdu. Hatta zürtümülmekabir. Tabii tabii, kabirlere kadar. Hayır, hayır! Bu kesinlikle sizin sandığınız gibi değil. Hayır, kesinlikle ve kesinlikle hayır! Bu iş sizin sandığınız, bildiğiniz gibi değil. Kesin bildiği bilmiş olsaydınız, yeter hayatını cehenneme çevirmek için. Çoğaltma tutkusuyla bu dünya hayatını cehenneme çevirmekten bahsediyor. Cehenneme hayatınızı nasıl cehenneme çevirdiğinizi görürdünüz. Bu kesin bilgiye sahip olsaydınız. Bunda hayır, sonra göreceksiniz gözlerinizle göreceksiniz bu kesin bilgiyi. Memlekete önüne yağını. Sonra işte size verilen nimetlerin hepsinden sorulacaksınız.
Burada verilen nimetlerden soru anlamalıyız diye düşünüyorum. Önce yat, kat, saltanat, dünya malı, zenginliğine kapıldık da ve çoğaltma tutkusuna girdik. Biz ahirette huzura götürecek, Allah bizi ahirete huzura götürecek salih amel gibi, emri bil maruf, iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek gibi, Allah'ın ayetlerini insanlara hatırlatmak, cihad etmek gibi, salat gibi, infak, zekat, sadaka gibi nimetler. Bunların hepsi bir nimettir. Ahirette hesap günü bizi ebedi mutluluğa götürecek nimetlerden sorulacağız biz. Önce tekrarsız suresindeki vurgu, öncelikle bunlardır. Çünkü biz bu nimetleri yük görmezden gelip yaptık tutkusuna daldık. Dünya birleştik. Tekasür suresi buna vurgu. Öncelikle bunlardır. Çünkü biz bu nimetleri yük görmezden gelip yaptık tutkusuna daldık. Dünya birleştik. Tekasür suresi buna vurgu.
Ayrıca tabii ki Allah'ın bize verdiği nimetlerden de sorulacağız. O ayrı bir konu. Onlardan bize akıl vermiştir, aklımızı kullandık mı diye sorulacağı. Biz e rızık vermiştir, rızkı onun istediği gibi kullandık mı diye sorulacağı. Elbette ama Tekasür suresi bu vurgu, çoğaltma tutkusuna kapılarak terk ettiğimiz gibi ebedi saadete götürecek nimetler.
Ve veylün li külli hümezetil-lümezeh. Hümeze, incitici konuşmak demek. Ve olsun ona, onun sonra uçurumdur. O hayal kırıklığına uğrayacak. Kim? Kimin gizli konuşan ve lime lime de dolanması sözlerle, direkt değil, sözlerle insanlara çamur atan, itibarına kast eden kişiler için kullanılır. Özellikle bu dili siyasetçiler çok kullanır. Birisini hedef göstermez. Mesela size terörist demez. Direkt fakat teröristlere görüşüyor, falanca ile görüşüyor, dövüşüyor diyerek, gizli dolanması sözlerle insanlara çamur atanlara. Ve olsun dedi. İşte bunlar ayarlar.
İşte bu Allah'u akla da o hesap eder ki malı onu ölümsüz kılacak. Kurt ölümsüz kılacak. Sultan resmi nasıl kandırmıştı? Allah sizi ölümsüz olmayasınız diye size bu yaprakları koydu demişti. Atıyoruz ya da malı onu ölümsüz kılacak. Üstü sayımı insanlar bugün, yani insanları aldattığı gibi yine bugün de insanlar aynı şekilde şeytani güdülerle veya etrafımızdaki şeytanlar tarafından aynı şeyleri aldatıyor, alamıyoruz.
Kella, le yünbeze-thenne fil-hutameh. Hayır, o utanma ya atılacaktır. Hutameh nedir? Bilirmisin? Hutameh, işte 30 tutuşturulmuş at. Yakıtı nedir? O ateşin dünya hayatında iken biriktirdiğin eşyalar, malzeme, küçükse biriktirip saydıkların. O gün çöp haline gelecek ve çoğu çöpler tutturulacak. Evdeki çatal, eskiden öyle beynin değerini düşürür.
İnneha aleyhim museddetün. İşte o kuyuda, o tutuşturulmuş at içerisinde üzerine kilitlenmiş bir vardır. Kendisi de okuyor. İçerisinde biriktirdiği mallar ateşe verildiği de verilecek ve kendisi o afiyet içerisinde olacaktır vurgusu önemlidir. Yani şeytanlar yine bi bi mal mülkle aldatıyor, dünya hayatını sütüyle aldatıyor. Tüpün 663 ayeti olduğu gibi. Evet, bu dünya malına gereğinden fazla değer vermek ve bu mecburiyetten içerisinde mülkü nasıl sahibi olan ve bizi rızıklandıran Rabbimize karşı olan görevlerini ihmal etmek, hiç ölmeyecekmiş gibi servet biriktirmek, etrafın aldatmalarıdır.
Peki müminler ne yaparlar? Zuhruf suresi 37. ayetler örnek söyledim. Müminler ne yaparlar? Ünlem. Şunu yaparlar. "Onlar öyle kimselerdir ki, onların ticareti ne alışveriş Allah'ın zikrinden, namazı kılmaktan ve zekat vermekten alı koymaz. Gözlerin döneceği bir günden korkarlar." Evet, müminler Allah'ın ayetlerine inanıp asla ve asla şeytanın bu tuzaklarına gitmezler.